Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/gsbasket/public_html/index.php:2) in /home/gsbasket/public_html/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
Veysi Deniz Baskın – GSbasket.Org http://gsbasket.org Galatasaray Basketbol Sitesi Mon, 21 Aug 2017 16:12:32 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.7.5 Round 3: Kral Ünvanını Koruyabilecek Mi? http://gsbasket.org/kose-yazilari/4556/ Tue, 30 May 2017 15:22:15 +0000 http://gsbasket.org/?p=4556 Aslında bu yazıyı bir draft yazısı olarak yazmayı planlamıştım ancak bu finale ve getirdiklerine kayıtsız kalmak oldukça zor olacaktı. Hem iki takımın da kendi konferansından buraya gelene kadar gösterdiği dominantlık, hem de takımlar arası rekabetin üçüncü raundunun oynanacak olması, bu yazının konusunu belirlemek için oldukça geçerli sebeplerdi. Öyleyse yazı başlasın…

Round 3 : Kral Ünvanını Koruyabilecek Mi ?

Kral’ın Ordusu

Sezona kayda değer bir değişiklik olmadan başlayan Cleveland, sezonun ilk bölümünde yüksek bir performans gösterse de ortasına doğru yedek guard eksikliğinden dolayı hafif bir kaos yaşadı. Kaosu ilan edense Lebron’un bir maç sonrası en hafif tabirle ”yedek guarda ihtiyacımız var” sözleriydi.

Bu sözlerin üstüne takas dönemi sona ermeden Kyle Korver, All Star arasından sonra Andrew Bogut ve Deron Williams takıma kazandırıldı. Bu hamlelerle birlikte hem Mozgov’un hem Dellavedova’nın yeri kağıt üstünde fazlasıyla dolmuştu. Ancak Bogut’un Cleveland forması ile sahaya çıktığı ilk maçta yaşadığı garip sakatlık ile sezonu kapatması üzerine Cleveland tekrar yedek uzun aramaya başladı. Larry Sanders takıma katıldı ancak Sanders’ın uzun süredir basketbol oynamaması nedeniyle ondan istedikleri performansı göremediler ve en sonunda Walter Taveres’i kadrolarına kattılar.

Bütün bu takviyelere rağmen Cleveland Cavaliers için all star sonrası dönem pek iyi geçmedi. Bunu takım içi problemlerden ya da yeni oyuncuların adaptasyonundan ziyade, noelden beri süregelen takımın vites düşürme isteğinin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Nitekim Cavaliers şu ana kadarki playoff performansı ile beni haklı çıkarmış gibi gözüküyor.

O performansa şöyle bir bakarsak; ilk turda Indiana’yı zor maçlar oynasalar da kolay geçtiler. İlk maçın çok çekişmeli geçtiği ya da Indiana’nın dördüncü maçta kazanamasa bile maç içinde farkı ciddi seviyelere getirdiği söylenebilir. Ancak Indiana’nın Lebron ile ligde belki de en iyi eşleşen Paul George’a sahip olması ve George’un bazı bölümlerde kendi standartının bile üstüne çıkması, Indiana’nın maç kazanması için yetmedi. Bu seride Lebron ne isterse o oldu. (gerçi doğu playofflarını tek cümlede anlatmak için bu cümle yeterli bir cümle)

İkinci turda ise rakip, sezon ortasında PJ Tucker ve Serge Ibaka takviyeleri ile birlikte; yıllardır aşmak istedikleri eşiği aşma şansına sahip olan ama ilk turda Bucks engelini çok zor aşan Toronto Raptors’tı. Fakat bu seride Lebron, üstdüzey oyununa bir kaç gayrıciddi hareket de ekleyerek Kanada’nın tek Nba takımını playofflardan şezlonga, süpürgesiyle beraber gönderdi. Teorik olarak Lebron’u iyi savunması beklenebilecek olan Pj Tucker, Serge Ibaka, Demarr Carroll gibi oyuncular Lebron’un karşısında duramadılar. Serinin başında Lebron’a mesafe vererek şutunu riske etme düşüncesi, Lebron’un üçlükleri ile beraber kafalardan silindi. Belki de 2 iyi takviyeye rağmen maç bile alamayan Toronto’nun artık yeni bir yapılanmaya gitme zamanı gelmiştir.

Konferans finalinde ise rakip hem draft kurasında ilk sırayı kazanan, hem de konferans finaline yükselen Boston Celtics’ti. Diğer rakiplere kıyasla en azından bir maç bile olsa kazanan Celtics, oyun olarak ise belki de en ezilen takımdı Celeveland’a karşı. Isiah Thomas’ın da serinin neredeyse başında playoffları kapatan sakatlığı Celtics’in pek de olmayan şansını daha da azalttı. Sonuç olaraksa Cleveland kendi konferansında sadece 1 maç kaybederek finale ulaşmayı başardı.

Oakland Birleşik İsyancılar Birliği

Sezona Durant ve Zaza eklemesi ile başlayıp, Bogut ve Harrison Barnes’ı kaybeden Warriors; sezona çoğunluk tarafından ligin en büyük şampiyonluk adayı olarak başladı. Zaten bir önceki senenin şampiyonluğunu son anda kaçıran bir takımın Durant takviyesiyle iyice güçlendiği düşünülüyordu. Endişeler ise takımın ribaund ve boyalı alan savunması yönünden sorun yaşayabileceği yönündeydi.

Sezona beklenen sorunlar ile başlayan ancak yetenek havuzunun derinliği ile bu sorunları mağlubiyet hanesine yansıtmayan Warriors sezonun ortalarına doğru ribaund zaafiyetini takım olarak kollektif bir şekilde ribaundlara daha konsantre olarak bir nebze çözdü. Buna ek olarak Durant çember savunması konusunda kendinden beklenmedik derecede başarılı olarak savunmada Warriors’ı bir seviye yukarı çekmeyi başardı. Durant’in hücumda da kendini göstermesi ile bir ara MVP oylamasında da isminin geçti. Curry’nin sezon boyunca rölantide oynaması, Thompson’ın sezona yavaş girip sonradan açılması gibi normal bir takımın etkilenebileceği durumlar, bu takım için pek bir sorun yaratmadı.

Sezonun sonlarına gelirken Durant’in şubat ayında sakatlanması üzerine Warriors Matt Barnes ile anlaştı. Aslında yedek oyun kurucu arayan Warriors, Calderon ile anlaşmıştı fakat Durant’in sakatlığının ciddi gözükmesi üzerine Calderon’un kontratı imzadan kısa bir süre sonra feshedildi ve takıma Barnes katıldı.

Playofflara ilk sıradan rahatlıkla giren takım ilk turda Portland engelini zorlanmadan geçti. Portland’ın hem kadrosunun zayıflığı hem de en güçlü yönlerinin bile Warriors karşısında zayıf kalması, serinin 4-0 gibi net bir sonuçla sonlanmasına neden oldu. Portland özellikle dış oyuncularıyla skorda tutunmaya çalışsa da üçüncü maç haricinde bunda başarılı olamadı.

İkinci turda rakip Los Angeles Clippers’ı zor da olsa eleyen Utah’tı. Sempatik oyuncuları, göze hoş gelen oyunları ve sahada bütün sakatlık problemlerine rağmen her maç mücadele etmeyi bırakmayan bir takım olan Utah için ilk turu geçmek, aslında bu sezonki hedeflerini gerçekleştirdikleri anlamına geliyordu. Bu seride de Utah aslında fena savaşmadı ancak güçleri Warriors’a yetmedi. Utah’ın zaman zaman Warriors’ın işlerini zorlaştırdığı anlar yaşasak da bunu uzun süreye yayamadılar ve 4-0 gibi net bir skorla süpürülmekten kurtulamadılar.

Konferans finalinde beklenen eşleşme olan Warriors – Spurs eşleşmesi gerçekleşti. Daha zor bir seri oynayıp buraya gelen Spurs’ün ilk maçta yorgun olabilme ihtimali üzerinde durulsa da Sprus ilk maça müthiş başladı ve farkı bir hayli açtı. Fakat herkesin bildiği malum pozisyonda Zaza Pachulia’nın ayağının üstüne düşen Kawhi Leonard’ın sakatlığı Spurs’ü hem saha içinde hem de mental olarak yıktı. Farkı kapatan ve maçı da kazanan Warriors olurken, diğer cephede Leonard’ın sakatlığının serinin diğer maçlarını etkileyip etkilemeyeceği tartışılıyordu. Serinin ikinci maçı öncesi Leonard’ın oynamayacağı açıklandı fakat bu açıklama o gün sadece ikinci maç özelinde olsa da Leonard seri boyunca hiç sahaya çıkamadı. Parker’ın da seride oynamayacağı kesinleştiği için Spurs özellikle dış oyuncularından pek bir katkı alamadı. Üstüne Gasol’ün kötü oyunu, Aldridge’in sürükleyememesi, Mills’in kritik anlarda verdiği kötü kararlar gibi etmenler bir araya gelince Spurs de Warriors’tan maç çalamadan şezlongun yolunu tuttu. Bu serinin özellikle ilk maçı, Warriors’ın takım olarak ayaklarının yere basmasına yardımcı oldu.

Nasıl Geçer Final ?

Finali değerlendirmeye başlamadan önce bu finalin eski finallerle olan en büyük farkından bahsetmek istiyorum. Daha önceki finallerdeki her seride takımlar, bazı oyunculara önlemler alırken bazı oyunculara daha az baskı yapmaya, rakibi kendi istediği şut tercihlerine zorlamaya çalıştılar. Genelde  iyi savunmacılarını rakibin yıldız oyuncusuna verip rakip yıldızın her zamanki katkısını sahaya yansıtmamasını sağlamaya çalıştılar. Kimi zaman da rakibin yıldızları yerine rol oyuncularını çok iyi savunup diğer rol oyuncularını kitleyecek stratejiler ürettiler. İki farklı tempoda oynayan takımın final randevusu söz konusu olduğunda ise genelde tempoyu belirleme savaşına şahit olduk. Fakat bu seriyi değerlendirirken bu saydığım geçmiş senelerde bolca gördğümüz stratejinin neredeyse hepsi önemsiz gibi gözüküyor. Golden State ya da Cleveland’ın ilk beşlerinde rol oyuncusu sayısının yıldız sayısından az olması bunda büyük bir etken. Kurgulanan savunmalar hedeflerine ulaşsa bile diğer bir yıldızın çıkıp herşeyi değiştirebileceği durumları bu seride bolca görebiliriz.

Golden State’in temel amacı doğal olarak Lebron üstünde baskı uygulayıp onun skoruna ve yaratıcılığına baskı uygulamak olacakt. Fakat bu durum, benim yazdığım gibi de kolay olmayacaktır. Özellikle Igoudala’nın olduğu Zaza’nın olmadığı kısa beşler oyundayken Lebron’a yapılan baskı etkili olabilir. Fakat bu kısa beşlerin de bir cezası var; savunma ribaundları. Bu zaafı gidermek için ise kollektif çaba haricinde yapacakları kadro içi bir çözüme sahip değiller. Ancak kollektif çaba ile en azından havuza düşen topları alabileceklerini düşünüyorum. Diğer merak konusu olan durum ise elbette işler sıkıştığı anlarda sorumluluğun kimde olacağı. Curry bu takımın lideri ve Golden State dendiğinde akla ilk gelen isim, ancak Durant’in de bu sezon sahada olduğu bölümlerde takımın ana kolonu gibi oynadığı gerçek. Aralarında daha önce top kullanma sorunu yaşanmamış olabilir ancak krıtik anlarda sorumluluğu alma yönünde ikisinin çatışma ihtimali bence beklenenden fazla. Curry her zamanki gibi bu anlarda topu eline isteyebilir fakat Durant’in de geçen sene Thunder formasıyla konferans finalinde topun el yaktığı anlarda sergilediği kötü oyun onu daha da motive edebilir.

Cleveland rakibin en zayıf karnı olan ribaund konusunda ligin en iyi ribaundçularından Thompson ve Love’a sahip ve bu durum hem savunma ribaundlarını daha kolay almalarını sağlayacak, hem hücumda birden fazla hücum etme imkanları olacak. Ayrıca istatistiğe yansıtamayacağımız fakat bana göre en önemli fayda ise bu hücum ribaundlarının Golden State’in transition hücumuna ciddi bir darbe vuracağı. Fakat Cleveland’ın işin savunma kısmında, bahsedildiği gibi bir savunma takımı olduğunu düşünmüyorum. Hatta Golden State’i sahanın savunma tarafındaki yüksek çaba ile yenme imkanları olduğunu da düşünmüyorum. Cleveland kazanmak için hem doğru hücum etmeli hem de savunmada en azından geri koşmak konusunda disiplinli olmalı. Lebron’un işlerini kolaylaştırmak adına bir diğer kritik nokta da Smith, Korver, Williams, Frye, Jefferson gibi oyuncuların bulacağı dakikalarda isabetli şut atabilmeleri olacak. Lebron zaten ilgiyi kendi üstüne çekip  bu oyunculara şut hazırlamak konusunda oldukça maharetli ancak bu oyuncular şut sokabildiği sürece Lebron’un bu çabası skora yansıyacak.

Genel olarak ise her iki takımın da ”tutarak kazan” yerine ”atarak kazan” mantığıyla sahaya çıkacağını tahmin ediyorum. İki takımın da kadrolarının bir hayli kaliteli ve skorer olması, sahada hücum yetenekleri kısıtlı oyuncu sayısının eski finallere göre çok daha az olması beni bu düşünceye iten etmenler. ”Bowen’ı Kobe’ye ver ” , ”rakibi temposu dışına çıkart”, ” istikrarsız şutu olanları boş bırak” gibi klişeleşmiş önlemler yerine maç maç hatta saniye saniye farklı önlemler ve hemen ardından getirilen çözümler göreceğimiz bir seri olacağı aşikar.

Bu her final öncesi öngörülen klişeler toplu halde taca çıktığından ötürü seriyle ilgili tahminde bulunmak çok zor. Fakat hem Lebron’un formu hem de geçen seneden gelen psikolojik avantaj nedeniyle ben Cleveland’ı bir adım önde görüyorum. Fakat bu kadar değişkenin olduğu bir seride kesin bir tahminde bulunmak da fazla kahince geliyor. O yüzden yuvarlak bir cevap olarak güzel ve son topa giden maçlar izlememizi, serinin içinde bundan 10 yıl sonra NBA TV’de gösterilebilecek özel maçlar olmasını temenni ediyorum. Hakeden şampiyon olsun 🙂

Veysi Deniz Baskın

 

]]>
GSBASKET NBA’DE KARNELERİ DAĞITIYOR-2 http://gsbasket.org/kose-yazilari/gsbasket-nbade-karneleri-dagitiyor-2/ Tue, 10 May 2016 14:01:24 +0000 http://gsbasket.org/?p=3821 İyi Çocuk Ama Daha İyi Olabilir

Indiana : Ölü sezona , gerileme dönemindeki Osmanlı’nın Avrupa’ya ayak uydurma çabaları misali , değişen NBA’e ayak uydurma çabaları içinde başladılar ve yazın Hibbert’ı gönderip , West’in de oyuncu opsiyonunu kullanmamasıyla bu hareketin ilk adımlarını attılar. Ancak George’u 4 numara olarak kullanma düşüncelerini daha teorik haldeyken bile olumlu bulmamıştım ve bu zorlamanın da gereksiz olduğunu görüp sezonu garibim CJ Miles’ı 4 numara kullanarak geçirdiler genelde. Myles Turner ve Lavoy Allen’ı belli tarih aralıklarında 4 numarada kullandılar ancak ne akıcı ne de dominant bir takım olamayarak sezonu bitirdiler. Bence kısalmak ile akıcı olmak arasındaki farkı kesinlikle anlayamadılar sezon boyu. Anladılarsa bile ellerinde buna çözüm üretecek bir oyuncu grubu da yoktu. Ne small ball’a uygun bir 5 numaraları (Turner daha olmadı ) ( Gerçi Mahinmi olsa nolur dersen ben susarım sayın okuyucu ) vardı ne de kısaları hızlı top çevirecek ve oyun kurmayı kolaylaştıracak oyunculardan oluşuyordu. Sonuçta da bi ileri bi geri diye diye sezonu ortalarda bitirdiler. Bu çocuk niye mi daha iyi olur dedim ? Çünkü ellerinde George ve bir acaip uzun Turner var.

Charlotte : Indıana ile hemen hemen benzer adımları atmaya çalıştılar fakat derslerine daha iyi çalıştıkları da aşikardı. Herşeyden önce small ballda 4 numaranın ” ben bu adamı 4 yaptım” ile geçiştirilecek bir mevzu olmadığını farkedip Marvin Williams’ı aldılar ve Williams kariyer sezonu geçirdi. Bunun da yanında Batum ve Lamb’i getirerek hem daha şutör bir takım oldular hem de Batum’un gelmesi ile hücum organizasyonlarında bir adet yaratıcı kazandılar. Bunun yansıması da Kemba’nın daha iyi sezon geçirmesi oldu. ( Ama hala sevmiyorum) Fakat bütün bu iyi şeylere rağmen 2 problemleri oldu. İlki oyunun Jefferson’a uymaması ve Jefferson’ın saçma sapan sakatlık ve uyuşturucu problemleriydi. Bu konuda net olamadılar. İkincisi ise takımın üst seviye için sınırlı kalmasıydı ki bununla ilgili de NBA sisteminde anlayışlı olunabilir. Neticede cap sınırları içinde kalarak takımı büyütmek öyle kolay değil. MKG’nin sezonu 2 kere kapatarak oldukça değişik bir kişisel ilginçliğe imza attığını da belirtelim. Seneye Jefferson ile ilgili bir karar vermeleri gerekecek.

Utah : NBA takip eden insanlara , kendi takımları haricinde bu sezon en sempati duydukları takım diye bir anket yapsak sanırım Utah hatrı sayılır bir oy toplardı. ( Houston ile SMS’e çıksalar 😛 ) Geçen senenin sonunda oynadıkları oyun onlardan beklenti içine girilmesine neden olmuştu ve aslında bu beklentinin karşılığını verdiler. Batı bu kadar suni bir zayıflıktayken playoff yapamadılar ancak Burks’ün bütün sezonu kaçırdığı , Gobert’in ve Favors’ın yüksek sayıda maç kaçırdığı ve choosen oneları Exum’un da sezonu başlamadan kapattığını atlamamak gerek. Ya da hepsini geçtim ; sezon ortasına kadar Raul Neto ve Trey Burke’ün , sezon sonunda da Shalvin Mack’in yönlendirdiği bir takıma ben şimdi playoffa giremedi diye kızayım mı cidden ? Herşeye rağmen son ana kadar o ya da bu şekilde hedeflerine bağlı kaldılar ve seneye bu kadar cenabetlik yaşamadıklarını varsayarsak onları playoffta göreceğimizi umuyorum.

Detroit : Başkomutan edasıyla takımın hatta organizasyonun başına getirilen Stan Van Gundy takımı playoffa sokmayı başardı. Bu cümleden sonra zaten aslında Detroit için sezonun olayı bitiyor çünkü hedefleri buydu. SVG Drummond’a istediği potaaltı ortamını sağladı ve Reggie Jackson’ı takımın dümenine de oturtmayı başardı. KCP , Marcus Morris ve sezon ortasına kadar Ersan’dan yeterli şut katkısını aldı ve sezon ortasında Jennigs+Ersan paketi ile Tobias Harris’i aldı. Rotasyonunu bayağı bir daralttı ancak bu sene geniş bir rotasyon ile oynamanın çok bi faydası olmayacağı da açıktı. Eleştirilecek çok fazla birşeyleri yok çünkü ellerinde hakikaten bu sene için bu kadarlık malzeme vardı. Tobias Harris kumarının tutup tutmayacağı önümüzdeki sezon görülecek ancak takas etmenin çok zor olmadığı bir oyuncu olduğu da yeni salary cap geniliği ile biraz daha doğrulandı. Bu yaz öyle çok da hamle yapma şnsları olmayacak ancak ana rotasyondaki her oyuncunun kendini geliştirme , olgunlaşma sürecindeki oyuncular olması gayet mutluluk verici olmalı…

Boston : Brad Stevens sezon boyunca 13 oyuncunun da kullanılabileceği bir sistemi takıma oturttu ve bundan da bayağı bir verim aldı. Aslında Boston’ı bu sezon için değerlendirirsek gayet başarılı oldu ancak geleceğe baktığımızda bu parçalardan hangisinin üstünden bir yapı kurup üzerinden ilerlenebilir sorusunun net bir cevabı yok. Bu sezonu güzel bir sezon olarak düşünüp bu yazı bu sezona aldanmadan geçirmeleri gerekiyor. Sezon içinde ise Bradley’nin gelişimi açıkcası herkesi şaşırttı. Lige geldiğinde şut atamayan bir adamdan harika bir şutöre evrildi. Rakibe göre oynamayı takım olarak çok iyi becerdiler ve herkesin kötü yönlerini kapatacak şekilde sahada kaldılar. Turner’ın şut atamadığı , Jerebko’nun yumuşaklığı , Zeller’ın odunluğu hiç gözümüze sokulmadı uzun sürelerde. Fakat dediğim gibi bu sezon ayrı olarak tutulmalı ve gelecek hamlelerinde bu sezonki peri masalı asla yanıltıcı olmamalı. Isiah Thomas harici yaratıcısı olmayan bir takımın bu seviyenin üstüne çıkması beklentisi , kesinlikle bomboş bir beklenti olacaktır.

İyi Öğrenci Ama Eksiklerini Kapatması Lazım

Clippers : Aslında kendilerini bu bölüme almakta çok kararsız kaldım ancak Paul’ün hatrı ağır bastı. Yoksa Rivers’ın benchini çürütmesi ve Griffin’in denyolukları , onları daha aşağı koymam gerektiğine delil olabilecek şeylerdi. Smith’in kullanılamaması , Lance’in kendine getirilememesi ( ki bence yan yaratıcı rolünde fena da iş yapmazdı) , 1 playoff önce ilk turda hala maç alabilen Pierce’ın bir türlü kullanılamaması gibi Rivers hakkında bir sürü kötü şey söyleyebilirim. Açıkcası Rivers’ın o kadar da iyi bir planlayıcı olmadığını düşünüyorum. Ve Clippers’ın da sezon başı kadrosunun kesinlikle yeterli olduğunu düşünüyorum. Griffin’in yaptığı aptallık onları bayağı bir zor durumda bıraktı ancak buradan Paul önderliğinde sıyrılabildiler. Fakat bu yapının da ideal bir yapı olarak bu şekilde devam ettiği sürece başarıya ulaşmasının zor olduğu açık bir şekilde artık ortada. Belki de artık bazı değişimlerin yaşanma zamanı gelmiştir.

Miami : Soru işaretleriyle dolu bir sezona başlasalar da sezonu kendileri için mutluluk verici bir seviyede bitirmeyi başardılar ve en önemlisi de bunu Bosh’sız yaptılar. Josh Richardson ve Winslow gibi 2 adet çakı gibi çaylağı harika kullanarak oyunlarındaki temel sorun olan dinamizm problemini aştılar. Sezonun ilk yarısını rezalet geçiren Dragic de düzenin ona yatkınlaşmasıyla birlikte kendine geldi ve şut katkısı vermeye başladı. Üstüne üstlük Joe Johnson piyangosu kendilerine vurdu ve Johnson yapıyı bozmadan harika bir sezon finali yaptı. ( sanki dizi değerlendiriyorum 😀 ) Wade kendinden beklenenin çok daha üstünde bir sayıda maça çıkarak açıkcası herkesi şaşırttı. Ve Miami Bosh’u kaybetmelerine rağmen vitesi olabilecek en iyi yerde arttırıp playoffa girdi. Bu takımın hala Wade egemenliğinde olduğu bir gerçek ve bu durumun ne zaman sona ermesi gerektiğiyle ilgili yapacakları hamle onların geleceğini belirleyecektir. Tabiki Bosh’un sağlık durumu da onların yol haritasında oldukça sürpriz sonuçlara yol açabilir. Umarım Bosh’u seneye sağlıklı bir şekilde görme imkanımız olur ve onun basketbolu bırakmak zorunda kalacağı senaryo gerçekleşmez.

Atlanta : Beklentilere en uygun sezonu geçiren takım olabilirler bu sezon. Ve Horford – Millsap ikilisi yine harikaydı. Korver’daki düşüş de aslında beklenen bir düşüşdü. Carroll’ın yerini sürekli farklı şekillerde kapamaya çalıştılar ve Tim Hardaway JR.’dan pek verim alamadılar. Aslında bu da beklenen birşeydi. Playoffa girdiler ve en tepesi için yine benzinleri yetmeyecek gibi gözüküyor. Ve ne tesadüf ki bu da beklenen bir şey. Beklenmeyen tek şey ise Alman yıldızlarının parlayacağı öngörüsünün tutmaması oldu. Hatta bazı maçlarda süre bile almadan maçı bitirdi Schröder. Horford’ın adı sezon ortasında takas dedikodularıyla anıldı ancak Horford takımda kaldı. Bu sene ise kontratı bitiyor ve Atlanta’nın kararının ne olacağı hayli ilgi çekici. Bunun yanında Horford’ın da kararı tabiki önemli olacaktır.

Oklahoma : Aslında onların konumu karne vermek için bayağı bir ilginç. Kadro olarak öyle geliştirillecek pek bir şeyleri yok fakat oyun yapısı olarak geliştirebilecekleri bir sürü şey var. Ancak bu halde bile şampiyonluk adayı bir takım var karşımızda. Açıkcası yerini belirlemek hiç kolay olmadı Thunder’ın. Ellerinde çember savunucusu , potaaltı skoreri , atlet ve şutu olan 4 numaraları , 2 elit skorerleri , dış savunmacıları , parlayan çaylakları ve daha bir sürü şeyi olan bir takımdan bahsediyoruz. Ama birşeylerin de yolunda gitmediği hala bir gerçek. Harden’dan beri süregelen 2 numara sorununu ( gerçi Harden’ı da adam gibi kullanamıyordu Brooks 1 playoff dönemi hariç ) hala çözebilmiş değiller. Roberson iyi bir savunmacı olabilir ancak hücumda kocaman bir sıfır. Waiters ise bence herşeyden önce adam değil. Öte yandan potaaltında işler sezon boyu yolunda gitti. Ibaka – Enes – Adams üçlüsü oldukça birbirini tamamlayan ve istenilen herşeyi verebilecek bir üçlü. Foye – Morrow – Roberson – Waiters gibi denemeler yerine 1 tane düzgün adamları olsaydı herşey daha güzel olurdu . Cameron Payne ise onlar adına sezonun en tatlı süprizi oldu. Florida çocuğu Billy Donovan ise Brooks gibi bir adamın arkasından gelip de fark yaratamayarak kocaman bir alkışı hak ediyor.

Toronto : Sezonun tavşan atleti rolünü çok iyi oynayan Toronto , bu sene işi abartarak franchise galibiyet rekorunu da kırdı. Yine de Cleveland’dan bir sonraki eşleşilen takım rolünü hakkıyla veren bir görüntü çizemiyorlar. Valanciunnas yokken daha iyi oynadılar ve bu onlara bu oyunla ilgili bir fikir verebilir. Sezon başındaki Scola denemesinin beyhude bir çaba olduğu ortaya çıktı ve o yoldan da saptılar. Demarre Carroll’ın sakatlık nedeniyle , Ross’un da kafadan kontak olması nedeniyle katkı verememesi , NCAA’de sıkı çocuk imajına sahip olan Norman Powell’ı bir anda rotasyona itti. Sezon boyunca Biyombo ve Patterson’dan beklediklerini aldılar ve açıkcası bu ikili onlar için gayet uyumlu bir görüntü ortaya koydu. Lowry – Derozan ikilisi bildiğimiz defolara sahip olsa da artık onların bir oyun standartı belirlediklerini de itiraf etmemiz gerekiyor. Üstelik Lowry’nin arkasndaki Cory Joseph’in ligdeki her bench için harika bir parça olduğu da bir gerçek. Penetre yeteneğiyle ve dinamizmiyle gerçekten özel şeyler ortaya koyuyor. Toronto için kapasiteleri belli bir takım demek doğru olacaktır fakat bir vurgun takas ile çehrelerinin değişme ihtimalleri de var. Galibiyet rekorlarını kırmış ve yaş olarak da genç denebilecek bir çekirdeği dağıtıp yeniden yapılanmak yerine gerekirse draft haklarından feragat edip bir vurgun takası kovalamak mantıklı duruyor.

Medarı İftiharlarımız

Cleveland : Evet Lebron James David Blatt’i kovdurmuş olabilir , hatta 3 adet NBA yıldızı bir nevi haksız rekabet de sayılabilir fakat bütün bunlar ; onların güzel bir sezon geçirdikleri gerçeğini değiştirmez. Sezona Kyrie olmadan başladılar ancak Mo-Will ve Dellavedova’dan istedikleri katkıyı aldılar. Playoffa kaçtan girdiklerinin kendileri açısından öyle çok da önemli olmadığı doğu konferansını rahat rahat ilk sırada bitirdiler. Tyrone Lue’yu Iverson’ın altında can çekişirken hatırlayanlar için onun bu takımın koçu olması , aslında ciddi anlamda yaşlanmanın da bir belirtisi denebilir.

Dallas : Sezon başında Dallas’ın playoffa giremeyeceğini belirtirken bu düşünceme temel oluşturan donelerde 2 adet yanılgıya sahipmişim. İlki Dirk’ün Avrupa Şampiyonası’ndaki feci halinin kalıcı olduğu ; ikinicisi ise Zaza’nın Chandler’ı aratacağı. Üstüne üstlük Parsons da sezonun ilk bölümünde yokları oynarken Dallas bir şekilde maç kazanıyordu. Matthews ben iyileşmişim beyler diyip acaip bir zamanlama ile sahalara dönse de onun da tam performansını bu sezon neredeyse hiç gösteremediğini de belirtmek gerek .Bütün bunların arasında ise Harris , Felton , Villanueva gibi oyuncularla maç kazanan Rick Carlisle gerçeğini atlamak oldukça yanlış bir tercih olacaktır. Houston’ın çöküşü , Suns ve Kings’in beklenen çıkışı yapamaması gibi bir çok bahane bulabiliriz ancak gerçek şu ki ; Dallas playoff yaptı ve artık Carlisle’ı kadrodan bağımsız olarak değerlendirmek gerektiğinin herkes farkında. Son olarak da Deron Williams’a değinmemek olmaz. Kendisinden Bir şey beklenmemesini avantaja çevirdi ve baskı hissetmemesinden dolayı kendi yeni standartlarında iyi bir sezon geçirdi. Oyuncu opsiyonunu kullanmayıp Dallas’da kalmayı seçerse kendisi için çok daha iyi olacaktır.

Portland : Lillard , takımdaki gençleri toplayıp tatile götürdüğünde bunun iyi bir pr çalışması olduğunu düşünmüştüm ancak Lillard o tatilde her ne yaptıysa kesinlikle iyi yapmış. İlk 5inden 4 oyuncuyu ve 6. adamını kaybeden , üstelik kadrosu zaten derin olmayan Portland’ın bu sezon playoffa girdiğini görmek cidden inanılmaz. Sezon boyunca 2 kısasının temel opsiyon olduğu hücumlarında takım olarak onlara şut imkanı yaratmaya ve onların savunma açıklarını kapatmaya çalıştılar. Sezonun bir bölümünde Lillard olmamasına rağmen savaşmayı bırakmayıp playoff yapabildiler. Bu başarı onları asla playoff gediklisi yapmayacak ancak oldukça genç 2 skorerinin yanına kurabilecekleri harika bir oluşum fırsatına sahipler. Ve herşeyden önemlisi de fazla kıymet görmese bile NBA standartlarının çok üstünde bir koça sahipler. Hangi uzunu olgunlaşıp temel taş seviyesine gelir bilinmez ancak kesinlikle birden çok kadro oluşturma seçenekleri var ve yazın da onlar adına hareketli geçecek gibi gözüküyor.

San Antonio : Klasik muhteşem üçlü yaşlandı masalları ile başlayan sezon başlarının aksine sezona harika bir off season geçirerek başladılar. Algridge sezonu alışma evresi modunda geçirdi ve Kawhi büyümeye tüm hızıyla devam ediyor. Parker beklenenin üstünde bir sezon geçirdi ve Manu’yu yeterince dinlendirme şansı buldular. Herşeyden öte takımının 4. ve 5. uzununun David West ve Boban Marjanovic olduğunu bilmek eminim ki Popovic için gayet mutluluk vericidir. Normal sezonda öyle kendilerini de parçalamadan oldukça fazla maç kazandılar ve Golden State’in bütün hükümdarlığına rağmen Spurs halen daha bence en büyük şampiyonluk adayı .

Golden State : Yazacak bir şey yok , söyleyecek bir şey de yok. Oğlunuz cevap anahtarı gibi kağıt vermiş. Tebrik ederim.

]]>
GSBASKET NBA’DE KARNELERİ DAĞITIYOR-1 http://gsbasket.org/kose-yazilari/gsbasket-nbade-karneleri-dagitiyor-1/ Sat, 23 Apr 2016 12:53:26 +0000 http://gsbasket.org/?p=3790 Yazarlarımızdan Veysi Deniz Baskın  takımlara sezon sonu karnelerini verdi.

Bu Çocuk Okumaz Verin Sanayiye

Brooklyn : Nets için aslında işlerin iyi gitmeyeceği sezon başında bilinen bir gerçekti ama lige öyle kötü başladılar ki toparlanacak bir yerleri de kalmadı. Jack’in sezonu kapatmasıyla birlikte ellerindeki en guarda benzer adamı da kaybeden Nets , sezonu rezalet bitirdi. Joe Johnson’ın ayrılığı Nets’ten çok Johnson’ın kendisine yaramış gözüküyor. Ellerinde draft hakkı da olmadığını düşünürsek , seneye de bu listenin bu bölümünden bir yer alırlar gibi duruyor.

Philadelphia : Sixers da sezona hiç bir umut ile başlamayan takımlardan. Okafor , takımın yeni pivotunun sezonu kapatma geleneğini ligin sonlarında da olsa sürdürdü . Noel ise Okafor yokken verimini yükseltirken , Okafor ile birlikte oynadığı dakikalarda hiç rahat edemedi. Sezon ortası Ish Smith hamlesiyle sirkten basketbol takımına evrilseler bile bu sene gelişim adına bile birşey kaydedemeyerek sezonu çöpe attılar. Sezon sonu Hinkie’ye bye bye demek makul dursa da takımı Colangelolar’a bırakmak çok akıl karı değil gibi. D’Antoni Brett Brown’ın kuyusunu kazar ve head coach olur bahsine paranızı yatırın derim .

Phoenix: Sezonu olabildiğince kötü geçiren bir başka takım olan Phoenix , Beldsoe’nun sezonu kapatmasını bahane olarak öne sürebilir ancak bu onların olmamış çocuğa don biçer gibi Chandler hamlesi yapmasını , Morris krizini yönetememelerini ve boş yere Hornacek’i kovmalarını açıklayamaz.Len’in de önünü Chandler ile kapatmalarıyla birlikte o çok övündükleri genç çekirdekten , sakatlık geçmişi her sene daha da kabaran Bledsoe harici kayda değer kimse kalmamış oldu. Şu an ne hedef koyacak bir kadroları ne de gelişmesini umdukları bir çekirdekleri var. İyi başladıkları rebuildingi bu sene iyice rezil ederek artık çıkmaz bir sokak haline getirdiler. Bu kafa yapısıyla buralarda daha gezmeye devam ederler.

Lakers: Sezon boyunca bir sirk görünümündeydiler ve bunun artık alışılagelmiş olması bence en can yakıcı nokta. Bu sıradışı takım ortamının Kobe’nin emeklilik rüzgarına denk gelmesi ise organzasyonun bir şansı oldu. Young , koç Scott , Lou Williams gibi garip garip adamların arasında gençlerin olgunlaşmasını beklemek hiç mantıklı değil. Scott’ın palavraları , takımın halı saha takımıymışcasına geri koşma sorunu olması gibi abuk sabuk şeylerle sezonu bitirdiler. Eğer Kobe bu sakatlıkları yaşamamış olup da şu kadroyla oynasaydı , ondan cidden çok garip şeyler görebilirdik. Seneye en azından basket attıktan sonra fast break yemek gibi garip özelliklere sahip olmayacaklarını umuyorum ; ummak istiyorum.

Sacramento : Sezona aslında kadro kalitesi olarak kesinlikle buraların takımı olarak başlamadılar ancak Rondo mükemmel bir sezon geçirmesine rağmen , takım sistemsizlikte son noktaya ulaşarak garipliğin kitabını yazdı. Sezonun başından beri var olan 4 ve 2 numara sorununu çözmek için hiçbir şey yapmadılar ve bu savunma yerleşimine yansıdı. 3. pivotu Willie Cauley Stein olan ve 3. oyun kurucusu Seth Curry olan bir takımın tek 4 numaraya benzer adamının Quincy Acy olması zaten durumu açıklıyor. Divac- Karl ikilisinin Cousins’i de kaybetmesiyle sanırım bu film sona erecek. Umarım daha garip ne yaparız temalı düşüncelerden vazgeçip çok geç olmadan düzgün bir 2 ve 4 numara bulmaya çalışırlar. Ayrıca Belinelli’nin top elindeyken değil , köşede şut beklerken verimli olduğunu lütfen birisi akıl etsin ; tabi takımda tutulacaksa…
İyiydi Aslında Ama Bu Sene Aklı Hep Başka Yerlerde

Washington : Wittman’ın oyunu hızlandırma girişiminin Nene’yi kesip Humpries’i ilk 5e almak olması aslında ne kadar yetersiz bir koç olduğunun kanıtı. Sezon boyunca çok fazla sakatlıkla uğraşmış olabilirler ancak sağlamken de herşeyin kötü gittiği bir gerçek. Wall etrafında koşan bir takım kurmak yerine herşeyi denediler ve sonuç olarak da hüsran oldu. Yine de bu sezonun bir senelik bir kaza olduğuna inanıyorum. Elinizde Wall olduğu zaman bir şey inşa etmek çok zor olmamalı diye düşünüyorum. Porter’ın rolünü sezon boyunca bir türlü takıma oturtamadılar ve bu onlara Porter’ı kaybetmek olarak döndü. Yine de seneye burada olmayacaklarını düşünüyorum.

Chicago : Fred Hoiberg Ncaa kariyerinde iyi bir koçluk potansiyeli gösterse de yapmak istediği değişimin sonucunun felaket olduğu bir gerçek. Hiçbir şey yapmayıp sadece Butler ve Gasol’ün sırtında gitse playoffa girebilecekken şu anda şezlongtan playoff izliyor takımı. Rose sezon boyunca en ufak bir hayat belirtisi göstermedi ve sanırım artık onu bu haliyle kabul etmek daha mantıklı bir çözüm olacaktır. Aynı şeyler malesef ki Noah için de geçerli. Koç değişikliği sonrası hücumda büyümeleri beklenirken ne hücumda büyüdüler ne de savunmalarındaki kuvvetli yönleri koruyabildiler. Butler’ın kişisel başarıları onlar adına sezonun sevindirici ender anları olarak kaldı.

Milwaukee: 3 çok iyi ve potansiyelli forvet oyuncusunun arkasına Monroe’yu alarak dikkatleri üstlerine çekmişlerdi ancak takımın guard ve şut sorununun yanına Kidd’in de takımdan uzak kalması eklenince kötü bir sezon geçirdiler. Antetokoumpo ve Middleton’ın iyi bir sezon geçirdiği , Jabari’nin de en azından daha sağlıklı bir sezon geçirdiği söylenebilir ancak takım kimyasının berbat bir duruma geldiği de aşikar. Bayless’ın değerli katkılar sunduğu anlarda biraz olsun guard ve şut sorununu çözdüler ancak bu kadar iddialı bir yapılanmanın da Bayless’a bağlı olarak ilerleyemeyeceği aşikar . Önlerinde olan Monroe ile devam edip etmeme tercihi , onların seneye bu listenin neresinde olacağını belirleyecek gibi duruyor.

Houston : Geçtiğimiz sezonu playoffta başarılı geçridiği söylenebilecek olan ve bu sene de üstüne koyması beklenen Rockets , sezon içinde dibi gördü ve Mchale ile yollar da ayrıldı. Fakat Mchale’in gönderilmesi , Rockets’ın sorunlarının Mchale özelinde oluşan sorunlardan çok daha fazlası olduğunu , hatta Mchale gibi çok iyi bir koç olmasa da babacan tavırlı bir koçun bu takımda baya sorunu absorbe ettiğini ortaya koydu. Bütün bunlar ışığında en azından playoffa kalan Rockets’ın sezonu felaketten hezimete doğru kurtardığı söylenebilir. Fakat bu asla başarı namına birşeyler göterdiklerini kanıtlamaz. 2 sene önceki batıda playoffa kalmak başlı başına başarıydı ancak elinde Harden olan bir takımın şu anki batıda playoff yapması zaten mecburi bir görev. Sezon sonunda Howard ile ilgili önemli bir karar vermek zorundalar. Howard’dan olası bir vazgeçme durumları , Howard’ın tek başına sırtladığı ”takımın eleştiri yükünün” başka omuzlara binmesi anlamına gelebilir ve yolunda gitmeyen diğer şeyler de açığa çıkabilir.

New Orleans : Martı’nın önderliğinde bu sene çok şeyler beklenen Pelicans , sezon başını guardsız , ortasını kanat oyuncusuz , sonunu ise Martısız geçirdi. Bir türlü ideal kadrosunu koruyamamanın yanı sıra , takımda rollerin de yine bir klasik olarak iyi dağıtılmadığı gerçeği yine açığa çıktı. Dış oyuncuların birbirleriyle çakışan oyunu ve Davis’e köstek olan Ömer, Perkins , Ajinca üçlüsü ile ”Davis’e nasıl köstek olabiliriz” konulu bir tiyatro gösterisi , sezon sonunda sona erdi. Pelicans’ın başarılı olmak için adımlar atmaya çalıştığı bir gerçek ancak yanlışta diretmeleri de bir o kadar mantıksız. Holiday – Evans – Gordon – Anderson – Ömer çekirdeğinin , hepsi bir aradayken bile Davis için doğru bir yan yapılanma olmadığını görmek zor olmamalı. Davis de sezon boyunca çok eleştiri aldı ancak bunu Davis’ten beklenen olağanüstü performans beklentisine bağlamak da mümkün. Herşeye rağmen elinizde bu kadar büyük bir oyuncu varken seneye buralarda olmamak için çok da birşey yapmanıza gerek yok. Millet perini tamamlayabilecek okeyi bulamazken , Pelicans’ın okey taşını koyabileceği bir per yaratabileceğini ummak istiyorum.

Okuduğu Yere Kadar Okusun

Orlando : Ligin mücadeleci ve şanssız mağlubiyetlerinin takımı Orlando bence kısmen de olsa başarıyla sezonu bitirdi. Skiles geleneksel oyuncu kaybetme hakkını bu sene Oladipo ile kullandı ancak Fournier’yi kazandıkları da bir gerçek. Harris konusunda yanıldıklarını düşündüler ve en azından 2 adet biten kontrat alarak maaş boşluğu oluşturmayı başardılar. Ersan’ın da mevcut takım opsiyonunu kullanacaklarını ve Ersan’ın bu kontrat ile bulunabilecek en iyi oyunculardan biri olduğunu düşünüyorum. ( Baynes ile hemen hemen aynı parayı alıyor) Gordon’dan beklentilerini hala karşılayabilmiş değiller ancak Gordon’ın ilerleme kaydettiği görülebiliyor. Sezon boyunca kısa rotasyonunu denemekle geçirdiler ancak hala doğru kısa rotasyonunu bulabilmiş değiller. Bu da durumu , doğru kısa rotasyonunun mevcut kısalarla kurulamayacağı sonucuna getiriyor. Seneye Skiles ile girecekler ve bu genç kadro için 1 seneden fazla Skiles demek , bence tam bir felaket demektir. Takımı disiplinize etmek ilk başta mantıklı bir fikirdi ancak bunun bu genç çekirdeğin gelişimine ket vurması pek kabul edilebilir durmuyor. Kişisel olarak evlat kontenjanımda yer alan Elfrid Payton’ın da düzenli oynayıp oynamadığı , Skiles hakkındaki düşüncelerimi değiştirebilir . Sanırım bu konuda biraz taraflı olma hakkına sahibim.

New York : Karaktersizleri gönder adamları al gibi bir mottoyla yazı geçiren Knicks , sezona en azından katlanılabilir ve mücadele eden bir takım olarak girmişti. Ancak gerek kadrodaki bariz eksiklikler , gerek Fisher , gerek Phil Jackson’ın üçgen inadı bu sezon playoff dışı kalmayı sağladı. Ro-Lo ve Affalo gibi mahallenin harbi dellikanlılarını toplasalar da oyun kurucu ve yedek uzun problemlerini pek çözebilmiş değiller. Artık üstüne yatırım yapılcak bir çekirdek oluşturdukları söylenebilir ancak üçgen hücumda bu denli ısrar etmeleri kesinlikle mantıksız. Porzingis ise artık New York bilboardlarını süsleyen başarılı bir figür ve büyük bir gelecek projesi haline geldi ancak onu ve Melo’yu daha başarılı olacakları bir sisteme adapte etmek için uğraşıp uğraşmayacakları ( mesela Melo 4 – Porzingis 5 gibi bir modelde 5 şut atabilen oyuncu) onların seneye olacakları yeri belirleyecek.

Minnesota : Aslında yazının bölümlerinde daha iyi bir yer hakettikleri iddia edilebilir ancak bunun bir Towns yazısı değil Minnesota değerlendirmesi olduğu unutulmamalı. Wiggins , Lavine , Towns üçlüsü güzel bir sezon geçirdi ancak organizasyonunun bu durumu takıma ne derece yansıttığı bence hala soru işareti. Bu durum hakkında en iyi ipucunu gelecek sezona başlayacakları koçun ismi verebilir. Çekirdek oluşturmanın önemli bölümünü geçtiler ancak çekirdeğin büyümesi kısmında bir çok organizasyonun kötü yönetildiği ve darmadağın olduğu unutulmamalı. Ellerinde modern basketbol denen şeyin uzun tanımını tam manasıyla karşılayan Towns adlı bir canavar var ve Wiggins dahil herkesi buna göre rollere adapte etmeliler. Bu seneyi alışma evresi olarak gayet de kabul edebilirim ancak seneye artık gözler üzerlerinde olacak. İnsanlara daha somut ve takımsal birşeyler göstermek ve herşeyden önemlisi de bir kimlik edinmeye başlamalılar. Sanırım velilerine ” gelişme var ama ben çocuğunuzun çok daha iyi olabileceğini düşünüyorum” demiş oldum.

Denver : Sezona benim için en izlenmesi gereksiz ve sevimsiz takım olarak girdiler ve benim için çok sevdiğim bir koç olan Malone hariç hiçbir çekicilikleri yoktu. Malone , takımın Yugoslav kökenli 2 uzunundan aynı anda olamasa bile genel olarak harika verim aldı ve Barton gibi bir oyuncuyu ön plana çıkarmaya başladı. Mudiay için de rahat rahat deneyerek öğrenebileceği bir seneyi planlamayı başardı. Denver’ın klasik sorunu olan çok fazla vasat üstü oyuncu bulundurma problemi tekrar başgösterebilir duruyor ve bu oyuncuları bütünletme fırsatını sezon boyunca bulamadılar . Açıkcası bu sezondan başarısal anlamda bir beklentileri de olmadığı için onları elelştiremiyorum. Seneye Mudiay üzerinden nasıl bir yapı kuracakları merak konusu ve Mudiay’siz bir yapı kurabilme ihtimalleri bile mevcut. Bu kadar takas parçası olan bir takım taraftarı olmak , özellikle takas senaryolarına kafa yoran birisi için harika bir durum olmalı.

Memphis: Gittiği yere kadar gitsin temasının en net örneği olan Memphis , Gasol’ü ve daha sonra da Conley’i uzun süreli kaybetmelerine rağmen yine bir şekilde playoffa girebildi. Jeff Green gibi bir basketbol ilüzyonunu verip karşılığında Lance’i hayata döndürdüler. Lance , Barnes , Zach Randolph , Tony Allen gibi çirkef ve Nba’in temel politikasında artık istenmeyen karakterdeki adamlarla dolu bir takım , özellikle eski toprak Nba severler için harika bir izlenilirlik sundu. Hatta Conley ve Gasol yokken bir çok maçlarını döve döve kazandıklarını söylemek mümkün. Bu karakterde olup , duygularını ön palana çıkaran , basmakalıp Nba oyuncusu açıklamaları yerine düşündüklerini net olarak ifade eden adamların başarılı olması beni açıkcası ciddi olarak mutlu etti. Sezon içinde Carter’ın sorumluluk alması , Tony Allen’ın hücum lideri olduğu maçlar çıkarması gibi kimi açıdan garip , kimi açıdan hatıraları canlandıran anlar ise sezona renk katan küçük detaylar oldu. Seneye kendilerini muhtemelen yine bu sıralarda görürüz. Conley giderse işler değişir mi ? Conley gibi uyumlu ve zeki birisinin simgeleşme fırsatını tepeceğine inanmıyorum.

Veysi Deniz Baskın / https://twitter.com/DenizBaskin41

]]>
NBA – BATI KONFERANSI 2015/2016 http://gsbasket.org/kose-yazilari/nba-bati-konferansi-20152016/ Sat, 14 Nov 2015 19:23:18 +0000 http://gsbasket.org/?p=3397  Dallas Mavericks : Jordan’dan acaip bir kazık yediler ve daha sonra da buldukları her uzuna saldırdılar. Hatta işi abartıp Salah Mejiri’yi bile aldılar. Sakat olarak alınan Matthews ”benim dizim geçmiş ki lan” dedi ve sahalara döndü. Deron ise hala kafadan sakat. Yine bi oynayıp 3 yattığı bir sezon geçirecek. Dirk artık eski Dirk değil ve artık herkes bunun farkında. Cuban mutlaka sezon içinde takas kovalayacaktır ancak ne kadar işe yarar bilinmez. Parsons tam olarak sağlığına kavuşursa ondan bir sıçrama bekliyorum. Çünkü Ellis ve Rondo gibi 2 ball hogger artık yok ve oyuna daha fazla yön verebilecek. Sezonu ortalarda bir yerlerde bitirme ihtimalleri yüksek . Playoff süpriz olur.
As A Result : Malesef ; Those Were the Days My Friend

Denver Nuggets : Şu yazıyı 2 kişi hazırlıyor olsak diğer arkadaşa kitleyeceğim ilk takım Denver olurdu. Ne yazıyım diye durdum düşündüm. Bir sürü ortalama oyuncu , 2 yıldır oturmayan bir rotasyon ve artık olmayan Ty Lawson . Bir de büyük ümitler beslenen okula yeni gelen havalı çocuk olan Mudiay. Bu sene babalar gibi drafta yatacaklar ve yatmasalar bile yatırılacaklar rakipler tarafından. Garibim Mike Malone yine sıkıntılı bir takımın başında bir şeyler yapmaya çalışacak. Mudiay ise Denver taraftarı adına izlemesi keyif veren tek şey olacak. Randy Foye izlemekten mutlu olacak olan varsa orasını bilemem tabii ki. Bir de Nikola Jokic geçen sene iyi bir sezon geçirdi Avrupa’da. O çocuğu oynatmaları lehlerine olacaktır. Nurkic ise gelişim gösterebilmek için harika bir fırsata sahip olacak. Faried’i birilerine kitlemeyi başarırlarsa iyi iş yaparlar.
As A Result : Gelecek sene drafta giren iyi adam var mı be hacı ?

Golden-State-Warriors

Golden State Warriors: David Lee gibi artık eski halini mumla aratan birini gönderip pek de ekleme yapmadan yazı geçirdiler. Şampiyon takım olunca yazı transferle uğraşmak yerine aquaparklarda geçirme şansınız oluyor. Fakat bu sene Durant’li bir Thunder ile karşılaşma ihtimalleri var ve işleri hiç kolay değil. Üstelik karşı tarafta da tam kadro bir Cavs duruyor. Yine de herşeye rağmen daha güvenli oynayacaklar ve yaşlı bir çekirdek olmadıkları için hala gelişebilirler. Fakat Bogut sağlıklı olmazsa işleri çok zorlaşır. Tamam playoffta işler iyi gitti ancak takımı kısaltmak herkese sökmeyebilir. Yine batının ağır favorileri arasındalar ve şampiyonluk şansları oldukça yüksek. Curry sezona başka bir boyutta girdi ve o iyiyken fazla da takımı kurcalamanız gerekmiyor zaten.
As A Result : İstikrar sürsün ; Golden State büyüsün.

Houston Rockets : Sezona rezalet girdiler ve en başta da Harden rezalet girdi. Fakat elinizde Lawson , Harden , Howard varsa bir yerlerde illa ki işleri yoluna sokarsınız. Harden’ın Kardashianlar ile takılmaya başladığından beri oyun olarak batırması çok da garip değil. Khloe’nin son manitasını 2 hafta önce genelevden alıp hastaneye zor yetiştirdiler sonuçta. Lawson’ı nasıl kullanacaklarını çözebilmiş değiller. Jones- Motejunas ikilemi de hala devam ediyor . Josh Smith onlar için göründüğünden daha kritik bir parçaydı ve bence onu arayacaklar. Darly Morey’nin saçma sapan oyun ruhundan bağımsız analizleri ile oluşturduğu bu takım yine baya ilerleyecek olsa da asla sonunu getiremeyecektir. Montezl Harrell gibi drafta doğru birden kötülenmeye başlayan fakat dedikleri kadar da kötü olmadığını düşündüğüm bir çaylağa sahipler ve onu işleyebilirlerse iyi bir kazanç elde ederler. Dekker ise rotasyonda kaybolabilir. Lawson – Harden uyumu sağlanabilirse önleri açık olacaktır ancak bu uyum sağlanabilecek mi göreceğiz .
As A Result : Şampiyonluk mu ? İnş cnm yha…

LA Clippers : Artık benchleri var. Playofflarda Doc Rivers çıkıp ” Bugün Hawes’ı oynatacağım çünkü ansızın onun birşeyler yapabileceğini hissettim” gibi şeyler demeyecek artık. Pierce gibi elit bir playoff oyuncusu , Smith gibi bütün sıkıntılarına rağmen hala iyi bir 4 numara , Wes Johnson gibi enerjik bir 3 numara , Prigioni gibi yararı olur zararı olmaz bir oyun kurucu aldılar benchlerine. Lance Stephenson pasör özelliğiyle organizasyon yükünü Paul’ün üzerinden biraz bile olsa alacaktır. Jordan’ın kontratını da binbir katakulliyle bile olsa uzattılar ve planları artık devam edebilir bir hal aldı. Bu sene artık o kritik eşiği geçmeleri gerekiyor ve Griffin sezona bunu hazırım mesajı vererek girdi. Kadro geniş , koç iyi sayılır ve Chris Paul ile Griffin’in var. Artık bahanen yok küçük Los Angeles.
As A Result : Spurs’ü eliyorsan git şampiyon ol arkadaş , bedavaya Spurs elemek de ne demek ?

LA Lakers : Kobe’nin veda turu başladı gibi gözüküyor ve sezona da rezalet girdi. Bu beni üzse de artık buna alıştırmaya çalışıyorum kendimi. Kidd-Shaq yokken , Garnett okeye dönüyorken ve Nowitzki’nin de artık 3G’sini kapatıp ekran parlaklığını da düşürme zamanı gelmişken Kobe’nin eskisi gibi olmasını beklemek fazla iyimser olurdu. Bayrağı teslim alabilecek kişiler bence Russell veya Clarkson değil ancak yine de onların gelişimini izlemek bu sene Lakers taraftarının ana hedefi olacaktır. Randle eski tip bir 4 numara ve lige ısınınca seri double double’a bağlayabilir. Hibbert kontrat sezonunda olduğu için ondan şaşalı rakamlar görebiliriz. Arada bir yerde çaktırmadan Nick Young’ı kitlerlerse iyi iş yaparlar. Lou – Kobe- Young beraber bu takımdayken o genç elemanların topu eline almasına imkan yok çünkü. Bir de geride adam mı bırakırsınız , geri koşmayı mı denersiniz bilmiyorum ama şu transition defence olayını çözün artık. Ayrıca param olsa camianın çocuğu Byron Scott’ın en geç sezon sonunda kovulması bahsine yüklü girerdim.
As A Result : https://www.youtube.com/watch?v=NxVuySQT-eY Bu adamı seviyorum.

Memphis Grizzlies : Yine alçak posta top indirip oradan üretecekler ve yine Conley sezon boyu kendini parçalayacak. Üstelik bir sezon daha yaşlandılar ve Jeff Green’in uymadığı anlaşıldı. Gerçi bana göre Jeff Green hiç bir düzene uyamaz ama yine de sanırım Green’i deneyecekler. Koufos’un yerini Brandan Wright ile kapattılar ve bence uzun rotasyonuna çeşitlilik kattılar. Koufos Gasol’ün arkasında çin malı iphone gibi kalıyordu biraz. Barnes ise Fisher mevzusunda bence sonuna kadar haklı ancak bunun basketboluna pek bir katkısı yok. Her ne kadar doğru basketbol dediğimiz şeyi oynasalar da bence bu oluşum gelebileceği en üst noktaya geldi ve artık inişe geçecekler gibi. Bu sene yine playoff yaparlar ama en uca gidebilecek benzinleri yok. Yalnız sezon ortası ”başlarım geleceğe” diyip Green’in yanına Adams’ı da ekleyip skorer ve şutu olan bir 2-3 alabilirlerse işler değişir. Değişsin de zaten ; sıkıldık .
As A Result : İçerde 2 tosun , Memphis neden üçlük atamıyorsun ?

Minnesota Timberwolves: Ellerinde Towns ve Wiggins gibi 2 büyük potansiyel var ve bu onlara zaten harika bir çekirdek vermiş oluyor. Üstüne Payne , Lavine , Dieng , Tyus Jones gibi iyi bir rol oyuncu veya fazlası olma potansiyelli oyuncuları da var. Üstüne Rubio gibi iyi kötü bu adamları besleyecek , olmadı rahat takas edebileceğin bir oyun kurucuları var. Üstüne Pekovic gibi azıcık sahaya çıkabilse çok rahat takaslayıp çekirdeğini genişletme imkanı bulabileceğin bir pivotları var. Üstüne bir de bu genç uşaklar yamuk yaptığı anda kafalarına vurup ”adam olun” diyecek bir Garnett var. Bu takıma resmen ” you will choosen one ” diyesi geliyor insanın. Towns yazı güzel geçirdi ve Wiggins şut menzilini geliştiriyor. Martin gibi topu fazla mıncıklamadan skorunu üreten bir adama sahipler ve Bjelica gibi xfactor olabilecek bir oyuncuları da var. Bu sene playoff için erken olabilir ama bağıra bağıra geldiklerini duymamak için sağır olmak gerek.
As A Result : Makara yapmıyorum bak harbi harbi geliyorlar

New Orleans Pelicans : Sezona çok sıkıntılı giriyorlar. Evans Christmas’a kadar yok ve Ömer de bir türlü sağlığına kavuşamadı. Üstelik stres kırığından çıkan Holiday’e doktorlar maç başına 15 dakika izin veriyorlar. Bu da zaten çok geniş bir kadrosu olmayan Pelicans’ı daha da sıkıntıya sokuyor. Holiday’in demo versiyonu tam sürüme dönene kadarki guard rotasyonları oldukça komik gözüküyor. Öyle ki Arroyo’dan daha iyi hiçbir guardları olmadığına kefil olabilirim. Bu sakatlık problemi bence sezonlarını yiyecek ve aralığa geldiklerinde herşey için çok geç olabilir. Vahşi batıda sakatlığa da kötü gidişe de hiç tölerans yok malesef. Herşeye rağmen iyi bir haberse Eric Gordon’ın kontrat sezonuna girmesi. Erişkin bir Eric Gordon kontrat sezonunda az maç kaçırır ve genelde iyi oynar. Ryan Anderson da bütün travmalarını atlatırsa iyi katkı verecektir. Ama işte ; ya bu güzel şeyler playoffa yetmezse ? Ya Anthony Davis’e rağmen playoffa giremezseler ? Bir de Alvin Gentry takımını koşturmayı sever ama Ajinca o kontrattan sonra öldürsen koşmaz.
As A Result : Bİr hastane önünde incir ağacı portresi olarak Anthony Davis

Oklahoma City Thunder : Sezona bir nevi Durant transferiyle başlayacaklar. Zaten çaylaklar hariç takviye de yapmadılar. Koç değişikliği takımı nasıl bir yapıya büründürecek merak konusu. Donovan zamanında Orlando ile anlaşmış fakat ben hazır değilim diyerek Florida’ya geri dönmüştü. Bu bilinçteki bir adam takıma mutlaka birşeyler katacaktır. Çok iyi ve başarıya hazır bir kadroları var. Üstelik Durant bilenmiş bir şekilde sezona başlıyor. Westbrook ve Durant arasında liderlik savaşı olacağı öngörülüyor ancak ben böyle olacağını düşünmüyorum. Durant’in bu sene kontrat senesi ve bu da çıkacak binlerce söylenti demek. Thunder’ın ve Durant’in bunlarla baş etme gücü onların yerini belirleyebilir. Bir de Roberson’da birşey göremeyen bir tek ben miyim ?
As A Result : O sene belki de bu sene

Phoenix Suns : Yazın parayı Chandler’a bayıldılar ve buna ek olarak Teletovic takviyesi yaptılar. Len olmayacak mı acaba düşüncesiyle Chandler’ı aldılar ve Len de yazı çok iyi geçirdi. Bir süredir Markieff’in kezbanlıklarıyla uğraşıyorlardı fakat Markieff şu an akıllanmış gözüküyor. Markieff’in bu hareketlerini çok çocukça ve iş ahlakından yoksun buluyorum. Kimse kardeşini senin yüzünden takımda tutmak zorunda değil. Susns ise bence Chandler hamlesiyle takımı fazla baskıya soktu. Çünkü bu takım daha olmadı. Knight hala bir soru işareti ve ligin en şanssız adamı. Bütün gariplikler bu adamı buluyor. Bledsoe çok iyi bir oyuncu ancak ipleri eline verip sırtına binebileceğin biri halen değil. Ve en önemlisi de Suns çekirdeği hala tam olmadı. BU takımdan playoff beklemek çok da mantıklı olmayabilir. Sezon içinde dalgalanma yaşamaları halinde bu organizasyondan bir takım sıkıntılar çıkmasını bekliyorum açıkcası. Knight takası , Markieff takası , Len takası , Hornacek’in kovulması hep olabilecek senaryolar.
As A Result : Belki de olmamış meyveyi dalından kopardınız.

Portland Trail Blazers : Algridge gitmeye yakın Batum’u gönderdiler. Ro-Lo ve Matthews’ı tutmayı hiç düşünmediler. Şimdi ise ellerinde Lillard , Mccollum ve potansiyelli uzunlar var. Hem Lillard’ın taşıyıcı rolündeki performansını test edecekler , hem uzunlarının gelişimini görecekler hem de babalar gibi drafta yatıp üstlerden bir pick çekecekler. Kısacası playoff takımı olabildiğince iyi dağıttılar. Ellerinde Henderson , Aminu , Ed Davis gibi her an takas edebilecekleri rol oyuncuları da var. Bu sezon az maç kazanacaklar ama izlemekten sıkan bir takım olacaklarını sanmıyorum. Lillard’ın çılgın atacağı geceler bizi bekliyor. Vonleh biraz daha ısınınca ondan da bir çıkış bekliyorum.
As A Result : Damian az atma da yukardan oyuncu seçelim be kardeşim

Sacramento Kings : Çalkantılı sezon sonundan bu sezonun başına kadarki süreçte baya değişiklik oldu Kings’te. Bİr çok şey değişti ama değişmeyen tek şey 4 numara problemiydi. Yeni velet WCS ve Koufos ; Cousins ile daha uyumsuz bir ikili oluşturmak için büyük bir rekabet içerisindeler. Rondo ise sezona garip bir şekilde çok iyi girdi. Mclemore toptan kaçarak eline gelen fırsatı kaçırıyor. Belinelli topla fazla oynamadığı sürece güzel. Cousins rolünü öğrenmeye çalışıyor ve bazen bu yüzden bocalıyor. Gay ise bildiğiniz gibi. Yine de herşeye rağmen bu takımın kadrosunu bir üst seviyeye çıkardığı bir gerçek. Rondo cozuttuğu vakit Collison’ı oyuna sokma şansları var ve takım artık daha savunmacı oyunculardan kurulu. Bu takımın pek ortalarda olma şansı yok gibi. İşler ya çok iyi ya çok kötü gidecek. Ama ben yine de bir sezon ortası takasıyla beraber bu takımın playoffa gireceğine inanıyorum.
As A Result : Playoff mu ? Ay hadi inşallah…spursss

San Antonio Spurs : Aaron Baynes ve Splitter’ı 3-4 model üstleriyle değiştirdiler. Algridge ve West aldılar. Tarifeye ek ayda 12 liraya da Marjanovic aldılar. Bunlar kulağa hoş geliyor ; nasıl gelmesin ki ? Ama bu oyun kurgusundan Parker’ı çıkardığımız an bütün sistem çöküyor yine de. Çünkü Spurs’ün başka delicisi yok. Algridge’i sağ tarafa Duncan’ı sola atıp post up tabiki oynatırsın ama bu da seni daha kaliteli bir Memphis yapar ancak. İşin kötüsü Parker da pek iyi sinyaller vermiyor. Daha da kötüsü Joseph gibi ona benzeyen bir adamı kaybettiler. Mills o fiziğiyle Parker gibi asla pota altını delemez. Delmeye kalkarsa da delinen rakip potaaltı değil , bizzat Mills’in kendisi olur . Spurs’ün yapması gerken gerekirse 8den girmeyi göze alıp Ginobili ve Parker’ı olabildiğince diri bir şekilde playoffa sokmak. Ve tabii ki Parker’ın sağlığı için bol bol dua etmek. Yalnız o bu değil de Duncan’ın yanına Algridge almak ne demek lan ?
As A Result : Unutmayın artık çift sayılı yıllarda da şampiyon olabiliyorlar.
Utah Jazz : Enes takası sonrası çehresi değişen ve sempatikleşen bir takım olan Jazz , sezona büyük beklentilerle giriyor olsa da işler öyle o kadar da tozpembe değil. Çünkü geleceklerinde hep planın merkezi olarak gördükleri Exum çaprazlarını koparttı ve yüksek ihtimalle sezonu kaçıracak. Bu da onların en tatlı sorunu olan Burke mü Exum mı sorununu en trajik şekilde çözmüş oldu. Yazın transfer bölümünde de öyle aman aman birşeyler yapmadılar. Trey Lyles ile pota yakınından skor üreten oyuncu sayılarını 1 arttırıp Tibor Pleiss ve Whitney ile de Utah beyaz pivot geleneğini devam ettirdiler. Utah hala çok sempatik , halen çok savaşçı ancak üstünde büyük şüphe olan Burke , underrated olduğunu düşünsem de daha yeni yeni piyasalara dönecek olan Burks , ne kadar değerli olsa da oyunun gelişim yönüyle ters özellikleri bulunan Hayward , pota dibinde kaliteli bir skorere dönüşse de mesafe arttıkça verimi baya düşen Favors ve ofansif yetenekleri halen çok sınırlı Gobert 5iyle Utah’ın playoff yapması çok zor gözüküyor. Bütün bunlara rağmen hala çok gençler ve playoff yapamasalar bile oralarda bir yerlerde olacaklardır. Üstelik kimse de ”ya Quin Snyder bi playoff yap kardeşim bee” demeyecektir.
As A Result : Olmadı seneye yine gelirsiniz.

]]>
NBA – DOĞU KONFERANSI 2015/2016 http://gsbasket.org/genel/nba-dogu-konferansi-20152016/ http://gsbasket.org/genel/nba-dogu-konferansi-20152016/#respond Thu, 12 Nov 2015 17:51:11 +0000 http://gsbasket.org/?p=3347 Sitemiz yazarlarından Veysi Deniz Baskın, 2015-2016 sezonuna dair kendine has üslubuyla keyifli takım değerlendirmeleri ortaya çıkardı. Bugün Doğu taraflarındayız, en kısa zamanda Batı’ya da geçişi yapıyoruz.

 

Atlanta Hawks : Sezon sona ererken Atlanta’nın iyi bir takım olduğunu ama sahaya koyabilecekleri en yüksek performansın bile şampiyonluk için yeterli olmadığını görmüştük. Hawks bu gerçeğin ışığında Carroll’ı tutmayarak boşa yatırım yapmama yolunu seçti. Splitter ile biraz daha fizikli bir takım olmayı hedefleyip bir de kanatlara Tim Hardaway JR. eklemesi yaptılar. Buraya kadar kulağa hoş gelse de durum aslında pek de öyle değil. Atlanta hücumu artık daha iyi tanınıyor ve bu onların geçen seneki kusursuz hücumlarını dizginleyecektir. Splitter güzel bir ekleme olarak gözükse de Splitter – Horford ikilisi yanyanayken basketbol mantalitelerini değiştirmek zorunda kalacaklar ve Splitter için bu değişime bence gerek yoktu . Ek olarak da Carroll’ı tutmamak doğru bir hamle olsa da yerini Bazemore, Tim hardaway JR. , Sefolosha ile filan doldurmak imkansız. Carroll hem iyi bir 3&D oyuncusuydu hem de savunmada ıfıl tıfıl bir fiziği olan Teague’in ve ayakları yavaş olan Korver’ın açığını kapatıyordu. Sezonu yine iyi bir yerde bitirebilirler ancak en uca gidebileceklerini sanmıyorum.

As A Result: Geçen seneki yerlerine gelirlerse öpüp başlarına koysunlar.

 

Boston Celtics: Yazın pek birşey kaybetmediler ancak halen daha etrafına birşeyler kuracakları oyuncuyu bulabilmiş değiller. Üstelik dombili Sullinger’ın gelecek için ümit vermediği , Marcus Smart’ın öyle aman aman bir oyuncu olmadığı da görülmüş durumda. Amir Johnson iyi bir takviye denebilir ancak bu takıma kademe atlatacak bir oyuncu asla değil. Genç çaylakları oldukça ilginç oyuncular ancak yan parça olabilecek oyuncular oldukları da gerçek. Stevens geniş rotasyon kullanmayı sevse de bu oyuncu grubuyla takımın kaydedebileceği aşama sıkıntı. Bass’in gelecek planlarında olmadığı için gönderilmesi doğruydu ancak önünü açtığın adamlar da Sullinger ve Zeller. Bradley ise şu ana kadar geliştirdiği şutuyla göz dolduruyor.

As A Result: Belki playoffa girersiniz ama; siz yine de bu sene yatın be hacı.

 

Brooklyn Nets : Prokhorov bir sabah bana mail atsa ve mailde de ” hacı al şu 20k$’ı ve bizi forumdaki yazında öv” yazsa vallahi parayı hakedecek kadar övgü bulamam. Canı sıkılınca ay kıçım , ay başım ben sakatım diyecek Bargnani , küçük enişte Shane Larkin , belki bu sefer NBA’e tutunacak olan Thomas Robinson ve bir adet ultra hoplak zıplak çaylak ile transferi kapattılar. Takımda iyi kötü birşeyler yapmaya çalışan Plumlee , Anderson , Teletovic üçlüsünü de kaybettiler. Ha bir de Deron Williams’ı kaybefjkhsdfısfs . Şaka şaka kurtuldular sonunda Willliams’tan. Bu sene de sahaya çıkacaklar ve oynamak zorunda oldukları 82 maçı oynayacaklar. Tek derdim Lopez’in bu organizasyonda harcanması.

As A Result: Ay Ne bok Bi Takım https://www.youtube.com/watch?v=v-GqqqYJ3PQ

 

Charlotte Hornets : Ligin enteresan isimlerinden MKG’nin sezonu büyük ihitmalle kapamasıyla sezona buruk başlayan Charlotte yine playoff adayı olarak sezona giriyor. Stephenson ile olan evlilikleri şiddetli geçimsizlik nedeniyle bitti ve Gerald Henderson’ı gönderip Batum’u aldılar. MKG varken Batum’u ne yapacaklar diyordum ama bu olay artık ortadan kalktı. Arada Noah Vonleh’i gönderip ”biz hedef takımıyız abicim, Charlotte çocuk parkı değil” havalarına girdiler ama öyle bir şey yok işte. Jefferson – Hawes – Kaminsky 3lüsüyle nasıl bir savunma yapacakları meçhul. Kemba Walker ile ilerlemeye çalışmaları garip. Hakikaten güzel bir yapı kurduklarına inanmaları ise ironik.

As A Result: Kemba Walker akıllanırsa , Big Al savunma yaparsa, Batum eski günlerine dönerse, Lamb Potansiyelini gösterirse; e yine anca playoff.

bulllsss

Chicago Bulls : Yeni koçlarıyla daha hızlı oynayalım hacı moduna giren Chicago sessiz bir off-season geçirdi. Bobby Portis yeni nesil strach four geleneğine uygun bir oyuncu olsa da , Chicago mid level’ı kullanmayacak kadar iyi bir takım mı diye sormadan edemiyor insan. Dunleavy bir süre sahada olmayacak ve MCDermott’u merakla bekliyorum. Mirotic artık daha yüksek bir rolde olsa da Nba atmosferinde Gasol Avrupa’daki kadar çözümsüz bir uzun değil ve onun daha yüzdeli oynayıp akışa dahil olması lazım. Noah biraz unutuldu gibi ve bunu tersine çevirebilecek olan da sadece kendisi. Rose bence hiçbir zaman eski Camel pardon eski Rose olamayacak ama yine de yarattığı algı bile hücumu kolaylaştıracaktır. Yalnız Butler’ın ” benden pg de olur abi valla bak ” tarzı açıklamaları saçmalıktan öte değil. Rose sessiz bir karakter ve polemiğe girecek bir adam değil ama Butler’ın bu kafasına birinin dur demesi lazım. Bir de tabi herşeyin başı sağlık.

As A Result: halk icinde muteber bir nesne yok devlet gibi,olmaya devlet-i cihanda bir nefes ”sıhhat” gibi

 

Cleveland Cavaliers : Lebronspor olarak playoffu tamamlamak zorunda kalan takım bu sefer tam kadro sezona giriyor. Varejao’nun dönüşü , Love’ın daha net bir role kavuşması onları daha güçlü kılacaktır. Maarion , Miller gibi adı yaşayan kendisi ölü 2 Lebron kadrolu memurundan da bu sene kurtuldular. Üstüne eski kadrolu memurları Mo’yu tekrar camiaya kazandırdılar. Bir de Timofey Mozgov’un ön kamerası daha iyi , 4.5g uyumlu versiyonu olan Sasha Kaun’u aldılar. Kendisi iyi bir bilgisayarcı fakat bu kalabalık rotasyonda ana görevi Lebron’un tabletini formatlamak olabilir. Tristan ise çingene pazarlığının sonucunu aldı ve güzel bir kontrat aldı. Ancak bence doğru yaptılar çünkü Nba organizasyonunda zırt pırt şampiyon olma şansın olmuyor ve veteran minimuma da Thompson ayarında adam bulmak imkansız .

As A Result: E bi zahmet şampiyon olun artık.

 

Detroit Pistons: Geçen seneki garip kadro yapısından bu sene güzel bir noktaya evrildiler. Monroe’yu beleşe kaptırmaları onlar adına bence kötü oldu ama en azından arzuladıkları düzeni kurabilecek bir kadroya artık sahipler. Ersan ve Marcus Morris gibi sistemleri için önemli oyuncular aldılar. Araya Aaron Baynes’e verdikleri saçma kontratı sıkıştırdılar ama yine de çok üstünde durulacak bir miktar değil. Çaylak Stanley Johnson da benchten gelerek iyi katkı verebilir. Arizona’daki pısırık yapısını üstünden atıp biraz daha güvenli oynarsa Marcus Morris’in yerini alıp ilk 5e yerleşebilir. Jennings dönene kadar eldeki malzeme ile güzel şeyler yapabilirler ama asıl Jennings döndükten sonra onu sisteme ne derece dahil edecekleri önemli olacaktır. Bir de KCP’den beklentileri çok yüksek ve KCP’nin sezonu nasıl geçireceği çok önemli. Herşeye rağmmen izlemesi keyifli bir takıma dönüştükleri çok net ortada.

As A Result: Derinden playoff kokuları alıyorum.

 

Indiana Pacers: Bak herkes koşuyor biz de koşalım kafasıyla West’i tutmaya gönüllü olmadılar ve Hibbert’ı da postaladılar. Şu an ise Mahinmi’nin yanına George’u koyalım düşündesindeler. Ve bence ağır saçmalıyorlar. Hill- Ellis – Gee üçlüsüyle , zaten arkanda zayıf bir pota altı varken nasıl savunma yapacakları çok büyük bir sorun. Üstelik George gibi dış savunmayı 2-3 level yukarı çıkaran bir adamı , takımın savunma zaafiyeti haline getiriyorsun sırf koşmak için. Üstelik George’un öyle aman aman bir 4lük fiziği de yok. Joseph Young gibi en sevdiğim gençlerden birini aldılar ve Myles Turner da gelecek için çok büyük bir umut. Şut atabilen 2.11 boyunda yetenekli bir adam diyorum bak. Sen git bu 2 adamı o sıralardan bul ve sonra George’u 4 oynatacağım diye tuttur. Cidden aklım almıyor. Bu inat sezon içinde elbet kırılacaktır diye düşünüyorum hezimetlerden sonra. Umarım bu durum George takasını istedikten sonra olmaz. Yenilikçi yaklaşım genelde faydalıdır ama iyi giden bir şeyi kurcalamak da bana aptalca geliyor.

As A Result: Şu George’u fazla kurcalamayın beyler bak bozulursa hepiniz yanarsınız.

heatttt

Miami Heat: Öncelikle çok güzel 2k takımı kurdular. Çünkü 2kda Wade maç kaçırmıyor ve Chris Bosh’un da akciğerleri gayet normal. Üstelik Gerald Green herkesin üstünden smaç vurabiliyor. Gerçekte ise durum 2k kadar iyi olmasa da yine de güzel bana göre. Dragic geçen seneden daha iyi olacaktır ve Wade de sezona daha motive giriyor. Whiteside takıma ısınmış durumda ve Winslow piyangosu onlara çıktı. Burada krtik durum , bu güzel gelişmelerin sahaya yansıma oranı olacaktır. Wade maç kaçırır mı, Deng eskisi gibi olur mu, Bosh 4 numarayken de öyle boş şut bulur mu , Whiteside böyle devam eder mi gibi bir de madalyonun diğer yüzü var. Madalyonun hangi yüzünü göreceklerini merakla beklediğim , çaktırmadan gelen iyi bir takım olabilirler diye düşünüyorum. Chalmers’ı da bi yerlere ittirseler bence iyi yaparlar. McRoberts’ın Charlotte’ta tutkal etkisi aptığı söyleniyordu ve bu açıdan bu takımda da etkili olabilir.

As A Result: Aç karnına günde 3 doz sağlık ve uyum

 

Milwaukee Bucks: Kendi oyuncularının bile ” içerde şöyle skor bulacak bir adamımız olsa ne iyi olurdu be ” dediği bir sezondan sonra bu sezona Monroe takviyesiyle giriyorlar. Monroe kesinlikle büyük etki yaratacaktır. Middleton’ı tuttular ve Jabari – Greek Freak – Middleton gibi harika kanat oyuncularına sahipler. Bu oyuncuların dribbling ile ceza sahasına taşıyacakları toplarla ; yok bu yanlış oldu . Bu oyuncuların getirdiği dinamizmle Monroe’nun potaaltı skorerliği birleşirse tehlikeli bir takım olabilirler. Ancak MCW – Jabari – Greek Freak 3lüsünden en az birinin şut sokması gerekiyor . Jabari kolejde asla kötü şutör değildi fakat bu sezon nasıl döneceği muallak. MCW – Greek Freak – Jabari – Middleton – Monroe gibi bir beşi yanyana göreceğimiz dakikalar olabilir ve bu 5 bir aradayken 4 kısanın acaip fiziksel özellikleriyle Monroe’nun savunma zaafiyeti absorbe edilebilir. Ancak koşamadıkları vakit nasıl hücum edecekler orası çok karışık. Yine de hala büyümek için zamanları var ve playoff yapıp yapmamaları öyle aman aman da önemli değil. Fakat bu senenin MCW ile devam edip etmeme kararı açısından kritik bir sezon olacağı da bir gerçek .

As A Result: Giannis şut at, at şutu at, at şu şutu at, ulan şu şutu at.

New York Knicks: Yazın takımdaki bütün yılışıkları temizleyen Zen Master , takıma Ro-Lo ve Affalo gibi 2 harbi delikanlıyı getirerek daha üsturuplu ve düzenli bir takım kurgusu oluşturdu. İsmen İrlandalı Kyle O’Quinn ve Erman Kunter’in eski talebesi Seraphin yedek uzunluk görevini üstlenecekler. Bütün bunlar olurken takımda bir de manyak olsun hesabı Derrick Williams’ı aldılar ve memnun da gözüküyorlar Williams’tan. Herşeye rağmen savaşacak bir takım kurdular ancak playoff için yeterli olur mu soru işareti. Porzingis ise bence o sıradaki en iyi doğru seçimdi ve Jerian Grant ile birlikte oldukça umut vaadediyorlar. Bİr kere herşeyden önce oldukça azimli ve çalışkan çaylaklar. Melo eğer sağlıklı kalıp iyi bir sezon geçirirse bu takım çok keyifli maçlar izletecektir.

As A Result: Yenil ama Vazgeçme

 

Orlando Magic : GÜzel bir çekirdeğe sahipler ve yazı da fazla uğraşmadan yata yata geçirdiler . Vaughn’u kovduktan sonra bu sezona Scott Skiles ile giriyorlar ve Skiles ile bu gençler nasıl uyum sağlar hiç bilmiyorum. Yıllar önce Skiles Chicago’nun başındayken bir nba action’da Bulls oyuncuları yaz antremanları için ”bu adam manyak hacı sülalemizi şeediyor insafsız” tadında konuşmuşlardı. Çalışmak tabii ki iyidir ancak Skiles’ın oyuncu ilişkileri konusunda başarılı olmadığı da bir gerçek. Yine de camianın çocuğu kontenjanından geldiği Orlando’dan kolay kolay kovulmayacağı da bir gerçek. Elfrid Payton şut stilini değiştirdi ve artık daha güvenli çıkarıyor topu. Zaten kendisi evladımdır ve azcık şut soksa bambaşka bir adam olacak. Oladipo oyununu bir üst seviyeye çıkarma sinyallerini geçen sezonun ikinci yarısında vermişti ve bu sene patlama yapabilir. Hezonja ve egosu Orlando semalarında görüldü fakat ben bu kafa yapısıyla bocalayacağını düşünüyorum. Hele Skiles gibi bir adamla çalışırken asla olmaması gereken bir kafa yapısına sahip. Şöyle Garnett gibi bir adamın olduğu bir takımda oynasa ağzını burnunu kırarlardı bunun. Frye olmayınca Jason Smith denemesine girdiler ama o da olmaz valla. En iyisi Gordon’ı artık sahaya çıkarma vakti diye düşünüyorum.

As A Result: Evet Hezonja’yı sevmiyorum

 

Philadelphia 76ers: Geleneklere bağlı olarak bir uzunu oynatmama haklarını bu yıl 2. kez Embliid’den yana kullandılar. Drafttada yine geleneklerden vazgeçmeyerek uzun seçtiler. Sacramento’nun capini boşaltma operasyonu altında Landry – Thompson – Stauskas’ı alıp karşılığında da draft hakkı aldılar. Bu sene de kötüler ve bu kafayla iyi olmalarına da imkan yok. Embliid giymesi gereken ayakkabıları erken çıkarttı ve bu yüzden bu sezonu da kapattı demek aslında bu takım rezalet yönetiliyor demektir. 20 yaşında daha sahaya çıkmamış bir veleti koskoca bir organizasyon yönetemiyorsa burada problem var demektir. Embliid seneye dönse bile olası bir Saric – Embliid – Noel – Okafor 4lüsünden nasıl bir proje yapılacak çok merak ediyorum. Kendall Marshall’ı biraz oynatırlarsa en azından takıma benzer bir şey olabilirler. Zengin bir adam olsam parası neyse verir Hollis Thompsonların Jakarr Sampsonların arasına karışıp ben de Nba’de oynardım.

As A Result: Yok size rizult mizult

 

Toronto Raptors: Yazın Amir Johnson’ı tutmaya pek de gönüllü olmayıp onu Boston’a kaptıran Raptors , parasını DeMarre Carroll’a yatırmayı tercih etti. Kalan paralarını da Parker’ın değerli yedeği Cory Joseph ile Charlotte’ın oyununu tekdüzelikten çıkaramayan pivotu Biyombo’ya harcadılar. Scola ise benim fazla beklenti duymadığım fakat onların fazlasıyla beklentiye sahip oldukları bir transfer oldu. Fakat bütün bu gelen giden hareketliliğine rağmen takımda bir değişiklik göze çarpmıyor. Yine Lowry – Derozan üstünden dönen setlere biraz da Valenciunnas dahil olacak ve diğerleri de birşeyler yapmaya çalışacak. E biz de bu filmi 2 yıldır izliyoruz ve daha bir sonuç göremedik. Ancak ve ancak bir takas ile daha koşabilen bir 4 numara buldukları taktirde bu film değişir. Yoksa daha fazla para harcayıp yine aynı yere gelecekler.

As A Result: Sen mevzuyu playofflar mı sandın ?

 

Washington Wizards: Pierce hariç birşey kaybetmeyen ve transfer anlamında öyle aman aman bir transfer yapmayan Wizards için bence oyun tarzı değişikliği yeterince efektif bir ilerleme olacaktır. Geçen sezon playofflarında Otto Porter’ın ilk 5e yerleşmesiyle akıcılığa kavuşan Wizards’ın bunu devam ettirmesi gerekiyor. Zira elinizde ligin en hızlı guardı var. Üstüne ligin en iyi eski nesil 2 numaralarından biri var ve 5 numaranız da tam bir beton. Kelly Oubre tarz olarak tuttuğum ve birşeyler beklediğim bir isim ancak Wittman’ın ona süre vermeyi düşünecek kadar cesur olmadığı herkesin malumu. En azından Dudley’yi rotasyona daha fazla sokup daha koşan ve transition kökenli sayılar bulan bir takım yaratılabilir. Fakat Wittman Nene’yi kesip Humphries’e süre vererek ne şiş yansın ne kebap demeyi tercih ediyor. Bu gidişle Wittman’ın kovulacağını düşünüyorum. Ve biz yine potansiyelini sahaya yansıtamayan , uyuşuklaştırılmış bir Wizards seyretmeye devam edeceğiz .

As A Result: Yarış atına sütçü beygiri muamelesi yapma Wittman efendi.

]]>
http://gsbasket.org/genel/nba-dogu-konferansi-20152016/feed/ 0