Home / Erkek Takımı / İNANDIK BİZ SİZLERE..

İNANDIK BİZ SİZLERE..

Eurocup yarı final 2.maçında 89-75’in rövanşında Gran Canaria deplasmanına çıkıyoruz. 14 sayılık ciddi bir avantaj ve bana göre kupa için sadece bir deplasman. Buradan finali dolayısıyla kupayı vermek hepimizin akıl ve ruh sağlığı açısından oldukça tehlikeli bir durum. Ben orada da kazanabileceğimizi ancak 89-75’in psikolojik etkisi dolayısıyla  6-7 sayılık mağlubiyetle ayrılabileceğimizi düşünüyorum Canaria deplasmanından.

Canaria deplasmanında nelere dikkat etmeliyiz ?

Açıkçası ilk maç rakibi doğru analiz etmenin karşılığını Chuck Davis’in de unutulmaz katkıları sayesinde aldık. Bir ara maç kontrolümüzden çıksa da Davis’in isolation ve post oyunlarına hazırlıksız yakalanan Aito Reneses’in takımına buradan üstünlük sağladık. Canaria’nın temel oyun ve özellikle hücum prensipleri çokça yazıldı çizildi. Yarı sahada Albert Oliver ve Kevin Pangos’un organizasyonuna kalan Canaria, tempodan ve yarısahayı çok kısa sürede geçip bireysel insiyatiflerin öne çıktığı hücum düzenlerinden besleniyor. Yarısahayı çok çabuk terk edip Newley ve Salin’den çok kısa sürede skor katkısı alabiliyorlar. Yarısahayı hızlı katettiklerinde  Newley’nin penetre özgürlüğü varken Salin’in de 3 sayı atma noktasında özgürlüğü var. İçeride Omic’in size avantajını kullanarak fark yaratmak isteseler de savunma kısmında beklediklerini alamıyorlar. Özellikle tepe P&R’ün de Omic’i potadan uzaklaştırdıkça; rakipler hücumlarda daha geniş bir hücum sahası elde etme şansına sahip oluyorlar. Kısa Gran Canaria hatırlatmasından sonra bu maç ile ilgili dikkat etmemiz gereken hususları maddeler halinde değerlendirelim.

1-Artık yazmaktan söylemekten yorulsak da değişmeyen birinci kanun olarak Stephane Lasme’nin parkede kalacağı dakikalar ( Stephane Lasme ilk maç faul problemi dolayısıyla 23.28 dk sahada kaldı. )

– Dorsey’nin gidişi sonrası elde tek 5 olarak Lasme’nin kalışı ve Lasme’nin takımın savunmada temel direği oluşu onu alternatifsiz kılıyor. Yalnızca savunmada değil hücumda da Lasme bu takımın kilit oyuncusu. İkili oyunlar sonrasında içeri devrilen başka uzunumuzun olmayışı ; hücum organizasyonlarını Schilb-Micov üzerine kurmuş bir takımda bu oyuncuların hareket ve konfor alanını daraltıyor. Münih ve Canaria maçlarında bu dakikalarda oyundan kopmayaşımızın temel sebebi hücum merkezini daha çok Chuck Davis’in birebirlerine kaydırmış olmak ve onun muazzam performansı. Yani eğer Chuck gününde değilse Lasme’nin sahada olmadığı dakikalar Schilb ve Micov’un hücum etkinliği açısından oldukça sıkıntılı. Schilb ve Micov potaya kararlı şekilde giden oyuncular değil; devrilen uzun olmayınca takım olarak yay gerisinden temposuz paslara kalıyoruz çokça. Gran Canaria maça Omic ile başlamıyor. Omic yokken Lasme’nin birinci faulü alması istemediğimiz bir durum. İlk periyodu faulsüz geçersek geçen maçta çektiğimiz sıkıntıların aynısını  çekmeyeceğimizi düşünüyorum .

2-Top kaybı sayısı (çift hanelerden uzak durmak )

-Gran Canaria evinde oldukça tempolu oynayıp oyun kontrolünü almaya çalışan bir ekip. Onlara verilebilecek en büyük hediye top kaybı dolayısıyla kazanacakları kolay sayılar olur. Kolay sayılarla farkı eritmek ve psikolojik üstünlüğü sağlamak onların maç kazanma denkleminin önemli bir kısmını oluşturur dikkat etmezsek. Taraftarları da işin içine çok sokmak istemiyorsak buna mutlaka dikkat etmeliyiz. Bu yıl saf PG’mizin olmayışını bu gibi baskı anlarında hissettik, umarım yarın  bu bağlamda bir sıkıntı çıkmaz. Maç kontrolünü ve tempoyu ayarlamak; top kayıplarını 10’un altında tutmak bizim için ideal senaryo.

 

3-Oyundaki akışkanlığın önünü kesmek; faul yapıp faul almak / hızlı gelişleri kontrol etmek

-Rakibin tempo ve akışkanlığını kesmenin diğer bir yolu da süreyi kontrol etmek. Faul yapmak onları istediği şut ritmine sokmamak açısından belki bu maç biraz daha fazla tercih edilebilir. Özellikle hızlı gelişleri karşısında daha yarısahayı geçmeden teması sağlamak ve tatlı sert müdahalelerde bulunmak onların oyun üstünlüğünü elde etmesine karşı  yine sekte vuran noktalardan birisi. Hücumda ise yine faul alarak oyunu durdurmak onları istedikleri maç ritminden uzaklaştırır. Bu anlamda potaya kararlı giden bir kısamızın olmayışı faul alışımızı zorlaştırıyor ve bu mevzuda yük tamamen son haftaların starı Errick McCollum’a kalıyor. Buna ek olarak Schilb’in Salin’e olan fizik avantajını sırtı dönük oyunlarda kullanmak ve Chuck Davis’in birebirlerini kullanmak; faul alışımızı kolaylaştıran çözüm noktalarından olabilir.

Gran Canaria deplasmanında bu 3 hususa mutlaka özel dikkat etmek gerektiğini düşünüyorum. Bunun haricinde ribaund üstünlüğü, 3 sayı yüzdemiz gibi klasikleşen birçok nokta olsa da bu 3 hususun bu maça kadar hiç bu kadar önemli maddeler olmadığını belirtelim.

Gran Canaria maçını alarak finale adımızı yazdıracağımız bir gün olsun. Gruplar bittikten sonra Karşıyaka eşleşmesi öncesinde “Haydi Başlatalım Şu İsyanı” isimli yazı yazmıştım. Evet biz bu isyanı başlattık ve devamı geliyor. Galatasaray’ı yönetenleri utandırma zamanlarıydı, hala da devam ediyor. Abdi İpekçi’deki Karşıyaka, Münih ve Canaria maçlarında isyanımızı haykırdık. Sonu kupa olsun, lütfen…

 #kaldıüç

Oğuzhan Günebakan

 

About Oğuzhan Günebakan

Oğuzhan Günebakan
Son topa kadar!

Check Also

RICHARD HENDRIX

İstikrarsız geçen 2016-17 sezonunun ardından, neredeyse “sıfırdan” bir kadro kurmaya başladı erkek basketbol takımımız ve …