Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/gsbasket/public_html/index.php:2) in /home/gsbasket/public_html/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
Engin Ağzıdeli – GSbasket.Org http://gsbasket.org Galatasaray Basketbol Sitesi Wed, 14 Jun 2017 17:57:24 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.7.5 ŞUBEYİ SAHİPLENEN AMA KENDİ SAHİPSİZ BİR ADAM http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/subeyi-sahiplenen-ama-kendi-sahipsiz-bir-adam/ Wed, 14 Jun 2017 17:51:08 +0000 http://gsbasket.org/?p=4588 Bu yazı belki sinirle yazılmaya başlandı. Belki olayda bilgi kirliliği de vardır. Hatta daha önce Ataman’ın yıprandığını ve bu sezon ayrılmasının ve biraz basketbolsuz yaşamasının doğru olabileceğini bile düşündüm. Hatta belki de bugünkü karar doğru. Ama mevzu bunlar değil. Mevzu yıllardır sahipsiz bir şubeyi sahiplenen ama kendi sahipsiz olan bir adamın başına gelendir. Yazıya başlamadan önce yazıda kullanılan fotoğrafların ”fotoşop” olma ihtimalinin daima olduğunu da belirteyim. Malum; bizde böyle…


Geçen seneki çılgın fiyatlı kombineler ilk açıklandığında ”bu sene de bizim koltuğu alırım ama her maç 2 mola da ben alırım artık” diyen bir babam var. Malum kombinesi saha içinde benche 3 metre mesafede yıllardır. Esprisi komik değildi belki ama adam için Ataman olduğu sürece umut vardı. Adam için Ataman, İzmit’ten öğlen oynanan Banvit maçına gelme sebebi. Ataman bu yılki Anadolu Efes serisinin ikinci maçı sonrası ”son maçta o salonda 10000 Galatasaraylı’yı bekliyorum” minvalinde bir şey dediği için maça 2 gün kala bilet bul diye başımın etini yiyip İzmit’ten otobüsle bu maça gelen bir adam. 2 senedir ara ara çıktığım Galatasaray TV yayınlarında Ataman hakkında bir şeyler demediğim zaman arayıp ”niye demedin?” diye soran adam. Ve inanın ki babam spesifik bir örnek değil. O salonda yıllardır kombine alan, verdiği paranın aldığı hizmete denk düşmediğini bildiği halde bunu umursamayan bir sürü adam bugün Ergin Ataman için üzülecek. Peki sizce bu insanların Ataman’a duydukları güvenin nedeni her sene o ya da bu şekilde ortaya bir hedef koyup o hedefe yürüme isteği olabilir mi? Ya da bu insanların yüzde beşi size güveniyor mu? Güvenmeyi bırak tanımıyorlar bile.

Ataman’ın hataları yok muydu derseniz size 3 yazı büyüklüğünde Ataman’ın hataları arşivini çıkarabilirim. Hatta bundan 5 yıl sonra Ataman bu yıl yaptığı transferleri hatırladığı vakit ”alkollü müydük lan acaba bunları alırken?” diyip bir gülümser bence. Ama Ataman yaptığı her olumlu ve olumsuz hareketin cezasını kendi çekti. Yaptığı yanlış transfer yüzünden sezonluk lig lisanslarını bitirince kendi çaresiz kaldı. Nolan Smith ile kötü ayrılınca Quinn Cook transferi olmadı ve kendisi yeniden oyun kurucu aramak zorunda kaldı. Scouting konusunda tembel davrandı ve bu yüzden hep sezon içinde daha fazla emek harcamak zorunda kaldı. 10 milyon dolarlık bütçeyi iyi kullanamaması da bizzat kendi kariyerine bir darbe oldu. Ama biz bu 5 senenin neredeyse tamamında iddialı olduk; her şeye rağmen hem de. Bunda Ataman’ın payı yok mudur?

Peki siz Sayın Topsakal, Ataman’ın Galatasaray’ı zarara uğrattığını söylüyorsunuz. Eğer amacınız şaka yapmak değilse, 5 yıl boyunca neredeydiniz? Göreviniz gereği Galatasaray’ı korumak görevinizken, 2016’nın Haziran ayında, Eurocup alınmışken bu iddianızı neden gündeme getirmediniz? Neden sezonun sonunda Galatasaray’ı (kulübe zarar verdiğini bildiğiniz halde) Ataman’dan kurtarmadınız? Ciddiye alınmayacağınızdan mı, yoksa kupanın altında ezileceğinizden mi korktunuz? Gerçi kupalı fotoğrafa kendini photoshop ile ekleten birisi için fazla iddialı söylemler olurdu Eurocup sonrası Ataman hakkında olumsuz beyanda bulunmak.


Galatasaray’ı zarara uğratmak demişken; antrenörünüz 3 sezondur hakemler konusunda çıldırma noktasına gelmişken tarafsız olarak bakıldığında birçok maçta takımın aleyhinde düdükler ile takım mağlubiyetler alırken siz neredeydiniz Can Bey? Çıkıp 1 kere olsun bu kulübün haklarını savundunuz mu? Federasyonun bir personelinin yaptığı hatadan dolayı derbi galibiyeti hükmen gasp edilirken siz neden saklanacak delik aradınız? Federasyonun yapmış olduğu, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın aslında alakasının bile olmadığı bir olayda Galatasaray alenen mağdur edilirken siz nasıl rahat rahat o koltukta oturdunuz? Kulübü zarar ettirenlerin kulüpten ayrılmasını gerektiğini söylüyorsanız; sizin de derhal istifa edip yerinize kulübü zarara uğratmayacak bir personelin gelmesi gerekmez mi?

Yönettiğiniz (?) şubenin bir önceki forma sponsoru Champion yeni sezon formalarını , takım sezonu açtığı halde üretememişken siz bu durumda ne yaptınız Can Bey? Eski formaların heryerini bantlayıp takımı sahaya çıkartmaya utanmadınız mı? Şarap üretecisi olduğunuz söyleniyor. Siz şarap üretirken tedarikçi firmadan alkol gelmedi diyip şarapları alkolsüz üretebiliyor musunuz?

Sayın Topsakal; Göktürk Ural’a Ataman’ın attığı tokat yüzünden görevi bırakmıştınız. Bunu da açık açık söylemiştiniz. Peki Ataman halen bu takımın antrenörüyken basketbol şubesinin başına hangi yüzle geçtiniz? Tokatın kızarıklığının geçmesini mi beklediniz? Ya da göreve yeniden geldikten sonra Ataman’ın elini sıkarken yüzünüz kızarmadı mı? Lafınızın arkasında duramadınız mı? ”Bana ihtiyaç olduğunu hissettiğim için tekrar geldim” derseniz eğer; Ataman yerine Kunter tercihinizi daha da iyi anlamış ve hayal gücünüze daha da hayran kalmış olurum.

Koç konusunda karar verecek yetkili ben olsaydım, Ataman ile çalışmama fikrini düşünürdüm. Ataman’ın yıprandığı, basketbolun biraz dışında kalarak rejenere olması gerektiğini bu yıl hep hissettim. Hocanın çaresizliğine bu sene çok şahit olduk. Hatta iddiasız olduğu, bütçeden bahsettiği anlar hiç kendi tarzında söylemler içermiyordu ve Ataman her bu tarz açıklama yaptığında ben kendisinin iyice yıprandığını hissettim. Ama kendisiyle yolları ayırmak istesem bile bunu ”basın önünde küçük düşürücü demeçler vererek” değil, teşekkür edip onore ederek yapardım. Aldığı kupaları yanyana koyup bir basın toplantısı yapmak çok zor olmazdı değil mi Can Bey?

Fakat şubenin zarara uğratılmasını istemeyen Can Bey, bugün Ataman’ın istifa etmesini alenen isteyenleri bile çıldırtacak noktaya getirerek bu şubeye ”photoshop ile düzeltemeyeceği” kadar zarar vermiştir. Yeni antrenörümüz Erman Kunter’i bile ateşe atmayı başarmıştır. Erman Kunter’i sükunet içinde getirerek hocaya rahat çalışacağı bir iş ortamı sunup baskıyı üzerinden almak yerine, Erman Kunter’e bizzat Ergin Ataman olma görevi vermiştir. Ve bu hem Erman Kunter’e hem de doğal olarak Galatasaray Erkek Basketbol Takımı’na zarar verecektir. Edilen teklifi kabul edip gelen adamı ilk günden ateşe atmak, yöneticilik adına size yakışır bir iş oldu Can Bey.

Başkanımız Sayın Dursun Özbek’e de değinmek istiyorum. Kendisinin Ataman ile devam etmeyi istediği konusunda hemen hemen herkes fikir birliğine varmış durumda. Malesef ki sportif olarak bu kadar başarısız geçen başkanlığınız döneminde size nefes aldıran bir Avrupa Kupası hediye eden antrenörünüz için , kendi fikriniz de pozitifken keşke bu konuya bizzat dahil olsaydınız. Sizin isteğinizle olmayan bir şey bugün sizin sorumluluğunuzda gerçekleşmiş oldu. Belki de bu yanlışı düzeletecek zamanınız halen daha vardır.

Son olarak Ergin Hocam; hatan da sevabın da büyük. Ve ilk geldiğinde Oktay Mahmuti’nin ayrılığı neticesinde sana soğuk bakan taraftarı etrafına toplayıp, ”içerde” ve dışarda bütün problemli yapılara rağmen bu takıma hem şampiyonluk hem Avrupa kupası kazandırdın. Kupalardan bağımsız olarak sen bu takıma iddialı olmayı, başı dik tutmayı getirdin. Gerekirse tek başına herkesin karşısında durdun. Bu yüzden bütün bu sana karşı durup seni engellemeye çalışan insanlar ya unutulacak ya da sırf sana karşı oldukları için senin popülariten yüzünden akıllarda kalacak. Bugün belki bir veda olabilir ancak ben seni ilerde bu klübün başında ”herkese kafa tutan” halinle tekrar göreceğimi biliyorum. Belki de safralar vücuttan atılana kadar burada olmaman senin de hayrına olacak. Şimdilik hoşçakal; aslan yürekli hocam!

NOT: Photoshoplar kötü çıkmış olabilir, haklısınız. Malum herkesin photoshop bilmeye ihtiyacı yok. İyi bilen zaten kendini belli ediyor 🙂

YAZAR: VEYSİ DENİZ BASKIN

]]>
Analiz | Ryan Boatright http://gsbasket.org/genel/analiz-ryan-boatright/ Fri, 09 Jun 2017 18:19:24 +0000 http://gsbasket.org/?p=4574

OYUNCU PROFİLİ

BOY: 1.80
KİLO: 80
YAŞ: 25 / 27 Aralık 1992
KOLEJ: University of Connecticut
TAKIM: Cedevita

NCAA YILLARI

Connecticut Huskies ile NCAA şampiyonluğu yaşayan Boatright kolej kariyeri boyunca Andre Drummond, Jeremy Lamb, Shabazz Napier gibi oyuncularla aynı formayı giydi. İstikrarlı bir kolej kariyerine sahip olan Boatright, Senior sezonunda 17.4 sayı, 4.1 ribaund, 3.8 asist yaptı ve %41.1 3 sayı yüzdesiyle oynadı. Sizleri bu bölümde çok yormadan oyuncunun analizine geçelim.

OYUNCU ANALİZİ

Kasım ortasında Cedevita ile anlaşan Boatright, sezon içerisinde çok güzel performanslar ortaya koydu. Özellikle Valencia’ya karşı yaptığı 37 sayı – 11 asist ile dikkatleri üzerine çekmişti. Adriyatik Liginde Partizan ile deplasmanda oynadıkları PlayOff Yarı-Finali 2.maçında da efsane bir oyun ortaya koymuştu. Bu arada yazıyı okumadan önce kendi yaptığım, Kızılyıldız-Partizan (2)- Cibona maçlarından derlediğim Ryan Boatright videosunu izleyebilirsiniz.

Bir önceki yazımda Kane’in oldukça tahmin edilebilir bir oyuncu olduğunu belirtmiştim. Boatright’a bunu söylemek büyük haksızlık olur çünkü Boatright’ın cebinde birden fazla silah var. Peki bu silahlar neler?

2015-2016 (ORLANDINA / Lega Basket): 19.2 Sayı – 4 Ribaund – 2.5 Asist – %44 3 Sayı (3.0/6.8) – 3.6 Top Kaybı
2016-2017 (CEDEVITA / Adriyatik): 16.2 Sayı – 2 Ribaund – 3.4 Asist – %52.1 3 Sayı (2.6/4.9) – 2.6 Top Kaybı
2016-2017 (CEDEVITA / Eurocup): 17.7 Sayı – 3.1 Ribaund – 4 Asist – %37.5 3 Sayı (2.1/5.7) – 4.4 Top Kaybı

Avrupa basketbolunda yaşanan yetenek fakirliğinde, iyi bir koç sizi çok kolay analizleyebilir, sizi çok kolay tahmin edebilir ve sizi çok kolay yenebilir. Saha içine müdahale edemediğiniz anlarda takımınızda bulunan yetenekli oyuncular sahne alır ve sizi ayakta tutar. Takımın tavanını etkileyecek derecede önemli bir yere sahip olan bu kısa skorerler hücumda birebirler dener, el üstü şutlar atar, çembere gider ve bunlardan pozitif sonuç aldığında sizi skor-oyun olarak her zaman maçın içinde tutmaya çalışır. Hücumda sınırlı olmamak ve savunmada rakibin karşısında kalmak, üst seviyede var olup fark yaratmak için 2 değerli özellik. Öncelikle çemberle arasında özel bir bağ bulunan Boatrigth skorunun büyük bir kısmını yüzdeli şut (orta mesafe-üçlük) performansıyla üretiyor. Her türlü şut seçiminde belirli bir yüzdenin üstünde isabet bulan Boatrigth, şutlarını sol dribbling üstünden attığında daha başarılı sonuçlar elde ediyor. Delici bir oyuncu olan Boatrigth topu sağına vurduğunda genellikle çembere gitmeyi tercih ediyor. Yani sol dribbling şut ve sağ dribbling çembere gidişi, hücum temelinin 2 ana parçası. Sağ dribbling üzerinden çembere gittiği her pozisyonda mutlaka rakip savunmayı yeniyor, yani birebirlerden galip çıkıyor ve bu da skora yansıyor.

Üst seviye basketbolda şut seçimlerinin değeri kuşkusuz çok önemli. Küçük hataların bedeli büyük oluyor. Boatright geçiş hücumlarında erken şut seçimlerinde bulunuyor. Boatright’ın geçiş hücumlarında şutlarını kötü attığı bir günde canınız fazlasıyla yanabilir. Çünkü hem rakibiniz temiz savunma ribaundlarını alacak, hem de ivmeyi siz kaybederken onlar kazanacak. Yine de geçiş hücumlarında skor bulma yönünden oldukça etkileyici. Rakip savunmaya oturmadan çembere atak etme düşüncesini aklından hiç çıkarmıyor. Erken şut kullanmak yerine çembere gittiğinde daha olumlu sonuçlar aldığını söylemek gerek. Boatright’ın set oyunlarında statik şutları cezalandırması da altı çizilmesi gereken noktalardan biri. Şut demişken onu Mr.Buzzer Beater diye tanımlamakta herhangi bir sakınca görmüyorum. Zira ellerin titrediği-el yakan toplarda çok soğukkanlı davranıyor. Boatright, 24 saniyenin bitimine 4 saniye kala kullandığı şutlarda pozisyon başına 1.66 sayı üretiyor. Tehlike anında camı kırınız. Gerçekten olağanüstü bir istatistik fakat bunu Adriyatik Liginde yaptığını da belirtelim.

Boatright pasör bir kısa değil. Skorunu her zaman ön planda tutan bir kısa. Yukarda yazdığım gibi skorunu takıma zarar vererek değil, takıma yarar sağlamak için üretiyor. İstatistik peşinde koşmuyor. Bu arada pasör değil derken asıl değinmek istediğim konu, uzunlarla iyi Pick and Roll oynayamaması. Örneğin top kayıplarının çoğunu Pick and Roll oyunları sonucu yapıyor. Bu yüzden pozisyonu temiz oynamak için tepeden veya forvetten oynanılan Pick and Roll hücumlarını kendine oynuyor veya pozisyonu yoksa topu forvetlere veriyor. Hatta forvetleri oyuna dahil etme noktasında, çembere atak ettikten sonra köşelerde-forvetlerde boş kalan oyuncuyu buluyor, topsuz koşu yapan arkadaşlarını da ödüllendiriyor.

Fizik dezavantajları oldukça fazla olan Boatright savunmada perde geçişlerinde savunma yerleşimini bozuyor. Aslında en büyük eksisi de bu. Sol veya sağ pick, farketmiyor. Sürekli olarak picklerde duvara toslamış gibi oluyor ve rakibin ekmeğine yağ sürüyor. Her defasında takım savunması Boatright’ın eksiklerini kapatmak için çok çaba sarfetmek zorunda kalıyor. Ayrıca Pick and Roll’de adam değişimi sonrası sırtı dönük oyunda Boatright’ı arkasına alan bir oyuncu, o anda sayının yarısını atmış duruma geliyor. Sağdan ve soldan drive eden kısalara karşı da lateral hızı yetersiz. Özellikle Partizan serisinde William Hatcher’ın Boatright’ı birebirlerde yenmesi Boatright’ın bu eksik yönünü de ortaya çıkardı. Boatright’ın savunma konusunda tek mini-artısı topa baskı konusunda ortaya biraz enerji koyabilmesi. Önümüzdeki sezonlarda çalışacağı koçlarla belki de bu konuda biraz daha aşama gösterir fakat Euroleague seviyesinde bu savunmanın pek kabul edilebilir bir yanı yok. Boatright Eurocup seviyesi için çok büyük bir skorer. 2 ve 3 numaralarınız eğer ki oyunu yönlendirebiliyorsa, arkada da çember koruyucunuz varsa takım savunmanıza güvenip Boatright’ın savunma zaaflarını görmezden gelebilirsiniz ve onunla güzel zaferlere ulaşabilirsiniz.

Engin Ağzıdeli

]]>
Peki Şimdi Cavs Ne Yapmalı? http://gsbasket.org/nba/peki-simdi-cavs-ne-yapmali/ Wed, 07 Jun 2017 19:02:23 +0000 http://gsbasket.org/?p=4570 Ben genelin aksine bu serinin bitmediğini düşünüyorum. Ancak Cleveland staffı maç içindeki yanlışları görmemeye devam ederse bu seri GSW lehine biter. Bana göre Cleveland’ın yapması gerekenleri ele alırsak.

1) Draymond Green ile Tristan Thompson değil, Love eşleşmeli. Draymond Green’den 3-5 sayı yememek için onu Tristan Thompson’a tutturdular ve Green de içeri doğru düzgün adım bile atmadı maçın çoğu dakikasında. Cleveland mevcut planda potayı Love ile korumak zorunda kalıyor ve buna devam ederlerse Durant aynı ilk 2 maçta olduğu gibi Cavs pota altını her penetre ettiğinde perişan eder.

2) Cleveland stratejileri gereğince doğru düzgün hücum ribaundu kovalamıyor. Ellerinde Love ve Tristan Thompson gibi müthiş 2 ribaund gücü varken hücum ribaundlarına girmiyorlar bile. Bunun amacı da erken geri koşup GSW’nin etkili transition hücumlarına karşı çabuk savunmaya yerleşmek. Ancak bu da gördüğümüz üzere başarısız bir önlem. Cavs bunun yerine hücum ribaunduna iki uzununu da sokarak hem daha çok hücum etme şansını yakalamalı hem de en azından rakibin temiz ribaund almasını engelleyip GSW transition hücumlarının en azından daha dengesiz başlamasını sağlamalı.

3) Cleveland çok gerekmedikçe kısalmamalı. Çünkü kısa beşlerde Durant çemberi koruyabilirken Cavs’ın böyle bir şansı yok. Cavs kısaldığı anda GSW farkını ortaya koyuyor ve Cavs bu periyotlarda bir şeyler yapabilse bile neticede oyun GSW’nin istediği şekilde oynanmış oluyor. Tempoyu düşürmemeliler ancak kısalmak ile Cleveland’ın elde edebileceği hiçbir şey yok.

4) Korver oyundayken GSW özellikle onun adamından screen getirdi ve Cavs her seferinde switch yaparak Korver’ın resmen rezil olmasını sağladı. Deron da benzer durumdayken Korver ve Deron aynı anda sahada olmamalı. Golden State hücumda Korver’ın adamından aktif screen getirdiğinde ise Cavs switch yapmadan savunmaya çalışmalı. Gerekirse ters taraftan yardım getirip toplu oyuncunun hareket alanı kısıtlanabilir fakat Cleveland’ın sezon boyu böyle şeyleri çalışmadığı, maçlarda uygulamadığı da gerçek.

5) Lebron kenardayken genelde Love da kenara geliyor ve bu bölümde ”verin Irving’e oynasın” basketbolu oynuyor Cavs. Daha doğrusu oynayamıyor çünkü ne Kyrie kafa olarak burada ne de kendi skorunu üretebiliyor. Kyrie bu haldeyken ve çevresini de oyuna dahil edemezken; Lebronsuz kısa aralıkları Deron-Love ile oynamak daha mantıklı olabilir. Tempoyu düşürüp bu ikilinin pick n popları ile Lebronsuz bölüm idare edilebilir. En azından bu şekilde diğer oyuncuların maça girme şansı arttırılmış olur.

6) Frye daha çok sahada kalmalı. Cavs’ın big threesi haricinde en istikrarlı şut atabilen oyuncu Frye ancak Cavs bana göre saçma bir şekilde kısaldığı için süre bulamıyor. Cavs şutörleri rezil haldeyken Frye denenmesi zorunlu bir kumar halini aldı artık.

7) Tristan Thompson hücumda aktif edilmeli. Durant pota altında caydırıcı olsa da Thompson çok kuvvetli bir oyuncu ve Thompson’ın bulacağı basketler GSW’yi kısalma konusunda tereddüte düşürebilir. Cavs ne yapıp edip maçın daha uzun süre uzunlu beşler ile oynanmasını sağlamalı. İş kısa beşlere kaldığı zaman GSW karşısında maç kazanma şansı mucizelere kalıyor .

Son olarak Lue rezalet bir koç. Şurada yazdığım her şeyin antitezi öne sürülebilir ama 2 maç boyunca Tristan’ın dışarda Green’i kovalamasını izlemesi affedilebilir bir hata değil. Üstelik bu yanlışı gördüğü halde match upları değiştirmek yerine kısalmayı tercih ediyor.

David Blatt NBA özelinde biraz karizmasız kalmıştı ve geçmişinin Avrupa’da olması Lebron’a göre pek de saygıyı haketmiyordu fakat 2 sene önceki seride yapabileceği her şeyi yapmıştı. Mozgov’u kenara alıp kısalsaydı kazandığı maçları da kazanamayacaktı. Yani işin özü Blatt senesinde oynanan finalde Cavs zaten imkansızı denedi. Blatt’in kovulması doğru karardı ama Lue’nun da takımdakilerin gönüllerini hoş etme haricinde bu takıma kattığı hiçbir şey yok malesef. Şahsen bir NBA koçundan Lebron’un kenarda olduğu 3-5 dakikayı idare edecek bir oyun planını bir koca sezonun sonunda oluşturmasını beklerdim.

Ben her şeye rağmen daha kaotik bir basketbol ile bugün Cavs’ın maçı kazanacağını düşünüyorum fakat bugün önemli olan diğer bir etmen ise Cavs’ın oyunu ne kadar domine edip kendi basketbolllarını oynayabileceği. Oyun anlamında Cavs bir kırılma yaşamazsa bu seriyi geçme ihtimalleri yok gibi gözüküyor.

YAZAR: VEYSİ DENİZ BASKIN

]]>
Galatasaray Odeabank – Euroleague http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/galatasaray-odeabank-euroleague/ Sat, 08 Apr 2017 10:56:08 +0000 http://gsbasket.org/?p=4520 27 Nisan 2016 gecesi Abdi İpekçi’de yazılmaya başlanan roman, 6 Nisan 2017 gecesi Almanya’da sona erdi. Galatasaray kazıya kazıya geri döndüğü Euroleague’de sezonu 12.olarak bitirdi.

Yaz başında Euroleague kadrosunu kurmak için çalışmalara başladığımızda Ergin Ataman’ın açıklamalarına göre temel hedef, Eurocup’ı kazanan kadroyu korumaktı. Kadro istikrarının devam etmesi, elbette sezona daha hazır bir halde girmeyi amaçlıyordu ve oluşan bu pozitif havanın toz bulutuyla karışmaması isteniyordu. Birbiriyle uyumlu, birbiriyle oynamaktan zevk alan, çok iyi dostluklardan oluşan bu takım, birdenbire dağılmak zorunda kaldı. Lasme’ye 1 yıl ceza verildi. (Bu tip yasaklı madde kullanımlarında en büyük cezanın Lasme’ye verilmesi dikkat çekiyor. Bu konuda büyük bir haksızlığın yapıldığını düşünüyorum. Zaten 6 aylık cezanın ardından FIBA, Lasme’nin basketbol oynamasına izin verdi ve Lasme D-League’de oynamaya başladı.) Eurocup MVP’si Errick McCollum Çin’e transfer oldu ve geldiği günden itibaren Galatasaray’ın çölde bulduğu suyu olan Chuck Davis basketbolu bıraktı. Tüm bunların ardından yeni oyuncularla yeni heyecanlar yaşamaya hazırken yeni takım olmanın yaratmış olduğu uyumsuzlukla sezona 0/5 başladık. Oyun kuruculardan beklediğimiz katkının gelmemesi (Avrupa basketboluna uyum sağlayamayan Russ Smith ve kafası pek burda olmayan Dentmon), sezonu menisküs yırtığıyla açan Micov’un kendisini bulamaması, Tibor’un takıma Krstic problemi yüzünden Eylül ayında katılması, sistem içinde büyük bir karmaşanın yaşanmasına neden oldu. Tüm bu yaşananlar, karamsar tabloyu zindana çevirdi. Sadece bunlar değil; Ergin Ataman’ın kariyeri boyunca pek tercih etmediği 9 yabancı problemi de takıma zarar verdi. Kısaca tutmayan bir mayanın ürünü olmuştuk. 0/5 yaptıktan sonra yavaş yavaş doğru beşleri yakalamaya başlayan Ergin Ataman, Tibor’u ve Diebler’ı daha aktif kullanmaya başladı. Abdi İpekçi’de Olympiakos, Daçka, Barcelona ve Milano galibiyetlerinden sonra birkaç hesap yapıp treni yakalamaya çalıştık. Aslında yakaladık da

İşlerin yoluna girer gibi olduğu bu dönemde üst üste gereksiz mağlubiyetler almak hepimizi derinden yaraladı. Langford’sız Unics deplasmanıyla başlayan, Efes (2 maç), Brose-Zalgiris ile devam eden ve Euroleague’in en soft deplasmanlarından biri olan Milano maçıyla sona eren bu dönemde yalnızca Zalgiris Kaunas’ı mağlup ettik. Yarışta kalıp Final-Eight iddiamızı devam ettireceğimiz anda, yarıştan koptuk. Sonrasında formaliteden öte geçmeyen maçlarla birlikte Galatasaray oyun içi gelişimi bakımından sezon başına göre aşama kaydetmeye başladı. Son 12 maçta gelen 6 galibiyet ve oynanılan iyi basketbol izleyicileri tatmin etti. Bu gelişim, Errick McCollum transferiyle birlikte ligde final-şampiyonluk iddiasının sürmesi açısından oldukça önemli.

Sezona dair hatırlamak istediğimiz bazı anlar yaşadık. İlk deplasman galibiyetimizi, GSBasket‘in aylar öncesinden yapmış olduğu organizasyonla Barcelona’ya çıkarma yaptığı maçta aldık. Önce İZMİR MARŞI ile coşan arkadaşlarımız, “YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA YAŞA” sesleriyle Palau Blaugrana’yı inletti ve gelen galibiyeti doyasıya kutladılar. Üzerinden yıllar geçse dahi asla unutamayacağımız bir maç daha yaşadık. Deplasmanda oynadığımız Olimpiakos maçı… Nasıl unutulabilir ki? 20 sayı geriden gelerek Pire’de Olimpiakos’u mağlup etmek gerçekten unutulmaz maçlardan biri olarak hafızalarımıza kazındı bile.

Bir de unutmak istediğimiz bazı kötü olaylar yaşadık. Özellikle ucu ucuna kaybedilen maçlar bizleri epey üzdü. İçerde oynadığımız Kızılyıldız maçı, deplasmanda oynadığımız Maccabi, Milano ve Baskonia maçları küçük hatalarla kaybedildi fakat maçların kaybedilmesinden daha önemli bir olay daha yaşadık. Ultraslan grubu, Galatasaray koçunu hedef aldı ve tribünde istenmeyen olaylar yaşattı. Koçunu koruyan taraftarlara saldıran, Abdi İpekçi’ye basketbol izlemeye gelen çocukları ve kadınları korkutan, salona yalnızca huzursuzluk çıkarmaya gelen bu grubun derdinin basketbol olmadığını hepimiz biliyoruz…

Son olarak parkeye dönmek gerekirse, bu sezon psikolojik açıdan bizi çok hırpaladı ama içerde ve dışarda gelen Olympiakos, Barcelona galibiyetleri, 3.çeyrekte sahadan sildiğimiz Real Madrid maçı, bizleri biraz olsun teselli ediyor. Lig için umutların tükenmediğini de belirtmek isterim. Temennim en kısa sürede yeniden Eurocup’ı kazanıp Euroleague’de mücadele etmek ve 2013-2014 sezonunda olduğu gibi Final-Eight’e kalmak. Sevgilerle…

Engin Ağzıdeli

]]>
DeAndre Kane http://gsbasket.org/genel/deandre-kane/ Mon, 13 Feb 2017 14:25:44 +0000 http://gsbasket.org/?p=4468 OYUNCU PROFİLİ

BOY: 1.93
KİLO: 95
YAŞ: 28 / 10.07.1989
KOLEJ: Marshall – Iowa

NCAA KARİYERİ (ÖZET)

Kolej kariyerinde toplam 132 maça çıkan Kane, 132 maçın 129’unda ilk 5 başladı ve kolej kariyerinin ilk 3 sezonunu, Miami Heat uzunu Hassan Whiteside’ın da bir zamanlar formasını giydiği, Marshall’da geçirdi. 3 yıl boyunca Marshall’da adından sıkça söz ettirdi. Freshman sezonunda sezonun en iyi Freshman takımına seçildi ve yılın en iyi Freshman oyuncusu oldu. Iowa’da geçirdiği Senior sezonunda takımın asist lideri olan Kane, aynı zamanda Melvin Ejim’in arkasından takımın en skorer 2. ismiydi.

FRESHMAN: 15.1 SAYI – 5.5 RİBAUND – 3.4 ASİST – 3.4 TOP KAYBI
SOPHOMORE:
16.5 SAYI – 5.4 RİBAUND – 3.5 ASİST – 2.9 TOP KAYBI
JUNIOR:
15.1 SAYI – 4.4 RİBAUND – 6.9 ASİST – 4.2 TOP KAYBI
SENIOR:
17.1 SAYI – 6.8 RİBAUND – 5.9 ASİST – 2.9 TOP KAYBI

OYUNCU ANALİZİ

Eurocup: 16.7 Sayı – 7.6 Ribaund – 4.3 Asist – %51.4 FG
VTB: 16 Sayı – 7.2 Ribaund – 3.2 Asist – %55.3 FG

Bireysel anlamda çok başarılı bir sezon geçiren DeAndre Kane’in analizine girmeden önce, okuyucuların zihninde biraz fikir oluşturmak amacıyla çeşitli maçlardan derlediğim DeAndre Kane videosunu izleyebilirsiniz. Analize de Kane’in başarılı olduğu sisteme göz atarak başlayalım… Nizhny koçu Stalbergs Kane’in hem hücumda, hem de savunmada takıma liderlik yapmasını istiyor. Bu doğrultuda Kane de rolünün hakkını vererek takımın skor ve ribaund yükünü çekiyor. Şutör Boynton ve pasör Strebkov ile oynaması onu verimli hale getiriyor. Kane’in Zubcic, Gubanov gibi beyaz, yumuşak ve atletik olmayan uzunlarla oynadığını da belirtelim.

Fizik olarak eski oyuncumuz Jamont Gordon’a benzeyen Kane, Avrupa basketbolunda az bulunan oyuncu profillerinden biri. Hücumda ve savunmada çok nitelikli bir oyuncu olan Kane’in güçlü fiziği hem hücum yeteneklerine, hem de savunma potansiyeline büyük bir artı yazıyor. Peki bu hücum ve savunma yetenekleri neler?

Kane hakkında bahsetmek istediğim ilk hücum becerisi, onun topsuz oyunda olan aktifliği. Çembere yapmış olduğu topsuz koşularla hücuma oldukça çeşitlilik katıyor ve rakibin kısalarını/uzunlarını zorluyor. İlk adımının hızlı olmasıyla rakibini geçen Kane her maçta defalarca tekrarladığı topsuz koşuların ödülünü alıyor. Sadece bu değil, topsuz koşular sonrasında kendisine yaratmış olduğu sırtı dönük hücumlar hücum portföyünü genişletiyor. Post-Up oyunlarında etkisini genellikle gücüyle gösteren Kane müthiş ayak hareketlerine sahip değil. Fiziği sayesinde sırtı dönük oynayarak çembere yaklaşıyor ve bu hücumları daima şutuyla bitiriyor. Sırtı dönük hücumlarda top isterken rakibini önüne alıp çembere doğru topsuz hareketlenmesini de ekleyelim. Oyunu doğru oynama isteği, pasörlük özelliğini de sahaya yansıtıyor. Bencillikten uzak kalarak takım arkadaşlarına pozisyonlar hazırlıyor. Pas istasyonu olurken görevini başarıyla yerine getiriyor. (Kane bu sezon 3.7 asist ortalamasıyla oynuyor.) Kane’in pasörlüğünü konuşurken ikili oyunlarına da değinmemiz gerekecek. Her oyuncunun belirli bir kapasitesi vardır ve oyuncuların sivrilen becerileri haliyle parkede ön planda yer alır. Yani her oyuncu yapabildiği işleri en iyi şekilde yapmayı tercih eder. Örneğin bazı oyuncular çok iyi Pick&Roll hücumu oynar. Bazı oyuncular savunmada dirençlidir. Bazı oyuncular perde çıkışlarında şut atar. Kane ise maç içinde az tercih ettiği Pick&Roll hücumlarında uzunu belli bir seviyeye kadar beslese de Kane’i elit bir Pick&Roll oyuncusu olarak tanımlamak zor. Kısacası Kane’den bir maçta harika Pick&Roll hücumları beklemek hayalcilik olur.

2014-2015: 3 SAYI: %32.8 (0.95/2.90) – SERBEST ATIŞ: %54.5 (2.15/3.92)
2015-2016: 3 SAYI: %32.3 (0.95/2.95) – SERBEST ATIŞ: %64.7 (2.14/3.31)
2016-2017: 3 SAYI: %28.0 (0.85/3.05) – SERBEST ATIŞ: %56.9 (2.74/4.81)

Kane’in vasat bile diyemediğimiz şut performansı oyunun sıkıştığı dönemlerde takımı için problem yaratıyor. Oyunun kilitlendiği dakikalarda şutunun kötü olduğunu bildiği için şut yerine 1’e 1 hücumlarla çembere gitmeyi tercih ediyor. Çembere penetre ettiği hücumlarda takım arkadaşlarına rahat konfor alanları sunuyor. Sağına vurduğunda çembere daha kuvvetli gidiyor fakat genellikle topu sağına vurarak çembere gitmesi onu tahmin edilebilir kılıyor. Savunmada iyi pozisyon alan bir kısa Kane’in sağını kapatarak topu soluna vurmasını istediğinde Kane’in yapabileceği işleri sınırlıyor. Ayrıca çembere çok kuvvetli gittiği için bazen ortaya dengesiz pozisyonlar çıkıyor. (Hücum faul, dengesiz turnikeler gibi…)

Kane’in VTB League’de çıktığı 14 maça dair şut istatistikleri

Kane’in en iyi yönlerinden biri savunması ve bu, onun en değerli basketbol silahlarından biri. Isırgan yapısı ve fiziğinin yardımıyla birden fazla pozisyonu (1-2-3) rahatlıkla savunabilen Kane çok yönlülüğünü ortaya koyuyor. Lateral hızıyla sağa-sola yapılan penetreleri engelleyerek rakibinin karşısında kalmayı başarıyor. Rakibin hızlı hücumlarını kesmek için savunmaya çok çabuk dönüyor. Ters eşleşmelerde uzunlarla mücadeleden kaçınmaması, onlara top aldırmamak için maksimum enerjiyle savaşması, onu Euroleague arenasında rol oyuncusu olacak hale getiriyor. Son olarak ribaundlar… Kane bir kısaya göre ribaundlara ekstra katkı veriyor. Kariyeri boyunca yüksek ribaund ortalamaları tutturan Kane bu sezon maç başına 7.4 ribaund ile oynuyor ve Eurocup’ta ribaund sıralamasında 2.sırada bulunuyor. Stoudemire, Devin Booker, Miro Bilan gibi oyunculardan daha fazla ribaund toplayan Kane’in hücum ve savunma ribaundlarındaki istekli tavrı, pozisyon bilgisi ve fizik kuvvetinin de kendisine kazandırdığı özgüvenle ribaund konusunda takımına büyük katkı sağlıyor. Kane’i gelecek sezon Euroleague’de izlemek sürpriz olmayacak. Sevgilerle…

Engin Ağzıdeli

]]>
Bruno Fitipaldo http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/bruno-fitipaldo/ Tue, 27 Dec 2016 11:14:56 +0000 http://gsbasket.org/?p=4444 Birçok kişiden farklı olarak Fitipaldo’nun ağırlıklı olarak milli takım maçlarını izlemeyi tercih ettim. Lega Basket’in bazı oyuncuları olduğundan iyi veya kötü gösterdiğini düşündüğüm için daha çok milli takım maçlarına göz attığımı söyleyebilirim fakat tabi ki de sadece bununla sınırlı kalmayarak Lega Basket günlerini de izledim. Milli takımda oynadığı süre içinde karşısında Vargas, Campazzo ve benim kişisel hissiyatımla alakalı olarak birbirlerine çok benzediklerini düşündüğüm JJ Barea ile karşılıklı oynamış olmasının, oyuncu özellikleri açısından bizlere daha net bir fikir sunacağını düşünüyorum. Öncelikle Fitipaldo’nun herhangi bir kolej kariyeri bulunmuyor. Tamamen Güney Amerika topraklarına ait, oranın ikliminde büyümüş bir oyuncu. Fitipaldo’yu yakından tanıyanlar onu izlemenin fantastik olduğunu belirtiyor ve analiz yazısı yazmak için izlediğim her maçta onlara hak vermemek yanlış olurdu.

Temel olarak sorulacak ilk soru kaptan Sinan Güler ile olan uyumunun nasıl olacağı. Fitipaldo topsuz oyunda oldukça etkili olan bir guard. Sinan ile birlikte çift kısa oynadıkları dönemde onu skorer olarak kullanmak Galatasaray’a avantaj sağlayacak. Skorunu şut üzerinden de bulması oyunun sıkıştığı dakikalarda rakibi açmak için iyi bir anahtar olacak. Şutlarını dripling üzerinden attığı gibi set içinde topsuz koşular sonrasında da bulması hücum çeşitliliği bakımından pozitif gözüküyor. Kısaca Fitipaldo’dan 3 sayı çizgisinin gerisinden şut atmasını ve buralardan skor üretmesini beklemek gerçekçi bir yaklaşım. Zira 3 sayılık şutlarının yüzdesi bir hayli yüksek.

2015: FIBA Americas (8 MAÇ): %38 – (2.4/6.2)

2016: Orlandino (11 MAÇ): %42.6 – (2.4/5.5)

Topsuz oyunda Fitipaldo ve Diebler’ın sahada olduğu dakikalarda hücumda aşırı enerjik bir Galatasaray Odeabank izleme şansımız var. İki oyuncunun da yaptığı topsuz koşular, oyunu yönlendiren Sinan, Schilb gibi oyuncular için çok değerli. Koşulardan bahsetmişken açık sahada da etkin bir model Fitipaldo. Tam sahada toplu ya da topsuz çembere atak etmekten çekinmiyor. Galatasaray’da Ergin Ataman’ın özellikle ortaya enerji koyan beşlerle oynadığında sezonun geri kalan kısmında takımın çembere daha çok gittiğini göreceğiz. Topsuz oyunun dışında büyük resme baktığımız zaman bazı maçlarda kaptanın aldığı yüksek sürelerden kaynaklı ciğerini sahaya bırakacağını anlar gelse de Fitipaldo’nun rotasyonu rahatlatacağı ve bu doğrultuda Sinan’ın veriminin artması olası.

Geçiş Hücumları, Cut’ları ve Çembere Gidişi

Fitipaldo’nun en büyük artılarından biri Pick and Roll hücumlarında olan aktifliği. Özellikle Slip-Screen yapan çabuk ayaklı uzunları (Alex Tyus) besleme konusunda çok yetenekli bir kısa. Diğer yandan Tibor Pleiss’ı rakip savunmayla çok fazla içli-dışlı yaşatmak, en azından hücumda, bizim isteyeceğimiz bir durum değil. Sonuçta 2.20’lik Tibor’u savunmada diri tutmak Galatasaray için başlıca gayelerden biri. Bu durumda Fiti’nin, sezonun son 1.5 ayında olduğu gibi, Tibor’a hazırlayacağı orta mesafe şutlar hem Tibor, hem de Galatasaray için yararlı olacak ve anlatmaya çalıştığım bölümler kuş bakışı olarak Galatasaray’ın 1-5 P&R hücumlarını özetleyecek. Ek olarak forvetleri de besleyebildiği P&R hücumlarında pick sonrası ters tarafta olan oyuncuyu görüş açısına alması, oyun aklının yaşından daha da büyük olduğunu gösteriyor.

P&R Videosu

Orlandina kariyerinde henüz 11 maça çıkan Fitipaldo Euroleague arenasında ilk kez yer alacak ve bu, kafalarda bazı soru işaretleri oluşturuyor. “Uyum sağlayacak mı? Fiziği yeterli olacak mı?” Bu kısımda öngörü yapmak kolay değil. Çünkü Russ geldiğinde büyük umutlarla büyük performanslar göstermesini beklemiştik fakat bir türlü o çıkışı yapamamıştı ama bir önceki sezonda vasat takımlarda forma giyen Galatasaray’a Errick geldiğinde sezon sonunda Eurocup MVP’si olmuştu. Zaten sezon ortası bir hamle ve çoğu sezon ortası transferinde olduğu gibi Fitipaldo transferinin de riski mevcut.

Zayıf karnı ilk olarak elbette fiziği ve savunması fakat burada önce küçük bir emsal sunmak istiyorum. Savunma emek isteyen, fedakarlıklardan oluşan bir eylem. Burada Diebler örneği üzerinden konuşmak doğru olacak. Diebler kariyeri boyunca savunmasıyla anılan bir oyuncu olmadı fakat Galatasaray’da durum öyle bir noktaya taşındı ki, Göksenin ile birlikte Diebler takımın en ateşli savunma oyuncusu haline geldi. Diebler bu sezon başlarken “ben harika bir savunma oyuncusu olacağım” demedi fakat savaştı ve ortaya büyük bir emek koydu. Fitipaldo’nun zihnine Galatasaray’da hücumda var olduğu kadar savunmada da + yazması kazınmalı. Rakibi rahatsız etmeli ve yüreğini parkeye sermeli. Ön alanda Fitipaldo & Sinan / Fitipaldo & Göksenin / Fitipaldo & Diebler ile oldukça hareketli bir savunma ikilisi görmemiz mümkün.

]]>
Genel Değerlendirme http://gsbasket.org/genel/genel-degerlendirme/ Sun, 18 Dec 2016 10:14:25 +0000 http://gsbasket.org/?p=4411 DİKKAT!

SİNAN ERDEM Mİ? – Olympiakos

Final-Four’un Sinan Erdem’de olacağı netleşince Olympiakos 2012’yi anımsayarak sezona aşırı konsantre girdi. Oyuncular bu yıl Final-Four’u her şeyden çok istiyor. Sakatlıklar, şanssızlıklar onların hevesini asla kırmayacak.

BİR İHTİMAL DAHA VAR! – Galatasaray

Sezona kötü giren Galatasaray Odeabank üst sıralarda olan takımları yenerek özgüven kazansa da Final-Eight için yeterli galibiyeti bulabilecek mi? Bu büyük bir soru işareti. Galatasaray Euroleague’in 2.bölümünde 6 iç saha, 9 deplasman maçına çıkacak ve deplasman fobisinin devam ettiği günlerde bu can sıkıcı bir haber. Galatasaray için hedef içerde 6/6 yapmaya çalışmak , deplasmanda da 3-9/4-9 yaparak 14-15 galibiyeti görebilmek olmalı.

VAY! YİNE Mİ KEDER? – Brose Baskets Bamberg

Aldıkları 8 yenilginin 5’ini son topta, 2’sini de son dakikalarda yaptıkları küçük hatalar/rakibin onları hataya zorlamasıyla kaybeden Brose umudunu asla kaybetmiyor. 40 dakika boyunca kendi doğrularını sahaya yansıtmaya çalışan Alman ekibi, sezonun 2.bölümünde kazanacağı maçlarla adını ilk 8’e yazdırmak istiyor.

HER ŞEYİ OLAYLI! – Alessandro Gentile

Önce Milano’da kaptanlığı elinden alındı; ardından takımdan gönderilmesine karar verildi. Avrupa’da süperstar olabilecek kadar yeteneği var fakat kullanım dışı. Panathianikos onun dermanı olabilecek mi?

KAZANMAK RUHUMUZDA VAR! – Saski Baskonia

İsmi değişsin, oyuncuları değişsin, koçu değişsin. Değişmeyen tek bir gerçek var, o da Baskonia ekolü. Querejeta, saygılar…

KAYBEDENLER KULÜBÜ! – Maccabi Tel Aviv

Bir takım bir sezonda kaç koç değiştirir? Maccabi koç değiştirme rekoruna doğru gidiyor…

SİHİRBAZLAR! – Milos Teodosic & Nando De Colo

Yakaladıkları uyum, birbirlerine olan güvenleri, kazanma alışkanlığı… Kupayı kazandıktan sonra özgüvenleri daha da artan ikilinin bu yıl oynadıkları basketbol nirvana noktasında. Özellikle Teodosic’in bu sezon normal asisti yok!

ARTILAR

Keith Langford: Belki de kariyerinin en iyi sezonunu geçiren Langford, bu sezon Unics’i neredeyse tek başına taşıyor. Unics’in 12 maçta aldığı 3 galibiyet Langford’ın performansını küçültmemeli. Onu durdurmak imkansız.

Calathes & Pascual uyumu: Pascual ile birlikte sahada kendisini daha rahat hisseden Calathes triple-double’a yakın istatistiklerle ve tabii ki parkede gösterdiği performansla adından söz ettiriyor. İyi bir Calathes izlemek çok keyifli.

Honeycutt’ın Mental Liderliği: Honeycutt oynadıkça izleyenler zevk alıyor. Bu yıl Efes sisteminin vazgeçilmez oyuncularından biri olan Honeycutt, parkede çok vahşi. Efes onun iyi oynadığı maçları kolay kolay kaybetmiyor.

Nicolo Melli ve Kusursuzluğa Yürüyüş: Melli her gece yatmadan önce büyük ihtimalleşimdi bana kaybolan yıllarımı verseler..” dinliyor. Milano’da geçen yılları Melli için pek verimli olmadı ama yaşı henüz 25 ve Trinchieri onu pozisyonunun en iyi oyuncularından yapmak için uğraşıyor.

Johannes Voigtmann: Gösterdiği performansla izleyicileri büyüleyen Voigtmann, sezonun en iyi çıkış yapan oyuncularından biri durumunda.

Dejan Radonjic: Mütevazi kadrosuyla savaşçı bir takım oluşturan Radonjic, tebriklerin en güzelini hakediyor.

Will Clyburn: Kuzminskas’ın NBA’e gidişinden sonra Clyburn transferine birçok kişi burun kıvırsa da onun takıma verdiği katkı ve takımda bulduğu rol, üst seviyeye çıktığının kanıtı.

Kahraman Nikita Kurbanov: Geçen sezon Itoudis’in dokunuşuyla herkesi ters köşeye yatıran Kurbanov muhteşem bir görev adamına dönüştü. Takımın ribaund lideri ve görünmez kahramanı.

EKSİLER

Milano: Sezona iyi bir havayla girseler de sonrasında 30.kattan yere çakılan Milano, henüz Daçka maçı dışında bir deplasman kazanamadı. Evinde de toplamda 6 maçta sadece 3 galibiyet alan Milano’nun Final-Eight ihtimali çok düşük. Büyük bütçelerle başarısız olmayı yine başaracaklar…

Russ Smith: D-League’in en iyi oyuncularından biri olarak Galatasaray’a gelen Russ Smith ile dokunun uyuşmaması özellikle Galatasaray cephesinde hayal kırıklığı yarattı.

Alen Omic: Geldiği günden bu yana katkısı oldukça az oldu. Çıkış yapar mı? Şu anda bu çok zor görünüyor. Perasovic’in bu konuda bir B planına gideceğini düşünüyorum.

Luigi Datome: Geçtiğimiz sezon gösterdiği performansın yarısını bile ortaya koyamayan Datome eski formunu yakalamak istiyor. Datome’nin formsuzluğunda Bogdanovic’in de sakatlığının etkisi büyük.

Patric Young: “O eski halimden eser yok şimdi..” Geçirdiği ağır sakatlıktan sonra hala maç ritmini bulamadı. Kendine gelmesi halinde Olympiakos’un uzun rotasyonu aşırı değerlenecek.

ŞANSSIZLAR

Barcelona: Sakatlıklardan dolayı kadrosundan henüz verim alamayan Bartzokas’ın yolu epey dikenli ve yokuşlu.

Coty Clarke ve Austin Daye: Clarke’ın 2-3 aylık, Daye’in de 2-3 haftalık sakatlığı, Euroleague rookie’si olan ve kendilerini göstermek isteyen 2 oyuncu için çok talihsiz oldu.

Hackett: Final-Four’u hedefledikleri bir sezonda hücumda ve savunmada çok önemli işler yapan Hackett’ın sezonu kapaması Olympiakos cephesi için üzücü.

LİDERLER

SAYI: Keith Langford / 12 Maç – 283 Sayı

RİBAUND: Nicolo Melli / 12 Maç 98 Ribaund

HÜCUM RİBAUNDU: Parakhouski – Dorsey / 12 Maç 34 Ribaund

SAVUNMA RİBAUNDU: Nicolo Melli / 12 Maç86 Ribaund

ASİST: Milos Teodosic / 11 Maç – 93 Asist

TOP ÇALMA: Charles Jenkins / 12 Maç – 23 Top Çalma

BLOK: Ekpe Udoh / 12 Maç – 23 Blok

TOP KAYBI: Vassilis Spanoulis / 12 Maç – 50 Top Kaybı

 

Engin Ağzıdeli

twitter.com/enginagzideli

]]>
BSL Panorama #8 http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/bsl-panorama-8/ Tue, 29 Nov 2016 13:19:51 +0000 http://gsbasket.org/?p=4398 Haftanın Takımı:  Haftanın takımı namağlup Banvit’i kendi sahasında mağlup eden Gaziantep Basketbol oldu.

Haftanın Oyuncusu: Haftanın oyuncusu ise Trabzonspor’dan Dwight Hardy seçildi. Hardy maçı 26 Sayı, 4 Ribaund ve 6 asist ile oynadı.

Haftanın Koçu:  Haftanın koçu Gaziantep Basketbol’dan Stefanos Dedas oldu. Sezonun en flash takımı Banvit’i ( her ne kadar Theodore kadroda olmasa bile) 60 sayıda tutup, mağlup etmek büyük bir başarıydı.

Haftanın Skor Lideri: Dwight Hardy – 26 Sayı

hardy

Haftanın Asist Lideri:  Earl Calloway – 9 Asist

Haftanın Ribaund Lideri:  Ege Arar – 11 Ribaund

Haftanın En İyi Yerli Oyuncu Performansı:  Cedi Osman – 17 Sayı , 6 Ribaund

Haftanın En Çok Süre Alan Oyuncusu:  Ted Ankara Kolejliler’den Dominique Morrison oyundan hiç çıkmayarak 40 dakika sahada kaldı.

Haftanın En İyi Kaybeden Performansı: Uşak Sportfi’ten D’angelo Harrison, Darüşşafaka’ya karşı 9/14 saha içi isabetiyle 25 sayı ile oynamasına rağmen takımının mağlup olmasını engelleyemedi.

bsl

Haftanın En İyi Beşi:  Marcus Denmon – Dwight Hardy – Deshaun Thomas – Caleb Green – Vladimir Stimac

Umut Kaan Arslan

]]>
Euroleague Panorama #7 http://gsbasket.org/genel/euroleague-panorama-7/ Fri, 25 Nov 2016 21:45:38 +0000 http://gsbasket.org/?p=4387 Haftanın Maçı: Galatasaray Odeabank – Barcelona Lassa, Darüşşafaka Doğuş – Panathinaikos

Haftanın Takımı: CSKA Moskova

De Colo’nun yokluğunda, Teodosic’in önderliğinde kusursuza yakın bir maç çıkaran CSKA Moskova, Baskonia’yı farklı yenerken haftanın takımı oldu.

Haftanın Oyuncusu: Milos Teodosic  34 Sayı – 10 Asist – 2 Ribaund

milos-teodosic

Haftanın Koçu: Ergin Ataman

Kritik bir eşikten geçen Galatasaray Odeabank, son dört Euroelague maçının üçünden galibiyet ile çıkmayı başarırken burada yatan en büyük unsur Ergin Ataman’ın yeni bir sistem yaratması oldu.

Haftanın En İlgi Çeken Galibiyeti: Maccabi Tel Aviv’in Atina’da Olympiakos deplasmanından çıkardığı galibiyet çok fazla ses getirdi.

Haftanın En Renkli Tribünü: Abdi İpekçi

ipekci-zaferi

Skor Lideri: Milos Teodosic – 34 sayı

Ribaund Lideri:  Tyler Honeycutt – 13 ribaund

Asist Lideri:  Milos Teodosic – 10 Asist

Blok Lideri:  Anthony Randolph – 4 Blok

Haftanın “4 Dikkat Çekici” Performansı:

Kevin Pangos: 19 Sayı – 3 Ribaund – 6 Asist

Felipe Reyes : 16 Sayı – 5 Ribaund

Milos Teodosic: 34 Sayı – 10 Asist – 2 Ribaund

Will Clyburn:  26 Sayı – 9 Ribaund

Haftanın En İyi Beşi:  Gelelim haftanın en iyi beşine. Takımlarının galibiyetlerinde önemli rol üstlenen ve etkileyici performanslar ortaya koyan isimleri belirledik. Lakin Sinan Güler’e ayrı bir parantez açmak lazım. Saha içinde yaptıkları zaten ortada ama ne zaman istatistik kağıdına baksak kaptan her hafta yeni bir kariyer rekoru kırıyor bu sezon.

sinan-guler-barcelona

Milos Teodosic – Sinan Güler – Blake Schilb – Derrick Brown – Paulius Jankunas

 

Engin Ağzıdeli

Umut Kaan Arslan

]]>
BSL Panorama #7 http://gsbasket.org/genel/bsl-panorama-7/ Tue, 22 Nov 2016 10:59:24 +0000 http://gsbasket.org/?p=4342 Haftanın Takımı:  Haftanın takımı güzel bir maç sonu ile Anadolu Efes’i yenen ve ligin namağlup tek takımı ünvanını ele geçiren Banvit oldu

Haftanın Oyuncusu:  Ricky Ledo ( Yeşil Giresun) 42 Sayı, 7 Ribaund, 3 Asist

Haftanın Koçu: Haftanın koçu ödülü de takımına ligdeki tek namağlup ünvanını kazandıran ve bir Euroelague takımını mağlup eden Banvit’in koçu Sasa Filipovski’ye gidiyor.

Haftanın Skor Lideri: Ricky Ledo – 42 Sayı

ledo

Haftanın Asist Lideri:  Sinan Güler – 12 Asist

Haftanın Ribaund Lideri:  Leon Williams (BEST Balıkesir) – 14 Ribaund

Top Çalma Lideri:  Earl Colloway (İBB) – 5 Top Çalma

Haftanın Blok Lideri: Tibor Pleiss – 4 Blok

Haftanın En İyi Yerli Oyuncu Performansı:  Kaptan Sinan Güler, yine her zaman ki gibi takımının galibiyetindeki baş mimarlarından birisi oldu. Daha ilk çeyrekte 7 asiste ulaşan Sinan maçı 8 sayı ve 12 asist ile tamamladı.

sinan-guler-besiktas

Haftanın En Çok Süre Alan Oyuncusu:  Ted Ankara Kolejliler’den Shannon Jerod Forter ve Devin Robert Thomas oyundan hiç çıkmayarak 40 dakika sahada kaldı.

Haftanın Diğer Öne Çıkan Performansları:

1-) Mateusz Ponitka ( Pınar Karşıyaka ) : 24 Sayı – 12 Ribaund

2-) Jordan Theodore ( Banvit ) : 24 Sayı – 4 Ribaund – 6 Asist

3-) Blake Schilb ( Galatasaray ) : 19 Sayı – 5 Ribaund – 4 Asist

4-) Marcus Denmon ( Gaziantep ) : 23 Sayı – 3 Ribaund – 4 Asist

Haftanın En İyi Kaybeden Performansı:  Earl Clark (Beşiktaş)   21 Sayı – 5 Ribaund

Haftanın En İyi Beşi:  Jordan  Theodore – Ricky Ledo – Mateusz Ponitka – Blake Schilb – Jerry Jefferson

Umut Kaan Arslan

]]>