Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/gsbasket/public_html/index.php:2) in /home/gsbasket/public_html/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
GSbasket.Org – GSbasket.Org http://gsbasket.org Galatasaray Basketbol Sitesi Wed, 14 Jun 2017 17:57:24 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.7.5 ADANMAK! http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/adanmak/ Tue, 04 Oct 2016 11:48:40 +0000 http://gsbasket.org/?p=4194

Yalçın Granit: Basketbola adanmış bir ömür.Geçmişin parlak günlerinden bahsetmekten hoşlanmayan bir baba ve babasının başarılarını başkalarından dinlemekten sıkıldığı için onun yaşamöyküsünü kitaplaştırmaya karar veren bir oğul… ‘Adanmak’ işte bu çekişmenin eseri… Ali Granit’in, babasından neredeyse hiç destek almadan hazırladığı kitap, yokluklarla büyümüş bir kuşağın efsanevi temsilcisi Yalçın Granit’in Türkiye’yi basketbolda nerelere taşıdığını anlatıyor.

Ketumdu babası… Oğlunu geçmişin loş koridorlarında uzun yürüyüşlere çıkarmak yerine, her şeyi kocaman bir örtünün altında bırakmayı tercih ettiğinden, sorular havada asılı duruyor, bütün öyküler daha ilk paragrafta tıkanıp kalıyordu. O yüzden babasını hep başkalarından dinledi Ali Granit… Ne müthiş bir sporcu olduğunu, jeolojide, antrenörlükte, yöneticilikte, yazarlıkta, sözün özü giriştiği her işte nasıl fark yarattığını bölük pörçük anılardan öğrendi. “Senin baban kimselere benzemez” diye başlayan sohbetler, ille de ‘O bir efsane’ noktasına geliyordu.

Yalçın Granit: Basketbola adanmış bir ömür
Yalçın Granit, Türkiye’nin yurtdışına transfer olan ilk basketbolcusuydu.

Anlatılanlar gerçek miydi, yoksa dostlar babasını övmekte gizli bir sözbirliğine mi varmıştı? Yaşamı boyunca zirvelerde dolaşmış, parlak başarılara imza atmış, olimpiyatlar, dünya ve Avrupa şampiyonaları görmüş, Türkiye’nin yurtdışına transfer olan ilk basketbolcusu unvanını almış bir adamın evinin bir köşesinde, nasıl olur da o günlerden kalma bir kupa, bir madalya, bir fotoğraf olmazdı?

HEPİMİZDEN GENÇ

Yalçın Granit’i yakından tanıyanlar, muhtemelen bu soruyu gülerek karşılayacaktır. Çünkü onun, kendisinden ve geçmişten bahsetmeyi hiç sevmediğini bilirler. Onun ruh âleminde, anı yaşamanın coşkusuyla geleceği planlamanın heyecanı her zaman atbaşı gitmiştir. Tarih -kendisi başrolde olsa bile- ona değil, başkalarına ait bir sayfadır. Sanırım bu nedenle, tanıyabileceğiniz ‘en genç’ insandır. Maşallah, bugün 83 yaşında ve hepimizden genç!

Yalçın Granit: Basketbola adanmış bir ömür
Nasıl olur da parlak başarılara imza atan bir adamın evinde bir kupa, bir madalya olmazdı? Ali Granit’in peşinden gittiği soru buydu.

Babasının çektiği yüksek duvarı aşamayan Ali Granit, 2002’de kararını verir: Ne yapıp edip onu anlatan bir kitap yazacaktır. Karar vermekle harekete geçmek arasına 11 yıl daha girer. Bu benzersiz yaşamöyküsüne tanıklık edenlerden göçüp gidenler olur, fotoğraflar biraz daha solar, anıların üzerine biraz daha toz yağar ama o vazgeçmez. Sonunda 2013’te kolları sıvar. Yaptığı arşiv çalışmasıyla 4 bin gazete kupürü toplar, iki kez Paris’e gidip Fransız gazetelerinin arşivlerinde gezinir. Yetinmez, 152 kişiyle yüz yüze görüşür. Ortaya çıkan dağ gibi malzemeyi elekten geçirip kaleme almak da Cem Pekdoğru’ya düşer.

Yalçın Granit: Basketbola adanmış bir ömür
83 yaşındaki efsane basketbolcu Yalçın Granit, oğlu Ali’yle.

BİR BAŞVURU KAYNAĞI

‘Adanmak’, Yalçın Granit’i anlatmak için yola çıkmış olsa da öykünün kahramanı, varoluşunu basketbolla öyle sarıp sarmalamış ki kitap ister istemez Türk basketbolunun tarih kitabı, neredeyse ansiklopedik bir başvuru kaynağı haline geliyor. Bunda Granit’in hayalleri ve hedefleri önemli rol oynuyor elbette…

Cumhuriyetin tüm ilk kuşaklarında görüldüğü üzere, Yalçın Granit de çağdaş dünyaya bir an önce yetişip onun bir parçası olmak için yanıp tutuşuyor.

Yalçın Granit: Basketbola adanmış bir ömür
Geçmişinden bahsetmeyi hiç sevmediği biliniyor.

YALNIZCA SPOR KİTABI DEĞİL

Önceki kuşakların kaçırdığı trene, ancak çok çalışırsa, kendini yaptığı işe ‘adarsa’ binebileceğinin farkında. ‘Aydınlanma’nın hızla yurda yayılması, elbirliğiyle ortaya bir şeyler koymak için gece-gündüz ter dökülmesi gerekiyor ona göre… Bu toprağın insanları Batı’daki yaşıtlarından daha az yetenekli değil. Onlara fırsat vermek, emek harcamak lazım. Çocuk denecek yaşta, Darüşşafaka çatısı altında basketbolun temellerini atmasını sağlayan, göğsünde yanan bu ateş…

Yalçın Granit: Basketbola adanmış bir ömür

Daha sonra, formasını giydiği Galatasaray’ı nasıl ‘yenilmez armada’ haline getirdiğini, çalıştırdığı Milli Takım’ın rakipleriyle aynı metotlarla çalışabilmesi için nasıl uğraş verdiğini, İTÜ ve Eczacıbaşı günlerini, rakiplerinden ziyade bürokrasinin sığ bakış açısına karşı mücadele ettiğini görüyoruz. 1940’lardan bu yana Türkiye’nin nereden nereye geldiğini, güzelim eski fotoğrafların eşliğinde daha iyi anlıyoruz.

‘Adanmak’, yalnızca bir spor kitabı değil. Bir yandan yaşayan bir efsanenin özenle gizlemeye çalıştığı sırlarını açığa vururken, diğer taraftan Türkiye’nin son dönem sivil tarihini merak edenlere basketbol üzerinden ilginç ipuçları sunan çok boyutlu bir çalışma

]]>
Justin Dentmon http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/justin-dentmon/ Fri, 19 Aug 2016 15:55:33 +0000 http://gsbasket.org/?p=4025 Dentmon’ın Galatasaray’a gelmesiyle birlikte Galatasaray Odeabank yabancı transferini bitirdi. Kadromuzun nihai hali;

Russ Smith – Justin Dentmon – Can Korkmaz

Sinan Güler – Blake Schilb – Göksenin Köksal

Vladimir Micov – Jon Diebler

Austin Daye – Deon Thompson – Orhan Haciyeva

Alex Tyus – Nenad Krstic – Ege Arar

Dentmon, kendi skorunu üreten ve deliciliğiyle çembere gitmeyi seven bir oyuncu. Kendine özel bir şut stili olan, tek ayak üzerinden yana kayarak şut atan Dentmon, bu şut stilini sık sık uyguluyor. Şutunu yüzdeli atması ve potaya dengeli gidebilmesi onu savunulması zor bir oyuncu haline getiriyor.

2013-2014 Euroleague Sezonu / 3 Sayı Yüzdesi: %44.3

(Maç başına 7.2 üçlük denemesinde bulunup, tüm el yakan topları kullandığını düşünürsek bir takım liderine göre çok çok iyi bir oran)

Dentmon için şutu ve deliciliği dışında değinilmesi gereken temel noktalar top kaybı sayısı ve oyun kontrolü. Dentmon’dan oyunu kontrol etmesini isterken, onun bireysellikten uzaklaşıp takımı oynatmasını beklemeliyiz. Zira Dentmon kontrolden çıktığı zaman oyundaki bireysel varlığı, takımı oynatma yetisinin önüne geçebiliyor. Dentmon, takımla beraber hareket ettiği zaman hem takım, hem de kendisi bundan pozitif olarak etkilenecek.

Dentmon, yarı saha basketbolunu oynayabilen ve oynatabilen bir oyuncu. Bu, skorer bir oyuncu olmasının yanında hem takım adına, hem de kendi adına büyük bir silah. Tepeden oynadığı ikili oyunlar ile oyun görüşünün kalitesini ortaya koyuyor. Perde sonrası hem kendine, hem de forvetlere iyi bir alan yaratabiliyor. Özellikle P&R sonrası kullandığı şutlarlardaki yüzdesi muazzam. Dentmon’ın çembere gittiği anlarda takım arkadaşlarına oluşturduğu konforlu alanları değerlendireceğini, pas kanallarını işleyeceğini, bunları yapma potansiyelinin yüksek olduğunu söylemek mümkün.

Yüksek tempoyu seven, yarı sahayı çabuk geçen bir profile sahip olan Dentmon, özellikle açık sahada oynadığı basketbol ile zevk veriyor. Asist ortalaması, bir skorer oyuncuya göre gayet iyi bir rakama sahip. Zalgiris Kaunas’ta geçirdiği sezonda Euroleague’de 4.1 asist ortalamasıyla oynadı fakat Dentmon’ın tüm bunları yaparken top kayıplarını minimuma indirgemesi, Galatasaray için sezonun kilidi olacak.

Justin Dentmon’ın 2013-2014 sezonunda Zalgiris Kaunas formasıyla Asist/Top Kaybı oranı: 1.11

Avrupa’nın en iyi oyun kurucusu olarak kabul edilen Milos Teodosic’in 2015-2016 sezonu Asist/Top Kaybı oranı: 2.11.

Carlos Arroyo’nun 2013-2014 sezonu Asist/Top Kaybı oranı: 2.89.

Dentmon, Galatasaray’a takımın demirbaşlarından biri olmaya geliyor. Ergin Ataman’ın Dentmon’a vereceği özgürlük ile birlikte Dentmon’ın saha içinde kullandığı top sayısı, hücumda var olma çabası…Russ Smith ile bir arada oynayacağı dakikalarda hem hücumda, hem de savunmada ne yapacakları merakla bekleniyor. Savunmada Russ Smith ile undersized kalsalar da, Russ Smith ile yakalayacağı uyum, sezonun gidişatını belirleyecek.Dentmon’ın savunma performansı kara delik değil. Mücadeleden kaçmayan, 1.83 boyuna rağmen ribaundlara giren bir oyuncu. İstatistik kağıdına baktığımız zaman Dentmon top çalma konusunda da oldukça başarılı. Toplara el sokan, gücüyle rakibin karşısında kalan bir oyuncu.

Russ Smith’in D-League performansı, Austin Daye’in İtalya performansı, Schilb’in toplu oyunda topsuz oyuna göre daha çok verim vermesi gibi örneklerle, top paylaşımı konusunda takımda top kullanmayı seven birçok oyuncu mevcut.Doğru top-şut kullanımı, günümüz basketbolunda çok önemli. Hızlanan oyun ve kısaların oyuna olan etkisi ile kısaların yaratıcılığı, skora etkisi, hata payının minimuma inmesi, kısaların kalitesini belirliyor ve tüm bunlar, şutları ve topları doğru kullanmanın önemini ortaya koyuyor.

Doğru top kullanımına ilişkin HOB yüzdesi, istatistiksel anlamda kafamızdaki soru işaretlerine ışık tutacak. HOB Yüzdesi nedir? HOB yüzdesi, oyuncunun hücumda etkisinin olduğu basket sayısı.

Dentmon’ın 2013-2014 Euroleague performansı – HOB yüzdesi %35.3

Arroyo’nun 2013-2014 Euroleague performansı – HOB yüzdesi %40

Doğru şut kullanımına dair hoş bir istatistik bulunuyor:

Dentmon’ın 2013-2014 sezonundaki true shooting yüzdesi: %60.2. Amacım karşılaştırmak değil ama Stephen Curry’nin true shooting yüzdesi %66.9. Arroyo’nun 9 sezonluk NBA kariyerinin true shooting yüzdesi: %51.1.

Bu istatistiğin yeteri kadar anlaşılması için Arroyo’nun Galatasaray kariyerindeki true shooting yüzdelerine göz atacağız. 3 sezonda neler yaptığını hepimiz biliyoruz. Bu yüzden Arroyo’nun istatistiklerini Dentmon ile kıyaslamayı tercih ediyorum.

2012-2013: %57.1 BSL / %57.4 Eurocup

2013-2014: %53.2 BSL / %52.9 Euroleague

2014-2015: %57.5 BSL / %50.3 Euroleague

 

Yazıyı özetlersek, Dentmon’ın Russ ile uyumu, Dentmon’ın yarı saha hücumlarında takımı kontrol etmesi, olgunluk göstermesi, top paylaşımı konusunda sorun çıkarmaması gibi başlıklarla birlikte Galatasaray’ın bu sezon neleri başarıp başaramayacağını göreceğiz…

Sakatlıktan uzak, başarılı bir sezon dileğiyle…

Engin Ağzıdeli

]]>
Moriah Jefferson Galatasaray’da http://gsbasket.org/kadin-takimimiz/moriah-jefferson-galatasarayda/ Fri, 05 Aug 2016 10:07:31 +0000 http://gsbasket.org/?p=4000 2016 WNBA draftında ikinci sıradan seçilen Moriah Jefferson ile bir senelik sözleşme imzaladık. Bu yazıda Moriah’ın geçmişinden çok, geleceğinizden bahsedeceğiz.

Moriah, takımımızdaki en büyük eksikliklerden birisi olan “penetre eden oyuncu” açığını çok iyi kapatabilecek bir oyuncu. Deliciliğinin yanında şutunun da olması  kendisini daha tehlikeli kılıyor. Geçen senenin büyük bölümünde takımımızda olan Jewell Loyd gibi Moriah Jefferson da ilk Avrupa deneyimini Galatasaray’da yaşayacak. Bu açıdan ilk haftalarda Avrupa’ya uyum süreci geçireceği aşikar.

Keşke bu tür gelecek vaat eden oyuncularla uzun soluklu sözleşmeler imzalayabilsek lakin şubeye verilen “önem” dolayısıyla böyle potansiyelli oyuncular kulüpte ikinci senelerini göremiyor. En son Alba Torrens gibi bir yıldız, uzun soluklu takımda kalmış ve işin sonu ELW şampiyonluğuna ulaşmıştı.

Moriah, fiziki anlamda çok kuvvetli olmasa da hareketli kollarıyla top çalma potansiyeli yüksek bir oyuncu. Takımımızda bu kategoride Işıl gibi bir isim varken Moraih’ın eklenmesi de takıma büyük katkı sağlayacaktır.

Moriah’a Avrupa serüveninde başarılar diliyor, takımımızla uzun soluklu başarılı sezonlar geçirmesini temenni ediyoruz.

Enes Kömürcü

]]>
Basketbol Süper Ligi’nde Transfer Hamleleri http://gsbasket.org/kose-yazilari/basketbol-super-liginde-transfer-hamleleri/ Wed, 27 Jul 2016 14:53:29 +0000 http://gsbasket.org/?p=3934 Yaz mevsiminin sonuna doğru gelirken takımlar transferdeki son hamlelerini yapmaya hazırlanıyorlar. Bizler de Türkiye Ligi’ndeki bütün takımların oyuncularını pozisyonlarına göre yerleştirirken bir paragraflık yorumlarda bulunduk. Güzel bir çalışma oldu. Keyifli okumalar.

GALATASARAY ODEABANK

PG: Russ Smith, Sinan Güler, Can Korkmaz
SG: X, Diebler, Göksenin
SF: Micov, Blake Schilb
PF: Austin Daye, Deon Thompson, Orhan Hacıyeva, Ege Arar
C: Alex Tyus, Nenad Krstic

YORUM: Geçen sene Eurocup şampiyonu olan takımımız bu yıl Euroleague’de başarı endeksli kadro yapılanmasını tamamlıyor. Bir yabancı kısa hamlesiyle yeni sezona hazır olacak takımımız bu yıl çok çeşitli yapısıyla dikkat çekiyor. Hem yarı saha, hem de açık saha basketbolunu oynayabilecek oyunculara sahip olan Yenilmez Armada bu yapılanmasıyla İpekçi atmosferini de göz önüne alırsak özellikle Avrupa Ligi’nde iç sahada her takımı zorlayacak güce sahip. Ligde ise Can ve Orhan hamleleriyle rotasyonuna eklemeler yapan Ataman,  saha avantajını alıp şampiyon olmak için savaşacak. Aklımızda soru işaretleri yok değil. Bu kadar geniş rotasyonla Ergin Ataman ne kadar başarılı olabilecek diye sormadan edemiyoruz. Çünkü kendisi genelde dar rotasyonla başarıya ulaşmış bir koç. Bekleyip göreceğiz.

FENERBAHÇE

PG: Bobby Dixon, Sloukas, Berk
SG: Bogdan Bogdanovic, Nunnually
SF: Datome, Erkan Veyseloğlu (?)
PF: Antic, Kalinic, Barış Hersek
C: Udoh, Vesely, Ahmet

YORUM: Nunnually ve Ahmet Düverioğlu’nu alan ve büyük ihtimalle Erkan Veyseloğlu’yu kadrosuna ekleyerek transfer sezonunu noktalayacak olan Fenerbahçe’nin birbirini tanıyan oyuncularla sezona başlayacak olması onlar için büyük bir avantaj gibi gözüküyor. Geçtiğimiz yıl yakaladıkları ivmeyi devam ettirmek isteyen Fenerbahçe, Euroleague’in en dominant iki uzunu ile yeniden sözleşme imzaladı ve Bogdanovic’i de NBA pazarına -en azından şimdilik- kurban etmedi.

ANADOLU EFES

PG: Thomas Heurtel, Jayson Granger, Doğuş Balbay
SG: Jabari Brown*, Furkan Korkmaz
SF: Cedi Osman, Honeycutt
PF: Derrick Brown, Thomas
C: Bryant Dunston, Alen Omic

YORUM: Geçen sene kurulan kadronun kaliteli oyunculardan kurulu olmasına karşın bu oyuncuların ortaya korduğu performans ve sistemin oturmaması sonucunda Efes taraftarları özellikle Euroleague’de büyük hayal kırıklığına uğramıştı. Bu sebeple sezona yeni bir yapılanmayla giren Anadolu Efes, temel sorunun merkezindeki ismi, yani Heurtel’ü kontratından dolayı göndermedi. Epey de karmaşık bir forvet rotasyonu kurdu. Aslında Perasovic’in Laboral’deki sert ve hızlı oyunculardan kurulu oyuncu sistemini Efes’te de uygulamak istediğini görüyoruz. Üst üste binen Cedi-Thomas-Honeycutt-Brown rotasyonu, derinlik katıyor gibi gözükse de bu rotasyon sezon içinde yaratıcılık anlamında sıkıntı çekebilir. * Brown trasnferi henüz resmileşmedi.

DARÜŞŞAFAKA DOĞUŞ

PG: Wanamaker, Wilbekin, Mehmet Yağmur
SG: Bertans, Birkan
SF: Anderson, Clyburn
PF: Harangody, MetinTüren, Moerman
C:  Semih, Furkan, Slaughter

YORUM: Koçluk görevine David Blatt’ı getirerek piyasaya dev bir giriş yapan Daçka, Wanamaker-James Anderson hamleleriyle bu dev girişi devam ettirse de takımda kalan bazı isimler, Daçka’nın bütçesine göre dev gözükmüyor. Sert ve savaşan bir takım kurulsa da yetenek üst tavanının Euroleague’i kazanma olasılığı son derece az. Euroleague’de şampiyonluk parolasıyla sezona başlayıp uzun rotasyonuna sadece Moerman eklemek de onları adına eksi. Genel olarak iyi kadro kuran Daçka şimdilik ciddi Top8 adaylarından.

BANVİT BASKETBOL

PG: Theodore, KrisYanku, Emir Gökalp ,Cem Ulusoy
SG: Chappel, CanMaxim,
SF: Muric, Tolga
PF: Orelik, Kulig, Talat Altunbey
C: Vidmar, Metehan Akyel

YORUM: Koç Filipovski ile anlaştıktan sonra kadrosunu güçlendirmeye çalışan Banvit hemen hemen kadroyu baştan şekillendirdi. Bir uzun oyuncu alması muhtemel olan Bandırma ekibi bunun dışında transfer sezonunu büyük ölçüde kapadı. Muric, Chappell gibi etkili kanat oyuncularını transfer eden Banvit yine bu bölgede Mutaf ve Tolga gibi iki kıymetli yerliyi takımda tuttu. Ancak uzun rotasyonu daha şimdiden alarm veriyor. Bireysel olarak bütçeye oranla kaliteli isimleri katsalar da atletizmden uzak, soft bir uzun rotasyonu oluştu.

DEMİR İNŞAAT BÜYÜKÇEKMECE BASKETBOL

PG: Clevin Hannah, Tayfun Erülkü,Barış Erdoğan
SG: Kenny Hayes, Osiris Eldridge
SF: Ceyhun Altay, Mutlu Akpınar
PF: Angelo Caloiaro, Burak Can Yıldızlı, Emre Ekim
C: Andrija Stipanovic, Kahiem Seawright

YORUM. Geçen sezon lige çıkan ve iyi işler yapan DİBÇ, Özhan Çıvgın önderliğinde yine kısa oyuncuları skora yönelik ABD’li oyunculardan kurarak geçen seneki sistemini devam ettirdi. KahiemSeawright ile yola devam eden İstanbul ekibi, ligi tanıyan Stipanovic ve çok yönlü, potaya drive eden, şutu olan Caloiaro ile de uzunlardaki yabancı rotasyonunu da kurmuş oldu. Bu sezon da tecrübeli ve genç Türk oyuncularla yerli rotasyonunu oluşturacak Çıvgın için elinde sürprize açık bir kadro bulunuyor.

MURATBEY UŞAK SPORTİF

PG: Mark Lyons, Berent,
SG: Jeremy Hazell, Hakan Demirel
SF: Shaquielle McKissic, Görkem Sönmez, Özcan Sürücü
PF: Rolands Freimans, Berkay Candan, Mesut Ademoğlu
C: Darryl Monroe, Evaldas Kairys

YORUM: Yine Demir İnşaat Büyükçekmece gibi, kısa rotasyonunu Amerikalı, skorer, kendi pozisyonunu yaratan oyunculardan kuran Uşak Sportif, bu oyuncuların yanına Berent Kavaklıoğlu ve Hakan Demirel gibi tecrübeli guardları getirdi. Monroe ise Kairys’e göre hücum repertuarı çok daha geniş bir oyuncu. Hem sırtı dönük, hem de yüzü dönük birebiri olan bir uzun. Freimans ise bir 4 numaraya göre aşırı fizikli, hem boyalı alandan hem de dışardan skor tehditi yaratacak bir unsur. Transferde menajer önerilerini değil kendi isteklerine göre hareket ederek bütçeyi çok iyi kullanan Uşak’ın başarılı olmasını ve diğer kulüplere örnek olmasını diliyoruz. Geçen sezona göre özellikle hücumda daha derli toplu bir Uşak Sportif göreceğiz. Kairys yerine atletik çember koruyucusu bir uzunu kadrolarına katmış olabilselerdi aklımızdaki son soru işaretini de gidereceklerdi.

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ

PG: Earl Calloway*, Erbil Eroğlu,X
SG: Sean Armand, Jaka Klobucar
SF: Mert Çevik, Uğur Dokuyan, Metecan Birsen
PF: Ben Mccauley, DamirMarkota
C: Deniz Kılıçlı, X

YORUM: Şu an için İBB’nin tek transferi Earl Calloway oldu. Geçen sezonki takımdan birçok oyuncuyla yola devam etmek isteyen Ertuğrul Erdoğan ve ekibinin transfer konusunda, şimdilik, rakiplerinin gerisinde kaldığını söyleyebiliriz. Geçtiğimiz sezon Klobucar’ın verimli basketboluyla lige tutunan IBB, koruduğu kadro yapısını ve sezonun son bölümünde yakaladıkları ivmeyi devam ettirmek istiyor.

TOFAŞ

PG: Micic, Barış Ermiş, Kadir Bayram
SG: SammyvMejia, Yiğit Arslan
SF: Jordan Hamilton, Caner Topaloğlu
PF: Kaloyan Ivanov, Ümit Sonkol
C: Ronald Roberts, Kaya Peker

YORUM: Orhun Ene’nin kurduğu yapı doğrultusunda kadrosunu hem koruyup hem de Micic, Hamilton, Roberts gibi çok kaliteli isimler ekleyen Tofaş, taraftarını heyecanlandırıyor. 1.Lig’den Süper Lige geldiklerini ve hedeflerinin de ilk yıldan playoff olduğunu düşünürsek, lige renk katmaktan öte, ligi daha da çekişmeli hale getirecek Bursa ekibi. Takımda sadece 5 yabancı bulunduracak olan Tofaş’ta yabancılar daha çok rol alacak ve bu da dakikalarına yansıyacak. Özellikle Ronald Roberts’ın bu yıl ciddi çıkış yapması çok muhtemel.

PINAR KARŞIYAKA

PG: Soner Şentürk, KevinDillard,
SG: J’Covan Brown, Muhammed Baygül
SF: Erdi Gülaslan, X
PF: Dajuan Summers, X
C: JoshBoone, Egemen, X

YORUM: Yaklaşık 2 milyon dolar bütçeyle iyi işler yapmaya çalışan Karşıyaka yönetimi, koçluk görevine Markovic’i getirdi. Kadrosuna, bütçesine göre epey kaliteli isimler ekledi. Dillard, Brown, Summers ve Boone gibi oyuncularla kadrosunu Amerikalı oyuncular üzerine kuran İzmir ekibi, Ufuk Sarıca ile yakaladıkları ivmeyi Markovic ile sürdürmeyi istiyor.

BEŞİKTAŞ SOMPO JAPAN

PG: Michael Thompson, Enes Berkay
SG: DjStrawberry, Michael Roll
SF: Cenk Akyol
PF: KyleWeems
C: Doğan Şenli,

YORUM: 2 senedir ilk sekiz dışında kalan siyah,beyazlı ekipte,  Playoff’u amaç değil araç olarak kullanacağını belirterek göreve gelen Ufuk Sarıca ve ekibi, takıma Michael Thompson, Michael Roll, DJ Strawberry ve KyleWeems’i dahil etti. Ufuk Sarıca ile yeniden yükselişe geçmek isteyen ve yeni sezonda önemli zaferler kazandığı Akatlar’ı kullanacak siyah beyazlı ekip, diğer takımlar gibi kadrosunu tam olarak tamamlayamadı. İsmi geçen Samuels’i kadroya ekleyebilirlerse, bir tane çember koruyucu 4.5 numara ile Beşiktaş, hem Avrupa’da, hem de ligde iyi işler çıkartacak.

BEST BALIKESİR

PG: Michael Green
SG: Yunus Akçay
SF: 
PF: Valentin Pastal
C: Golubovic, Murat Kozan

YORUM: Ligin yeni ekibi Best Balıkesir de Mete Babaoğlu önderliğinde Trakya halkına güzel bir heyecan yaratmak için kolları sıvamış durumda. Sezonun ilk haftasında karşılaşacağımız Best Balıkesir henüz takım kadrosunu tamamlamış durumda değil. Kendi şutunu yaratan, skorerguard Michael Green’i takıma dahil eden Balıkesir ekibi, yine ligimizi yakından tanıyan Golubovic ve Valentin Pastal ile de sözleşme imzaladı. Yine Yunus ve Murat da ligimizi tanıyan kaliteli yerli oyuncular.

TRABZONSPOR MEDİCAL PARK

PG: Stefan Moody
SG: Dwight Hardy
SF: Alper Saruhan
PF:
C: Julian Wright

YORUM: Sergei Bazarevich önderliğinde sezona start verecek bordo mavili ekip henüz kadrosunu tam olarak tamamlayamadı. Dwight Hardy’i takımda tutan Karadeniz ekibi şu an için sadece Moody ve Julian Wright ile anlaşma sağladı. İkisi uzun olmak üzere toplam 3 yabancı transferi daha yapacak olan TrabzsonporMedical Park yine lige heyecan katabilecek ekiplerin başında olacaktır.

 

NOT: Rönesans Ted Ankara Kolejliler, Royal Halı Gaziantep ve Akın Çorap Yeşil Giresun’un ligdeki durumlarının belirsizliğİ ve sponsor desteği alamamalarından dolayı bu üç takımın kadro analizini yapmadık.

Umut Kaan Arslan

Engin Ağzıdeli

 

]]>
RUSS SMITH http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/russ-smith/ Wed, 27 Jul 2016 06:19:12 +0000 http://gsbasket.org/?p=3927 ErrickMcCollum ile sözleşme uzatmayıp yolların ayrılmasından sonra guard arayışlarına başlayan Ergin Ataman, aradığı oyuncuyu Amerika’da buldu: RUSS SMITH!

OYUNCU PROFİLİ

BOY: 1.83

KİLO: 75

YAŞ: 25 / 19.04.1991

POZİSYON:Guard

LİSE: South Kent School

KOLEJ:Louisville

NBA DRAFT:Philadelphia 76ers – 2.TUR – 47.SIRA

 

KOLEJ YILLARI

2010 yılında Louisville kolejiyle NCAA kariyerine adım atan, okula girdiği ilk senede Dieng, Siva, Kuric gibi oyuncular ile aynı formayı giydi. Freshman sezonunda pek varlık gösteremedi. Sophomore sezonuyla beraber ivmesini yukarı doğru çekmeye başladı. Sophomore sezonunda, 21.5 dakika ile takımın en çok süre alan 6.oyuncusu konumundaydı ve Sophomore sezonunda 11.5 sayı ile takımın en skorer ikinci ismi oldu. 3.sezonu, yani Junior sezonu onun adına harika geçti. 18.7 sayı ortalamasıyla oynayan, takımının en skorer ismi olan Smith, Louisville’in şampiyonluğunda büyük bir pay sahibi oldu. NBA scoutları, Junior sezonunu çok formda geçiren Russ Smith’i daha da yakından takip etmeye başladı. Smith, Senior sezonunda, Siva’nın da mezun olmasıyla liderliği iyice eline aldı ve takımının 18.2 sayıyla skor lideri, 4.6 asist ortalamasıyla da asist lideri oldu.

 

SAHA İÇİ ŞUT YÜZDESİ

Freshman: %34.1 FG

Sophomore: %35.6 FG

Junior: %41.4 FG

Senior: %46.8 FG

 

FRESHMAN – SOPHOMORE – JUNIOR – SENIOR / GENEL İSTATİSTİKLER

SAYI: 2.2 – 11.5 – 18.7 – 18.2

ASİST: 0.8 – 1.9 – 2.9 – 4.6

RİBAUND: 0.4 – 2.5 – 3.3 – 3.3

TOP ÇALMA: 0.8 – 2.2 – 2.1 – 2.0

TOP KAYBI: 0.8 – 2.3 – 2.7 – 2.8

 

NBA / D-LEAGUE

Smith, Philadelphia tarafından seçilmesinin ardından draft sabahında New Orleans Pelicans’a takas oldu. Ocak ayına kadar Pelicans’ta kaldı. Ardından Memphis’in yolunu tutan Smith, 2014-2015 sezonunda istediği süreleri hiç bulamadı. Bu esnada D-League’de oldukça fazla dakikalar aldı. Kendini gösterip NBA’de barınmak istedi ama özellikle fiziği yüzünden NBA’de istediğini bulamadı. 2015-2016 sezonunda da Memphis formasıyla NBA’de dakikalar aradı ama yine bir önceki sezonki gibi süre bulamama sıkıntısını yaşadı. Bu esnada yine D-League’de oynadı. Smith’in D-League performansı, göze hoş gelen istatistiklerle dolu. Bir maçta 65 sayı atması, 30 sayı-18 asistlik performansı gibi göze çarpan maçları ve istatistikleri mevcut. Dilerseniz lafı daha fazla uzatmadan Smith’in oynadığı maçların kayıtlarından aldığım izlenimler doğrultusunda hücum ve savunma performansına geçelim…

 

HÜCUM

1) Delicilik: Kısaca özetlemek istersek, inanılmaz bir delici. Sağdan, soldan, tepeden, sahanın herhangi bir yerindeyken kendine koşacak bir an ve bir alan bulduğu anda çembere gitmekten çekinmiyor. Göz açıp kapayıncaya kadar topla çembere gidebiliyor. Aslına bakarsak, Ergin Ataman’ın kurmuş olduğu yapıya uyan oyun kuruculardan biri, Smith. Temmuz ayının 26’sına kadar konuştuğumuz “takımın birincil eksiği delicilik” cümleleri, Russ Smith ile silinecek ve delicilik sıkıntısı çözüme kavuşacak…

2) Oyun Görüşü: Oyun görüşü penceresine birkaç farklı açıdan bakabiliriz fakat oyun görüşüne asla kötü diyemeyiz. Deliciliği sayesinde forvetlere rahat bir konfor alanı sunması ve o pası forvetlere aktarabiliyor olması, Ergin Ataman’ın hücum çeşitliklerinden biri olacaktır. Ayrıca Ergin Ataman’ın verdiği özgürlük ile birlikte oyun içi dengeyi kurabilecek bir basketbol aklına sahip olan Russ Smith, ikili oyunlarda da kötü değil. Yüksekten oynadığı ikili oyunlar ile hücumda pasörlüğünün de iyi bir seviyede olduğunu ortaya koyan Smith’i bu sezon sık sık DeonThompson, Tyus ve Krstic ile, temennim, uyumlu bir biçimde göreceğiz.

3) Transition Hücumlar: Bu sezon sıklıkla görebileceğimiz bir durum. Özellikle Tyus ile birlikte yaptıkları koşularda rakibin kabusu olabilirler. Russ koşmayı seviyor, yüksek tempoda basketbol oynamaktan zevk alıyor. Elbette, Smith’in yüksek tempoyu kontrol etmesi konusunda herkesin kafasında soru işareti bulunmakta. Smith’in, yüksek tempo/dengesizlik oranını kurmakta sıkıntı yaşadığı söylenemez. Dengelidir, tempoyu takıma göre ayarlamaya çalışır. Ergin hocanın ona vereceği rol sonrasında Russ Smith’in bize vaadedeceği çok şey var.

4) Ball Handling: Top hakimiyeti konusunda Russ Smith’in eksiği yok, fazlası var. İki elini de çok iyi bir şekilde kullanabiliyor. Sağ el ile şut atmasına rağmen sol elini de sürekli aktif durumda kullanması, oyun görüşü kısmına dönecek olursak, kendisine double-team geldiği zamanlarda sol eliyle beklenmedik bir anda takım arkadaşlarına muazzam paslar aktarabiliyor. Ayrıca ellerinin çabukluğu, kendisine artı sağlıyor.

5) Şut – Top Kullanımı: Geçtiğimiz sezon D-League’de maç başına 21.3 top kullanan Smith için bu pek geçerli bir istatistik değil. 21.3, D-League temposunda, D-League standartlarında geçerli bir sayı olabilir fakat bunu kendi oyun yapısı içinde bir alışkanlığa bağlamaması, bizim için en önemli nokta. Burada rolleri bir değişime uğrayacak. Mesela 21.3 sayısını Avrupa basketbolunda ancak 2 maçta kullandığı top sayısıyla yakalayabilir. Diğer yandan küçük bir örnek sunmak istiyorum: ErrickMcCollum’un da Çin’de ya da daha önce oynamış olduğu kulüplerde kullandığı top sayısı epey fazlaydı. Errick’te gördüğümüz değişimi Smith’in oyununda da görebilecek miyiz? Asıl soru bu olmalı. Diğer yandan şut performansını derecelendirirsek, iyi demek zor fakat kötü de değil. Smith’in en büyük sıkıntılarından biri şut istikrarı.

 

3 SAYI YÜZDESİ / D-LEAGUE

2014-2015: 1.20/3.12 – %38.5 FG

2015-2016: 2.18/7.18 – %30.4 FG

 

SAVUNMA

1) Size: İnce bir oyuncu olması, savunmada savruklaşmasına neden olabiliyor fakat bunu pozisyon bilgisi ile geçiştirebiliyor. Ayrıca Avrupa basketbolunda bu Size’a sahip oyuncuların savunmada hareketli olması, Size sıkıntısını geçici de olsa siliyor.

2) El Çabukluğu: Hücumda göstermiş olduğu el becerilerini savunma yaparken de kullanan Smith’in savunmadaki temel silahlarından birisi, el çabukluğu. Rakibini rahatsız eden bir yapısı var. Doğru yönlendirme ile el çabukluğunu avantaja çevirebiliriz ve top çalma konusunda ilerlemeler görebiliriz.

D-LEAGUE TOP ÇALMA İSTATİSTİKLERİ

2014-2015: 1.92

2015-2016: 2.14

3) Gelişime Açık Olması: Basketbolu takip eden birçok insan, Russ Smith’in iyi/kötü savunmacı olduğu yönünde tartışmaya girdi. Bu konuda kendi fikrimi belirtmekte bir sakınca görmüyorum. Ne kadar sağlıklı olur bilmiyorum ama kolej yıllarına ait yapılmış bir videoda, Smith’in güçlü yönlerinden birinin savunması olduğu, lateral hız, el çabukluğu ve P&R savunmasında etkili olduğunu yazmışlar ve videoda bunları kanıtlayacak örnekler sunmuşlar. Şahsi fikrim, 2 senedir D-League’de oynayan bir oyuncuyu savunması kötü demekle geçiştirmek, kolej yıllarını izleyerek de iyi savunmacı diyerek geçiştirmek hepimizi yanılgıya düşürebilir. ErrickMcCollum’un göstermiş olduğu savunmadaki gelişimi, Smith’te de görmemiz mümkün. Doğru işlenmesi sonucunda Smith Euroleague’de savunma direncimize katkıda bulunabilir.

 

Sakatlıktan uzak, güzel bir sezon dileğiyle. Aramıza hoşgeldin Smith!

 

Engin Ağzıdeli

]]>
Eurocup Takımlarında Son Durum http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/eurocup-takimlarinda-son-durum/ Mon, 25 Jul 2016 23:00:16 +0000 http://gsbasket.org/?p=3917 Geçen seneyi şampiyon olarak tamamladığımız Eurocup sezonunun bu yıl da çok çetin geçeceğini düşünerek her takımın gelenler-gidenler tablosunu sizler için hazırladık. Bazı takımların -gerek bu kupaya yeni olması gerek internette doğru bilgileri bulamamızdan ötürü- gelenler gidenler kısmı boş kaldı. Haberler elimize ulaştıkça o boş kısımları doldurup sayfayı yenileyeceğiz.

A GRUBU

1-) Nizhny Novgorod

Gelenler: Kenny Boynton, Ingus Jakovics, Petr Gubanov

Gidenler: Bagatskis (Coach), Evgeny Baburin, Vladimir Ivlev, Dmitry Khvostov, Semen Antonov, Victor Rudd

2-)Gran Canaria

Gelenler: LuisCasimiro (Coach)

Gidenler: Reneses (Coach), Kevin Pangos, DJ Seeley, Alen Omic, Brad Newley

3-) Cedevita Zagreb

Gelenler: David Stockton, Scotty Hopson

Gidenler: James White, Jacob Pullen, Henry Walker, Luka Zoric, Fran Pilepic

4-) Zielona Gora

Gelenler: Artur Gronek (Coach), James Florence,

Gidenler: Saso Filipovski, Mateuzs Ponitka, Dee Bost, Moldodeanu

5-) AEK

Gelenler: Josh Owens, Giannoulis Larentzakis, Kostas Vasileiadis, Jawad Williams, Nikola Ivanovic, Mike Dixon, Dionisis Skoulidas

Gidenler: Dragan Sakota (Coach), Chris Warren, Philipp Scrubb, Marc Carter

6-)Lietkabelis Panevezys

Gelenler: Jurica Zsuzsa (Coach), Tadas Rinkunas, Zygimantas Skucas

Gidenler:

 

B GRUBU

1-)Khimki

Gelenler: Likhodey, Zaytsev

Gidenler: Tyrese Rice, Tyler Honeycutt, James Augustine, Zoran Dragic, Maxim Sheleketo

2-)Alba Berlin

Gelenler: Ahmet Çakı (Coach), Peyton Siva, Engin Atsür

Gidenler: Kresimir Loncar

3-) Bilbao

Gelenler: Dejan Todorovic, Javi Salgado, Miha Lapornik

Gidenler: Clevin Hannah

4-)Lietuvos Rytas

Gelenler: David Logan, Kenny Kadji

Gidenler: Nicolas Laprovittola,

5-)Volgograd

Gelenler:

Gidenler:

6-) Partizan

Gelenler: Terrico White (Resmi Değil), Stefan Bircevic

Gidenler: Kevin Jones

 

C GRUBU

1-)Unicaja Malaga

Gelenler: Waczynski, Oliver Lafayette, Jeff Brooks, Kyle Fogg, Dejan Musli

Gidenler: Dejan Todorovic, Kuzminskas, Vazquez

2-)Bayern Münih

Gelenler: Sasha Djordjevic (Coach), Vladimir Lucic, Ondrej Balvin

Gidenler: Svetislav Pesic (Coach), Deon Thompson

3-)Murcia

Gelenler: Billy Baron

Gidenler: Katsikaris (Coach), Campazzo

4-) MTZ SKOPJE

Gelenler: Charlon Kloof

Gidenler:

5-)Zenit

Gelenler: Sergey Karasev, Pavel Sergeev, Evgeny Voytyuk

Gidenler: Koshcheev, Golovin, Komissarov, Berzins, Thomas

6-)Buducnost

Gelenler: Scepanovic (Coach), J.R. Reynolds, Boris Savovic, Zoran Nikolic

Gidenler: Luka Pavicevic (Coach), Omar Cook, Doron Lamb, Nemanja Jaramaz

 

D GRUBU

1-)Lokomotiv Kuban

Gelenler: Fotsis Katsikaris (Coach), Dmitry Khvostov

Gidenler: Bartzokas (Coach), Dontaye Draper, Malcolm Delaney, AnthonyRandolph, Victor Claver, Chris Singleton, Sergey Bykov

2-) Valencia

Gelenler: Joan Sastre, Will Thomas

Gidenler: Justin Hamilton, Vladimir Lucic

3-)Union Olimpija

Gelenler:

Gidenler: Staff Ekibi, Amer Mehic, Lapornik

4-)Hapoel Jerusalem

Gelenler: Pianigiani (Coach), Curtis Jerrels, Tarence Kinsey, Jerome Dyson, Travis Petterson, Isaac Rosefelt, Shawn Jones

Gidenler: Donta Smith, Tony Gaffney, Rowland

5-) ULM

Gelenler: Karsten Tadda, Braydon Hobbs, Tim Ohlbrecht, Mate Fazekas

Gidenler: Pierria Henry

6-)Fuenlabrada

Gelenler: Blagota Sekulic, Rolands Smits

Gidenler: Alex Urtasun

 

Engin Ağzıdeli

Umut Kaan Arslan

]]>
AUSTIN DAYE http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/austin-daye/ Thu, 30 Jun 2016 11:08:09 +0000 http://gsbasket.org/?p=3874 Yazıya klasik bir cümleyle gireceğim. “Ergin Ataman sisteminin vazgeçilmez noktası; şutör 4 numaralar..” Geçtiğimiz sezon Green, Micov ve zaman zaman Chuck Davis’i 4 numarada kullanan Ergin Ataman, Eurocup şampiyonluğu sonrası Euroleague’e katılım doğrultusunda artan bütçe ve yükselen hedefler ile kadrosunu iyi isimlerle doldurmak için çabalıyor. Bu doğrultuda Ergin Ataman’ın ilk transferi, 2.11’lik NBA patentli oyuncu, Austin Daye.

NBA GÜNLERİ

Austin Daye, NBA Draft 2009’da Detroit Pistons tarafından 1. tur 15. sıradan seçildi. Draft yazılarında “2.11 ve 3 numara, gerçekten harika” diye başlayan birçok cümle mevcut fakat NBA kariyerinden daha çok, Avrupa kariyeri bizim için kısas olacak. Çünkü NBA’de oynadığı 6 sezonun yaklaşık 4’ünde kariyerini 3 numara olarak sürdürdü. San Antonio Spurs kariyerinde ise, 4 numaraya evrilmeye başladı. Fakat NBA kariyeri, Daye adına pek de olumlu geçmedi. NBA kariyerinden kısas alınacak en önemli konu, gücü ve savunması. NBA’de barınamama sebeplerinden biri de buydu Daye’in. Evet, çok iyi skorer, çok iyi bileklere sahip bir skor makinesi fakat güç, onun için büyük bir handikaptı ve Daye NBA’e tutunamayıp basketbola Avrupa’da devam etme kararı aldı.

AVRUPA’YA ATILAN İLK BÜYÜK ADIM

Pesaro’ya imza atan Daye, Avrupa kariyerine, en azından şimdilik, temelli girmiş oldu. Pesaro takımının Daye’e verdiği rol ile Daye’in istatistikleri acayip bir hal aldı. Örneğin herhangi bir Euroleague takımında maç başına 16.5 top kullanması çok nadiren görülür. İsterseniz gelin birlikte hem istatistiklere  göz gezdirelim, hem de hücum ve savunma performansına bakalım.

* Geçtiğimiz sezonun ortasına yaklaşırken İtalya’ya gelen Daye, Pesaro ile Avrupa kariyerine adım attı. Kısa süreli Khimki kariyerini ele almak pek doğru olmaz.

* Geçtiğimiz sezon Pesaro’da üst düzey bir hücum performansı ortaya koyan Daye, 21.2 sayı, 9 ribaund ve 1.9 asist ortalamaları ile oynadı.

* Daye, Pesaro’ya katılmadan önce Pesaro, 9 maçta yalnızca 2 galibiyet alabilmişti. Daye ile birlikte büyük bir ivme yakalayan Pesaro, Daye’in oynadığı 21 maçta 10 galibiyet almayı başardı.

* Pesaro’da maç başına 16.5 ortalama ile top kullanan Daye, 16.5 topun 6.7’sinde isabeti buldu.

* Daye, 21 maçta 115/135, yani %85’lik bir faul yüzdesi yakaladı.

HÜCUM

Austin Daye, birçok hücum silahına sahip bir oyuncu. Austin Daye’i rakibe büyük bir tehdit oluşturan skor makinesi olarak tanımlayabiliriz. Daye, hücumda sınırsız bir özgüvene sahip. Ergin Ataman’ın sevdiği tarzda, winner karakterli, skor bulmak için çabalayan, skora direkt etki edebilen bir oyuncu. Uzun boyu ve uzun kolları, ona birçok avantaj sağlıyor.

1) Isolation Hücum: Austin Daye, Avrupa’nın en iyi isolation oynayan forvetlerinden biri. Karar mekanizmasının iyi olduğunu söyleyebiliriz. Ballhanding’i muazzam olan, topu yere vurduğunda adeta oyun kurucular gibi hücum eden Daye, topu soluna vurduğunda genellikle şutu tercih bir yapısı var. Bunu orta mesafesinin iyi olmasına bağlamak mümkün. Topu sağına vurduğunda ise, çembere gitmekten çekinmiyor.

* Pesaro’da 21 maçta 219 tane 2 sayılık basketin 95’ini skora dönüştüren ve %43’lük bir yüzde yakalayan Daye, bu yüzdesini Ergin Ataman sisteminde %50’lerin üzerine çıkaracağı, en umut ettiğim şeylerden biri.

2) Sırtı Dönük Hücum: Austin Daye’in hücumda en çok beslendiği şey, sırtı dönük hücum. Özellikle pick’lerden sonra ters eşleşme yakalayıp o topu istemesi ve özgüvenli biçimde skor bulması, her maç sıklıkla görebileceğimiz bir durum. Topu sırtı dönük aldıktan sonra yüzünü rakibine dönüp birebir ile çembere gitmesini veya şutunu kullanmasını çok göreceğiz.

3) Pas İstasyonu:  Daye, bunu sürekli bahsetsem de, uzun kolları ile pas kanallarının merkezi olabilir. Buna spacing avantajı da diyebiliriz. Geçtiğimiz sezon Micov ile yaptığımız işi, bu sezon hem Daye, hem de geçmişten gelen alışkanlıklarla Micov ile yapabiliriz. Green sakatlanmadan önce, Green’in de bu pas istasyonunda ne derece önemli olduğunu görüyorduk.

* Pesaro’da 21 maçta 1.9 asist ortalaması yakaladı. Pesaro kariyerinde yalnızca 3 maçta asist yapamadı. 18 maçta ulaştığı en yüksek asist sayısı: 5

4) Koşmak: Evet, koşmak. Geçiş hücumlarında topu getirmesi veya topsuz koşu yapabilmesi, temponun arttığı dakikalarda Daye’in verimini arttıracaktır. Topsuz koşularda alanı çok iyi açan Daye, gelecek sezon Ataman’ın vazgeçilmez oyuncusu olacak. Topsuz koşularda topu 3 sayı çizgisinin gerisinde aldığı zaman potaya gitmek yerine şut kullanabiliyor. Ergin Ataman’ın oyuncuya özgürlük verdiğini düşünürsek, Daye bu hücumları çok kullanacaktır.

* Pesaro’da 21 maçta 129 tane 3 sayılık basketin 47’ini skora dönüştüren ve %36’lık bir yüzde yakaladı.

5) Pick and Roll: Daye’in en büyük özelliklerinden biri, guard gibi P&R oynayabilmesi. Topu tepede aldığı zaman devrilen uzuna pası verebilmesi hücuma ekstra katkı sağlayacak. Elimde yeterli veri olmadığı için “P&R oynadığı 15 hücumun 12’si basketle sonuçlanmış” gibi bir istatistik veremiyorum sizlere fakat P&R’ler gözle görülür bir biçimde yüksek bir yüzdeyle sayıyla noktalanıyor.

SAVUNMA

Austin Daye’i tanıyanlar, onun kötü bir savunmacı olduğunu bilirler ama bu zaafını hücum yetenekleri ile dengeleyen, dengeden de öte, hücumda yaptığı işlerle “savunma yapmasa da olur” dedirtecek cinsten bir oyuncu. Austin Daye, neyi doğru yapıyor/yapabilir/yapamıyor ekseninde maddeler sıralayalım:

1) Savunmada Uyumak: Pesaro performansında, savunduğu oyuncu kim olursa olsun, rakibini unutuyor olması en büyük handikapı. Bunu biraz da Pesaro takımına bağlamak mümkün olsa da, Daye’in Galatasaray’da aşması gereken başlıca sıkıntı bu. İpekçi’de uyuyacağını düşünmüyorum fakat deplasmanda sinmesi epey olası bir durum. Daye, doğru yönlendirmeler ile bu sorunu az da olsa aşabilir. Austin Daye’i, Errick McCollum’da gördüğümüz gibi, sezon ilerledikçe artan savunma performansı ile görebiliriz.

2) Yardım Savunması-Switch: Daye’in yapamadığı şeylerden biri. Savunma bilgisinin ortalama düzeyde olması, savunma isteksizliği yüzünden pek işe yaramıyor. Daye, adam değişimi konusunda da oldukça vasat. Savunma konsantresi alt seviyede olan Daye, bu sıkıntılarını az da olsa aşmak zorunda.

3) Güç ve Post: Daye’ın yaşadığı en büyük sıkıntı, gücü. NBA GÜNLERİ bölümünde de bahsettiğim gibi, bu onun en büyük handikapı. Fakat bazı maçlarda gördüğüm kadarıyla, post savunması pek de kötü değil. Rakibi bozmaya, rakibin dengesini dengesizliğe çevirmeye çalışıyor. Buna Spurs kariyerinin bir etkisi diyebiliriz.

4) Ribaund: Daye, ribaund konusunda kötü değil. Savunmada yaptığı yanlışları ribaund ile özdeşleştirmek yanlış olur. Ribaund meziyeti gayet iyi olan Daye, takımımıza bu konuda gelecek sezon oldukça avantaj sağlayacak. Ayrıca blok ortalamasını görenler şaşırabilir çünkü Daye geçtiğimiz sezon maç başına 1.1 blok ortalaması ile oynadı. Fakat bu bizi küçük bir yanılgıya düşürebilir. En azından benim izlediğim  maçlarda genel olarak fastbreakleri blokladı. Patlayıcılığı az olan Daye için ekstra bir istatistik olmuş.

Bu yıl Austin Daye’in maç performanlarından videolar;

https://www.youtube.com/watch?v=PQLDcDTVAbo

https://www.youtube.com/watch?v=-s6Vx-Pt6DE

https://www.youtube.com/watch?v=UoNy0DF5stI

https://www.youtube.com/watch?v=-s6Vx-Pt6DE

Kendi potansiyelini henüz tam istediği kitlelere gösteremeyen Daye için Ergin Ataman kesinlikle bir şans olacaktır. Patlamaya hazır, genç ve dinamik bir oyuncu olmasının yanında hırsını da eklersek takıma çok şeyler katacağından eminim. Camiamıza hayırlı olması dileğiyle…

Engin Ağzıdeli

https://twitter.com/enginagzideli

 

]]>
MADALYA AŞKINA http://gsbasket.org/milli-takim/madalya-askina/ Sat, 18 Jun 2016 12:54:23 +0000 http://gsbasket.org/?p=3860 Ekrem Memnun, kadın basketboluna adım attığından beri her zaman savunmanın varlığına inanmış bir koç oldu. Eğer başında olduğu takımlara savunma karakterini oturtabilirse o takımdaki oyuncuların, isim değiştirseler bile yerine gelen oyuncular ile aynı sistemi devam ettirebileceğine inandı hep.

Olimpiyat elemelerinde mücadele eden A Milli Kadın Basketbol takımımız için de aynı şeyler geçerli. Elemeler öncesi oynanan hazırlık karşılaşmaları olsun, elemelerde oynadığımız maçlar olsun, bu takımın bir yerlere gelecekse savunma karakteriyle geleceğini gösterdi bizlere Ekrem hoca.

Yavaş yavaş değişen, yenilenen bir jenerasyonla karşı karşıyayız. Oyuncuların bu olimpiyatlarda oynamayı ne kadar çok istediğini tahmin etmek çok zor olmasa gerek. Özellikle –belki de- son turnuvası olacak oyuncular için bu turnuva çok büyük önem arz ediyor kendi kariyerleri için. 36 yaşına gelen Nevriye son kez Olimpiyatlarda boy göstermek isteyecektir. Kariyerinde Euroleague şampiyonluğu bulunan Şebnem Kimyacıoğlu, Işıl Alben, Bahar Çağlar gibi isimler, bu sağlam kariyerlerine bir de Olimpiyat madalyası eklemek isteyeceklerdir. Olcay gibi Tilbe gibi gelecek vaad eden oyuncular da bu inançla mücadele ediyorlar, etmeye devam edecekler.

Takım bazında baktığımız zaman Olimpiyat Elemeleri’ne favori olarak başladık ve beklendiği gibi büyük bir fark yarattık diğer rakiplere oranla. Çok iyi bir koça ve çok bir takıma sahibiz. Koçun oyuncularla olan olumlu ikili ilişkileri, bazı zamanlarda büyük önem arz etmekte. Ekrem Memnun’un da bu konuda oyunculara bir ‘’abi’’ gibi yaklaşması, oyuncuları daha rahat hissettiriyor milli forma içinde. Eurobasket’te Rusya maçında hocanın uzatma periyodundaki meşhur molası hala hafızalarda.

Bu takım Olimpiyatlarda madalya alacak karakterde ve güçte.  Alttan gelen taze jenerasyon ve takımdaki tecrübeleri karakterler iyi bir uyum içerisinde. Pota altında yarattığımız Nevriye-Sanders kulesi Avrupa’nın bir çok takımlarını korkutur. Sanders, özellikle atletizmini kullanınca pota altında büyük bir fark yaratıyor. Oyunu kuran Birsel-Işıl ikilisine, Olcay’ın benchten yaptığı katkı bu ikiliyi biraz da olsa soluklandırıyor  -ki Ekrem hoca, Olcay’a çok fazla güveniyor-. Olcay, ileriki yıllarda bu takımın beş oyuncusu olacak çünkü.

Bu takım için üzerinde durulması gereken bir diğer isim de Şebnem Kimyacıoğlu. Müthiş bir karakter. Ekrem hocayla bambaşka bir ilişkileri var. Hoca onu basketbola verdiği dört yıllık aranın ardından tekrar kulüp kariyerine başlattı. Şebnem’in hocaya olan güvenine bu açıdan da bakmak gerekli. Bu yüzden Olimpiyatlarda da Şebnem bu takım için önemli bir konumda. Sadece saha içi için değil, saha dışında diğer oyuncularla olan ilişkileri, Milli Takım için çok değerli.

Ekrem Memnun ve takım, Olimpiyattan madalya ile dönecek. Bu savunma, bu karakter karşılığını mutlaka alacaktır. Yakalanan güzel hava başarıyı getirecektir. Bunun için koça ve oyunculara çok güveniyoruz. Kariyerleri için, bizim için çıkmalılar Rio’da parkeye. Madalya için.

Enes Kömürcü

https://twitter.com/KomurcuEnes

 

 

 

 

 

 

]]>
PLAY-OFF ATEŞİNİ HİSSEDİYOR MUSUN? http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/play-off-atesini-hissediyor-musun/ Tue, 10 May 2016 19:02:43 +0000 http://gsbasket.org/?p=3823 Bu akşam itibariyle Basketbol Süper Ligi’nin 30.haftası tamamlanarak play-off etabına geçilmiş oldu. Ligi ilk 8 içinde bitirerek play-offlara kalma başarısı gösteren takımlar şu şekilde eşleşti:

Anadolu Efes (1) – Royal Halı Gaziantep (8)

Fenerbahçe (2) – Muratbey Uşak Sportif (7)

GalatasararayOdeabank (3) – Pınar Karşıyaka (6)

Darüşşafaka Doğuş (4) – Banvit (5)

 

Çeyrek Final

Anadolu Efes – Royal Halı Gaziantep:

Normal sezonu lider bitiren Anadolu Efes, ligin sürpriz ekiplerinden Royal Halı Gaziantep ile eşleşti. Saha avantajını elinde bulunduran Anadolu Efes’in turu geçeceğini düşünüyorum. Fakat bu çok kolay olmayacaktır. Normal sezonda iki ekibin karşılaştığı iki maç da uzatmaya gitti ve ikisinde de gülen taraf Antep ekibi oldu. (97-96 ve 96-99) İki galibiyet alanın turu geçeceği seride Antep’in bir maç kazanacağı ve 2-1 ile Anadolu Efes’in yarı finalist olacağı düşüncesindeyim.

Fenerbahçe – Muratbey Uşak Sportif:

Ligin en düşük ikinci bütçeli takımı Muratbey Uşak Sportif tüm otoriteleri yanıltarak 7.sıradan play-off yaptı. Ancak en istemeyecekleri takımlardan biri olan Fenerbahçe ile eşleştiler. Tahminim Ozan Bulkaz’ın ekibinin muhteşem sezonunun bu seride sona ereceği ve yarı finalistin 2-0 ile Fenerbahçe olacağı. ZeljkoObradovic’in hedef maçlardaki performansını gördükten sonra Uşak Sportif’e tek galibiyet şansı dahi tanımıyorum. Ligde oynanan iki maçı 82-93 ve 98-67 skorlarıyla Fenerbahçe kazandı.

Galatasaray Odeabank – Pınar Karşıyaka:

Eurocup şampiyonu Galatasaray’ımız normal sezonu 22 galibiyet, 8 mağlubiyet ile tamamlayarak 3.sıradan play-offlara kaldı ve ilk turda Pınar Karşıyaka ile eşleşti. Sıkıntılı bir sezon geçiren Pınar Karşıyaka’da Joe Ragland, Justin Carter ve Josh Carter takımdan ayrılırken sakatlanan JuanPalacios ve LazericJones sezonu kapattılar. Bu eksikleri Bracey Wright ve Thomas Abercrombie transferleriyle kapatmaya çalıştı İzmir ekibi. Bu sezon Pınar Karşıyaka ile ikisi Eurocup olmak üzere dört kere karşılaştık. İzmir’deki maçları 97-92 ve 67-64 kaybeden Galatasaray, Abdi İpekçi’de rakibini 93-65 ve 74-67’lik skorlarla mağlup etti.İzmir’deki maç kolay geçmeyecek olsa da seriyi 2-0 ya da 2-1 kazanacağımızı tahmin ediyorum.

Darüşşafaka Doğuş – Banvit:

Çeyrek final eşleşmelerinin tahmin edilmesi en zor serisi kuşkuuz ki Darüşşafaka Doğuş – Banvit olacak. Sezona büyük yatırımla giren Darüşşafaka Doğuş Euroleague’de hemen hemen istediğini alsa da ligde 4.sıradan öteye geçemedi. Büyük maçlarda çok iyi performans gösterebilen Banvit’in İstanbul’da bir maç çalabileceği ve ipleri eline geçirebileceğini düşünüyorum. Yine de sürprize en açık olan 2 maçlık serilerde bu turun galibini tahmin etmek gerçekten çok zor.

İşte yarı final ve final eşleşmelerini takip edebilmeniz için Play-off ağacı:

playoff-tree-8

Orçun Çakır

]]>
KADIN BASKETBOLUNDA BİR YALNIZ ADAM http://gsbasket.org/kadin-takimimiz/kadin-basketbolunda-bir-yalniz-adam/ Mon, 02 May 2016 19:37:58 +0000 http://gsbasket.org/?p=3809 Tarihler 5 Kasım 2015’i gösterdiğinde bir haber düştü basketbol sayfalarına: Ekrem Memnun milli takımdaki görevini bıraktı. Evet, bir kulüp başkanının “Bir antrenör ya sadece Milli Takımı ya da kendi kulüp takımını çalıştırmalı” açıklaması ile Federasyon Başkanının bu kulüp başkanına destek vermesinin ardından Ekrem Hoca Galatasaray’ı değil milli takımı bıraktı. Dimdik durdu bu insanların karşısında. Milli takım kariyerini değil, gönül verdiği renkleri seçti. Peki biz Ekrem Hoca’ya ne kadar destek olabildik bu insanların karşısında?

Ekrem Hoca’nın milli takım yerine Galatasaray’ı seçmesi çok zorlarına gitti bazılarının. “Eyvah, yine başarılı olacak” korkusuyla yanıp tutuşlar sezonun başında. Henüz sezonun 6.haftasında oynanan Fenerbahçe derbisinde Lynetta Kizer skandalıyla iş başına oturdular. Amaç pek tabii ki Ekrem Hoca’yı ve takımı yıpratmaktı. Bileğimizin hakkıyla kazandığımız maçta hükmen mağlup ilan edildik. Başkandan gelen “Sen Kimsin Harun” açıklamasının hiçbir etkisi olamazdı TBF’ye, Harun Erdenay’a. Çünkü Harun Erdenay, Turgay Demirel yönetiminin devamı anlamına gelen bir isim. Hani şu kadın basketbol final serilerinde hakemleriyle gündeme gelen federasyonun başkanı olan Turgay Demirel… Saf Galatasaray kompleksiyle yanıp tutuşan Turgay Demirel.

Sözün özü, Kizer’ı bir daha ligde kullanamadık. Ne Avrupa pasaportuyla ne de ABD pasaportuyla oynamasına izin vermediler. Pota altındaki en güçlü silahımızı kaybettik. Zaten dar kadroyla hem ligi hem Avrupa’yı götürmek zorunda olan Ekrem Memnun’un işi daha da zorlaştı, ama Ekrem Hoca yılmadı, devam etti Galatasaray için çalışmaya. İpekçi’de 30 taraftarın önünde Harun Erdenay’ın hakemleri ince ince doğrarken yönetim sahip çıkmadı bu takıma, Ekrem Hoca’ya…

Fenerbahçe’nin, kendi evinde sürpriz Schio mağlubiyetiyle çeyrek finalde Ekaterinburg ile eşleştik. Ekrem Hoca yine bırakmadı mücadeleyi, Ekaterinburg’dan maç almayı başardı elindeki kadroyu iyi kullanarak. Ama yetmedi, 2 sene önce şampiyonu olduğumuz turnuvaya çeyrek finalde veda ettik.

Kadınlar Basketbol Ligi çeyrek final serisinde Kayseri’de oynanan AGÜ maçında çekilen bir fotoğraf karesi çok etkiledi beni. Koç, benchte yalnız başına oturuyordu. İşte Ekrem Memnun’un bu sezonki özeti o fotoğraf karesi. Mücadelende yeteri kadar destek olamadık sana koç.

Umarım gelecek sezon da takımın başında olur Ekrem Hoca. Yoruldun, sıkıldın, bunaldın biliyoruz ama sana söz yine baharlar gelecek Ekrem Hocam. İMPARATOR EKREM MEMNUN!

Doğan Malkoç

 

]]>