Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/gsbasket/public_html/index.php:2) in /home/gsbasket/public_html/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
Semih Nişancı – GSbasket.Org http://gsbasket.org Galatasaray Basketbol Sitesi Wed, 14 Jun 2017 17:57:24 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.7.5 Geleceği Bugünden Kurabilmek http://gsbasket.org/genel/gelecegi-bugunden-kurabilmek/ Thu, 11 May 2017 17:13:02 +0000 http://gsbasket.org/?p=4544 GELECEĞİ BUGÜNDEN KURABİLMEK

Günümüzde herhangi bir branşta başarılı olabilmenin yolu plan ve programdan geçiyor. Hele ki istikrar amaçlıyorsanız, kısa vadeli planlar da yeterli değil, daha ayrıntıcı olmakla birlikte disiplinden de asla taviz vermemeniz gerek. Kuracağınız yapı makine düzeninde işlemeli, makineye müdahaleniz “en fazla bakımla sınırlı kalmalı”. Zira iş yap-boza dönerse, bırakın istikrarı kısa vadede başarı elde etmek bile çok zor, bunu hepimiz biliyoruz. Galatasaray’ın çözüm bekleyen sorunlarından birincisi de bu: Plansızlık. Özellikle basketbolda, o sırada görev başında olan yönetimin hangi sezon ne yapacağı hiç belli değil. Erkek ve kadın basketbol takımlarımızın bütçesi her sezon değişiyor, ödeme problemleri de cabası. “Taraftar kombine alsın da günü kurtaralım” anlayışıyla sürece yayılabilen başarıya ulaşmak (hadi meşhur deyimimizle oynayayım biraz) deveye basket attırmaktan daha zor!

Neler yapılabilir? Galatasaray basketbolunun yarınlarını daha net ve berrak görebilmesi için hepimizin kafa patlatma vakti geldi de geçiyor. Kadınlarda iki, erkeklerde ise bir Avrupa kupasını ülkemize getiren şubemiz artık bu noktadan geri dönemez. Hele ki basketbolun popülaritesi ve taraftarımız içerisinde basketbol tutkunları günden güne çoğalırken “küçülme” gibi boş lafların mevzu bahsi bile olmamalı. Gerekirse zoru başarmalı ancak bu kulüpte -en azından basketbol konusunda- şube ve taraftar işbirliğini en üst seviyeye taşımalıyız, Galatasaray tarihine karşı bu sorumluluğumuz var! Çözüm yollarını inşa etmemiz gerekiyor ki şubenin ayaklarını bastığı zemin bir nebze sağlam olsun. Şube, taraftarın sesine kulak verecek, taraftar şubeye katkı yapmaktan geri durmayacak. Sanırım en azından başarı vizyonunun en temel ihtiyaçlarından biri bu.

  • Şube ile taraftar arasındaki iletişimi canlı tutabilmek ve gelir kaynakları oluşturmak

Birincisi; Kombine fiyatları ve basketbol ürünlerinin satışı konusunda kulüp taraftarın nabzını yoklayabilmeli, şubenin çıkarlarını da göz ardı etmeden fiyat politikasında “denge”yi tutturabilmeli. Taraftarın maçlara gitme alışkanlığını kazanması, bu alışkanlığı kazanırken de özellikle kombine bilet satın alarak şubeye katkı yapması çok mühim.

İkincisi; Sosyal medya etkili kullanılmalı (ki kullanılıyor ne mutlu ki), en azından basketbol şubemizin resmi hesapları konusunda geriye gidilmemeli. Mevcut çizgi korunmalı. Sosyal medya hesaplarımızdan, taraftarın basketbol takımlarımıza ilgisini arttıracak ödüllü yarışmalar düzenlenmesi gündeme alınmalı.

Üçüncüsü; Basketbol ürünleri mutlaka çeşitlendirilmeli. Basketbolcularımızın ve koçlarımızın bibloları, oyuncu tişörtleri ve posterleri aklıma ilk gelenler. Formaların satışa çıkarılması güzel, bu konudaki çizgi sürdürülmeli. Örneğin, yıkılması gündemde olan Abdi İpekçi Arena’nın maketi çıkarılsa fena mı olur? Şube bu konuya daha fazla eğilmeli, taraftar ile fikir teatisi canlı tutulmalı. Tasarım konusunda, taraftarın bağrından çıkmış isimlere danışılmalı ve öneriler lafta kalmamalı!

  • Şubenin yönetim yapısını güçlendirebilmek

Galatasaray köklü bir spor kulübü, tarihi sadece futbolla sınırlı değil. Neredeyse her spor branşında kulübümüzün bir şekilde öncülüğü olmuş ve ciddi misyonlar üstlenilmiş. Azimle mücadele etmek ve başarılı olmak adeta camianın genlerine işlemiş, geçmişten bugüne aktarılan potansiyelin değeri büyük. Peki ya bugün ve yarınlarımız? Özellikle basketbolda sık sık yönetici ilgisizliğinden şikayet edilmesi, bu kulübe yakışan bir durum mudur? Örneğin basketbol şubesiyle ilgilenen kaç profesyonel var? Teknik ekibin veya oyuncuların sorunlarına eğilen, başarının ilk şartı olan “aile ortamı”na katkı yapabilen yetkili sayısı bir elin parmaklarını geçiyor mu? Ya maçlara gelen yönetici sayısı? Ya da maçları TV’den de olsa izleyenler? Sıkça yaşadığımız hakem hatalarından hesap sorabilecek yetkili kimdir? Neredeyse tüm bu soruların cevapları belirsiz. Çare çok açık: Galatasaray yönetiminin, basketbol şubesinin hakkını savunacak donanımda bir ismi şubede görevlendirmesi gerekiyor. Gerektiğinde teknik ekip ile yönetim arasında, gerektiğinde yönetim ile taraftar arasında köprü olabilecek bir isim. Şube yetkilisi ya da menajeri, adına ne derseniz… Bu “hantal” görüntü, Galatasaray’a yakışmıyor!

  • Şubeye basketbolcu verisi sağlayacak bir scout ekibi kurmak

Günümüzde dünya basketbol piyasasına bir tek kişinin hakim olabilmesinin beklenmesi, oyuncu havuzunun genişliği göz önüne alındığında net bir haksızlık olur. Erkek ya da kadın basketbolu fark etmeksizin tüm yükü koçun omuzlarına yıkmak da koçun işini zorlaştırmaktan başka hiçbir şeye yaramaz. Bütçeniz ne olursa olsun, iyi bir basketbolcunun kumaşından anlayacak bir scout ekibi kurulması zaruri. Yalnızca menajerlere bel bağlamak da çözüm değil, bu konuda bir şeyler üretebilecek basketbol akıllarından yararlanmak konusu çok çok önemli. Erkek basketboldan örnek verelim: Khem Birch, Matt Lojeski, Bryant Dunston, Mike James, Adam Hanga, Fabien Causeur gibi cevherleri çok uygun maaşlarla oynatan Uşak Sportif, Olympiakos ve Baskonia gibi ekiplerden bir eksiğimiz olmamalı. NBA (kadınlarda WNBA) ve Avrupa piyasasına hakim ayrı iki ekip ve bu ekibin çalışanları şubeye çok güzel katkılar sağlayabilir. Scout hamlesi şube için faydalı bir alışkanlık haline getirilmeli. Özellikle yıldızı parlamış isimleri sınırsız bütçelerle takıma katamayacağımız göz önünde bulundurulduğunda!

***

Yapılacak şeylerin zor olmadığı çok açık. Önce farkındalık yaratmak, ardından somut bir şeyler üretebilmek için biraz olsun emek harcamak gerekiyor. Basketbol, dünyanın en muhteşem oyunlarından biri. Takım oyununun ve başarısının tadına varabilmek için herkesin fedakarca çalışması şart.

SEMİH NİŞANCI

 

]]>
2016-17 Sezonu Tablolu BSL kadroları http://gsbasket.org/genel/2016-17-sezonu-tablolu-tbl-kadrolari/ Sat, 08 Oct 2016 11:54:41 +0000 http://gsbasket.org/?p=4201 GALATASARAY ODEABANK

PG: Russ Smith, Dentmon, Can Korkmaz
SG: Sinan, Schilb, Göksenin
SF: Micov, Diebler, Emir
PF: Austin Daye, Deon Thompson ,Orhan Hacıyeva, Ege Arar
C: Alex Tyus, Tibor Pleiss

YORUM: Geçen sene Eurocup şampiyonu olan takımımız bu yıl Euroleague’de başarı endeksli kadro yapılanmasını tamamladı. Hem yarı saha hem de açık saha oyununu oynayabilecek oyunculara sahip olan Yenilmez Armada bu yapılanmasıyla, İpekçi atmosferini de göz önüne alırsak özellikle Avrupa Ligi’nde iç sahada her takımı zorlayacaktır. Geçen sene bazı Anadolu takımlarına şanssız bir şekilde verdiğimiz maçlar bizi birincilikten etse de bu yılki kadronun her iki kulvarda da çok daha fazla başarılı olacağı düşüncesindeyim.

 

escortkutahyada.xyz

FENERBAHÇE

PG: Bobby Dixon, Sloukas, Berk
SG: Bogdan Bogdanovic, , Melih Mahmutoğlu
SF: Datome, Nunnually, Egehan Arna
PF: Antic, Kalinic, Barış Hersek
C: Udoh, Vesely, Ahmet

YORUM: Nunnually ve Ahmet Düverioğlu’nu alarak transfer sezonunu noktalayan Fenerbahçe’nin birbirini tanıyan oyuncularla sezona başlayacak olması onlar için büyük bir avantaj gibi gözüküyor. Euroleague’deki en dominant iki pivot oyuncusu ile yeniden sözleşme imzalayan Obradovic ve ekibi, Bogdanovic’i de NBA pazarına -en azından şimdilik- kurban etmedi.

 

ANADOLU EFES

PG: Thomas Heurtel, Jayson Granger, Doğuş Balbay
SG: Cotton, Furkan Korkmaz, Oğulcan B.
SF: Cedi Osman, Honeycutt
PF: Derrick Brown, Thomas, Samet Geyik
C: Bryant Dunston, Alen Omic

YORUM: Geçen seneki kadro yapısına karşın bu oyuncuların ortaya korduğu performans Efes taraftarlarını özellikle Euroleague’de büyük hayal kırıklığına uğratmıştı. Bu sebeple sezona yeni yapılanmayla giren Anadolu Efes Heurtel-Granger guard tandemini koruyarak özellikle yaptığı forvet transferleriyle tekrardan iddialı konuma gelmeye çalışıyor. Perasovic’in Laboral’deki akıllı, sert ve hızlı oyunculardan kurulu oyuncu sistemini yeni Efes yapısına da oturtmaya çalıştığını görüyoruz. Bu yapıda Omic’in vereceği katkı önemli bir etken olacaktır.

 

DARÜŞŞAFAKA DOĞUŞ

PG: Wanamaker,Wilbekin,Mehmet Yağmur, Ender
SG: Bertans,Birkan
SF: Anderson,Clyburn
PF: Harangody,Metin Türen,Moerman
C:  Semih,Furkan,Slaughter

 

YORUM: Koç David Blatt’ı alarak sansasyonel transferlerini de birer birer duyuran Daçka daha sezona başlamadan şimdiden ilgiyle izlenecek bir takım durumunda. Her bölgede kendini ispatlamış çok yönlü oyuncuları transfer eden Darüşşafaka çok fazla alternatif oyuncusuyla hem Türkiye’de hem de Avrupa’da ses çıkartacak gibi gözüküyor.

 

BANVİT BASKETBOL

PG: Theodore, Kris Yanku, Emir Gökalp ,Cem Ulusoy
SG: Chappel, Can Maxim,
SF: Muric, Tolga
PF: Orelik, Kulig, Talat Altunbey
C: Vidmar, Metehan Akyel

YORUM: Koç Filipovski ile anlaştıktan sonra kadrosunu güçlendirmeye çalışan Banvit hemen hemen kadroyu baştan şekillendirdi. Bir uzun oyuncu alması muhtemel olan Bandırma ekibi bunun dışında transfer sezonunu büyük ölçüde kapadı. Muric, Chappell gibi etkili kanat oyuncularını transfer eden Banvit yine bu bölgede Mutaf ve Tolga gibi iki kıymetli yerliyi takımda tuttu. Ancak uzun rotasyonu daha şimdiden alarm veriyor. Bireysel olarak bütçeye oranla kaliteli isimleri katsalar da atletizmden uzak, soft bir uzun rotasyonu oluştu.

 

DEMİR İNŞAAT BÜYÜKÇEKMECE BASKETBOL

PG: Clevin Hannah, Tayfun Erülkü,Barış Erdoğan
SG: Kenny Hayes, Osiris Eldridge
SF: Ceyhun Altay,Mutlu Akpınar
PF: Angelo Caloiaro, Burak Can Yıldızlı, Emre Ekim
C: Andrija Stipanovic, Kahiem Seawright

YORUM: Geçen sezon lige çıkan ve iyi işler yapan DİBÇ, Özhan Çıvgın önderliğinde yine kısa oyuncuları Amerikalı skora yönelik oyunculardan kurarak geçen seneki sistemini devam ettirdi. Kahiem Seawright ile yola devam eden İstanbul ekibi, ligi tanıyan Stipanovic ve çok yönlü, potaya drive eden, şutu olan Caloiaro ile de uzunlardaki yabancı rotasyonunu da kurmuş oldu. Bu sezon da tecrübeli ve genç Türk oyuncularla yerli rotasyonunu oluşturacak Çıvgın için elinde sürprize açık bir kadro bulunuyor.

 

 

MURATBEY UŞAK SPORTİF

PG: Mark Lyons, Berent,
SG: Jeremy Hazell, Hakan Demirel
SF: Shaquielle McKissic, Görkem Sönmez, Özcan Sürücü
PF: Rolands Freimans, Berkay Candan, Mesut Ademoğlu
C: Darryl Monroe, Evaldas Kairys

 

YORUM: Yine Demir İnşaat Büyükçekmece gibi, kısa rotasyonunu Amerikalı, skorer, kendi pozisyonunu yaratan oyunculardan kuran Uşak Sportif, bu oyuncuların yanına Berent Kavaklıoğlu ve Hakan Demirel gibi tecrübeli guardları getirdi. Uzun rotasyonunda ise Litvanyalı Kairys’i tutarak bence çok iyi bir iş yaptılar. Monroe ise Kairys’ göre hücum repertuarı çok daha geniş bir oyuncu. Hem sırtı dönük hem de yüzü dönük birebiri olan bir uzun. Freimans ise bir 4 numaraya göre aşırı fizikli hem boyalı alandan hem de dışardan skor tehditi yaratacak bir unsur. Bence geçen sezona göre özellikle hücumda daha derli toplu bir Uşak Sportif göreceğiz. Ancak atletizm ve sertlik çizgisi bu yıl biraz daha aşağıda kalacak.

 

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ

PG: Earl Calloway,Erbil Eroğlu
SG: Sean Armand,Jaka Klobucar
SF: Mert Çevik,Uğur Dokuyan,Metecan Birsen
PF: Ben Mccauley,Damir Markota
C: Deniz Kılıçlı, Ayberk, Varnado

 

YORUM: Geçen sezonki takımdan birçok oyuncuyla yola devam eden Ertuğrul Erdoğan ve ekibi transfer sezonunu geç açmasına rağmen kısa sürede takımı toparladı. Ligin alt seviyedeki takımlarının kadro yapılarını göz önüne aldığımızda oraları daha rahat geçeceği düşüncesindeyim. Play off çok büyük sürpriz olur. Ligde kalabilmek onlar için başarı sayılabilir.

 

TOFAŞ

PG: Micic, Barış Ermiş, Kadir Bayram
SG: Sammyv Mejia, Yiğit Arslan
SF: Jordan Hamilton, Caner Topaloğlu
PF: Kaloyan Ivanov, Ümit Sonkol
C: Ronald Roberts, Kaya Peker

YORUM: Orhun Ene’nin kurduğu yapı doğrultusunda kadrosunu hem koruyup hem de Micic, Hamilton, Roberts gibi çok kaliteli isimler ekleyen Tofaş, taraftarını heyecanlandırıyor. 1.Lig’den Süper Lige geldiklerini ve hedeflerinin de ilk yıldan playoff olduğunu düşünürsek, lige renk katmaktan öte, ligi daha da çekişmeli hale getirecek Bursa ekibi. Takımda sadece 5 yabancı bulunduracak olan Tofaş’ta yabancılar daha çok rol alacak ve bu da dakikalarına yansıyacak. Özellikle Ronald Roberts’ın bu yıl ciddi çıkış yapması çok muhtemel.

 

PINAR KARŞIYAKA

PG: Soner Şentürk, Kevin Dillard,
SG: J’Covan Brown, Muhammed Baygül
SF: Erdi Gülaslan, Ponitka
PF: Dajuan Summers, Brend Petway
C: Josh Boone, ,Egemen

YORUM: Yaklaşık 2 milyon dolar bütçeyle iyi işler yapmaya çalışan Karşıyaka yönetimi, koçluk görevine Markovic’i getirdi. Kadrosuna, bütçesine göre epey kaliteli isimler ekledi. Dillard, Brown, Summers ve Boone gibi oyuncularla kadrosunu Amerikalı oyuncular üzerine kuran İzmir ekibi, Euroleague seviyesinde önemli roller alabilecek Ponitka’yı da kadrosuna kattı. Karşıyaka, Ufuk Sarıca ile yakaladığı ivmeyi Markovic ile sürdürmeyi istiyor.

 

BEŞİKTAŞ SOMPO JAPAN

PG: Michael Thompson, Kenan Sipahi, Şafak Edge
SG: Michael Roll, Muratcan Güler
SF: DJ Strawberry, Erkan Veyseloğlu
PF: Earl Clark, Kyle Weems
C: Sertaç Şanlı, Vladimir Stimac

YORUM: 2 senedir ilk sekiz dışında kalan siyah-beyazlı ekipte, Playoff’u amaç değil araç olarak kullanacağını belirterek göreve gelen Ufuk Sarıca ve ekibi, sezona hırslı giriyor. Ufuk Sarıca ile yeniden yükselişe geçmek isteyen ve yeni sezonda önemli zaferler kazandığı Akatlar’ı kullanacak Beşiktaş, kadrosunu şimdilik tamamladı fakat sisteme uymayan Stimac, BJK’nin ligde büyük hedeflerle yola çıktığı bir sezonda oldukça sıkıntı doğuracak.

 

BEST BALIKESİR

PG: Michael Green, Hakan
SG: Yunus Akçay, Selby, Mertcan
SF: Nichols, Pastal, Barış
PF: Ofoegbu, L.William
C: Golubovic, Murat Kozan

YORUM: Ligin yeni ekibi Best Balıkesir de Mete Babaoğlu önderliğinde Trakya halkına güzel bir heyecan yaratmak için kolları sıvamış durumda.. Kendi şutunu yaratan, skorer guard Michael Green’i takıma dahil eden  Balıkesir ekibi, yine ligimizi yakından tanıyan Golubovic ve Valentin Pastal ile de sözleşme imzaladı. Yunus ve Murat da ligimizi tanıyan kaliteli yerli oyuncular.

 

GİRESUN

PG: Armstead, Tansu, Şuacan
SG: Enes Berkay, Doğuş, Samet
SF: Ledo, Okben, İnanç
PF: Gill, Efe
C: Mahalbasic, Emircan, Emre Bayav

YORUM: Ermal Kuqo’nun “Türkiye’nin Mega Leks’i” olarak tanımladığı Giresun, düşük bütçeyle harika transferler yaptı. Türk oyuncuları, ABD’li Ledo, Gill gibi potansiyelli oyuncularla harmanlayan Trifunovic, Giresun’a oynatacağı iyi basketbolla Giresun’u ligin en renkli takımlarından biri yapacak.

 

TRABZONSPOR MEDICAL PARK
PG: Stefan Moody, Nikolov
SG: Dwight Hardy, Erolcan Çinko
SF: Malcolm Lee, Alper Saruhan
PF: Caleb Green, Kenny Kadji, Ozan Anton Odabaşı
C: Julian Wright, Duşan Cantekin

YORUM: Sezona kötü bir kadro yapılanmasıyla giren Trabzon, Playoff’un bir hayli uzağında kalacak. Trabzon’da işler yolunda gitmezse, onları küme düşme adaylarından biri olarak görüyorum. Yine de Hardy ve Wright gibi iki kaliteli oyuncunun varlığı, onları ayakta tutacak.

 

TED ANKARA KOLEJLİLER

PG:  İsmail, Onat, Çağan
SG: Shorter, Yesukan, Kutay
SF: Morrison, Taylan
PF: Thomas, Can
C: Love, Atilla, Eray

YORUM: Ligdeki diğer takımlara nazaran transfer dönemini zor koşullar altında geçiren Ankara ekibinin bu yıl Playoff şansının oldukça zor olduğu düşüncesindeyim. Bütçesinde ciddi bir düşüş yaşayan Kolej ligde kalmak için savaşacak.

 

GAZİANTEP BASKETBOL

PG: Will Cherry, Alper, Erden
SG: Denmon, Berke
SF: Rautins, Altan Erol
PF: M.Haislip, Jaka Balazic
C: Ivanov, Ruzic, Emre

 

YORUM: Gaziantep Basketbol transfer sezonuna, sponsor desteğinin tam olarak sağlanamamasından ötürü istediği gibi girememesine rağmen lige tutunabilecek bir kadro oluşturdu. Geçen seneki oyuncularını kadroda tutan Antep ekibi ligimizin deneyimli yabancı oyuncuları ile de anlaşma sağladı.

 

ENGİN AĞZIDELİ

UMUT KAAN ARSLAN

]]>
BORMIO KAMPI http://gsbasket.org/genel/bormio-kampi/ Sat, 10 Sep 2016 16:05:41 +0000 http://gsbasket.org/?p=4180 Yeni sezon öncesi hem Euroleague hem de Türkiye Ligi’nde başarı odaklı, geniş bir kadro kuran Ergin Ataman ve ekibi, yaz hazırlık dönemini iyi geçirmek amacıyla 14 tane hazırlık maçı oynama kararı aldı. ‘’Takım uyumu’’ sezonun anahtar söz öbeği olacağından faydalı bir hazırlık kampı geçirme hedefinde olan takımımız şu ana kadar neler yaptı, kimler ile oynadı, hangi oyuncular ön plana çıktı, hep birlikte inceleyelim.

22 Ağustos Pazartesi günü Abdi İpekçi’de, yabancı oyuncular ile birlikte –tam kadro olmasa da- sezonun ilk antrenmanına çıkan takımımız daha sonra bütün oyuncularımızın takıma dahil olmasıyla beraber hazırlık çalışmalarına devam etti. İstanbul’dan sonra yurt dışı kamp programı kapsamında takımımızın ilk durağı Bormio oldu.

HAZIRLIK KARŞILAŞMALARIMIZ

Bormio’da takımımız ilk hazırlık maçında Pentagono Spor Salonu’nda karşılaştığı Fortitudo Bologna’yı 84-93 mağlup etti. İkinci ve üçüncü çeyrekteki yüzdeli oyunumuz ile skor üstünlüğünü sürekli elinde bulunduran takımımızda Nenad Krstic 15 sayı 9 ribaund, Justin Dentmon 14 sayı, Alex Tyus ise 13 sayı 7 ribaund ile takımımızın en etkili isimleri oldu.

Kamptaki ikinci maçımızda, bir önceki maça göre özellikle son periyodu skor olarak daha çekişmeli giden maçta takımımız Vanoli Cremona’yı 80-77 mağlup etti. Özellikle son beş dakikadaki konsantrasyon kaybıyla rakip takımı ortak ettiğimiz maçın en etkili isimlerinden Vladimir Micov 16 sayı, Russ Smith 15 sayı ve Alex Tyus ise 13 sayı ile oynadı. Bologna maçının yıldızı Nenad Krstic de 12 sayı ile takımın skor yükünü çeken oyuncularımızdan biri oldu.

4 Eylül’deki Cantu maçı, oyuncularımızın üst üste yaptığı maçlar sonrası aşırı yorgunluk nedeniyle iptal edildikten bir gün sonra ligimizin ekiplerinden Tofaş ile karşılaştık. Justin Dentmon ve Austin Daye’in oynamadığı maçta takımımız Bursa ekibine 72-76 mağlup oldu ve Bormio kampındaki ilk yenilgimizi almış olduk. İki önemli oyuncumuzun oynamadığı maçta Sinan Güler ve  Russ Smith 14 sayı, Micov 11 sayı ile takımımızın en skorer isimleri oldu.

Takımımız Bormio kampındaki 4.karşılaşmasında Pentagono Spor Salonu’nda karşılaştığı Sharks d’Antibes’i baştan sona etkili oyunu ile 77-53 mağlup etmeyi başardı. İlk ve ikinci çeyrekte bulduğu serilerle skor üstünlüğünü ilk yarıdan rakip takıma kabul ettirmeyi başaran takımımızda Micov 13 sayı, Smith 10 sayı ve  Diebler 10 sayı ile galibiyetin baş mimarları oldular.

İtalya kampındaki beşinci hazırlık maçında, takımımız Palascieghi Spor Salonu’nda karşılaştığı Olimpia Milano’ya 91-86 mağlup olarak ilk etap kamp programını tamamlamış oldu. Russ Smith ve Nenad Krstic’in sakatlıkları sebebiyle oynamadığı maçta Dentmon 20 sayı, Sinan 16 sayı ve Austin Daye 14 sayı ile takımımızın en skorer isimleri oldular.

ÖNE ÇIKANLAR

Takımımız, ilk etap kamp programı dahilinde Bormio kampında beş hazırlık maçı oynadı. Yeni transferlerimizle geçen sene takımımızda olan oyuncularımızın özellikle hücumda çok fazla uyum problemi yaşamadığını gördük. Bu yıl daha çok savunmada kritik bir rol üstlenecek olan Alex Tyus beş hazırlık maçının üçünde çift haneli sayılara ulaştı birinde ise 9 sayıda kaldı. Austin Daye kendisinden tanıdık olduğumuz skorer kimliğini ön plana çıkaramasa da kalitesini gösterdi. Justin Dentmon ve Russ Smith beraber oynadığı maçlarda skor üretme konusunda birbirlerini çok iyi tamamladılar. Russ Smith potaya ettiği drivelar ile Justin Dentmon da özellikle perdeden çıkıp bulduğu üç sayılık isabetler ile takımımızın skor opsiyonu açısından en önemli isimleri olduklarını gösterdiler. Dentmon’ın Milano maçında 20 sayısının yanında yaptığı 7 asisti de unutmamak gerekiyor. Aynı şekilde Russ Smith de Tofaş maçında 7 asist yaptı. Forvet odaklı takımımızda guard oyuncularımızın asist yükünü çekmeleri önemli bir durum teşkil ediyor. Jon Diebler ise bu kampta çok fazla ön plana çıkamadı. Deon Thompson fizik olarak fit durumda olsa bile düşük yüzdeli bir kamp dönemi geçirdi. Vladimir Micov her maç takımın jokeri durumundaydı. Türk oyuncularımızdan ise Sinan Güler skorer oyunuyla ön plana çıkan isim oldu. Diğer Türk oyuncularımız ise çok fazla forma şansı bulamadı.

]]>
Euroleague’de Transfer Gündemi http://gsbasket.org/genel/euroleaguede-transfer-gundemi/ Wed, 27 Jul 2016 15:21:02 +0000 http://gsbasket.org/?p=3908 2015-16 sezonunun tamamlanmasıyla beraber gelecek sezon Euroleague’de mücadele edecek takımlar yeni sezon planlaması için harekete geçti. Lig usulü denebilecek yeni formatla birlikte “geniş rotasyon” da bir lüksten çok bir ihtiyaç/zaruret haline geldi ve kadrolar şekillenmeye başladı… EL’deki rakiplerimizin resmileşen hamleleriyle ilgili bir derleme yapmak istiyorum. Keyifli okumalar…


-CSKA MOSKOVA-

Takımdan ayrılanlar

Demetris Nichols

Sözleşmesi yenilenenler

Dimitris Itoudis (coach), Nando De Colo, Victor Khryapa, Cory Higgins, Vitaly Fridzon, Ivan Lazarev

Yeni transferler

Semen Antonov, James Augustine

Yorum: Uzun yıllardır hedeflediği Euroleague şampiyonluğuna hak ederek ulaştı bu sezon CSKA. Başarıya götüren kadrolarını muhafaza edip iki değerli takviye daha yaptılar. Kimya aynı şekilde devam ettiği sürece -ki Itoudis, verimini “pick n roll”den alan istediği düzeni oturttu tamamen- yine Euroleague’in en büyük favorilerinden biri olacaklar. Teodosic-De Colo uyumunu izlemekse apayrı bir keyif, söylemeden geçmek olmaz.


-OLYMPIACOS-

Takımdan ayrılanlar

DJ Strawberry, Othello Hunter, Hakim Warrick

Sözleşmesi yenilenenler 

Vassilis Spanoulis

Yeni transferler

Erick Green, Khem Birch

Yorum: Geçen sezon yaşadıkları büyük hayal kırıklığından sonra bu yıl EL’ye çok daha fazla asılacaklardır. Young-Birch pota altı fazlasıyla atletik ve güçlü, yaşı iyiden iyiye ilerleyen Spanoulis’in yükünü omuzlama konusunda Mantzaris ve Green’in vereceği katkı ise belirleyici olacak onlar adına. Printezis ve geçen sezon ortasında takıma katılan Papanikoloau ise her daim güvenebilecekleri hücum ve savunma silahları. Güçlü basketbol geleneklerini de düşünürsek, en azından top 8 yapacaklarını düşünüyorum.


-MACCABI TEL AVIV-

Takımdan Ayrılanlar

Zan Tabak (coach), Trevor Mbakwe, Ike Ofoegbu, Brian Randle, Dragan Bender

Sözleşmesi yenilenenler

Yeni Transferler

Erez Edelstein (coach), Sonny Weems, DJ Seeley, Quincy Miller, Maik Zirbes

Yorum: 2015-16 sezonu Maccabi için kabustan da öteydi. Euroleague’de Top 16 dahi yapamadan elendiler, Eurocup’ta da varlık gösteremediler. PG ve pivot rotasyonlarında bir türlü kimya tutturamadılar ve takım çorba görüntüsündeydi koca yıl. Bu sezonsa yeniden çok ciddi hamlelerle eski günlerine dönüş yolu arayacaklar. Weems ve Zirbes çok değerli transferler, DJ Seeley Gran Canaria’da benchten iyi bir hücum silahı olabileceğinin sinyalini vermişti, o da gayet önemli bir hamle. Miller da hakeza Maccabi’nin klasik hücum planları için öyle(ydi) ama sezon öncesi yaşadığı ciddi sakatlık (en az 6 ay uzak kalacak) büyük hayal kırıklığı yarattı Maccabi cephesinde.


-PANATHINAIKOS-

Takımdan ayrılanlar

Dimitris Diamantidis, Ognjen Kuzmic, Miroslav Raduljica, Sasha Pavlovic, Marquez Haynes, Vince Hunter, Elliot Williams

Sözleşmesi yenilenenler

James Feldeine, Antonis Fotsis

Yeni transferler

Mike James, Ioannis Bourousis, Chris Singleton, KC Rivers

Yorum: Pao da geçen sezon Euroleague’de hayal kırıklığı yaratan takımlardan biriydi. Bu yıl -bence- sezonun en değerli iki transferini yaptılar: Mike James ve Bourousis. Singleton, ayrıca, 4-5 rotasyonu için kayda değer bir hamle; atletizm ve güç katacak Pao’ya. Djordjevic’in -özellikle hücumda üretkenlikten uzak- hantal takımına göre ciddi değişiklikler var, KC Rivers eğer rolü iyi belirlenirse Pavlovic’in veremediği skor katkısını verecektir. Anlamadığım tek hamleleri ise Elliot Williams’ı serbest bırakmaları.


-REAL MADRID-

Takımdan ayrılanlar

Sergio Rodriguez, Maurice Ndour, KC Rivers

Sözleşmesi yenilenenler

Jonas Maciulis, Gustavo Ayon, Trey Thompkins, Jeffrey Taylor, Andres Nocioni

Yeni transferler

Anthony Randolph, Dontaye Draper

Yorum: Real Madrid geçen sezonu takım kimyasını kurmaya çalışarak geçirdi. Uzun rotasyonunda ne Ndour ne Lima gereken katkıyı verebildi, kısa rotasyonunda Rudy ve Taylor’un sakatlığı, KC Rivers’ın geri çağrılması derken devamlı değişen rotasyon dolayısıyla savunmada taşlar yerine oturmadı hiç ve top 8’de süpürüldüler. Bu yıl Randolph transferi 4-5 için onlara ilaç olacaktır, atletizm ve direnç demek. İkili oyun konusunda EL’nin en etkili pivotu Ayon’u da takımda tutmaları çok değerli. Draper’ın savunmada çizgiyi yukarı çekeceği aşikar ama Rodriguez’in hücum katkısını veremeyeceği de malumunuz. Llull ve Rudy’nin direksiyonda olduğu bir düzen izleyeceğimizi düşünüyorum. Pablo Laso hakkında yorumum ise, “gölge etmese yeter”. İşler yolunda gider ve taşlar yerine oturursa bu yıl çok daha iyi olacaklar hiç şüphesiz.


-BARCELONA-

Takımdan ayrılanlar

Xavi Pasqual (coach), Tomas Satoransky, Carlos Arroyo, Alex Abrines

Sözleşmesi yenilenenler

Yeni transferler

Georgios Bartzokas (coach), Victor Claver, Tyrese Rice

Yorum: Xavi Pasqual’in ayrılması esasında en büyük transfer denebilir Barcelona için. Rotasyonun suyunu çıkarmaya bayılıyor, izleyenleri bayıltıyordu. Bartzokas son yılların yükselen değerlerinden, bir EL şampiyonluğu ve bir de final four’u var. Claver 3-4 için enfes hamle, Kuban’da harika bir yıl geçirdi. Satoransky’nin boşluğunu Tyrese Rice transferiyle doldurdular ki durgun guard piyasasını düşündüğümüzde mükemmel bir adım. Yaşı ilerleyen Navarro’nun artık boşluğa düşen “gözyaşı damlaları”nı nasıl kapatacakları en büyük soru işareti. Tomic’in de bu sezon toparlaması gerektiği notunu düşelim.


-ANADOLU EFES-

Takımdan ayrılanlar

Ahmet Çakı(coach), Birkan Batuk, Dario Saric, Nenad Krstic, Alex Tyus, Jon Diebler, Ahmet Düverioğlu, Okben Ulubay, Emircan Koşut

Sözleşmesi yenilenenler

Oğulcan Baykan, Doğuş Balbay

Yeni transferler

Velimir Perasovic (coach), Alen Omic, Deshaun Thomas, Tyler Honeycutt, Berk Demir

Yorum: İki sezonluk Ivkovic dönemi beklendiği gibi geçmedi Efes’te. İki kez TBL play-off finali yaptılar ama ikisinde de şampiyonluğa ulaşamadılar. Bir Türkiye kupası ve bir Cumhurbaşkanlığı kupası ise pek tatmin etmedi basketbol kamuoyunu. Özellikle Euroleague’de iki sezonda da final four görememeleri Ivkovic döneminin sonunu getirdi. Kısa süren Ahmet Çakı dönemi sonrası, geçtiğimiz yıl Laboral’de efsane bir sezon yaşayan Perasovic’i takımın başına geçirdiler. Perasovic aynı Laboral modelinde olduğu gibi atletik/savunma yönü kuvvetli 3-4 ve hücum katkısı alabileceği pivot transferleri yaptı. Kimya şimdilik başarılı gibi ama kadroda şutuna güvenebileceği bir kısa daha bulması ve Heurtel/Granger ikilisini “rayına oturtması” gerekiyor başarılı Hırvat coach’un.


-FENERBAHÇE-

Takımdan ayrılanlar

Ricky Hickman

Sözleşmesi yenilenenler

Bogdan Bogdanovic, Jan Vesely, Ekpe Udoh

Yeni Transferler

Yorum: Obradovic yönetiminde oldukça başarılı bir sezon geçirdi Fenerbahçe. Lig ve Türkiye kupası şampiyonluğu yanı sıra EL’de de finale kadar ilerlediler ve (özellikle) son periyodu ile uzatma devresi kıran kırana geçen finalde CSKA’ya yenildiler. Bu yıl en büyük amaçları yine EL final four’u olacak şüphesiz. Vesely ve Udoh’u astronomik rakamlarla da olsa kadroda tuttular, Bogdanovic de NBA çıkışını kullanmayıp takımda kaldı. Henüz resmileşen yeni transferleri yok ancak 1-2 hamle yeterli onlar için, takım iskeletleri belirli durumda çünkü.


-DARÜŞŞAFAKA DOĞUŞ-

Takımdan ayrılanlar

Oktay Mahmuti (coach), Oğuz Savaş, Ender Arslan, Jamon Gordon, Manuchar Markoishvili, Serhat Çetin, Milko Bjelica, Emir Preldzic

Sözleşmesi yenilenenler

Mehmet Yağmur

Yeni transferler

David Blatt (coach), Birkan Batuk, Brad Wanamaker, Adrien Moerman, Dairis Bertans, James Anderson

Yorum: David Blatt önderliğinde, çok ciddi bir bütçeyle yepyeni bir yapılanmaya girdi Daçka. Wanamaker EL’nin en çok taliplisi olan guardlarından biriydi, büyük iş yaptılar transferiyle. James Anderson’un muazzam Zalgiris macerası hepimizin aklında. 1 ve 3 numaralar için en iyi alternatifleri kadrolarına kattıklarını söyleyebiliriz. Potansiyelleri önemli olmakla birlikte Dairis Bertans ve Moerman’ın üst seviyede nasıl katkı vereceklerini kestirmekse şimdilik zor. Kadroya bir PG ve bir C hamlesi daha gelecek. Neredeyse yeniden kurulan bir yapı var ortada, Darüşşafaka’nın performansı taraflı-tarafsız herkesin ilgi alanında olacak.


-BROSE BASKETS BAMBERG-

Takımdan ayrılanlar

Bradley Wanamaker, Gabe Olaseni

Sözleşmesi Yenilenenler

Janis Strelnieks

Yeni transferler

Maodo Lo, Louis Olinde

Yorum: Geçen sezonun en unutulmaz hikayelerinden biri Trinchieri önderliğindeki Brose’ye aitti. Onları izleyen herhangi bir basketbolseverin keyif almaması mümkün değildi, son ana kadar top 8 iddialarını sürdürüp beklentilerin çok çok üstüne çıktılar. Bu yıl en önemli parçalarından Wanamaker’ı kaybettiler, kontratı kapalı olan Nicolo Melli için de teklifler olduğu söyleniyor. Bunun yanı sıra Causeur’ün transferinin resmiyet kazanması ise an meselesi. İşleri daha zor olmakla birlikte, yine hem keyif verip hem de başarılı bir tablo çizmek için her şeyi deneyeceklerine eminim.


-LABORAL KUTXA BASKONIA-

Takımdan ayrılanlar

Velimir Perasovic (coach), Mike James, Ioannis Bourousis, Davis Bertans, Alberto Corbacho, Darko Planinic

Sözleşmesi yenilenenler 

Yeni transferler

Sito Alonso (coach), Rodrigue Beaubois, Johannes Voigtmann, Rafa Luz, Andrea Bargnani

Yorum: Basketbol sporunun en güzel organizasyonlarından biri Laboral benim için. Çok da yüksek olmayan bütçelerle her zaman “cevher”i bulup işlemesini ve parlatmasını bilmişlerdir. Oyuncular büyürken, takım da EL’nin devlerine olabildiğince kafa tutar. Geçen sezon Perasovic’le birlikte “çizgi”lerinin de ötesine fırlayıp hiç kimsenin beklemediği bir çıkış yaptılar. Seyirlik basketbol nedir, cevabını Brose ile birlikte tüm Avrupalı basketbolseverlere  kusursuz verdiler. Savunmacı 2-3-4 ve skor gücü yüksek 1-5 numaralarıyla sonuna kadar hak edip final four oynadı bu güzel takım. Çok çok küçük nüanslar sebebiyle de finalin kapısından döndüler. Şimdi yeniden yapılanmanın eşiğinde, yeni bir koç ve yeni transferlerle yola devam edecekler. Savunması defolu ama hücum gücü muazzam Bargnani’nin yanında Hanga ve Shengelia’yı takımda tutabilirlerse yine tüm basketbolseverlerin dikkatini çekmeyi başaracaklarına eminim.


-KIZILYILDIZ-

Takımdan ayrılanlar

Tarence Kinsey, Quincy Miller, Maik Zirbes,

Sözleşmesi yenilenenler

Dejan Radonjic(coach), Nemanja Dangubic, Marko Simonovic, Vladimir Stimac

Yeni transferler

Charles Jenkins, Ongnjen Kuzmic

Yorum: Geçen sezonun flaş takımlarından biri de Kızılyıldız’dı, özellikle yaptıkları kötü başlangıçtan sonra çoğu kişi toparlanıp ayağa kalkacaklarını beklemiyordu. Takımın iskeleti hala derli toplu olmakla birlikte, bu yaz Miller ve Zirbes’i kadroda tutamadılar. Kuzmic ve Jenkins hamleleri mantıklı ve katkı verecek türden. İç sahada rakiplerine yine “arıza” çıkarmaya potansiyelli bir takım olacaklarına eminim.


-EMPORIO ARMANI MILANO-

Takımdan ayrılanlar

Oliver Lafayatte, Charles Jenkins, Stanko Barac, Bruno Cerella

Sözleşmesi yenilenenler

Jasmin Repesa (coach)

Yeni transferler

Ricky Hickman, Zoran Dragic, Miroslav Raduljica, Simone Fontecchio, Davide Pascolo, Awudu Abass

Yorum: Hackett-Jerrells-Langford üçlüsünün efsane uyumu ve top 8 başarısından sonra bir türlü toparlayamadı Milano. Farklı şeyler denediler fakat EL’de başarı getirmedi. Bu sezon yine iddialı bir kadro kuruyorlar. Cinciarini-Kalnietis rotasyonuna combo guard diyebileceğimiz Hickman’ı eklediler. Dragic ve Simon da EL referansı bakımından gayet iyi. Kısa rotasyonu göz kamaştırırken uzunlarda Macvan-Raduljica-McLean’in neler yapabileceği soru işareti. Performansını merakla beklediğim takımlardan biri olacaklar.


-UNICS KAZAN-

Takımdan ayrılanlar

Arturas Milaknis, Petr Gubanov

Sözleşmesi yenilenenler

Evgeny Pashutin(coach), Keith Langford, Quino Colom, Latavious Williams, Kostas Kaimakoglou, Vadim Panin

Yeni transferler

Coty Clarke, Pavel Antipov, Evgeny Voronov, Aleksandr Karpukhin

Yorum: Kazan, hatırı sayılır bütçesiyle her zaman tehlikeli bir ekip olmuştur. Geçen sezonki iskeletlerini korumayı başardılar, Colom ve Langford önderliğinde top 8 yapmaya çalışacaklar. Kadroda bir çok kaliteli isim ve geniş bir rotasyon var. Neden olmasın?


-ZALGIRIS KAUNAS-

Takımdan ayrılanlar 

Olivier Hanlan, Jerome Randle, Ian Vougouikas,

Sözleşmesi yenilenenler

Sarunas Jasikevicius(coach), Renaldas Seibutis, Robertas Javtokas

Yeni transferler

Leo Westermann, Kevin Pangos

Yorum: Mütevazi bütçesiyle, işi en zor olan takımlarda biri şüphesiz Zalgiris. Yıllardır sınırlı harcayarak ilerliyorlar, elbette bu şartlarda başarının gelmesi de zorlaşıyor. Büyük bir gelenek ve EL’nin rengidir Zalgiris ama başarı? Zor.

 

]]>
Transfer Ajandası: Kadro şekilleniyor! http://gsbasket.org/genel/transfer-ajandasi-kadro-sekilleniyor/ Thu, 14 Jul 2016 14:26:41 +0000 http://gsbasket.org/?p=3895 Erkek basketbolda geçmiş iki sezona nazaran çok hızlı girdik bu transfer dönemine. Hatırlayacak olursanız, 2014-15 ve 2015-16 sezonları öncesi oldukça sıkıntılı bir süreçten geçmiş ve hatta bazı transferler için Ağustos sonu/Eylül başını beklemek durumunda kalmıştık. Bu yaz ise, bütçe artışının da verdiği rahatlıkla hamleler art arda gelmeye başladı.

Şu ana kadar 5 transfer resmiyet kazandı, her birinin artıları ve eksileri var ama elbette en büyük temennimiz, yeni takviyelerimizin başarılı olması ve beklentileri karşılaması…

Yeni transferlerimiz;

Nenad Krstic – 33 yaşında – Pivot

Austin Daye – 28 yaşında – Uzun forvet

Alex Tyus – 28 yaşında – Pivot

Jon Diebler – 28 yaşında – Şutör guard

Deon Thompson – 27 yaşında – Uzun forvet/Pivot

****

Krstic: Kariyerini ve kalitesini tartışmaya gerek dahi yok. Fakat geçen sezonu geçirdiği ciddi sakatlık ve ilerleyen yaşı soru işareti. Epey riskli bir transfer olduğu konusunda herkes hemfikir. İkili oyun savunmasında yaratacağı zaaf da şimdiden düşündürüyor.

Daye: Bence sezonun en doğru hamlesi. Tam Ergin Ataman’ın istediği tipte, şutör uzun. Üstelik topu yere de vurabiliyor. Ball-handling’i muazzam.

Tyus: Uzun piyasası bu denli sınırlıyken alınabilecek en iyi alternatiflerdendi bana göre. Atletizmi ve çember koruyuculuğu harika, blokları smaçları ve alley-ooplarıyla Abdi İpekçi atmosferinin ateşini harcalayacak, buna inanıyorum.

Diebler: Geçen yıl bazı maçlarda (Eurocup’ta deplasmandaki Karşıyaka ve içerideki Münih maçları gibi) ceza şutu isabetimizdeki kötü yüzdemizi düşününce, Diebler’ın üçlük isabetleri elimizi çok rahatlatacaktır.

Thompson: Orta mesafe şutu var, ayrıca kuvvetli. Fakat ayakları çabuk ve atletik bir uzun olduğunu söylemek zor. Çabuk PF’lere karşı zorlanabilir.

****

Yeni sezon öncesi resmileşen transferlerimizin kısaca derlemesi bu şekilde şimdilik. Micov’un hal-i hazırda kontratı olduğunu düşünürsek şu an mevcut kadromuzda 6 sözleşmeli yabancımız bulunuyor. Euroleague için yabancı sınırı olmamakla birlikte, Basketbol Süper Ligi’nde yeni kurallara göre 8 yabancıya lisans çıkarılıp bu 8 yabancıdan herhangi 6’sı maç kadrosunda yer alabiliyor (Bu yüzden -kanımca- en sağlıklısı sezona 8 yabancıyla başlamak, 9 yabancılı rotasyon takım içi rollerin belirlenmesinde sıkıntı yaratabilir. Ataman’ın nispeten dar rotasyonla başarıya gittiğini düşündüğümüzde de 8 yabancı tercih sebebim olur).

Şu an için iki hamle şansımız kaldı gibi gözüküyor, sezona dokuz yabancıyla başlayacak olursak ise, üç. Ancak yukarıda da dediğim gibi, şahsi fikrim Schilb’in gönderilip bir guard ve bir combo guard alınması yönünde. Oyunu yönlendiren bir guard ve delici bir combo guard transferinin şart olduğunu düşünüyorum. (Combo guard demişken, Jamont Gordon’un 2012-13 sezonu performansını hayıflanarak anayım!) Rotasyonda Micov-Diebler-Daye gibi şutörlerimiz var, umarım oyunu yönlendiren ve içeri penetre edebilen kısa eksiklerimizi de tamamlarız. Bir bakıma sezonun en kritik hamleleri olacak, satranç inceliğinde…

]]>
Erkek Takımımızda Transfer Haberleri… http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/erkek-basketbolda-transfer-haberleri/ Sat, 25 Jun 2016 11:10:56 +0000 http://gsbasket.org/?p=3864 Eurocup şampiyonu erkek basketbol takımımız, yeni sezon kadro planlaması konusunda çalışmalarını sürdürüyor. Daha önce, idari menajer Ömer Yalçınkaya GS TV’de katıldığı programda özetle şunları söylemişti;

-Ergin Ataman’ın kontratı devam ediyor, hocamızla hiç bir problemimiz yok.

-Micov, Göksenin ve Ege’nin sözleşmeleri devam ediyor.

-İç transferde Mccollum, Schilb ve Lasme ile anlaşmak istiyoruz, yeni kontrat görüşmelerine başladık.

-Sinan Güler’in opsiyonu var, Sinan’la da görüşüyoruz.

-Kadromuzda 7 veya 8 yabancıyla yola çıkacağız.

-Taraftarımız sabretsin, Temmuz başı gibi yeni gelişmelerle karşınıza çıkacağız.

***

Lasme’nin doping testinde keyif verici madde çıkması dolayısıyla Lasme ile ilgili şu an belirsizlik hakim. Ergin hocanın Mccollum ve Schilb’i kadroda tutmak istediğini biliyoruz. Muhtemelen çok kısa bir zaman dilimi içerisinde görüşmeler sonuçlanacaktır.

Dış transferde ise üç gelişme yaşandı şu ana dek. Henüz resmiyete dökülen hamlemiz yok fakat farklı haber kaynaklarından belirtilen ciddi iddialar var.

Austin Daye ile sözleşme imzalamaya çok yakın olduğumuz yönündeki haberler sıklaştı. GSBasket olarak aldığımız bilgiler de anlaşmanın tamam olduğu yönünde. NBA kariyeri de bulunan Daye, savunması vasat olsa da Ataman’ın sistemi içerisinde müthiş bir skorer olabilir.

Bunun yanı sıra, Nenad Krstic ile ilgilendiğimiz -ve hatta- anlaşmak üzere olduğumuz dedikoduları da mevcut. Son olarak İsmail Şenol da bahsetti bu durumdan. Ancak bildiğiniz üzere Krstic çok ciddi bir sakatlık geçirdi (geçen sezonki KSK final serisinin üçüncü maçında bağları koptu) ve bir yıldır basketbol oynamıyor. Yaşı da 33. Yani transferi oldukça riskli…

Ve son olarak gündemimize düşen isim ise Bayern Münih’in forveti Deon Thompson oldu. Hem 4 hem 5 oynayabilen Thompson, çeyrek finaldeki eşleşmemizde hücumdaki etkinliğiyle bizi oldukça zorlamıştı.

Gelişmeler şimdilik bu şekilde. Gelecek sezon Euroleague’in yeni formatıyla birlikte takvim daha yoğun olacak ve yaptığımız her transfer hamlesi sezon gidişatına doğrudan etki edecek. O yüzden özellikle Krstic konusunda çok çok ince düşünmemiz, kılı kırk yarmamız gerekiyor.

Her transferimizin takıma ayrıca güç katması dileğiyle.

]]>
Teşekkür vakti… http://gsbasket.org/genel/tesekkur-vakti/ Wed, 01 Jun 2016 19:03:26 +0000 http://gsbasket.org/?p=3849 Hakem ve federasyon ikiyüzlülüğüyle sinirlerimizin test edildiği seri sonunda bu sezona nokta koymak zorunda kaldık, 2014 play-off finalinin küçük bir tekrarını yaşadık maalesef. Lig TV’siyle, federasyonuyla, hakem üçlüsüyle, yalakalık uğruna zıvanadan çıkan güdümlü basınıyla Türk sporunun kirli yüzüne bir kez daha şahit olduk. Olaylar sebebiyle -ki tasvip etmek mümkün değil!- sahamız 2 maç kapatılırken, tribünleri tahrik eden rakip takım oyuncuları ve koçuna uyarı dahi verilmedi. Ülker Arena’da yaşananlara göz yumup kulak tıkayan hakemler Abdi İpekçi’nin kapatılmasında yine baş rolü oynadı. Yönetimin açıklamaları ise laftan öteye gitmedi, Türk sporuna şike ve şaibe lekesini bulaştıranlarla tokalaşma basiretsizliğini gösterebildi Dursun Özbek. Bize de pes demek düştü… İstifa diyince pek alınıyorlar malum!

İlk paragraftan içiniz sıkılmasın, sporun ve basketbolun güzelliklerini de yaşadık bu sezon, hem de fazlasıyla. Karakter sahibi basketbolcularımızın yaşattığı gurur ve mutluluk 2014-15 sezonunun sonrasında hepimize ilaç gibi geldi. Belki sakatlıklardan değil ama ailevi problemlerden çok canımız yansa da (Schilb‘in kardeşi vefat etti; Bernard James ise babasının ciddi rahatsızlığından dolayı ülkesine dönmek zorunda kaldı) yüreğimize taş basıp yola devam ettik, parkeye adımını attığında maksimumunu vermeye çabalayan bir oyuncu grubu gördük. Ergin Ataman ise ciddi bir düşüş yaşadığı Aralık ayı haricinde yine bildiğimiz “winner” kimliğini pratiğe döktü: Kolay değil, 6 milyon dolar bütçeyle Eurocup şampiyonu olduk. Ligde de dar rotasyona rağmen yarı final yaptık, finali zorladık ama federasyon ve hakemlere takıldık.

Şimdi teşekkür vakti. Abdi İpekçi’nin müdavimi taraftara, Ataman başta olmak üzere tüm teknik ekibe, yüreğini ortaya koyan basketbolcularımıza gönülden teşekkürler. Her biri tarihimize adını kazıdı, akıttıkları ter karşılıksız kalmadı. Uyurgezer camia ve genel kurula tokat gibi bir başarı “armağan ettiler”. Umarım uyanmalarına vesile olur.

Kusursuz basketbol oynadığımız Karşıyaka rövanşı, terör tehdidinin üst seviyeye çıktığı günlerde ölüme meydan okurcasına o salonu dolduran ve  son saniyelerinde heyecandan sahaya bakamadığımız Bayern Münih maçı, birbirinden tamamen farklı hikayeler içeren her iki Gran Canaria karşılaşması, finalde hınca hınç dolan Abdi İpekçi ve kupa zaferi… Ligdeki FB, Efes ve hiç kimsenin beklemediği biçimde tarihe geçen üç uzatmalı Telekom galibiyetlerimiz…

Gelecek sezon neler yapabileceğimizin fikrini en iyi Galatasaray tarihi verir. Türk olmayan takımları yenmek gayesiyle kurulan bu kulüp dahili ve harici tüm engellere rağmen uluslararası arenada başarıya ulaşmayı bilmiştir. Geleneklerimizde kazanmak vardır, çabalar, savaşır ve kazanırız. İşbirlikçi medya en fazla bu yüzden nefret eder Galatasaray’dan. Diğer takımın milyonları, her zora girdiğinde imdadına koşan spor yazar(!)ları ve hatta federasyon yetkilileri hazır kıtadır ama ne yapsalar Galatasaray’ı geri bırakamazlar. Daha önce aktarmıştım: Efsanemiz Gheorghe Hagi’nin Galatasaray dergisinde yazdığı gibi: “Tarihimizden gelen kazanma geleneği” bizi zirveye götürür… Branş da fark etmez üstelik!

Galatasaray yönetimi, genel kurulu ve tüm camia Galatasaray basketbol şubesinin emin adımlarla ilerlediğini görmeli artık. “Nasıl küçülürüz” hesapları akıllara dahi gelmemeli, tarihi sorumluluklarının gereğini yerine getirme zamanı artık.

Bu unutulmaz sezon için teşekkürler aslanlar. Çok daha güzel günler yaşayacağız, buna inanıyorum.

Semih Nişancı

 

 

 

 

 

 

 

]]>
Hakemler, Murathanoğlu, Türk basketbolu… Ne mutlu ki Galatasaray var! http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/hakemler-murathanoglu-turk-basketbolu-ne-mutlu-ki-galatasaray-var/ Thu, 26 May 2016 06:07:44 +0000 http://gsbasket.org/?p=3832 Emeğimizin gasp edildiği, şampiyonluğumuzun çalındığı 2013-14 sezonu play-off finalinde uğradığımız haksızlıklar dün gibi aklımızda. Bo’nun Markoishvili’ye yaptığı (ve çalınmayan) son saniye faulü, aynı maçta Obradovic’in hakemlere “el ense” çekmesine rağmen teknik faul almaması, Abdi İpekçi’de olanlara “Demokles’in kılıcı” kesilip Ülker Arena’da yaşananlara gözünü kapayıp kulağını tıkayan federasyon rezaletleri… Üst üste ikinci kez şampiyon olmanın eşiğine gelmişken hepimizi isyan ettiren hukuksuzlukları basketbola gönül vermiş hangi Galatasaraylı unutabilir? Tüm “engel”lere rağmen 3 galibiyet aldığımız seriden maalesef şampiyonluk çıkartamamıştık…

Eurocup şampiyonu aslanlarımız ligde de çok kritik bir KSK serisini geçti geçen hafta. İki galibiyetin tur getireceği serilerde 0-1 geriye düşüp seri çevirmek kolay iş değildir. Lasme’nin son saniyelerdeki istifrasında cisimleşen o müthiş mücadele bize yarı finali getirdi. Sonuna kadar hak edilmiş bir tur oldu bizim için, karakter koyarak kazanıp, dar rotasyona da selam ederek yarı finale attık kendimizi. Rakibimiz FB ise, az sonra da ismini anmak zorunda kalacağım”steps yaptıııaaa” spikerinin de fazlasıyla üzüldüğü üzere Euroleague finalini kaybedip lige dönmüştü.

Yazıyı yazdığım an itibariyle henüz saatler geçti ilk maçın bitiminden, 93-79 kaybettik. Yine tribün rezaletlerine, yine zincirleme hakem skandallarına şahit olduk. Çifte standardın sinir bozucu yüzü karşımıza çıktı, eyyamın kallavisini de yenmek zorunda bırakıldık, maalesef kazanamadık.

****

CjUg1hRXIAAQYYc

Fotoğraf-1. Maç 34-28 ve o ana kadar da dengede gidiyor. “Tarlası sürülüp dikimi yapılmış” rakiplere alışık oldukları için kendilerine karşı dişe diş mücadele eden sporcuya tahammül edemeyen rakip takım taraftarı Göksenin’e küfrediyor. O sırada benchimizin önüne pet şişe atılıyor. Ergin Ataman anons istiyor, haliyle çok sinirli ama adalet dağıtması gereken hakem üçlüsü hocaya teknik faul çalıyor! Hocayı dinlemeye dahi tenezzül etmiyorlar! Bir bakıma edilen küfrü meşrulaştırıyorlar yani! Sonrasında gerilen atmosfer bizi oyundan düşürüyor, savunma direncimiz kırılıyor. Maçın kader anı belki de…

****

CjUsTodUoAAQlbA

Fotoğraf-2. Ömrünün yarısını Galatasaray’ın tarihi zaferlerini izleyerek geçiren rakip takım başkanı Ergin Ataman’a parmak sallıyor. Çığrından çıkmış, tehdit ve hakaret içeren laflar sarf ettiğini tahmin etmek güç olmasa gerek. Hocanın yalnızca adalet istediğinin farkında bile değil. Farkında da olamaz zaten! Yıllardır Türk sporunu nasıl gerdiğini hepimiz biliyoruz! İlahi adaletin tecellisini defalarca yaşamasına rağmen öfke saçmaya devam ediyor. Eminim ki bu görüntüden de ceza almayacak bu şahıs, yine en iyi bildiği şeyi yapıp ortamı germeye devam edecek. Neyse ki önce ilahi adalet sonra da Galatasaray var!

****

mc

 

Fotoğraf-3. Üçüncü periyoda harika başlamışız, fark 9 sayıya inmiş. Hızlı hücumda Mccollum üçlüğü buluyor, bir de Bogdanovic’in açık faulü var. Dört sayı çıkarabileceğimiz hücumdan hakem marifet(!)iyle boş dönüyoruz. Pozisyonun atış halinde olmadığına hükmediyorlar. Düdük onlarda nasılsa, alabildiğine kolluyorlar Fenerbahçe’yi. Euroleague finalinde Damir Javor’u çığlıklarla protesto eden, “hakemlik hayatı bitirilsin” diye naralar atan Murat Murathanoğlu sessiz. Pozisyonun aslında atış halinde olduğunu ancak tekrardan sonra kabullenebiliyor. Ya çok yaşlandı ve basketbol kurallarını unuttu, ya da çok sevdiği Fenerbahçe’sinin potasında sayı görmek işine gelmiyor Murathanoğlu’nun… Avrupalı hakemlere karşı “notu kıt aksi öğretmen” edalarında olan Murat Murathanoğlu, iki sezon önce Obradovic’in hakemlere el-ensesine  laf edemeyişi gibi yine “olan biteni anlamakta güçlük çekiyorum” pozlarında anlatıyor maçı. Geçmişten gelen saygınlığını yerle bir ettiğinin, artık iyiden iyiye çirkinleştiğinin farkında mı acaba? “Mümkünse bir daha maçımızı anlatmasın” görüşü netleşiyor kafamızda, illallah ettiriyor…

Ergin Ataman ve Göksenin’e edilen küfürler TV yayınından duyuluyor, bench önüne pet şişe atılıyor. Anons yok… Hakemler sadece gözleriyle değil kulaklarıyla da adaleti katletmeyi başarıyor. Aynı tablo Abdi İpekçi’de olursa anonsların peşi sıra geleceğini hepimiz biliyoruz. Yıllardan beri kangren haline gelen adaletsiz yönetimlerini yine sürdürüyorlar…

****

1-0 geriye düştük seride. Tüm olumsuzluklara rağmen ikinci yarıdaki basketbol hepimize umut verdi. Karakter koyduk, savunmada sertliği arttırdık ve neredeyse maça ortak olacak noktaya da geldik. Cuma kazanırsak Pazar günü Abdi İpekçi’nin tarihi günlerinden birini yaşayacağını söylememe gerek bile yok. Hoş, 2-0 da geri düşsek Pazar günü o salon dolacak, cehennem atmosferi rakibin üstüne kabus gibi çökecek! Ve bize bir Avrupa kupası armağan eden aslan yürekli basketbolcularımızla omuz omuza olduğumuzu hissettirip yine haykıracağız;

CİMBOMBOMUM SEN ÇOK YAŞA!

]]>
BİZ ŞAMPİYON OLDUK, ŞİMDİ SIRA SİZDE! http://gsbasket.org/genel/biz-sampiyon-olduk-simdi-sira-sizde/ Fri, 29 Apr 2016 21:04:34 +0000 http://gsbasket.org/?p=3800 Unutulmaz bir maceraydı. Temmuz ayında Ergin Ataman’ın “Eurocup’ta şampiyon olacağız!” açıklamasıyla gündemimizin merkezine oturdu bu yolculuk, önce bütçe belirlendi, sonra kadro aynı hedefle kurulmaya başlandı. Sezon içerisinde de sloganımız dillerden hiç düşmedi: “Eurocup şampiyonu olup Euroleague’e katılacağız!”

Bazen umutsuzluğa kapıldık, çokça sevindik, gülümsedik, heyecanlandık. Son 16’ya kaldığımız içerideki Sassari maçı galibiyetinden itibaren tribün-takım bütünleşmesi sağlandı, Karşıyaka maçı ile birlikte tamamen şampiyonluk havasına girdik. Sonrası da çorap söküğü gibi geldi… Yolun sonu zafer oldu ne mutlu ki. Hak etmiştik, tırnaklarımızla kazıya kazıya gelmiştik çünkü, çok sabrettik ve nihayet yüzümüz güldü. Gururlandık. Aile içerisinde kazanılan bir başarı gibiydi zira. Gibisi fazla aslında, biz bir aileydik!

“Şu oyuncumuzun payı çok büyüktü”, “bu oyuncumuz sayesinde kupa geldi” yazmayı istemiyorum pek. Takım halinde ulaştık bu zafere. Her parça ayrı bir renk getirdi, her basketbolcumuzun başka başka katkıları oldu. Tribünün de büyük özverisiyle tek yumruk haline geldik ve Eurocup şampiyonu olduk. Ne mutlu bu büyük ailenin her bir ferdine!

Peki bu zafer bizim için yeterli mi? Asla hayır. Galatasaray’da hedefler hiç bitmez. Efsane futbolcumuz Gheorghe Hagi’nin dediği gibi Galatasaray tarihinden gelen kazanma geleneğimiz vardır bizim.  Hep daha iyisini isteriz, daha yukarıyı amaçlarız çünkü biliriz ki bu potansiyelimiz vardır. Yeter ki, odaklanalım ve mücadele edelim. Azmedersek yapamayacağımız şey neredeyse yoktur. Kulübümüzün kurucusu daha “yolun başında” kesin olarak belirlemiştir yapmamız gerekeni. Bu yolda ilerleriz. Türk olmayan takımları yenmeyi çok severiz. Kazanma geleneğimiz bunu gerektirir.

Şimdi bu mottoyu basketbol için ayakta tutma vakti. Galatasaray yönetimi ve genel kurulunun önünde tarihi bir sorumluluk bulunuyor. Basketbol şubemiz için günlük değil, uzun vadeli planlamalar yapma vakti geldi çattı. En az Eurocup kadar değerli önümüzdeki günler ve uygulamaya geçirilecek projeler.

Olması gereken nedir? Eurocup “gazıyla” bir sezon için 12-13 milyon dolar bütçe mi? Yıldız basketbolcu transferi mi? Bence değil. Galatasaray yönetiminin önündeki en önemli görev, basketbol gelirlerinin istikrara kavuşmasını sağlamak. İki sezon sonrasının ne olacağını kestirememektense, sağlam ve emin adımlar atabilmek çok daha yeğdir. Her sezon basketbol formalarını uygun fiyatlarla satışa çıkarmak, basketbol tişörtleri üretmek, sevilen basketbolcularımızın maket figürlerini satışa sunmak başlangıçta küçük ama güzel adımlar olabilir. Kombine bilet satışının reklamını çok daha güçlü ve gür bir sesle gerçekleştirmek de mühim bir konu (Kombine fiyatlarının “uçmaması” da önemli bu arada!) Bu gelir projelerinin her sezon öncesi düzenli olarak uygulamaya konulması gerekiyor. Taraftarın aklında “basketbol forması satışa çıkar mı”, “kombineler ne zaman satışa sunulur” gibi soruların olmaması lazım…

Salon konusunda artık net bir gelişme bekliyor taraftar. Yeni bir salon mu inşa edilecek yoksa Abdi İpekçi’de mi kalınacak? Bu hususun şeffaflaştırılması lazım. Yani laf değil icraat istiyoruz da denebilir.

Ve son olarak sponsorluk. Odeabank’ın katkısı ve “uğuru”na diyecek bir şey yok. Ancak Odebank’tan başka “yan” sponsorlar da bulunabilir. Forma göğüs ya da sırt sponsorluğu gibi örneğin. Bu yaz, bunun için en uygun zaman dilimi. Basketbol için iyi sponsor(lar) bulabilmek bu kulübün bir “rutini” olmalı artık.

Çok güzel günler yaşıyoruz. Daha iyilerini de yaşayabiliriz. Tarihi sorumluluk Galatasaray yönetiminin üstünde. İyiyi takdir ediyoruz, edeceğiz, etmeliyiz. Ama bu fırsat değerlendirilemezse beceriksizliğinizi eleştirmek de en doğal hakkımız olacak.

Şimdi sıra sizde.

 

]]>
Güneş Ufuktan Şimdi Doğar! http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/3741/ Tue, 19 Apr 2016 19:10:40 +0000 http://gsbasket.org/?p=3741 Son düzlükteyiz artık. Eurocup’a, Avrupa’nın en prestijli ikinci kupasına iki maç uzaktayız. Önce deplasmanda ilk maç ve sonra Abdi İpekçi’deki rövanşla bu sezonun “Edirne sonrası” kısmının hikayesini tamamlayacağız. Galatasaray taraftarı yazıyı kaleme aldığım akşamın dört beş saat öncesinde maç biletlerine akın etti ve Ergin Ataman’ın da teyit ettiği üzere tam altmış bin kişi sistemden bilet alma talebinde bulundu. Taraftarın bu kupayı ne kadar istediğine nasıl bir kanıt daha sunulabilir ki? Avrupa’da kupa istiyoruz, bunu hak ediyoruz da!

Bugüne nasıl geldik diye uzun uzun yazmak istemiyorum ama sezonun en başında Ergin Ataman’ın hedeflerinden bahsederken yaptığı “Eurocup’ı istiyoruz” vurgusu bence bugünlerin habercisiydi. Taa Temmuz ayında bunu kafasına koymuştu Ergin Ataman, demeçlerinde devamlı “Eurocup’ı alıp Euroleague’e gideceğiz” cümlesini kullanıyordu. Hepimizin bildiği üzere, o istedi mi başaramayacağı şey yok gibi. Yeter ki tamamen odaklanmış olsun.

Yolun başından geldiğimiz noktaya kadar Abdi İpekçi’deki her maçı domine ettik. (Sadece Neptunas maçını kaybettik, ki oyunun önemli bir bölümünde olağanüstü şutlardan isabet bulmuşlardı) Oyuna hükmettik, hücumda topu iyi dolaştırdık, iki kez 103 sayı atmayı başardık. Hemen her maçta hücumda pas trafiğimiz muhteşemdi. Deplasmanlarda zaman zaman mağlubiyeti kabullenen, silik bir görüntüde olsak da iç saha maçlarımız bizi ihya etti. Turnuva formatı da oldukça işimize geldi tabii bu noktada.

Final öncesi istatiklerimize göz atacak olursak;

————————————————

İÇ SAHADA ATTIĞIMIZ SAYI ORTALAMASI: 88,5

İÇ SAHADA YEDİĞİMİZ SAYI ORTALAMASI: 71,1

DEPLASMANDA ATTIĞIMIZ SAYI ORTALAMASI: 79,5

DEPLASMANDA YEDİĞİMİZ SAYI ORTALAMASI: 80

—————————————————

Matematik yalan söylemez. Abdi İpekçi atmosferinin katkısı ve takımın büründüğü bambaşka kimlik ortada…

Strasbourg’la alakalı rakamlara başvuracak olursam;

————————————————–

İç sahada attıkları sayı ortalama: 75,8

İç sahada yedikleri sayı ortalama: 77,8

Dış sahada attıkları sayı ortalama: 86,2

Dış sahada yedikleri sayı ortalama: 76,5              

————————————————-                                         

Sezona içeride fırtına gibi deplasmandaysa silik bir görüntüyle başlamıştı Strasbourg ama Eurocup’ta bu senaryo  tamamen tersine döndü. Abdi İpekçi atmosferine direnebileceklerini pek sanmasam da dikkatli olmakta fayda var, her topun kıymetini bilmeliyiz.

Az kaldı artık, güneşli günler çok yakınımızda. Bu kupayı kazanmamız Galatasaray basketbolu için çok önemli bir eşik olacak. Eurocup finalisti olmak da elbette bir başarı ama kupanın anlamı çok başka!

Güneş ufuktan şimdi doğar, yürüyelim arkadaşlar!

]]>