Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/gsbasket/public_html/index.php:2) in /home/gsbasket/public_html/wp-includes/feed-rss2.php on line 8
Erkek Takımı – GSbasket.Org http://gsbasket.org Galatasaray Basketbol Sitesi Mon, 21 Aug 2017 16:12:32 +0000 tr-TR hourly 1 https://wordpress.org/?v=4.7.6 ANALİZ: SCOTTY HOPSON http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/analiz-scotty-hopson/ Mon, 21 Aug 2017 15:53:55 +0000 http://gsbasket.org/?p=4608 Yeni koç, yeni oyuncular, yeni sistem ve yeni hedefler… Galatasaray Erkek Basketbol Takımı 2017 yaz sezonu itibariyle bir çekirdek değişimi sürecine girdi. Hayal kırıklıklarıyla geçen bir sezonun ardından yepyeni bir yapılanmanın sonunda takımı Erman Kunter’e emanet eden Basketbol Şubesi’nin forvet mevkisine yaptığı ilk transferlerden biri eski Anadolu Efes oyuncusu Scotty Hopson oldu.

SCOTTY HOPSON KİMDİR?

1989 yılında Kentucky’de dünyaya gelen Hopson, NCAA kariyerinde üç sezon boyunca Tennessee formasını terletti. Her geçen sezon istatistiklerini daha da yukarı çeken Amerikalı oyuncu, 2010-2011 yılında 17 sayı, 3,3 ribaund ve 1,3 asist istatistikleriyle oynadı ve Chandler Parsons, Terrence Jones, JaMychal Green ve Brandon Knight gibi kariyerlerini NBA’de sürdüren isimlerle birlikte Güneydoğu Konferansı’nın en iyi takımına seçildi.
Profesyonel kariyerine Yunanistan’ın Kolossos Rodou takımında başladıktan sonra İsrail’e giden Scotty Hopson, buradaki 17,7 sayı ve 5,2 ribaund ortalamalarıyla takımının normal sezonu üçüncü bitirmesine önemli katkı sağladı. 2013 yazında Anadolu Efes’e transfer olan Hopson, özellikle Euroleague maçlarındaki etkili performansını 15,3 sayı, 4,3 ribaund, 1,1 asist ve 1,3 top çalma istatistikleriyle süsledi. Sezonun ikinci kısmında ülkesine döndü ve Cleveland Cavaliers’a katıldı.

Yapılan takaslar sonucu dört farklı takıma gönderilmek zorunda kalan 28 yaşındaki forvet, Sioux Falls Skyforce takımında sezona başladı ve playoff döneminde İspanya’nın köklü ekiplerinde Baskonia’ya geldi. Çin Ligi’nde geçirdiği sezonun ardından Cedevita Zagreb ile yeniden Avrupa’ya döndü. Şubat ayında geldiği Ironi Nahariya’nın hücum yükünü sırtlayarak takımının playoff oynamasını sağlasa da takımı ilk turda ligin şampiyonu Hapoel Jerusalem’e elendi.

OYUNCU ANALİZİ

Fiziksel avantajlarından başlayacak olursak Scotty Hopson denince akla gelen ilk artılarından bir tanesi aşırı atletik özelliği olur. Atletik özelliğinin yanında orta üstü seviyedeki top fundamentalını da yanına eklersek ortaya patlayıcı bir güç çıkabiliyor. Böyle 2.5 tarzı atletik bir kısanın geçen sezon takımda yer almamasını çoğu maçlarda aradığımızı düşündüğümüzde Hopson sadece bu özellikleri ile bile takıma dinamizm katacaktır.

Hopson’ın takıma katacağı artılardan bir tanesi de skorer kimliği olacaktır. Geçiş hücumunda atletik özellikleri sayesinde (uzun ilk adımı, sıçrayış kabiliyeti) teması almasına rağmen pozisyonu basket ile bitirebilir. Bu transition hücumlarında daha çok bitirici konumda olmayı tercih ettiğinden dolayı bazen boştaki arkadaşını düşünmeyip zor tercihlerde de bulunabiliyor.

Yarı sahada ise kendisine çok rahat pozisyon yaratabilir. Top hakimiyeti ve atletizmi ile adamını isolationda geçip pozisyonu her iki eliyle de bitirebiliyor. Havada teması almamak için çok çabuk yön değiştirebilmesi de çoğu oyuncuda göremediğimiz ender özelliklerinden bir tanesi. Şutlarından da bahsedecek olursak özellikle takımın tıkandığı, skor üretemediği dakikalarda ‘’isolation Hopson’’ oyunu takımı bu kısır dakikalardan çıkaracak bir numaralı tercihlerden olacaktır.. Birebirde gerek el üstü gerekse adamını geçerek üçlük veya ikilik orta mesafe atışlarını basket ile sonlandırabiliyor. Şut ritmini bulduğunda durdurulması zor bir makineye dönüştüğü gibi o ilk isabetli şutu bulana kadar da ciddi tercih hataları yapabiliyor. Bu da onun oyununun eksik yönlerinden bir tanesi.
P&R oyunlarında ise genelde perdeyi kendisine isolationda alan açmak için kullansa da son zamanlarda devrilen uzunu ödüllendirdiğine de şahit olduk.

Şu ana kadar hücumda Hopson’ın hep olumlu yönlerini ele aldık. Olumsuz yönlerine gelecek olursak Hopson hücumda tek yönlü bir oyuncudur yani asist (son 4 yıldaki asist ortalaması 1.1), özelliği neredeyse hiç yok. Bu sebeple Hopson’dan verim alabilmek için topu sürekli onunla buluşturmamız gerekecek. Bu da diğer oyuncuların verimini düşürebilir. Öte yandan Hopson sayı bulamadığı zaman oyun içi konsantrasyonunu tamamen düşürebilen bir oyuncu. İstediği sayıları bulamadığı dakikalarda çok fazla tercih hataları yapar bu da takımın hücum ritmini düşürebiliyor.

Toparlayacak olursak; Hopson hücumda hem atletik özelliğini hem de skorer kimliğini beraber doğru zamanlarda harmanlayabilirse bu sezon takımın en kritik ismi olacaktır. Tek problemi oyun içi konsantrasyonu. Lakin bu mentalite sorununu hiçbir sezon aşamadığından dolayı üst seviye bir oyuncu da olamadı.

Savunmaya geçecek olursak oyun içi mentalitesi yüksek bir Hopson defansif anlamda toplu veya topsuz çok iyi işler çıkarabilir. Bahsettiğimiz fiziksel avantajları onu savunma rotasyonunda da önemli bir oyuncu kılıyor. Gerek pas aralarında olsun gerekse birebirlerde bu atletik özelliğini defansif anlamda çok iyi kullanabilir.

HOPSON VE GALATASARAY

Erman Kunter’in eski takımlarında oynattığı sisteme baktığımızda ( atletik oyunculardan oluşan cost to cost ) Hopson’ın onun oyun düzeninde çok önemli bir yeri olacaktır. Çok önemli bir skor tehditi ancak büyük ihtimalle maçlara tıpkı kendisi gibi topu sürekli elinde isteyen Dwight Hardy ile başlayacak. Topun sürekli dönebilmesi açısından bu iki oyuncuyu takım oyununa monte edebilmek zaman alacaktır, öte yandan diğer oyuncuların da saha içinde efektif kullanılması şart. Hücumda topu dolaştırabildiğimiz zamanlarda ise zayıf kanatta Hopson’ı ceza şutörü olarak kullanabildiğimiz dakikalarda hem kendisinden daha fazla yararlanabiliriz hem de takım oyununa sadık kalabiliriz. Ama dediğim gibi sezon öncesi oyun sisteminin oturması gerekli.

Hopson sevilen bir oyuncu modeli. Atletizmi ve patlayıcılığı ile çoğu maçta bulacağı yüksek skorlar ve göze hitap eden smaçları ile taraftarlarımızı maçın içine daha çok sokacak ve rakip takımın direncini kıracaktır.
Kendisine Yenilmez Armada formasıyla başarılarla dolu bir yıl diliyoruz.

SCOTTY HOPSON 2016-2017 SEZONU PERFORMANSI DERLEMESİ

UMUT KAAN ARSLAN

 

]]>
RICHARD HENDRIX http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/richard-hendrix/ Sat, 29 Jul 2017 17:08:20 +0000 http://gsbasket.org/?p=4601 İstikrarsız geçen 2016-17 sezonunun ardından, neredeyse “sıfırdan” bir kadro kurmaya başladı erkek basketbol takımımız ve ilk takviyemiz Richard Hendrix ile pivot rotasyonuna oldu. 31 yaşındaki Amerikalı pivot, 2.06 boyunda ve en son Gran Canaria’nın başarısı için ter döküyordu.

Önemli bir Euroleague ve Eurocup tecrübesi bulunan yeni transferimiz, Lokomotiv Kuban forması giyerken bir Eurocup şampiyonluğu yaşadı. Bunun yanı sıra Maccabi’de iki ayrı seferde olmak üzere toplam 2,5 sezon forma giydi, Milano ve Malaga formalarıyla da Eurolague tecrübesi yaşadı. Hakeza geçen sezon da Canaria ile Eurocup çeyrek finaline kadar ilerledi (Yeri gelmişken Gran Canaria’da Eurocup’ta 18 dakika süre alıp 7.7 sayı, 3,6 ribaund ve 1.1 asist ortalaması tutturduğunu belirteyim).

Erman Kunter’in Hendrix’i isteme sebebinin ilk başta bu tecrübe faktörünün olduğuna inanıyorum. Uyum konusunda risk almak istemediğini ve kalitesiyle Avrupa basketboluna kendini kabul ettirmiş bir isimle pivot rotasyonunu güçlendirmek istediğini düşünüyorum. Artıları ve eksilerine ise sonraki paragraflarda değinelim…

Hendrix’in Maccabi ve Kuban sezonları bizim için önemli bir referans fakat yeterli değil ve hatta yanıltıcı olabilir. Zira özellikle son iki sezon içerisinde grafiğindeki “düşüş eğrisini” görmezden gelemeyiz. Buna ek olarak dikkat çekmemiz gereken bir diğer nokta, Gran Canaria’da sezon ilerledikçe Hendrix’in süresinin ve rolünün giderek azalması ve bazı maçlarda bu sürenin 6-7 dakikaya kadar düşmesi. Elbette bunun bazı sebepleri var:

Birincisi, ayak çabukluğu eskisi gibi değil ve savunmasına dezavantaj olarak yansıyor bu. Kısayla karşı karşıya kaldığında geçilmesi pek de zor değil artık.

İkincisi, eski atletizminin olduğunu söyleyemeyiz. Bu da hem savunmada hem hücumda hanesine eksi olarak yazılıyor.

Üçüncüsü, box out ve ribaund konusundaki caydırıcılığının azaldığını görebiliyoruz.

Tüm bunlar bir araya gelince Canaria’daki rolünün neden azaldığını ve süresinin niçin kısıtlandığını anlayabiliyoruz. Özellikle zorluk seviyesi yüksek maçlarda (ki son örneği Liga Endesa’daki Baskonia serisi) süresinin daha sınırlı olduğu gözümüze çarpıyor.

Artılarına gelince, Hendrix’in -özellikle- sırtı dönük oyunu ve artık görmeye hasret kaldığımız pivot adımlamalarını iyi becerdiğini söylemeliyiz. Canaria’da da sık sık bu silahına başvurduğunu görüyoruz. Faul alıyor, çizgiye gidiyor ya da sayı buluyor… Atletizmi ve ayak çabukluğu eskisi gibi olmasa da pick and roll ile de takıma katkı verebiliyor halen. Bir diğer özelliği ise oyun görüşünün bir pivota nazaran çok iyi olması. Sırtı dönük oyunlarda savunma ona odaklanmış ve/veya yardım savunması gelmişken boştaki takım arkadaşını bulabiliyor rahatça. Orta mesafesinin de hiç fena olmadığını söyleyebiliriz, zaman zaman şutunu da kullanıyor. Benim en çok dikkatimi çeken taraf ise sırtı dönük oyunuyla Gran Canaria hücumlarında başlı başına bir alternatif oluşturması. Erman Kunter’in de bu silahından yararlanacağını düşünüyorum.

Genel olarak toparlayacak olursak, eski atletizmi ve ayak çabukluğu olmaması dolayısıyla savunmada bir miktar sıkıntı yaşatabilir fakat sırtı dönük oyunu, orta mesafesi ve oyun bilgisi/tecrübesiyle takımımıza katkı verebilir. En belirleyici nokta ise Hendrix’i “tamamlayıcı bir parça” olarak kullanmamız gerekliliği. Alacağı süreyi -maç içerisinde farklı zorunluluklar olmadığı sürece- 15-20 dakika arasında tutmamız gerektiğini düşünüyorum. Eğer bu perspektiften bakar ve rolünü buna göre belirsek kötü bir transfer olmadığını söyleyebilirim. Daha net bir fikir yürütebilmek için ise önce yapılacak diğer pivot transferini, sonrasında da sezon başlangıcını beklememiz gerekecek elbette.

Yeni bir Eurocup zaferi hikayesine değerli bir katkı sunması dileğiyle.

Semih Nişancı 

 

]]>
ŞUBEYİ SAHİPLENEN AMA KENDİ SAHİPSİZ BİR ADAM http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/subeyi-sahiplenen-ama-kendi-sahipsiz-bir-adam/ Wed, 14 Jun 2017 17:51:08 +0000 http://gsbasket.org/?p=4588 Bu yazı belki sinirle yazılmaya başlandı. Belki olayda bilgi kirliliği de vardır. Hatta daha önce Ataman’ın yıprandığını ve bu sezon ayrılmasının ve biraz basketbolsuz yaşamasının doğru olabileceğini bile düşündüm. Hatta belki de bugünkü karar doğru. Ama mevzu bunlar değil. Mevzu yıllardır sahipsiz bir şubeyi sahiplenen ama kendi sahipsiz olan bir adamın başına gelendir. Yazıya başlamadan önce yazıda kullanılan fotoğrafların ”fotoşop” olma ihtimalinin daima olduğunu da belirteyim. Malum; bizde böyle…


Geçen seneki çılgın fiyatlı kombineler ilk açıklandığında ”bu sene de bizim koltuğu alırım ama her maç 2 mola da ben alırım artık” diyen bir babam var. Malum kombinesi saha içinde benche 3 metre mesafede yıllardır. Esprisi komik değildi belki ama adam için Ataman olduğu sürece umut vardı. Adam için Ataman, İzmit’ten öğlen oynanan Banvit maçına gelme sebebi. Ataman bu yılki Anadolu Efes serisinin ikinci maçı sonrası ”son maçta o salonda 10000 Galatasaraylı’yı bekliyorum” minvalinde bir şey dediği için maça 2 gün kala bilet bul diye başımın etini yiyip İzmit’ten otobüsle bu maça gelen bir adam. 2 senedir ara ara çıktığım Galatasaray TV yayınlarında Ataman hakkında bir şeyler demediğim zaman arayıp ”niye demedin?” diye soran adam. Ve inanın ki babam spesifik bir örnek değil. O salonda yıllardır kombine alan, verdiği paranın aldığı hizmete denk düşmediğini bildiği halde bunu umursamayan bir sürü adam bugün Ergin Ataman için üzülecek. Peki sizce bu insanların Ataman’a duydukları güvenin nedeni her sene o ya da bu şekilde ortaya bir hedef koyup o hedefe yürüme isteği olabilir mi? Ya da bu insanların yüzde beşi size güveniyor mu? Güvenmeyi bırak tanımıyorlar bile.

Ataman’ın hataları yok muydu derseniz size 3 yazı büyüklüğünde Ataman’ın hataları arşivini çıkarabilirim. Hatta bundan 5 yıl sonra Ataman bu yıl yaptığı transferleri hatırladığı vakit ”alkollü müydük lan acaba bunları alırken?” diyip bir gülümser bence. Ama Ataman yaptığı her olumlu ve olumsuz hareketin cezasını kendi çekti. Yaptığı yanlış transfer yüzünden sezonluk lig lisanslarını bitirince kendi çaresiz kaldı. Nolan Smith ile kötü ayrılınca Quinn Cook transferi olmadı ve kendisi yeniden oyun kurucu aramak zorunda kaldı. Scouting konusunda tembel davrandı ve bu yüzden hep sezon içinde daha fazla emek harcamak zorunda kaldı. 10 milyon dolarlık bütçeyi iyi kullanamaması da bizzat kendi kariyerine bir darbe oldu. Ama biz bu 5 senenin neredeyse tamamında iddialı olduk; her şeye rağmen hem de. Bunda Ataman’ın payı yok mudur?

Peki siz Sayın Topsakal, Ataman’ın Galatasaray’ı zarara uğrattığını söylüyorsunuz. Eğer amacınız şaka yapmak değilse, 5 yıl boyunca neredeydiniz? Göreviniz gereği Galatasaray’ı korumak görevinizken, 2016’nın Haziran ayında, Eurocup alınmışken bu iddianızı neden gündeme getirmediniz? Neden sezonun sonunda Galatasaray’ı (kulübe zarar verdiğini bildiğiniz halde) Ataman’dan kurtarmadınız? Ciddiye alınmayacağınızdan mı, yoksa kupanın altında ezileceğinizden mi korktunuz? Gerçi kupalı fotoğrafa kendini photoshop ile ekleten birisi için fazla iddialı söylemler olurdu Eurocup sonrası Ataman hakkında olumsuz beyanda bulunmak.


Galatasaray’ı zarara uğratmak demişken; antrenörünüz 3 sezondur hakemler konusunda çıldırma noktasına gelmişken tarafsız olarak bakıldığında birçok maçta takımın aleyhinde düdükler ile takım mağlubiyetler alırken siz neredeydiniz Can Bey? Çıkıp 1 kere olsun bu kulübün haklarını savundunuz mu? Federasyonun bir personelinin yaptığı hatadan dolayı derbi galibiyeti hükmen gasp edilirken siz neden saklanacak delik aradınız? Federasyonun yapmış olduğu, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın aslında alakasının bile olmadığı bir olayda Galatasaray alenen mağdur edilirken siz nasıl rahat rahat o koltukta oturdunuz? Kulübü zarar ettirenlerin kulüpten ayrılmasını gerektiğini söylüyorsanız; sizin de derhal istifa edip yerinize kulübü zarara uğratmayacak bir personelin gelmesi gerekmez mi?

Yönettiğiniz (?) şubenin bir önceki forma sponsoru Champion yeni sezon formalarını , takım sezonu açtığı halde üretememişken siz bu durumda ne yaptınız Can Bey? Eski formaların heryerini bantlayıp takımı sahaya çıkartmaya utanmadınız mı? Şarap üretecisi olduğunuz söyleniyor. Siz şarap üretirken tedarikçi firmadan alkol gelmedi diyip şarapları alkolsüz üretebiliyor musunuz?

Sayın Topsakal; Göktürk Ural’a Ataman’ın attığı tokat yüzünden görevi bırakmıştınız. Bunu da açık açık söylemiştiniz. Peki Ataman halen bu takımın antrenörüyken basketbol şubesinin başına hangi yüzle geçtiniz? Tokatın kızarıklığının geçmesini mi beklediniz? Ya da göreve yeniden geldikten sonra Ataman’ın elini sıkarken yüzünüz kızarmadı mı? Lafınızın arkasında duramadınız mı? ”Bana ihtiyaç olduğunu hissettiğim için tekrar geldim” derseniz eğer; Ataman yerine Kunter tercihinizi daha da iyi anlamış ve hayal gücünüze daha da hayran kalmış olurum.

Koç konusunda karar verecek yetkili ben olsaydım, Ataman ile çalışmama fikrini düşünürdüm. Ataman’ın yıprandığı, basketbolun biraz dışında kalarak rejenere olması gerektiğini bu yıl hep hissettim. Hocanın çaresizliğine bu sene çok şahit olduk. Hatta iddiasız olduğu, bütçeden bahsettiği anlar hiç kendi tarzında söylemler içermiyordu ve Ataman her bu tarz açıklama yaptığında ben kendisinin iyice yıprandığını hissettim. Ama kendisiyle yolları ayırmak istesem bile bunu ”basın önünde küçük düşürücü demeçler vererek” değil, teşekkür edip onore ederek yapardım. Aldığı kupaları yanyana koyup bir basın toplantısı yapmak çok zor olmazdı değil mi Can Bey?

Fakat şubenin zarara uğratılmasını istemeyen Can Bey, bugün Ataman’ın istifa etmesini alenen isteyenleri bile çıldırtacak noktaya getirerek bu şubeye ”photoshop ile düzeltemeyeceği” kadar zarar vermiştir. Yeni antrenörümüz Erman Kunter’i bile ateşe atmayı başarmıştır. Erman Kunter’i sükunet içinde getirerek hocaya rahat çalışacağı bir iş ortamı sunup baskıyı üzerinden almak yerine, Erman Kunter’e bizzat Ergin Ataman olma görevi vermiştir. Ve bu hem Erman Kunter’e hem de doğal olarak Galatasaray Erkek Basketbol Takımı’na zarar verecektir. Edilen teklifi kabul edip gelen adamı ilk günden ateşe atmak, yöneticilik adına size yakışır bir iş oldu Can Bey.

Başkanımız Sayın Dursun Özbek’e de değinmek istiyorum. Kendisinin Ataman ile devam etmeyi istediği konusunda hemen hemen herkes fikir birliğine varmış durumda. Malesef ki sportif olarak bu kadar başarısız geçen başkanlığınız döneminde size nefes aldıran bir Avrupa Kupası hediye eden antrenörünüz için , kendi fikriniz de pozitifken keşke bu konuya bizzat dahil olsaydınız. Sizin isteğinizle olmayan bir şey bugün sizin sorumluluğunuzda gerçekleşmiş oldu. Belki de bu yanlışı düzeletecek zamanınız halen daha vardır.

Son olarak Ergin Hocam; hatan da sevabın da büyük. Ve ilk geldiğinde Oktay Mahmuti’nin ayrılığı neticesinde sana soğuk bakan taraftarı etrafına toplayıp, ”içerde” ve dışarda bütün problemli yapılara rağmen bu takıma hem şampiyonluk hem Avrupa kupası kazandırdın. Kupalardan bağımsız olarak sen bu takıma iddialı olmayı, başı dik tutmayı getirdin. Gerekirse tek başına herkesin karşısında durdun. Bu yüzden bütün bu sana karşı durup seni engellemeye çalışan insanlar ya unutulacak ya da sırf sana karşı oldukları için senin popülariten yüzünden akıllarda kalacak. Bugün belki bir veda olabilir ancak ben seni ilerde bu klübün başında ”herkese kafa tutan” halinle tekrar göreceğimi biliyorum. Belki de safralar vücuttan atılana kadar burada olmaman senin de hayrına olacak. Şimdilik hoşçakal; aslan yürekli hocam!

NOT: Photoshoplar kötü çıkmış olabilir, haklısınız. Malum herkesin photoshop bilmeye ihtiyacı yok. İyi bilen zaten kendini belli ediyor 🙂

YAZAR: VEYSİ DENİZ BASKIN

]]>
Geleceği Bugünden Kurabilmek http://gsbasket.org/genel/gelecegi-bugunden-kurabilmek/ Thu, 11 May 2017 17:13:02 +0000 http://gsbasket.org/?p=4544 GELECEĞİ BUGÜNDEN KURABİLMEK

Günümüzde herhangi bir branşta başarılı olabilmenin yolu plan ve programdan geçiyor. Hele ki istikrar amaçlıyorsanız, kısa vadeli planlar da yeterli değil, daha ayrıntıcı olmakla birlikte disiplinden de asla taviz vermemeniz gerek. Kuracağınız yapı makine düzeninde işlemeli, makineye müdahaleniz “en fazla bakımla sınırlı kalmalı”. Zira iş yap-boza dönerse, bırakın istikrarı kısa vadede başarı elde etmek bile çok zor, bunu hepimiz biliyoruz. Galatasaray’ın çözüm bekleyen sorunlarından birincisi de bu: Plansızlık. Özellikle basketbolda, o sırada görev başında olan yönetimin hangi sezon ne yapacağı hiç belli değil. Erkek ve kadın basketbol takımlarımızın bütçesi her sezon değişiyor, ödeme problemleri de cabası. “Taraftar kombine alsın da günü kurtaralım” anlayışıyla sürece yayılabilen başarıya ulaşmak (hadi meşhur deyimimizle oynayayım biraz) deveye basket attırmaktan daha zor!

Neler yapılabilir? Galatasaray basketbolunun yarınlarını daha net ve berrak görebilmesi için hepimizin kafa patlatma vakti geldi de geçiyor. Kadınlarda iki, erkeklerde ise bir Avrupa kupasını ülkemize getiren şubemiz artık bu noktadan geri dönemez. Hele ki basketbolun popülaritesi ve taraftarımız içerisinde basketbol tutkunları günden güne çoğalırken “küçülme” gibi boş lafların mevzu bahsi bile olmamalı. Gerekirse zoru başarmalı ancak bu kulüpte -en azından basketbol konusunda- şube ve taraftar işbirliğini en üst seviyeye taşımalıyız, Galatasaray tarihine karşı bu sorumluluğumuz var! Çözüm yollarını inşa etmemiz gerekiyor ki şubenin ayaklarını bastığı zemin bir nebze sağlam olsun. Şube, taraftarın sesine kulak verecek, taraftar şubeye katkı yapmaktan geri durmayacak. Sanırım en azından başarı vizyonunun en temel ihtiyaçlarından biri bu.

  • Şube ile taraftar arasındaki iletişimi canlı tutabilmek ve gelir kaynakları oluşturmak

Birincisi; Kombine fiyatları ve basketbol ürünlerinin satışı konusunda kulüp taraftarın nabzını yoklayabilmeli, şubenin çıkarlarını da göz ardı etmeden fiyat politikasında “denge”yi tutturabilmeli. Taraftarın maçlara gitme alışkanlığını kazanması, bu alışkanlığı kazanırken de özellikle kombine bilet satın alarak şubeye katkı yapması çok mühim.

İkincisi; Sosyal medya etkili kullanılmalı (ki kullanılıyor ne mutlu ki), en azından basketbol şubemizin resmi hesapları konusunda geriye gidilmemeli. Mevcut çizgi korunmalı. Sosyal medya hesaplarımızdan, taraftarın basketbol takımlarımıza ilgisini arttıracak ödüllü yarışmalar düzenlenmesi gündeme alınmalı.

Üçüncüsü; Basketbol ürünleri mutlaka çeşitlendirilmeli. Basketbolcularımızın ve koçlarımızın bibloları, oyuncu tişörtleri ve posterleri aklıma ilk gelenler. Formaların satışa çıkarılması güzel, bu konudaki çizgi sürdürülmeli. Örneğin, yıkılması gündemde olan Abdi İpekçi Arena’nın maketi çıkarılsa fena mı olur? Şube bu konuya daha fazla eğilmeli, taraftar ile fikir teatisi canlı tutulmalı. Tasarım konusunda, taraftarın bağrından çıkmış isimlere danışılmalı ve öneriler lafta kalmamalı!

  • Şubenin yönetim yapısını güçlendirebilmek

Galatasaray köklü bir spor kulübü, tarihi sadece futbolla sınırlı değil. Neredeyse her spor branşında kulübümüzün bir şekilde öncülüğü olmuş ve ciddi misyonlar üstlenilmiş. Azimle mücadele etmek ve başarılı olmak adeta camianın genlerine işlemiş, geçmişten bugüne aktarılan potansiyelin değeri büyük. Peki ya bugün ve yarınlarımız? Özellikle basketbolda sık sık yönetici ilgisizliğinden şikayet edilmesi, bu kulübe yakışan bir durum mudur? Örneğin basketbol şubesiyle ilgilenen kaç profesyonel var? Teknik ekibin veya oyuncuların sorunlarına eğilen, başarının ilk şartı olan “aile ortamı”na katkı yapabilen yetkili sayısı bir elin parmaklarını geçiyor mu? Ya maçlara gelen yönetici sayısı? Ya da maçları TV’den de olsa izleyenler? Sıkça yaşadığımız hakem hatalarından hesap sorabilecek yetkili kimdir? Neredeyse tüm bu soruların cevapları belirsiz. Çare çok açık: Galatasaray yönetiminin, basketbol şubesinin hakkını savunacak donanımda bir ismi şubede görevlendirmesi gerekiyor. Gerektiğinde teknik ekip ile yönetim arasında, gerektiğinde yönetim ile taraftar arasında köprü olabilecek bir isim. Şube yetkilisi ya da menajeri, adına ne derseniz… Bu “hantal” görüntü, Galatasaray’a yakışmıyor!

  • Şubeye basketbolcu verisi sağlayacak bir scout ekibi kurmak

Günümüzde dünya basketbol piyasasına bir tek kişinin hakim olabilmesinin beklenmesi, oyuncu havuzunun genişliği göz önüne alındığında net bir haksızlık olur. Erkek ya da kadın basketbolu fark etmeksizin tüm yükü koçun omuzlarına yıkmak da koçun işini zorlaştırmaktan başka hiçbir şeye yaramaz. Bütçeniz ne olursa olsun, iyi bir basketbolcunun kumaşından anlayacak bir scout ekibi kurulması zaruri. Yalnızca menajerlere bel bağlamak da çözüm değil, bu konuda bir şeyler üretebilecek basketbol akıllarından yararlanmak konusu çok çok önemli. Erkek basketboldan örnek verelim: Khem Birch, Matt Lojeski, Bryant Dunston, Mike James, Adam Hanga, Fabien Causeur gibi cevherleri çok uygun maaşlarla oynatan Uşak Sportif, Olympiakos ve Baskonia gibi ekiplerden bir eksiğimiz olmamalı. NBA (kadınlarda WNBA) ve Avrupa piyasasına hakim ayrı iki ekip ve bu ekibin çalışanları şubeye çok güzel katkılar sağlayabilir. Scout hamlesi şube için faydalı bir alışkanlık haline getirilmeli. Özellikle yıldızı parlamış isimleri sınırsız bütçelerle takıma katamayacağımız göz önünde bulundurulduğunda!

***

Yapılacak şeylerin zor olmadığı çok açık. Önce farkındalık yaratmak, ardından somut bir şeyler üretebilmek için biraz olsun emek harcamak gerekiyor. Basketbol, dünyanın en muhteşem oyunlarından biri. Takım oyununun ve başarısının tadına varabilmek için herkesin fedakarca çalışması şart.

SEMİH NİŞANCI

 

]]>
Galatasaray Odeabank – Euroleague http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/galatasaray-odeabank-euroleague/ Sat, 08 Apr 2017 10:56:08 +0000 http://gsbasket.org/?p=4520 27 Nisan 2016 gecesi Abdi İpekçi’de yazılmaya başlanan roman, 6 Nisan 2017 gecesi Almanya’da sona erdi. Galatasaray kazıya kazıya geri döndüğü Euroleague’de sezonu 12.olarak bitirdi.

Yaz başında Euroleague kadrosunu kurmak için çalışmalara başladığımızda Ergin Ataman’ın açıklamalarına göre temel hedef, Eurocup’ı kazanan kadroyu korumaktı. Kadro istikrarının devam etmesi, elbette sezona daha hazır bir halde girmeyi amaçlıyordu ve oluşan bu pozitif havanın toz bulutuyla karışmaması isteniyordu. Birbiriyle uyumlu, birbiriyle oynamaktan zevk alan, çok iyi dostluklardan oluşan bu takım, birdenbire dağılmak zorunda kaldı. Lasme’ye 1 yıl ceza verildi. (Bu tip yasaklı madde kullanımlarında en büyük cezanın Lasme’ye verilmesi dikkat çekiyor. Bu konuda büyük bir haksızlığın yapıldığını düşünüyorum. Zaten 6 aylık cezanın ardından FIBA, Lasme’nin basketbol oynamasına izin verdi ve Lasme D-League’de oynamaya başladı.) Eurocup MVP’si Errick McCollum Çin’e transfer oldu ve geldiği günden itibaren Galatasaray’ın çölde bulduğu suyu olan Chuck Davis basketbolu bıraktı. Tüm bunların ardından yeni oyuncularla yeni heyecanlar yaşamaya hazırken yeni takım olmanın yaratmış olduğu uyumsuzlukla sezona 0/5 başladık. Oyun kuruculardan beklediğimiz katkının gelmemesi (Avrupa basketboluna uyum sağlayamayan Russ Smith ve kafası pek burda olmayan Dentmon), sezonu menisküs yırtığıyla açan Micov’un kendisini bulamaması, Tibor’un takıma Krstic problemi yüzünden Eylül ayında katılması, sistem içinde büyük bir karmaşanın yaşanmasına neden oldu. Tüm bu yaşananlar, karamsar tabloyu zindana çevirdi. Sadece bunlar değil; Ergin Ataman’ın kariyeri boyunca pek tercih etmediği 9 yabancı problemi de takıma zarar verdi. Kısaca tutmayan bir mayanın ürünü olmuştuk. 0/5 yaptıktan sonra yavaş yavaş doğru beşleri yakalamaya başlayan Ergin Ataman, Tibor’u ve Diebler’ı daha aktif kullanmaya başladı. Abdi İpekçi’de Olympiakos, Daçka, Barcelona ve Milano galibiyetlerinden sonra birkaç hesap yapıp treni yakalamaya çalıştık. Aslında yakaladık da

İşlerin yoluna girer gibi olduğu bu dönemde üst üste gereksiz mağlubiyetler almak hepimizi derinden yaraladı. Langford’sız Unics deplasmanıyla başlayan, Efes (2 maç), Brose-Zalgiris ile devam eden ve Euroleague’in en soft deplasmanlarından biri olan Milano maçıyla sona eren bu dönemde yalnızca Zalgiris Kaunas’ı mağlup ettik. Yarışta kalıp Final-Eight iddiamızı devam ettireceğimiz anda, yarıştan koptuk. Sonrasında formaliteden öte geçmeyen maçlarla birlikte Galatasaray oyun içi gelişimi bakımından sezon başına göre aşama kaydetmeye başladı. Son 12 maçta gelen 6 galibiyet ve oynanılan iyi basketbol izleyicileri tatmin etti. Bu gelişim, Errick McCollum transferiyle birlikte ligde final-şampiyonluk iddiasının sürmesi açısından oldukça önemli.

Sezona dair hatırlamak istediğimiz bazı anlar yaşadık. İlk deplasman galibiyetimizi, GSBasket‘in aylar öncesinden yapmış olduğu organizasyonla Barcelona’ya çıkarma yaptığı maçta aldık. Önce İZMİR MARŞI ile coşan arkadaşlarımız, “YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA YAŞA” sesleriyle Palau Blaugrana’yı inletti ve gelen galibiyeti doyasıya kutladılar. Üzerinden yıllar geçse dahi asla unutamayacağımız bir maç daha yaşadık. Deplasmanda oynadığımız Olimpiakos maçı… Nasıl unutulabilir ki? 20 sayı geriden gelerek Pire’de Olimpiakos’u mağlup etmek gerçekten unutulmaz maçlardan biri olarak hafızalarımıza kazındı bile.

Bir de unutmak istediğimiz bazı kötü olaylar yaşadık. Özellikle ucu ucuna kaybedilen maçlar bizleri epey üzdü. İçerde oynadığımız Kızılyıldız maçı, deplasmanda oynadığımız Maccabi, Milano ve Baskonia maçları küçük hatalarla kaybedildi fakat maçların kaybedilmesinden daha önemli bir olay daha yaşadık. Ultraslan grubu, Galatasaray koçunu hedef aldı ve tribünde istenmeyen olaylar yaşattı. Koçunu koruyan taraftarlara saldıran, Abdi İpekçi’ye basketbol izlemeye gelen çocukları ve kadınları korkutan, salona yalnızca huzursuzluk çıkarmaya gelen bu grubun derdinin basketbol olmadığını hepimiz biliyoruz…

Son olarak parkeye dönmek gerekirse, bu sezon psikolojik açıdan bizi çok hırpaladı ama içerde ve dışarda gelen Olympiakos, Barcelona galibiyetleri, 3.çeyrekte sahadan sildiğimiz Real Madrid maçı, bizleri biraz olsun teselli ediyor. Lig için umutların tükenmediğini de belirtmek isterim. Temennim en kısa sürede yeniden Eurocup’ı kazanıp Euroleague’de mücadele etmek ve 2013-2014 sezonunda olduğu gibi Final-Eight’e kalmak. Sevgilerle…

Engin Ağzıdeli

]]>
Bruno Fitipaldo http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/bruno-fitipaldo/ Tue, 27 Dec 2016 11:14:56 +0000 http://gsbasket.org/?p=4444 Birçok kişiden farklı olarak Fitipaldo’nun ağırlıklı olarak milli takım maçlarını izlemeyi tercih ettim. Lega Basket’in bazı oyuncuları olduğundan iyi veya kötü gösterdiğini düşündüğüm için daha çok milli takım maçlarına göz attığımı söyleyebilirim fakat tabi ki de sadece bununla sınırlı kalmayarak Lega Basket günlerini de izledim. Milli takımda oynadığı süre içinde karşısında Vargas, Campazzo ve benim kişisel hissiyatımla alakalı olarak birbirlerine çok benzediklerini düşündüğüm JJ Barea ile karşılıklı oynamış olmasının, oyuncu özellikleri açısından bizlere daha net bir fikir sunacağını düşünüyorum. Öncelikle Fitipaldo’nun herhangi bir kolej kariyeri bulunmuyor. Tamamen Güney Amerika topraklarına ait, oranın ikliminde büyümüş bir oyuncu. Fitipaldo’yu yakından tanıyanlar onu izlemenin fantastik olduğunu belirtiyor ve analiz yazısı yazmak için izlediğim her maçta onlara hak vermemek yanlış olurdu.

Temel olarak sorulacak ilk soru kaptan Sinan Güler ile olan uyumunun nasıl olacağı. Fitipaldo topsuz oyunda oldukça etkili olan bir guard. Sinan ile birlikte çift kısa oynadıkları dönemde onu skorer olarak kullanmak Galatasaray’a avantaj sağlayacak. Skorunu şut üzerinden de bulması oyunun sıkıştığı dakikalarda rakibi açmak için iyi bir anahtar olacak. Şutlarını dripling üzerinden attığı gibi set içinde topsuz koşular sonrasında da bulması hücum çeşitliliği bakımından pozitif gözüküyor. Kısaca Fitipaldo’dan 3 sayı çizgisinin gerisinden şut atmasını ve buralardan skor üretmesini beklemek gerçekçi bir yaklaşım. Zira 3 sayılık şutlarının yüzdesi bir hayli yüksek.

2015: FIBA Americas (8 MAÇ): %38 – (2.4/6.2)

2016: Orlandino (11 MAÇ): %42.6 – (2.4/5.5)

Topsuz oyunda Fitipaldo ve Diebler’ın sahada olduğu dakikalarda hücumda aşırı enerjik bir Galatasaray Odeabank izleme şansımız var. İki oyuncunun da yaptığı topsuz koşular, oyunu yönlendiren Sinan, Schilb gibi oyuncular için çok değerli. Koşulardan bahsetmişken açık sahada da etkin bir model Fitipaldo. Tam sahada toplu ya da topsuz çembere atak etmekten çekinmiyor. Galatasaray’da Ergin Ataman’ın özellikle ortaya enerji koyan beşlerle oynadığında sezonun geri kalan kısmında takımın çembere daha çok gittiğini göreceğiz. Topsuz oyunun dışında büyük resme baktığımız zaman bazı maçlarda kaptanın aldığı yüksek sürelerden kaynaklı ciğerini sahaya bırakacağını anlar gelse de Fitipaldo’nun rotasyonu rahatlatacağı ve bu doğrultuda Sinan’ın veriminin artması olası.

Geçiş Hücumları, Cut’ları ve Çembere Gidişi

Fitipaldo’nun en büyük artılarından biri Pick and Roll hücumlarında olan aktifliği. Özellikle Slip-Screen yapan çabuk ayaklı uzunları (Alex Tyus) besleme konusunda çok yetenekli bir kısa. Diğer yandan Tibor Pleiss’ı rakip savunmayla çok fazla içli-dışlı yaşatmak, en azından hücumda, bizim isteyeceğimiz bir durum değil. Sonuçta 2.20’lik Tibor’u savunmada diri tutmak Galatasaray için başlıca gayelerden biri. Bu durumda Fiti’nin, sezonun son 1.5 ayında olduğu gibi, Tibor’a hazırlayacağı orta mesafe şutlar hem Tibor, hem de Galatasaray için yararlı olacak ve anlatmaya çalıştığım bölümler kuş bakışı olarak Galatasaray’ın 1-5 P&R hücumlarını özetleyecek. Ek olarak forvetleri de besleyebildiği P&R hücumlarında pick sonrası ters tarafta olan oyuncuyu görüş açısına alması, oyun aklının yaşından daha da büyük olduğunu gösteriyor.

P&R Videosu

Orlandina kariyerinde henüz 11 maça çıkan Fitipaldo Euroleague arenasında ilk kez yer alacak ve bu, kafalarda bazı soru işaretleri oluşturuyor. “Uyum sağlayacak mı? Fiziği yeterli olacak mı?” Bu kısımda öngörü yapmak kolay değil. Çünkü Russ geldiğinde büyük umutlarla büyük performanslar göstermesini beklemiştik fakat bir türlü o çıkışı yapamamıştı ama bir önceki sezonda vasat takımlarda forma giyen Galatasaray’a Errick geldiğinde sezon sonunda Eurocup MVP’si olmuştu. Zaten sezon ortası bir hamle ve çoğu sezon ortası transferinde olduğu gibi Fitipaldo transferinin de riski mevcut.

Zayıf karnı ilk olarak elbette fiziği ve savunması fakat burada önce küçük bir emsal sunmak istiyorum. Savunma emek isteyen, fedakarlıklardan oluşan bir eylem. Burada Diebler örneği üzerinden konuşmak doğru olacak. Diebler kariyeri boyunca savunmasıyla anılan bir oyuncu olmadı fakat Galatasaray’da durum öyle bir noktaya taşındı ki, Göksenin ile birlikte Diebler takımın en ateşli savunma oyuncusu haline geldi. Diebler bu sezon başlarken “ben harika bir savunma oyuncusu olacağım” demedi fakat savaştı ve ortaya büyük bir emek koydu. Fitipaldo’nun zihnine Galatasaray’da hücumda var olduğu kadar savunmada da + yazması kazınmalı. Rakibi rahatsız etmeli ve yüreğini parkeye sermeli. Ön alanda Fitipaldo & Sinan / Fitipaldo & Göksenin / Fitipaldo & Diebler ile oldukça hareketli bir savunma ikilisi görmemiz mümkün.

]]>
Genel Değerlendirme http://gsbasket.org/genel/genel-degerlendirme/ Sun, 18 Dec 2016 10:14:25 +0000 http://gsbasket.org/?p=4411 DİKKAT!

SİNAN ERDEM Mİ? – Olympiakos

Final-Four’un Sinan Erdem’de olacağı netleşince Olympiakos 2012’yi anımsayarak sezona aşırı konsantre girdi. Oyuncular bu yıl Final-Four’u her şeyden çok istiyor. Sakatlıklar, şanssızlıklar onların hevesini asla kırmayacak.

BİR İHTİMAL DAHA VAR! – Galatasaray

Sezona kötü giren Galatasaray Odeabank üst sıralarda olan takımları yenerek özgüven kazansa da Final-Eight için yeterli galibiyeti bulabilecek mi? Bu büyük bir soru işareti. Galatasaray Euroleague’in 2.bölümünde 6 iç saha, 9 deplasman maçına çıkacak ve deplasman fobisinin devam ettiği günlerde bu can sıkıcı bir haber. Galatasaray için hedef içerde 6/6 yapmaya çalışmak , deplasmanda da 3-9/4-9 yaparak 14-15 galibiyeti görebilmek olmalı.

VAY! YİNE Mİ KEDER? – Brose Baskets Bamberg

Aldıkları 8 yenilginin 5’ini son topta, 2’sini de son dakikalarda yaptıkları küçük hatalar/rakibin onları hataya zorlamasıyla kaybeden Brose umudunu asla kaybetmiyor. 40 dakika boyunca kendi doğrularını sahaya yansıtmaya çalışan Alman ekibi, sezonun 2.bölümünde kazanacağı maçlarla adını ilk 8’e yazdırmak istiyor.

HER ŞEYİ OLAYLI! – Alessandro Gentile

Önce Milano’da kaptanlığı elinden alındı; ardından takımdan gönderilmesine karar verildi. Avrupa’da süperstar olabilecek kadar yeteneği var fakat kullanım dışı. Panathianikos onun dermanı olabilecek mi?

KAZANMAK RUHUMUZDA VAR! – Saski Baskonia

İsmi değişsin, oyuncuları değişsin, koçu değişsin. Değişmeyen tek bir gerçek var, o da Baskonia ekolü. Querejeta, saygılar…

KAYBEDENLER KULÜBÜ! – Maccabi Tel Aviv

Bir takım bir sezonda kaç koç değiştirir? Maccabi koç değiştirme rekoruna doğru gidiyor…

SİHİRBAZLAR! – Milos Teodosic & Nando De Colo

Yakaladıkları uyum, birbirlerine olan güvenleri, kazanma alışkanlığı… Kupayı kazandıktan sonra özgüvenleri daha da artan ikilinin bu yıl oynadıkları basketbol nirvana noktasında. Özellikle Teodosic’in bu sezon normal asisti yok!

ARTILAR

Keith Langford: Belki de kariyerinin en iyi sezonunu geçiren Langford, bu sezon Unics’i neredeyse tek başına taşıyor. Unics’in 12 maçta aldığı 3 galibiyet Langford’ın performansını küçültmemeli. Onu durdurmak imkansız.

Calathes & Pascual uyumu: Pascual ile birlikte sahada kendisini daha rahat hisseden Calathes triple-double’a yakın istatistiklerle ve tabii ki parkede gösterdiği performansla adından söz ettiriyor. İyi bir Calathes izlemek çok keyifli.

Honeycutt’ın Mental Liderliği: Honeycutt oynadıkça izleyenler zevk alıyor. Bu yıl Efes sisteminin vazgeçilmez oyuncularından biri olan Honeycutt, parkede çok vahşi. Efes onun iyi oynadığı maçları kolay kolay kaybetmiyor.

Nicolo Melli ve Kusursuzluğa Yürüyüş: Melli her gece yatmadan önce büyük ihtimalleşimdi bana kaybolan yıllarımı verseler..” dinliyor. Milano’da geçen yılları Melli için pek verimli olmadı ama yaşı henüz 25 ve Trinchieri onu pozisyonunun en iyi oyuncularından yapmak için uğraşıyor.

Johannes Voigtmann: Gösterdiği performansla izleyicileri büyüleyen Voigtmann, sezonun en iyi çıkış yapan oyuncularından biri durumunda.

Dejan Radonjic: Mütevazi kadrosuyla savaşçı bir takım oluşturan Radonjic, tebriklerin en güzelini hakediyor.

Will Clyburn: Kuzminskas’ın NBA’e gidişinden sonra Clyburn transferine birçok kişi burun kıvırsa da onun takıma verdiği katkı ve takımda bulduğu rol, üst seviyeye çıktığının kanıtı.

Kahraman Nikita Kurbanov: Geçen sezon Itoudis’in dokunuşuyla herkesi ters köşeye yatıran Kurbanov muhteşem bir görev adamına dönüştü. Takımın ribaund lideri ve görünmez kahramanı.

EKSİLER

Milano: Sezona iyi bir havayla girseler de sonrasında 30.kattan yere çakılan Milano, henüz Daçka maçı dışında bir deplasman kazanamadı. Evinde de toplamda 6 maçta sadece 3 galibiyet alan Milano’nun Final-Eight ihtimali çok düşük. Büyük bütçelerle başarısız olmayı yine başaracaklar…

Russ Smith: D-League’in en iyi oyuncularından biri olarak Galatasaray’a gelen Russ Smith ile dokunun uyuşmaması özellikle Galatasaray cephesinde hayal kırıklığı yarattı.

Alen Omic: Geldiği günden bu yana katkısı oldukça az oldu. Çıkış yapar mı? Şu anda bu çok zor görünüyor. Perasovic’in bu konuda bir B planına gideceğini düşünüyorum.

Luigi Datome: Geçtiğimiz sezon gösterdiği performansın yarısını bile ortaya koyamayan Datome eski formunu yakalamak istiyor. Datome’nin formsuzluğunda Bogdanovic’in de sakatlığının etkisi büyük.

Patric Young: “O eski halimden eser yok şimdi..” Geçirdiği ağır sakatlıktan sonra hala maç ritmini bulamadı. Kendine gelmesi halinde Olympiakos’un uzun rotasyonu aşırı değerlenecek.

ŞANSSIZLAR

Barcelona: Sakatlıklardan dolayı kadrosundan henüz verim alamayan Bartzokas’ın yolu epey dikenli ve yokuşlu.

Coty Clarke ve Austin Daye: Clarke’ın 2-3 aylık, Daye’in de 2-3 haftalık sakatlığı, Euroleague rookie’si olan ve kendilerini göstermek isteyen 2 oyuncu için çok talihsiz oldu.

Hackett: Final-Four’u hedefledikleri bir sezonda hücumda ve savunmada çok önemli işler yapan Hackett’ın sezonu kapaması Olympiakos cephesi için üzücü.

LİDERLER

SAYI: Keith Langford / 12 Maç – 283 Sayı

RİBAUND: Nicolo Melli / 12 Maç 98 Ribaund

HÜCUM RİBAUNDU: Parakhouski – Dorsey / 12 Maç 34 Ribaund

SAVUNMA RİBAUNDU: Nicolo Melli / 12 Maç86 Ribaund

ASİST: Milos Teodosic / 11 Maç – 93 Asist

TOP ÇALMA: Charles Jenkins / 12 Maç – 23 Top Çalma

BLOK: Ekpe Udoh / 12 Maç – 23 Blok

TOP KAYBI: Vassilis Spanoulis / 12 Maç – 50 Top Kaybı

 

Engin Ağzıdeli

twitter.com/enginagzideli

]]>
BSL Panorama #8 http://gsbasket.org/erkek-takimimiz/bsl-panorama-8/ Tue, 29 Nov 2016 13:19:51 +0000 http://gsbasket.org/?p=4398 Haftanın Takımı:  Haftanın takımı namağlup Banvit’i kendi sahasında mağlup eden Gaziantep Basketbol oldu.

Haftanın Oyuncusu: Haftanın oyuncusu ise Trabzonspor’dan Dwight Hardy seçildi. Hardy maçı 26 Sayı, 4 Ribaund ve 6 asist ile oynadı.

Haftanın Koçu:  Haftanın koçu Gaziantep Basketbol’dan Stefanos Dedas oldu. Sezonun en flash takımı Banvit’i ( her ne kadar Theodore kadroda olmasa bile) 60 sayıda tutup, mağlup etmek büyük bir başarıydı.

Haftanın Skor Lideri: Dwight Hardy – 26 Sayı

hardy

Haftanın Asist Lideri:  Earl Calloway – 9 Asist

Haftanın Ribaund Lideri:  Ege Arar – 11 Ribaund

Haftanın En İyi Yerli Oyuncu Performansı:  Cedi Osman – 17 Sayı , 6 Ribaund

Haftanın En Çok Süre Alan Oyuncusu:  Ted Ankara Kolejliler’den Dominique Morrison oyundan hiç çıkmayarak 40 dakika sahada kaldı.

Haftanın En İyi Kaybeden Performansı: Uşak Sportfi’ten D’angelo Harrison, Darüşşafaka’ya karşı 9/14 saha içi isabetiyle 25 sayı ile oynamasına rağmen takımının mağlup olmasını engelleyemedi.

bsl

Haftanın En İyi Beşi:  Marcus Denmon – Dwight Hardy – Deshaun Thomas – Caleb Green – Vladimir Stimac

Umut Kaan Arslan

]]>
Euroleague Panorama #7 http://gsbasket.org/genel/euroleague-panorama-7/ Fri, 25 Nov 2016 21:45:38 +0000 http://gsbasket.org/?p=4387 Haftanın Maçı: Galatasaray Odeabank – Barcelona Lassa, Darüşşafaka Doğuş – Panathinaikos

Haftanın Takımı: CSKA Moskova

De Colo’nun yokluğunda, Teodosic’in önderliğinde kusursuza yakın bir maç çıkaran CSKA Moskova, Baskonia’yı farklı yenerken haftanın takımı oldu.

Haftanın Oyuncusu: Milos Teodosic  34 Sayı – 10 Asist – 2 Ribaund

milos-teodosic

Haftanın Koçu: Ergin Ataman

Kritik bir eşikten geçen Galatasaray Odeabank, son dört Euroelague maçının üçünden galibiyet ile çıkmayı başarırken burada yatan en büyük unsur Ergin Ataman’ın yeni bir sistem yaratması oldu.

Haftanın En İlgi Çeken Galibiyeti: Maccabi Tel Aviv’in Atina’da Olympiakos deplasmanından çıkardığı galibiyet çok fazla ses getirdi.

Haftanın En Renkli Tribünü: Abdi İpekçi

ipekci-zaferi

Skor Lideri: Milos Teodosic – 34 sayı

Ribaund Lideri:  Tyler Honeycutt – 13 ribaund

Asist Lideri:  Milos Teodosic – 10 Asist

Blok Lideri:  Anthony Randolph – 4 Blok

Haftanın “4 Dikkat Çekici” Performansı:

Kevin Pangos: 19 Sayı – 3 Ribaund – 6 Asist

Felipe Reyes : 16 Sayı – 5 Ribaund

Milos Teodosic: 34 Sayı – 10 Asist – 2 Ribaund

Will Clyburn:  26 Sayı – 9 Ribaund

Haftanın En İyi Beşi:  Gelelim haftanın en iyi beşine. Takımlarının galibiyetlerinde önemli rol üstlenen ve etkileyici performanslar ortaya koyan isimleri belirledik. Lakin Sinan Güler’e ayrı bir parantez açmak lazım. Saha içinde yaptıkları zaten ortada ama ne zaman istatistik kağıdına baksak kaptan her hafta yeni bir kariyer rekoru kırıyor bu sezon.

sinan-guler-barcelona

Milos Teodosic – Sinan Güler – Blake Schilb – Derrick Brown – Paulius Jankunas

 

Engin Ağzıdeli

Umut Kaan Arslan

]]>
BSL Panorama #7 http://gsbasket.org/genel/bsl-panorama-7/ Tue, 22 Nov 2016 10:59:24 +0000 http://gsbasket.org/?p=4342 Haftanın Takımı:  Haftanın takımı güzel bir maç sonu ile Anadolu Efes’i yenen ve ligin namağlup tek takımı ünvanını ele geçiren Banvit oldu

Haftanın Oyuncusu:  Ricky Ledo ( Yeşil Giresun) 42 Sayı, 7 Ribaund, 3 Asist

Haftanın Koçu: Haftanın koçu ödülü de takımına ligdeki tek namağlup ünvanını kazandıran ve bir Euroelague takımını mağlup eden Banvit’in koçu Sasa Filipovski’ye gidiyor.

Haftanın Skor Lideri: Ricky Ledo – 42 Sayı

ledo

Haftanın Asist Lideri:  Sinan Güler – 12 Asist

Haftanın Ribaund Lideri:  Leon Williams (BEST Balıkesir) – 14 Ribaund

Top Çalma Lideri:  Earl Colloway (İBB) – 5 Top Çalma

Haftanın Blok Lideri: Tibor Pleiss – 4 Blok

Haftanın En İyi Yerli Oyuncu Performansı:  Kaptan Sinan Güler, yine her zaman ki gibi takımının galibiyetindeki baş mimarlarından birisi oldu. Daha ilk çeyrekte 7 asiste ulaşan Sinan maçı 8 sayı ve 12 asist ile tamamladı.

sinan-guler-besiktas

Haftanın En Çok Süre Alan Oyuncusu:  Ted Ankara Kolejliler’den Shannon Jerod Forter ve Devin Robert Thomas oyundan hiç çıkmayarak 40 dakika sahada kaldı.

Haftanın Diğer Öne Çıkan Performansları:

1-) Mateusz Ponitka ( Pınar Karşıyaka ) : 24 Sayı – 12 Ribaund

2-) Jordan Theodore ( Banvit ) : 24 Sayı – 4 Ribaund – 6 Asist

3-) Blake Schilb ( Galatasaray ) : 19 Sayı – 5 Ribaund – 4 Asist

4-) Marcus Denmon ( Gaziantep ) : 23 Sayı – 3 Ribaund – 4 Asist

Haftanın En İyi Kaybeden Performansı:  Earl Clark (Beşiktaş)   21 Sayı – 5 Ribaund

Haftanın En İyi Beşi:  Jordan  Theodore – Ricky Ledo – Mateusz Ponitka – Blake Schilb – Jerry Jefferson

Umut Kaan Arslan

]]>