Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/gsbasket/public_html/index.php:2) in /home/gsbasket/public_html/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
Umut Kaan Arslan – GSbasket.Org http://gsbasket.org Galatasaray Basketbol Sitesi Thu, 11 May 2017 17:16:24 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.7.5 TIBOR PLEISS http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/tibor-pleiss/ Thu, 15 Sep 2016 09:26:40 +0000 http://gsbasket.org/?p=4186 Yenilmez Armada hem Türkiye Ligi’nde hem de Avrupa’da başarıya yönelik kurduğu geniş oyuncu kadrosunu Ağustos sonu itibariyle tamamlamıştı. Nenad Krstic’in şanssız sakatlığı sonucu Sırp yıldız ile yolların ayrılmasından sonra kısa bir süre içerisinde pivot transferi arayışlarına hızlı bir giriş yapan takımımız Alman pivot Tibor Pleiss ile anlaşma sağladı.

2.21 boyu ile özellikle İspanya’da oynadığı dönemlerde (Laboral ve Barcelona) isminden çokça söz ettiren Tibor Pleiss ayrıca 2010 yılında Brooklyn Nets tarafından 2.tur 31.sıradan draft edildi. Brose ve Laboral formalarıyla yıldızı parlayan Pleiss daha sonra dünya devi Barcelona’nın yolunu tuttu. Barcelona’da Ante Tomic’in ardından çok fazla forma şansı bulamayan Tibor Pleiss daha sonradan draft hakkını devralan Utah Jazz’a transfer oldu ve bir süre burada forma giydi. NBA’de de istediği süreleri alamayan Alman pivot yeni sezonda Galatasaray formasıyla Avrupa’ya uzun bir sürenin ardından ‘Merhaba’ demiş oldu. Özellikle Barcelona kariyerinden sonra oyunda kaldığı sürelerin kısalmasından dolayı istikrarını istediği gibi devam ettiremeyen Tibor Pleiss Ergin Ataman ile bir çıkış peşinde olacaktır.

HÜCUMDA VE SAVUNMADA TIBOR PLEISS

Tibor Pleiss’ın hücum portföyünü düşündüğümüzde takım için ciddi katkıları olacağını düşünüyorum. Her şeyden önce çok uzun ve 7’2’lik wingspan’e (kanat genişliği) sahip. Bu bir basketbolcu için (özellikle pivot oyuncular) için çok nadir görülen bir özellik. Bu özelliğini nasıl harmanladığına bakacak olursak; Pleiss genelde potaya yakın yerlerde topu aldığında yüzdesi artan bir oyuncu.(2014-2015 Barcelona sezonunda iki sayılık yüzdesi %64.6)  Ona, potadan uzakta ne kadar fazla birebir imkanı verirseniz gerek ikili sıkıştırmalar ile gerek de top fundamentalının yeterli düzeyde olmamasından ötürü hücum; steps veya rakip takıma verilecek transition şansı ile sonuçlanacaktır. Bu birebirlerinde onu sonuca doğru sürükleyen en önemli özelliklerinden birisi de zamanla tecrübe edindiği ayak hareketleri olmuştur.

Hücumda sayı opsiyonunun geniş olduğunu söylemiştim. Uzun boyunun oluşturduğu avantajla hücum ribaundu alıp ardından sayı ile bitirme konusunda da gayet iyidir. Ancak burada Tibor Pleiss’ın oyun karakterinin çok fazla hırslı, hırçın ve kavgacı olmadığını söylemekte yarar var. Burada hücum ribaundu konusunda uzun boyunun yarattığı imkan lehine gibi görünse de bu karakteristik özellikleri (soft, kavgadan uzak) onu hücum ribaundlarında etkin kılmayan en önemli etken. Bu anlamda ‘ekmeğini taştan çıkaran’ oyuncu özelliği daha çok Alex Tyus’a uygun olacaktır. Fiziğine rağmen adım genişliğinin fazla olmasından dolayı geçiş hücumlarında da trailer olarak gelebiliyor.

Laboral’de özellikle Walter Hodge ve Fabien Causer’in sahada olduğu dakikalarda topun sürekli hareket halinde olduğu ve topsuz cutların çok sık yapıldığı bir sistemde pota altında doğru anda yer alan bir Tibor Pleiss’ın, topla daha kolay bir biçimde buluştuğuna şahit olduk. Bu anlamda takımımızda Sinan, Russ, Diebler gibi statik olmayan oyuncularımızın varlığı ve onların sürekli potaya drive etme düşünceleri Pleiss’ın pozisyona girmesini kolaylaştıracaktır.

Kendisini, belki de NBA seviyesine kadar çıkardığı en önemli meziyetlerinden bir tanesi de orta mesafe şutları olsa gerek. Pick&pop’lar sonucu dışarıya devrilerek kendisine orta mesafe şut imkanı yaratabilir veya takım arkadaşlarına ‘hareketli oyunda’ alan açıp doğru şut imkanına sebebiyet verebilir. Üçlük çizgisinin dışında da etkili olduğunu söylemekte yarar var. Pick&pop’tan bahsettik gelelim pick&roll’e. İkili oyunlar sonrası hızlı bir şekilde devrilip potaya yönelme özelliği de hücum seçeneklerinin arasında var. Özellikle Laboral yıllarında Thomas Heurtel ile çok iyi bir ikili olduğunu eklemeliyiz.

Her iki elini de bitirici konumda kullanabiliyor. Daha çok sol omzundan dönüp sağ eliyle bıraktığı hook shootları ile etkili oluyor. Oyun görüşü de benim kanaatimce orta düzeydedir. Bazen ‘nasıl böyle bir hata yapar’ veya ‘Diebler köşede bomboş oraya nasıl veremez topu’ dedirtebilir ancak bir yıldan fazla süredir Amerika’daydı ve artık Euroleague için oldukça tecrübeli. Bu konuda çok fazla sorun yaşayacağımızı düşünmüyorum.

Savunmada ise defosu olan, açığını kapatabilmek için bazı oyuncularımızın daha fazla hareketli olacağı, daha fazla efor sarfedebilecekleri bir oyuncu. Bir kere her şeyden önce çok yumuşak. Kendisinin birçok kez özellikle İspanya’da oynadığı zamanlar, tecrübeli pivotların karşısında çok fazla ‘soft’ kaldığını ve hemen pes ettiğine şahit olduk.  Sertlik koyduğu anlar çok nadir oluyor. Göğüs göğüse çarpışmaktan kaçınıyor. Tabi hücum kısmında da bahsettiğim boyunun ve kanat uzunluğunun verdiği avantaj savunma kısmı için de geçerli. En azından bu özelliği ile defansif anlamda belli bir çizgide kalabiliyor. Savunma ribaundu (konsantrasyonunu kaybetmediği sürece) sıkıntısı yaşatmaz. İkili oyun savunması Euroleague seviyesine göre orta Eurocup seviyesine göre iyidir. 2.21 boyunda olmasına rağmen Brose sezonu hariç 1 blok ortalamasını pek fazla aşamadığını görüyoruz. Ancak kol uzunluğunun verdiği avantajla blok yapamasa bile rakibinin potayı rahat bir şekilde görmesini engeller. (Özellikle switch sonucu birebir kaldığı guard oyuncu karşısında) Maç başına 5.7 kez foul aldığını da hatırlatmakta fayda var.

Hücumda yapacakları taraftarlarımızı gayet tatmin edecektir ancak savunma bazında konuşacak olursak Tibor Pleiss, mevcut kadroyu da göz önüne aldığımızda biraz endişelendiriyor. Kısa rotasyonumuzun da savunma seviyesini özellikle Euroleague için normalin de altında olduğunu düşündüğümüzde arka tarafta çember savunucusu olarak sadece Alex Tyus kalıyor. Atletizm ve sertlik özelliklerinden de çok fazla yararlanamayacağız kendisinden.

Eylül ayında ve bu kadar makul fiyata Tibor Pleiss’ın gelmesini doğru bir hamle olarak görebiliriz. Umarız Avrupa’da yarım kalan işini Ergin Ataman ile birlikte tamamlar.

]]>
DEON THOMPSON http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/deon-thompson/ Thu, 14 Jul 2016 14:42:33 +0000 http://gsbasket.org/?p=3904 Bu sezon hem Euroelague hem de Türkiye Basketbol Lig’inde üst sıraları hedefleyen Galatasaray Odeabank özellikle uzun rotasyonunu geniş tutmak istiyor. Geçen sene Dorsey’in takımdan erken ayrılmasıyla tek 5 numaranın Lasme olması boyalı alanda verim verebilecek oyuncu sayısının azalmasına sebep oldu. AlexTyus ve NenadKrstic transferleriyle uzun rotasyonuna hareket getiren YenilmezArmada’nın belki de bu bölgedeki son yabancı transferi DeonThompson oldu. Oyuncunun detaylı analizine geçmeden önce kariyerine bir göz atalım.

DEON THOMPSON’IN NCAA VE AVRUPA KARİYERİ

Deon Thompson, basketbola Torrance Lisei’nde başladı. Kolej kariyerini ise North Carolina’da sürdüren Thompson, burada beş maçta 30 sayı ya da 30 sayıdan daha fazla skor üretirken altı karşılaşmada da 20 ya da 20 ribaunddan daha fazla ribaund yaptı. 2006 yılında Division 2-A ’da takımıyla final oynarken 2005 yılında ise çeyrek finale yükselme başarısı gösterdi. Kolej kariyerinin son senesinde ortalama 21.5 sayı, 13.8 ribaund ve 4.6 blok ile oynadı.

Deon Thompson ilk profesyonel basketbol kariyerine ise 2010’da Minnesota Timberwolves ile NBA Yaz Ligi’nde başladı. Ardından, Yunanistan Ligi takımlarından Ikaros’a transfer olarak ilk Avrupa kariyerine başlamış oldu. 2011-12 yılında Slovenya’nın Unijon Olimpia takımına geçen 2.04 metre boyundaki Thompson Adriyatik Ligi’nde 25 maçta 12.0 sayı, 5.2 ribaund ve 0.8 blok; ilk Euroleague sezonunda ise 10 maçta 8.8 sayı, 4.1 ribaund ve 0.2 blok ortalamalarıyla oynadı.

2012-13 yılı için Alba Berlin ile anlaşan DeonThompson, Almanya Ligi’nde 37 maçta 13.4 sayı, 5.7 ribaund ve 0.4 blok; Euroleague’de ise 23 maçta 12 sayı, 5.4 ribaund ve 0.6 blok ortalamalarıyla mücadele etti. O sezon Alba Berlin Almanya Ligi’nde Play-Off Çeyrek Finali’nde Bayern Münih’e elenirken Deon Thompson da bir sonraki sezon Bayern Münih’e transfer oldu.

Bayern Münih’te başarılı bir sezonu geride bırakan Thompson Almanya Ligi’nde şampiyonluk sevinci yaşarken Euroleague’de de Top 16’ya çıkan Bayern Münih’in en önemli oyuncuları arasında yer aldı. 26 Ağustos 2014’te Çinin Liaoning Flying Leopards takımına transfer olan Thompson, 23 Mart’ta ise İsrail’in Hapoel Jerusalem takımına transfer oldu. Burada 7 maça çıkan uzun forvet bir sonraki sezon yeniden Bayern Münih’e döndü. Euroleague normal sezon aşamasında elenen Bayern Münih, aynı sezon Galatasaray Odeabank’ın da yer aldığı Eurocup’ta mücadele etti. İki takım ise çeyrek final aşamasında karşı karşıya gelirken ilk maçı 99-89 kaybeden Galatasaray Odeabank ikinci maçı evinde 72-59 kazanarak adını yarı finale yazdırma başarısı göstermişti. Deon Thompson ise iki maçta 17 sayı ve 6.5ribaund ortalamalarıyla mücadele etmişti. Amerikalı forvet, Almanya Ligi’nde 36 maçta 10.3 sayı, 4.0 ribaund ve 0.6 asist ortalamalarıyla oynadı.

 

HÜCUMDA DEON THOMPSON

DeonThompson hücumda çok yönlü oyunlarıyla sayı bulabilecek hem 4 hem de 5 numarada da oynayabilecek fizikli, atlet ve güçlü bir oyuncudur. Bu güçlü fiziği ile gerek guard ve forvet oyuncularına alan açabilir gerek de perdelemeler ile ikili oyun oynayarak sayı üretebilir. DeonThompson hücumdaki varyasyonları çok fazla çeşitlilik gösteriyor. Ayrıntılı olarak bakalım.

1-İKİLİ OYUNLAR SONRASI DEVRİLMEDeon için hücumda set çizmek gerekirse bir numarada kullanacağımız sözcük öbeği  ‘ikili oyun’ olmak zorunda. Pick and pop’ı Avrupa’da  iyi kullanan uzun oyuncularından bir tanesi durumunda. Perdelemeye geldikten saliseler sonra dışarıya açılarak kendisine orta mesafe şut şansı yaratabilir. Daha çok bu ikili oyunlar sonucunda potaya drive etmek yerine orta mesafeden şutları tercih eden bir isim. Doğru açılarla devrildiği ve savunmadaki oyuncuları ekarte ettiği zaman bu orta mesafeli şutlardan çok başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

İkili oyunlarda devrilmesi sadece kendisine sayı opsiyonu yaratmaz ayrıca guard ve forvet oyuncularına boş alan açabilir böylece onlara topsuz cutlar ile hücumdaki hareketliliği sağlayabilecek imkanları sağlayabilir.

2- BİREBİRLERDeon’un ikili oyundaki meziyetleri sonrası hücumda başvurduğu ikinci bir hücum anlayışı da birebirlerdir. Güçlü fiziği ve atletizmi ile topu doğru yerde aldığında sırtı dönük oyunları ile gerek hook shot ile gerekse orta mesafe şutlarından dolayı eğer savunmadaki isim kendisinden daha ağır ise fadeaway şutları ile etkili olabiliyor. Lakin şöyle bir dezavantajı var Thompson’ın; Potadan uzaklaştıkça birebir oyunlarındaki yüzdeleri düşüyor. Bunun sebebini ise ayaklarının çabuk olmamasına bağlayabiliriz.

3-HÜCUM RİBAUNDLARI: DeonThompson, oyuncu profili olarak savaşan bir kimliğe sahip. Özellikle geçen sene Eurocup çeyrek final serisinde Münih’teki maçta attığı sayıların yarısının hücum ribaundu kaynaklı olduğunu görebiliyoruz. Bu özelliği özellikle oyunun sıkıştığı ve üretken olamadığımız dakikalarda ekstra ilaç görevi görecektir.

4-SAHA GÖRÜŞÜ: DeonThompson pozisyonuna göre saha görüşü de iyi olan oyunculardan birisi –bir Chuck Davis değil tabi ki-. Özellikle ikili oyunlar sonrası kendi 5 numara oyuncusunu ekarte ettiği zaman kendisine alan açtığında köşelerde şut için bekleyebilecek olan Diebler ve Micov’a boş şut şansı yaratabilir.

Deon Thompson’ın hücum perspektiflerini sizlere açıkladım. Bize aslında Ersin Dağlı ve Chuck Davis’ten de yakın olduğumuz bir oyun sitiline sahip ancak onlar kadar etkili bir hücum oyuncusu olmadığını belirtebiliriz. Ancak Euroleague tecrübesi olduğunu ve Ergin Ataman’ın böyle oyuncularla nasıl oynaması gerektiğini düşünerek Thompson çok iyi bir boyalı alan tehditi oluşturabilecek bir hücum silahı haline gelebilir.

 

SAVUNMADA DEON THOMPSON

Deon Thompson’ın savunmadaki özellikleri hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğurabilir. Fiziksel olarak çok güçlü ve kalıplı yapıda olması özellikle kendinden de fizikli oyunculara karşı birebirde kolay yenilmemesine sebep olur. Biraz daha düşündüğümüz zaman Thompson’ın savunmada alkışlanacak tek özelliğinin bu olduğu kanaatine varıyoruz. Thompson’ın önceki sezonlara göre kilosunda aşırı fazlalıklar olduğunu görüyoruz. Bu, onu ikili oyun savunmalarında zaten yavaş olan Thompson’ın savunmadaki gücünü bir kat daha da aşağıya götürüyor. Bu yavaş hareketleri onu, özellikle switch sonrası karşı karşıya kalacağı guardlarda çok kolay yenilmesine ve foul almasına neden yaratıyor. Geçen seneki çeyrek final serisinin İpekçi ayağında bu olumsuz yönlerini kolay bir şekilde görebildik. Bu uzun rotasyonunda net savunmacı diyeceğimiz tek oyuncu sadece AlexTyus ve Euroleague sezonunu da göz önüne alırsak boyalı alandaki eksikliklerimiz çok kolay bir şekilde ön plana çıkacak gibi gözüküyor.

DeonThompson transferi genelinden uzun rotasyonumuzun savunma konusunda neler yapması gerektiği ile ilgili de hazır boyalı alan rotasyonu tamamlanmışken birkaç cümle ile açıklayalım. Özellikle ikili oyun savunması bizi baya yoracak gibi gözüküyor. Bu pozisyonda Thompson, Krstic gibi uzunlarımız sahada olduğunda Göksenin veya  eklenebilecek savunması iyi yabancı kısa gibi savunması orta seviyenin üzerinde ve ileride baskı yapabilecek, onların hücum setine yerleşmesini geciktirecek oyuncularımız ile oynamamız bu dezavantajı lehimize döndürebileceğimiz birkaç çözüm yollarından biri olabilir. Bir diğeri de ikili oyun zaafına düşmemek için sürekli olarak switch yapıp yardım savunmasına yönelebiliriz. Fakat burada da uzunlarımızın ağır olması itibariyle miss match’lerde sorun yaşamamız kuvvetle muhtemel.

 

GALATASARAY VE DEON THOMPSON

Deon Thompson, bu yılki rotasyonla Galatasaray’ın ihtiyaç olduğu bir uzun mu ? Tartışılır ancak maksimum verimi alabilmek adına neler yapmamız gerektiğini buraya birkaç cümle ile özetledim. Ataman, özellikle oyunun sıkıştığı, kısır geçen dakikalarda geçen sene Chuck Davis’e verdiği rolü bu yıl Deon Thompson’a verebilir. Orta mesafe şutu ve ikili oyunlar sonrası kendine alan açabilme yeteneği bunun en büyük göstergesi. İkili oyunlardaki meziyeti üst seviye ve top dağıtımını iyi gerçekleştirecek bir guard ile Thompson’ın oyundaki aktif dakikaları çift haneleri bulacaktır. Thompson’ın oyun görüşü ve alan açabilme yeteneğinden bahsettik bu ölçüde özellikle hareketli forvetlerle birlikte oynadığı dakikalarda (Diebler,Göksenin) gerek bu oyuncuların topsuz cutları gerekse de köşede Diebler gibi keskin şutörün boş kalması, Thompson’ın boyalı alandaki tek bir pasıyla bizi sayıya götürebilecek en önemli hücum varyasyonlarından biri olacaktır.

Geçen sezon Pesic (Bayern Münih koçu) özellikle Savanovic ile oynadığı dakikalarda Thompson’ı da hücumda verimli kılabilmek adına 4-5 paslaşmaları ile sayılar bulabilmek için doğru hamleler yaptı. Burada Savanovic’in oyundaki akışı net görebilmesi, pas yeteneği ve oyuncuları kendine çekebilmesi Thompson’a net bir şekilde sayı imkanı yaratabildi. Bu bağlamda gerek Daye ile gerekse de Krstic ile bu 4-5 paslaşmaları (özellikle boyalı alanda) tehdit oluşturabilecek bir unsur olabilir.

Euroleague seviyesinde çok fazla maça çıkmış ve tecrübesiyle takımımıza faydalı olabileceğini düşündüğüm DeonThompson’ın olumlu- olumsuz yönlerini ve Galatasaray sisteminde neler yapabileceğini sizlere anlatmaya çalıştım. Çok iyi bir sezon geçirmesi dileğiyle…

Umut Kaan Arslan

 

 

]]>
ALEX TYUS http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/alex-tyus/ Tue, 12 Jul 2016 07:34:17 +0000 http://gsbasket.org/?p=3890 Ergin Ataman’ın kariyerindeki uzun rotasyonunu birkaç kelimeyle özetlemek gerekirse herkes ‘undersized,atlet pivot’ der. Genelde bu tip oyuncular ile çok daha başarılı olduğuna hepimiz en yakından şahidiz. Belki de Krstic transferi bu yüzden çok fazla eleştiriye maruz kaldı. Teknik ekibimiz bu doğrultuda geçen seneyi Anadolu Efes’te geçiren tecrübeli pivotAlexTyus’ta kararı kıldı. Analizine geçmeden önce Tyus’ın Kolej ve Avrupa kariyerine bir göz atalım.

KOLEJ KARİYERİ VE ARDINDAN AVRUPA

2007 ve 2011 yılları arasında NCAA’de forma giyen AlexTyus, BillyDonovan önderliğindeki Florida takımıyla kendi basketbol kariyeri adına ilk deneyimlerini yaşamaya başladı. Kolej kariyerinde özellikle iyi ribaund alma özelliği ve pota altındaki caydırıcılığıyla ön plana çıkan Tyus’ın, okul bittikten sonraki ilk Avrupa durağı ise İsrail ekibi MaccabiAshod oldu. Burda da Avrupa’da daha fazla izlenilme şansı yakalayan Tyus çıtayı bir yukarıya çekerek İtalyan ekibi Cantu’nun yolunu tuttu. Aynı zamanda Cantu formasıyla ‘ilk Euroleague deneyimini’ yaşayan AlexTyus, Avrupa’nın elit undersized uzunlarından biri olma yolunda çok büyük adımlar kaydetti.

Cantu formasıyla dikkatleri daha da üzerine çeken Tyus kariyerinin en zirve yaptığı, David Blatt’lıMaccabi Tel Aviv’in yolunu tuttu. Rüya gibi, Euroleague şampiyonluğuyla taçlandırılmış sezonun en önemli parçalarından biri olan AlexTyus bir sezon daha İsrail ekibinin formasını giydikten sonra Anadolu Efes ile anlaştı. Her gittiği takımda istikrarlı bir oyun ortaya koyan Tyus’ın istatistikleri ise şu şekilde:

2007-2011 Florida (NCAA): 9.4 sayı, 5.4 ribaund,

2011-2012 MaccabiAshod: 12,6 sayı, 8,5 ribaund

2012-2013 MapooroCantu: 9,4 sayı, 6,2 ribaund

2013-2014 Maccabi (Euroleague) : 7.7 sayı, 5.0 ribaund

2014-2015 Maccabi (Euroleague) : 7.2 sayı, 5.2 ribaund

2015-2016 Efes (Euroleague) : 5.9 sayı 3.0 ribaund

 

HÜCUMDA ALEX TYUS

AlexTyus, hücumda çok fazla çeşitliliğe sahip olmayan, yetenekleri sınırlı, daha çok atletizmi ile sayılar üreten bir oyuncu. Pivot hareketleri ve alçak post oyunları onun kitabında yer almaz. Orta mesafe şutlarında da oldukça yetersizdir ki foul çizgisindeki yüzdesi de %50 civarında. Hücumdaki bu yetersizliğini daha çok ikili oyunlarda hızlı devrilebilme ve hücum ribaundlarındaki savaşçılığıyla kapatıyor. Tyus’ın hücum yönleri özetle böyle ancak biraz ayrıntıya ihtiyaç var.

1-İKİLİ OYUNLAR: Tyus’in belki de rakip savunmayı en çok tedirgin edecek bir özelliği, ikili oyunlardaki başarısı. Screen’e geldikten sonra doğru açılarla devrildiğinde ve topu doğru zamanda doğru yerde aldığında tek adımda potaya çok rahat ulaşabiliyor.

2.03 olmasına rağmen atletik özelliğini de kullandığında genelde bu p&r pozisyonlarını smaçla bitiriyor. Maccabi’de özellikle Tyrese Rice ile sahada olduğu dakikalarda bu ikili oyunlardan çok fazla ekmek yediğine şahit olduk.

2-HÜCUM RİBAUNDLARI: Aslında Tyus’ın hücum yönündeki çoğu özelliğinin ana unsuru tek kapıya çıkıyor: atletizm. NBA seviyesinde atletik özelliklere ve patlayıcılığa sahip. Bu da onun potadan seken topları bir mıknatıs gibi kolayca çekmesine neden oluyor. Kolej ve Avrupa’daki ilk yıllarında daha çok hücum ribaundlarını aldığı zaman topu guarda vererek takımını sete oturtan bir basketbol kimliğine sahipti. Daha sonraki yıllarda el hassasiyetini de oturtarak hücum ribaundu sonrası sayılar üretmeyi başardı.

3- TRANSİTİON HÜCUMLARI: AlexTyus koşmayı seven bir oyuncu ve özellikle Maccabi’de oynadığı dönemlerde kendi oyun sitiline uygun çok doğru guardlar ile oynadı. Buna yine Rice’ı örnek verebiliriz çünkü bu sayede Tyus yine atletizim çıkışlı transition hücumlarında çok daha verimli bir oyuncu haline geldi. Örnek verecek olursak Rice ve Haynes savunma ribaundu alabilen ve hızlı bir şekilde atağa çıkabilen oyunculardı. Tyus da bu oyuncular sahada olduğunda, büyük ve hızlı adımlarıyla savunma sete yerleşmeden, Rice’ın tek bir pasıyla bir anda karşı potada bitebiliyordu. Bir 5 numaraya göre bulunmaz hint kumaşıdır transition hücumunda trailer olarak gelmek ancak dediğim gibi ona göre seçilmiş guardlar ile oynarsan.

Tyus’ın hücumuyla ilgili birkaç cümle daha eklemek gerekirse özellikle geçen sene Efes’te forma giydiğinden dolayı daha yakından takip ettiğimiz için bazen ekstra işlerde de başarılı olduğunu gördük Tyus’ın. Mesela çok yüzdeli olmasa bile orta mesafeden attığı şutlar ile veya topu yere vurarak bulduğu sayılar oldu. Ancak dediğimiz üzere bu oyunlar Tyus’ın hücum stiline göre değil ancak gerektiğinde veya zor durumda kaldığında en azından ayak çabukluğu ile kendine rahat pozisyon bulabilir ve şansı da yaver giderse kendisinden alışık olmadığımız basketler de görebiliriz.

 

SAVUNMADA ALEX TYUS

Alex Tyus hücum potansiyeline göre savunmada daha fazla yararlanabileceğimiz ve daha çok güçlü yanlarını takım için gösterebilecek bir oyuncu. Fiziksel olarak çok sert ve birebirde kolay geçilemeycek derecede güçlü. Mücadeleyi ve teması sever. Çabuk ayakları ve sıçrayış yeteneğiyle beraber kendinden uzun oyunculara karşı da çok rahat savunma yapabilir. Refleksleri de bir 5 numaraya göre gayet hızlıdır. Pas arası yapabilir ve bu sayede takımına hızlı hücum başlangıcı için sebep verebilir. Boyalı alanda en iyi yaptığı, yardım savunmasına zamanında ve doğru yerde gidip, rakibin kolay basket şansını engeller. (Bu sene Krsticli, Daye’li uzun rotasyonunda bu özelliğine çok fazla ihtiyacımız olacaktır).

Hücumda kullandığı ayak çabukluğu meziyetini doğal olarak savunmada adam karşılayarakta kullanıyor. İkili oyunlardaki savunması da üst düzeydir. Karşısındaki guardla birebir kaldığında aradaki mesafeyi iyi ayarlarlar böylece hem guardın şut tehditini hem de devrilen uzunun kolay sayı bulma şansını engellemiş olur. Blok tehtidi de Tyus’ın savunmadaki özelliğinin en önemli artılarından bir tanesidir. Gerek transition hücumundaki trailer olarak gelen oyuncuyu takip ederek blok vurur gerekte ikili oyunlarda geç kaldığı zamanlarda iyi time yaparak rakibinin topunu keser.

 

GALATASARAY VE ALEX TYUS

Belki de en önemli konulardan bir tanesi Ergin Ataman’ın Alex’i bu sistemde nasıl kullanacağı sorusu ve taraftarın beklentilerinin ne düzeyde olması gerektiği. AlexTyus’ıLasme’nin yerine aldık bakış açısından bir an önce arınmamız gerekiyor ki daha ilk maçından olumsuz eleştirilere kapılmayalım. Bir kere yukarıda da belirttiğim üzere AlexTyus’ın sırtı dönük oyunu ve orta mesafe şutları yok. Hücumda Lasme’nin çeşitliliğine sahip değil. Tyus kendi pozisyonunu kendisi yaratamaz bu bağlamda gelecek guard rotasyonundan en az birisinin hücumda yönlendirici, pas akışını iyi sağlayabilecek ve tempoyu seven oyuncu olması gerekiyor ki Tyus’ın zaten kısıtlı olan hücum yönlerini ortaya çıkarabilelim. Yani kulüp olarak Maccabi’nin oyun felsefesine yakınlaşmamız bizim avantajımıza olur en azından Tyus’ı kullanabilmek adına.

AlexTyus’ın 4 numara oynama fikrine gelelim. En azından 5-10 dakikalar da olmak üzere Euroleague’de oynaması makul geçebilir. O pozisyonda  Daye’i veya Micov’ufoul probleminden kurtarabilir ve orda 5 dakika içersinde bulacağı 2 sayı +3 ribaund da bize olumlu yansır ancak bu dediğim sürelerin aşılması Tyus’ıLasme gibi kullanmak olur ve bu intihara teşebbüstür.

Ergin Ataman’ın uzun oyunculardan genelde beklediği en önemli unsurlardan bir tanesi özellikle 4 numarada oynayan oyuncunun rakip takım guardına yapacağı screen ile boyalı alanda takım arkadaşlarına topla oynama alanı yaratmaktır. Tyus’ın Maccabi’de bu tanıma çok uygun bir görevi vardı. Şimdi Krstic gibi orta mesafesi iyi bir uzuna da sahip olmamız Tyus’ın bu küçük gibi görünen meziyetini açığa çıkarabilir. Tabi bu Tyus’ı 4 numarada kullanacağımız dakikakalarda daha verimli olacaktır.

NBA pazarının bu kadar aktif ve ortalıkta uzun bulamadığımız bu dönemlerde Alex Tyus gibi Euroleague şampiyonluğu apoleti olan bir oyuncuyu buy out ödemeden takıma katmak çok doğru bir iş gibi görünüyor. Umarız takımımız için en hayırlısı olur.

Umut Kaan Arslan

 

 

]]>
KESKİN NİŞANCI; JON DIEBLER http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/keskin-nisanci-jon-diebler/ Tue, 12 Jul 2016 07:23:49 +0000 http://gsbasket.org/?p=3882 Galatasaray’da en son ‘set şutörü’ sözcük öbeğini 3 yıl önce Markoishvili’de tam olarak kullanmıştık. O günden bugüne eline güvenebileceğimiz net ceza kesici bir şutörümüz olmadı. Geçen sene de bu sorunu özellikle Canaria ve Münih serilerinde çok fazla hissetmiştik. JonDiebler… Belki de ülkemize son 4-5 yıl içersinde gelen en keskin ceza atıcılarından birisi ve o bu yıl Yenilmez Armada için ter dökecek. Detaylı analizine geçmeden önce Diebler’ın kariyerine bir göz atalım.

JON DİEBLER VE KARİYERİ

2007-2011 yılları arasında Ohio State Koleji’nde forma giyen Diebleryine 2011 yazında 2.tur 51.sıradan PortlandTrailBlazzers tarafından draft edilmesine rağmen NBA’de forma şansı hiç bulamadı. Ağustos 2011’de Yunan Ligi ekiplerinden Panionios’a transfer olan Diebler böylece Avrupa’ya da adımını atmış oldu. 20 Temmuz 2012’de NBA draft hakları Houston Rockets’aüç takımında dahil olduğu takasla devredildi.

2012 yazında Türkiye Basketbol Ligi takımlarından Pınar Karşıyaka’yla kontrat imzaladı. Pınar Karşıyaka ile 2013-2014  yılları arasında Türkiye Kupası ve 2014-2015 yıllarında ise Türkiye Basketbol Ligi şampiyonlukları yaşadı. Ufuk Sarıca ile beraber kariyerinin en zirvesine çıkan Jon bir sonraki sezon için, Ivkovic’in önderliğindeki Anadolu Efes ile anlaşma sağladı. Böylece kariyerinde ilk defa Euroleague arenasına çıkmış oldu.Euroleague’de 21 maçta forma giyen Diebler %49.5 ile üçlük isabeti buldu.

2007-2011 Ohio State (NCAA) : 10.6 Sayı , 1.8 Asist , 2.8 Ribaund

2011-2012 Panionios  : 10.8 Sayı , 3.5 Ribaund , 0.9 Asist

2012-2015 Pınar Karşıyaka 12.3 Sayı , 3.2 Ribaund , 1.4 Asist

2015-2016 Anadolu Efes :  7.8 Sayı , 1.8 Ribaund ,  1.3 Asist

 

HÜCUMDA JON DİEBLER

Diebler’ın hücum anlayışı çok fazla çeşitlilik göstermez. Herkesin bildiği üzere neredeyse tek opsiyonu set oyunları üzerinden olan dış atışlardır. Ancak Ufuk Sarıca ile birlikte Pınar Karşıyaka yıllarında dribling üzerinden şutları ve potaya yönelimleri de baya gelişti ancak hücum repertuarında bu özellikleri çok fazla kullanmaya yeltenmez. Genelde seti iyi takip ederek doğru yerde topun kendisiyle buluşmasını bekler. Yani Diebler’ı hücumda özetlersek ‘İyi ceza atıcısı ve diğer yönlerinden de azar azar’ demek doğru olur diye düşünüyorum. Diebler’ın bu hücum varyasyonlarını biraz açalım.

1-SET ŞUTÖRÜ: Yukarıda da çok fazla belirttiğim üzere Diebler genelde set temposunda, topun başarılı bir şekilde döndüğü zamanlarda istediği şut imkanlarını bulan bir oyuncu. Bu yüzden pas akışını sağlayabilecek guard oyuncularının oyun görüşünde Diebler gibi oyuncular olmazsa olmazdır.

Genelde sağ ve sol köşelerde, oynanan setin sırasının kendine gelmesini bekler ve kendisine doğru imkanı yaratarak şutu gönderir. Diebler’ınburdaki en önemli meziyetlerinden bir tanesi de topu aldıktan saliseler sonra şut pozisyonuna kalkmasıdır. Kendini şut atarken hızlı olmaya koşullandırarak geliştirmesi, onu belki de elit şutörlerden birisi kıvamına getirmiştir.

2-TRANSİTİON HÜCUM: Diebler’ın topu aldıktan sonra hızlı bir şekilde potaya şut atmaya yeltenmesi onu hızlı hücumlarda da özellikle iç saha maçlarında çok fazla önemli kılıyor. Burda da yine tempoyu seven guard ve forvet rotasyonlarıyla, pivottaki oyuncunun ribaundu aldıktan sonra oyunu hemen başlatması bu tempolu geçiş oyununda Dieblar’a sayı imkanı sağlayacaktır. Geçen seneden örnek vermek gerekirse özellikle Heurtel ile oynadığı dakikalarda set oyununda birbirleriyle iyi anlaşmasının yanı sıra yine bu geçiş oyunlarıyla yayın gerisinden de skor katkısı bulabildiler.

3- PERDE SONRASI ŞUT: Diebler’ın dış şut repertuarları oldukça geniştir. Daha çok set temposunda topun kendisiyle buluşmasını beklemesine rağmen özellikle skor ve oyun anlamında kışır geçen dakikalarda 5 numaradan gelen perde ile topu yere vurup şuta rahat bir şekilde kalkabilir ancak kendisini tutan oyuncunun Diebler’ı savunmasında zaman hatası yapması lazım ki Diebler hem switch sonrası karşı karşıya geldiği 5 numara ile arasındaki mesafeyi rahat ayarlayabilsin hem de rahat bir şekilde şuta kalkabilsin. Bu, top kendisindeyken 5 numarası ile yaptığı perde boşalt oyunu. Oyun içinde hareketli olduğu zamanlarda da (top kendisinde olmadığında) 5 numaranın perdesinden çıkıp yayın gerisinden şut imkanı bulabiliyor.

Diebler’ın hücum yönünde bir Euroleague oyuncusuna göre eksik kaldığı noktalar da var. Her ne kadar yukarıda belirttiğim gibi Ufuk Sarıca ile bu yönlerini geliştirse de yeterli değil. Mesela Diebler kendi pozisyonunu kendi yaratmada oldukça başarısızdır. İlla ki oyundaki oyun kurucunun eline bakmak zorunda kalıyor. Diebler ile beraber forvetlerden topa yön veren oyuncu sayımız azalacağı gibi dış yüzdemiz de geçen seneye göre çok daha iyi noktalara gelebilir. Bu, kadro tamamen şekillendikten sonra konuşulacak konulardan bir tanesi.

 

SAVUNMADA JON DİEBLER

Diebler’ın savunma yönünü hücum yönünden daha fazla konuşacak olursak ona haksızlık etmiş oluruz. Ancak şu anda Schilb-Micov-Diebler ile var olan forvet hattını düşünecek olursak Euroelague için aşırı yumuşak, ikili oyunlardaki savunmadan ödün veren ve ileride guardlara baskı yapamayacak bir savunma rotasyonu olması bizi ciddi anlamda düşündürüyor. Hücumdaki çeşitliliği arttırma amaçlı kurulan rotasyonumuzda savunma gücünü çok fazla düşünmüyoruz. Şu anda varsayımlarla bu paragrafı yazıyorum çünkü Schilb’in de geleceği henüz belirsiz ancak kalması durumunda savunmamızda oluşacak durum az önce yazdığım gibi şekillenecek.

Karşısındaki oyuncunun önünde kalabilen, birebirde çabuk yenilmeyen bir savunma yönü var Diebler’ın. Maç konsatrasyonunun arttığı bazı anlarda savunma performansını da artırıyor özellikle iç sahada. Schilb gibi savunma konsantrasyonunun kolay bir şekilde dağılmasına sebebiyet vermez. Çok iyi bir savunmacı olduğunu söylemiyorum ancak çok kötü de değildir kesinlikle.

En başta da belirttiğim üzere Ergin Ataman en son bu kadar keskin bir şutörle 3-4 yıl önce oynamıştı. Markoishvili’yi alırken sistem ve oynatan belli olduğu için Marko hemen uyum sağlamıştı takıma. Hatta Markoishvili birebirleri Diebler’a göre çok daha iyi olan bir oyuncuydu. Bu durumu da göz önüne alarak oyunu yönlendiren ve pas akışını sağlayabilecek iyi bir guard kesin olarak gerekiyor. Hem iç ve dış dengeleri yakalayabilmek, 4-5 ile p&r oyunlarını oynayabilmek hem de Diebler gibi bir dış skoreri oyuna sokabilmek adına. Doğru oyuncular alındığı ve sistem yerine oturduğu takdirde Diebler çok verimli bir dış rol oyuncusu olacaktır.

Geçtiğimiz sezonu sakat ve formssuz geçirmesi yanlış algıları beraberinde getiriyor doğal olarak ancak bu sene kurulacak doğru sistem ve transfer yapısıyla Diebler çok iyi bir rol oyuncusu olabilir. Sadece beklemek gerekiyor. Umarız zirve sezonunu Ergin Ataman ile yaşar.

 

Diebler’ın geçtiğimiz sezonlardaki performansından kesitler

1-Anadolu Efes

https://www.youtube.com/watch?v=xsHsVirxsGs#t=201.587664

2-Panionios

https://www.youtube.com/watch?v=3H7K0V5cxiI

3-Şut Antrenmanı

https://www.youtube.com/watch?v=s3EJhGcwFU8

 

 

 

 

 

 

 

]]>
Analiz | Bu Toprakların Yeni Skoreri: Errick McCollum http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/analiz-bu-topraklarin-yeni-skoreri-errick-mccollum/ Tue, 22 Sep 2015 06:30:06 +0000 http://gsbasket.org/?p=3272 Bütçeler ve mali kriterler doğrultusunda transfer sezonunu geç açan Ergin Ataman ve ekibi guard pozisyonuna uygun ismi buldu. Geçen sezon Çin Ligi’nde 39.6 sayı, 7.4 ribaunt ve 5.5 asist gibi, istatistik çizelgesinin her alanında dominant bir performans sergileyen ErrickMcCollum ile anlaşma sağlandı. Transfer analizini, birkaç hazırlık maçı geçtikten sonra yapmanın daha doğru olduğunu düşünerek yazıma başlıyorum.

Geçen sezon, özellikle Arroyo’nun gidişinden sonra 1 numaradaki skorer oyuncu sıkıntısını çok fazla yaşayan Ergin Ataman, hem mali kriterlere uygun hem de onun istediği, çok yönlü guard boşluğunu McCollum ile doldurma kararı aldı. Amerikalı guardın analizine geçecek olursak, top tekniğinin üst seviye olduğunu söyleyebiliriz. Bunu hızı ile de birleştirince bir anda parkeye patlayan bir güç ortaya çıkabiliyor. Özellikle hücumda, yardımına gelen uzun oyuncunun perdesinden yararlanıp boyalı alanın çevresinden ya da köşelerden kendine, dribbling üzerinden çok kolay pozisyonlar yaratabiliyor. Atletik ve iyi sıçrama özelliğini de ön plana koyarak bu orta mesafeli şutlardan yüksek yüzde ile çıkmayı başarabiliyor. Yayın gerisinden de skor bulabilmesine rağmen, Arroyo’nun üç sayılık atış yüzdelerine sahip değil. Yani, orta mesafe atışları üçlük yüzdesine göre daha istikrarlı. Hızlı ve atletik yapısından bahsetmiştik. Bu anlamda potaya da çok kararlı ve düzgün bir şekilde katlar yapıp sayı bulma opsiyonunu çeşitlendirebiliyor. Temastan çok fazla kaçınmaz, ikili oyun ve birebirlerde de ayaklarını ve vücudunu dengeli bir şekilde kontrol edip el üstü basketler de kaydedebiliyor. Takıma gelmeden önce, çoğu basketbolseverin de söylediği gibi Amerikan stili bir basketbol karakterine sahip. Yani topu paylaşmaktan çok, çoğu pozisyonları kendi bitirmeyi tercih ediyor. Bu oyun karakterine rağmen geçen sezon Çin Ligi’nde maç başına 5.5 asist gibi yüksek bir ortalama ile oynadı. Bu anlamda Ergin Ataman’ın sezon başında ona vereceği görev sayesinde diğer oyuncularında rolü belli olacaktır. Ayrıca hücumda en çok verim verdiği sistem hızlı hücumlar. Galatasaray’ın da bu yıl çoğu zaman Caleb Greenli, Sinan Gülerli sistemde geçiş oyununu kullanacaklarını düşünürsek, ErrickMcCollum bu sistemin lider oyuncusu konumunda olacaktır.

Aynı zamanda Galatasaray’ın, trailer olarak da etkili olabilecek iki tane pivota sahip olması da McCollum’un oyun düzeninde onu tam anlamıyla tamamlayabilecek bir oyun taktiğinin olabileceğini söyleyebiliriz. Hızlı hücum kaynaklı sayılarının çoğunu aldığı ribauntlar sonrası yarısahayı çabuk geçerek buluyor. Ribaundlardaki  istekli ve kararlı davranışları, sonunda ona etkili olduğu transition hücumu kaynaklı sayılara ulaştırıyor. Hücumda her alanda çok yönlü ve özel bir oyuncu. Ritmini bulduğu zaman hiçbir zaman topu tekrardan kullanmaktan kaçınmaz. Bu yüzden bazen çok zorlu atışlara yönelebiliyor. Bu da sınırlı rotasyona sahip Galatasaray’ın geri dönüşlerde sıkıntı çekmesine yol açabilir. Aynı anda hem topu getirme hem de 1 numaralı skor bulma opsiyonu görevini yürüttüğü zaman işler hücumda, Galatasaray adına olumlu işlemez. Çünkü özellikle baskıda olduğu dakikalarda oyun düzenlerinin dışına çıkabiliyor. Burada Sinan ve Şafak’ın ona yardım etmesi anlamında büyük görevleri olacaktır. Perde sonrası kendi şutlarını doğru anlarda bulduğunu söylemiştik ancak bu perdeleri ikili oyuna çok fazla dönüştürmüyor. Bu da Dorsey’in hücumda çok fazla aktif olmamasına sebebiyet verebilir. Yine burada da Ergin Ataman’ın ona çizeceği görevler dahilinde onun parkede vereceği cevap Galatasaray’ın sezon içersindeki iniş çıkış dakikalarının tutarlılığını belirleyecektir. Savunmada ise, fiziksel yapısının verdiği dezavantajla birebirlerde rakip takımlar için kolay lokma olabiliyor. Bu yüzden McCollum, birebirde rakip oyuncuyu savunduğu anlarda yardım savunması çoğu zaman gerekecektir. Doğru pozisyon aldığında ellerinin de hızlı reaksiyon vermesi devreye girdiğinde pas aralarını çok iyi bir şekilde süzüp, top çalma istatistiğini de geliştirebiliyor.

Galatasaray ve McCollum

McCollum’un şu sistemde takımın skor yükünü çekecek 1 numaralı isim olacağını çok net bir şekildeifade edebiliriz. Bu onun “takımda en fazla topu kullanan oyuncu ben olmalıyım” düşüncesini getirmemesi için takımdaki görevinin net bir şekilde belli olması gerekiyor. Çünkü bu takımda Çek Cumhuriyeti ile çok iyi bir yaz dönemi geçiren, hem skor hem de basketbol bilgisi anlamında üst seviye oyunculardan Schilb, Micov ve Green gibi de etkili set şutörleri var. Burada da yukarıda belirttiğim üzere oyunu kurma üzerine Sinan ve Şafak’ın ona doğru zamanlarda yardım edecek olması, Amerikalı guardın maç içerisinde aktif olarak kalabilmesine neden olacaktır. Hücumda alan paylaşımını doğru yapan Galatasaray’da, topsuz oyunun da en kritik isimlerin başında gelecektir. Bu şekilde hem kendisi perde sonrası boş şut bulabilir ya da takımın set şutörleri olan Schilb, Micov ve Green gibi isimlere düzgün pas akışı ile doğru yerde atış imkanı sağlayabilir. Dorsey ve Lasme ikilisinin McCollum ile uyumuna gelecek olursak, McCollum çok fazla pick&roll sonucu takımına asist yolu ile basket kazandıran bir oyuncu değil çünkü pick&roll sonrası doğru açıları ayarlayamadığı zamanlarda ikili sıkıştırma ile topu öldürebiliyor. Bu yüzden özellikle Dorsey’in ona perde ile getireceği yardımların çok net olması gerekir ki, McCollum’un önü açılsın bu sayede iyi bir şekilde devrilebilme özelliği olan Dorsey ile rahat bir şekilde ikili oyun oynayabilsinler.

Özellikle transfer döneminde GSbasket.org’ta da adı sıkça geçen McCollum’un 3 yıl önceki Jamont Gordon’ın (her ne kadar rolleri tam birbirine benzemese de) verdiği katkının benzerini verebileceğini düşünüyorum. İkisi de bazı parametreler bakımından birbirine benzeyen oyuncular. Yani, top ile oynamayı seven, pas oyunundan uzak oyuncular. Ancak bu söylediğim özellikler Jamont Gordon için Galatasaray’dan önceki dönemleri ile alakalı. Çünkü, Ergin Ataman’ın elinde Gordon’ın ne kadar etkili ve pas oyununa uyum sağlayan bir yapıya büründüğünü gördük. Aynı şeyleri McCollum için de söyleyebilirim ki bence potansiyel Gordon’dan çok daha yüksek seviyede bir oyuncu. Umarım takıma ve teknik ekibe alışması kısa zaman içerisinde olur ve biz de bu güzel takımı sezonun başından sonuna kadar sakatlıklardan, şanssızlıklardan uzak bir şekilde izleyebiliriz.

]]>