Home / Erkek Takımı / BASKETBOLDA ATILIM FIRSATI: YENİ YÖNETİM, YENİDEN YAPILANMA

BASKETBOLDA ATILIM FIRSATI: YENİ YÖNETİM, YENİDEN YAPILANMA

Galatasaray Spor Kulübü, pek çoğumuz için sürpriz sayılabilecek büyük bir değişim yaşadı Cumartesi akşamı itibariyle. Baskın seçimin tüm dezavantajlarına ve propaganda araçlarında uğratıldığı haksızlıklara rağmen Mustafa Cengiz kısa sürede ekibini kurdu ve önemli bir çıkışa imza atarak kulübümüzün 37. başkanı oldu. Altını çizmek gerekir ki, Galatasaray’ın demokratik yapısı diğer kulüplere parmak ısırtacak türden başarılı bir sınav verdi, son sandığa kadar süren çekişmeden Mustafa Cengiz ve ekibi galip çıktı. Yeni bir dönemin başlangıcına şahitlik ettik…

Galatasaray’ın her branşta yaşadığı sorunlar malumumuz. Çok basit bir gerçek var karşımızda: Başkanlar ve yönetimler değişiyor ama maddi sorunlar bir türlü çözülemiyor ve kulübün borcu eritilemiyor. Bu konuda adeta kollektif bir başarısızlık söz konusu! Kısır bir döngü içerisindeymişcesine, kulüp her 3-4 yılda bir ekonomik krize giriyor, sıcak para ihtiyacı baş gösteriyor. Galatasaray’ı futboldan ibaret görmek isteyenlerin “amatör branşlar” olarak nitelendirdiği şubelerimizde durum daha da kötü: Sporcularımızın maaşları çok geç ödeniyor ve hatta ödenmiyor, oyuncularımız haklı olarak kazan kaldırıyor. Neredeyse 113 yıllık bir tarihe sahip kulübümüze bu görüntü hiç ama hiç yakışmıyor. Yazıda -naçizane- basketbolu ele alacağımdan, büyüteci o tarafa doğru tutalım isterseniz…

KISA VADEDEKİ ZORUNLULUKLAR

Hepimizin üzülerek takip ettiği gibi, erkek basketbol takımımızın koca bir sezonu Can Topsakal’ın Erman Kunter tercihi yüzünden ağır yara aldı. Kadro kimyasındaki problemler bir yana, takımın antrenmanlarda iyi çalıştırılmadığı öyle belliydi ki kondisyon kavramının yerinde yeller esiyordu. Üstüne, pivot rotasyonuna aylar boyunca takviye yapılmadıği gibi,  kilo fazlası bariz bir forvet transferi tercihiyle yanlışlar katmerlendi. Sonuç ağır bir başarısızlık oldu, Kunter’in işine son verildi, Can Topsakal şube sorumlusu görevini bıraktı… Peki sorun sadece Erman Kunter’de miydi? Tamam, Kunter çok başarısız bir dönem geçirmişti ve takım olma olgusunun yakınından bile geçemedik, neredeyse hiçbir hedef maçı kazanamadık ama tek sorumlunun coach olduğunu iddia etmek de kolaycılığa kaçmaktan başka bir anlama gelmezdi. Şube yapılanmasındaki çöküş çok açıktı, yine ödemeler gecikiyor, yanlış hakem kararlarından sonra yine kimse şubenin hakkını savunmuyor, yine evimizde oynadığımız maçlarımıza dahi hiçbir yönetici gelmiyordu. Daha işin başından itibaren yapılacak her tür yanlış yapıldı. Eh, bu kadar yanlışı üst üste ekleyip bir doğruya ulaşmayı ummak matematiğe aykırı olurdu! Basketbolun “dört işlem”i işin sonunda duvara toslayacağımızın uyarısını çoktan vermişti…

İki hafta önce baş antrenörlüğe getirilen Oktay Mahmuti’nin eldeki malzeme ile yapabilecekleri sınırlı. Daha da açık konuşalım, yeni göreve gelmiş bir  coacha bu rotasyonu verip başarı beklemek önce ona haksızlık ve eziyet olur. Takımın asgarî olarak bir pivot transferine ve bir de kısaya ihtiyacı var. Yeni yönetimin öncelikle ve acil olarak bu problemi çözüme kavuşturması gerekiyor, zira puan tablosundaki durumumuz hiç de iç açıcı değil ve daha alt sıralara inerek ateş hattına düşmemiz milyonlarca Galatasaraylıyı derinden yaralar… Ayrıca yönetimimizin basketbol şubesine atayacağı ismin kağıt üzerinde kalmaması ve basketbol takımlarımıza “yalnız olmadıklarını” hissettirmesi kısa vadedeki en mühim işlerden. (Yazı bittiği sırada Adas Juskevicius ve Caner Topaloğlu transferleri açıklandı, ayrıca Gran Canaria’yı harika bir son çeyrek performansı sonrası mağlup ettik. Yalnız pivot ihtiyacımız halen mevcut, geciken oyuncu ödemelerinin de önüne geçilmeli yönetimimizce).

Kadın basketbolda ise sezon ortasında yapılmış transferlerin yeni yönetimce araştırılması gerekiyor. Ufak bir çalışma sonucu, özellikle Tuğba Taşçı takviye(!)sinde mevcut olan soru işaretleri yöneticilerimizin de kafasında belirecektir. Belki “olan oldu artık” gözüyle bakılabilir ama önemli olan neşteri doğru yere vurup bir daha bu türden hatalara düşmemek elbette.

UZUN VADENİN GEREKTİRDİKLERİ: YENİLENME, DİSİPLİN-DENETİM, İSTİKRAR

Basketbol, Galatasaray’ın Türkiye’de öncü olduğu nice spor dalından birisi, ülkemizde popülaritesi gün geçtikçe artıyor. Binlerce Türk genci basketbolu özümsüyor, basketbolun “akıl oyunları”na aşık oluyor, basketbol sayesinde organizasyon ve takım olmak kavramını daha iyi anlıyor. Yanı sıra, hemen her yaştan insan basketbol salonlarında maç izleme keyfini yaşıyor. Minik bir taraftar üçlük isabetine sevinirken hemen iki-üç koltuk yanında bir teyzemizin alkış sesini duyabiliyorsunuz örneğin. Kesin olarak belirtebiliriz ki maçlardaki doluluk oranı sezon geçtikçe daha da artıyor, ek olarak ligimizdeki basketbol kalitesi Avrupa’yı çoktan yakalamış durumda. Galatasaray özelinde ise, 2003 ila 2007 arasındaki bir kaç yıllık fetret döneminden sonra neredeyse 10 yıla yakın bir süredir basketbol şubemiz ayağa kalkmış vaziyette ve tüm aksaklıklara rağmen taraftarın da desteğiyle ortaya bir vizyon koyulabiliyor (bu vizyon konusuna birazdan yine değinmek gerekecek). Hem engelsiz aslanlarda hem de kadın ve erkek basketbolda “Avrupa’da kupa kazanma” hedefine ulaşıldı fakat burada belirtmemiz gerekir ki en önemli eksik, plânlamaların çok kısa dönemler için dahi ciddi defolarla dolu olması ve çoğu zaman potansiyelimizin harekete geçirilememesi… Uzun bir paragraf içerisinde kaybolmamalı, derli toplu olması ve okuyucuda net bir izlenim uyandırabilmesi adına sorunları ve çözümleri maddeleyelim:

1-) Galatasaray basketbol şubesinin itibarı geçmişte yaşanan ödeme problemleri dolayısıyla hayli zedelenmiş durumda. Eski oyuncularımıza ödenmeyen borçlar şubemize “transfer yasağı” olarak geri dönüyor ve Avrupa basketbolunun “sabıka kaydı dolu” kulübü izlenimi veriyor. Etik olarak da bir sporcumuzun emeğinin karşılığının verilmemesi nahoş ve Galatasaray gibi şanlı bir camia için kabul edilemeyecek bir durum. Yönetimimizin yapması gereken ilk şey, şube bütçesinin gerçekten şube için kullanılmasını sağlamak ve oyuncu ödemelerindeki gecikmeden kaynaklanan kötü intibayı sonlandırmak. Önümüzdeki sezonlarda artık transfer yasağı gibi küçük düşürücü bir engelle karşılaşmamamız ve bu imajı tamamen silmemiz gerekiyor. Ayrıca, sponsor gelirlerini mutlaka ve mutlaka arttırma yoluna gitme ihtiyacı uzun vadede karşımıza çıkıyor. Galatasaray, Türkiye’nin en köklü çınarı ve en tanınan markası, Galatasaray’ın sponsor bulamaması ya da sponsor konusunda atalete düşüp “aza kanaat etmesi” düşünülemez. Yeni yönetimimizin ve bundan sonra gelecek her yönetimin basketbol şubesine sponsor alternatiflerini oluşturması gerekiyor. Maddi açıdan disiplin Galatasaray basketbol şubesinin ilk hedeflerinden olmalı.

2-) Dışarıdan bakıldığında Galatasaray basketbol şubesi, maalesef ve maalesef, temeli sağlam bir yapıdan çok çatlakları olan eski bir binayı çağrıştırıyor. Şubeden sorumlu yönetici ve yetkililer, işler sadece iyiyken ortaya çıkıyor. Hakem ve federasyon kaynaklı çifte standartlar tahammül edilemez noktalara geldiğinde dahi şubemiz kamuoyu oluşturamıyor, uğradığı haksızlığa boyun eğiyor ve adeta “tevekkül” ediyor. Yöneticiler, şubenin güncel durumu hakkında hiçbir şey bilmediğini nadiren konuştukları zamanlarda o kadar çok belli ediyor ki taraftarda “hiç konuşmalar daha iyiydi” düşüncesi hasıl oluyor. Basketbol takımlarımız maçlarda yalnız bırakılıyor, yöneticilerimiz basketbolu görmezden geliyor. Bu görüntünün değişmesi adına basketboldan sorumlu yöneticimiz ve şubenin idari yetkilileri her an yönetimin tümüyle şube arasında güçlü bir köprü ve iletişim ağı kurmak zorunda. Görev tanımları net olarak belirlenmeli. Galatasaray basketbol şubesinde yeniden yapılanma ve idari disiplin sağlanmalı.

3-) Basketbol takımlarımız uzun süredir Abdi İpekçi Spor Salonu’nu kullandı ve Abdi İpekçi’yi her Galatasaraylı çok sevdi (yazıya devam ettiğim sırada yıkımına başlandığı haberini okudum, yüreğimden bir şeyler koptu sanki). Onlarca maçta bir cehennem atmosferi oluşturuldu, baştan aşağı “kırmızı koltuklu” emektar salonda hepimiz tarihi anlara tanıklık ettik. Evimiz  gibi benimsediğimiz “salonumuz”un kısa bir süre içerisinde yıkılması planlandığından (hatta yıkım başladığından) bu sezon itibariyle baştan aşağı “lacivert koltuklu” Sinan Erdem Spor Salonu’na geçtik. Mevcut salon Abdi İpekçi’ye oranla daha modern olsa da tribünlerdeki asimetri ve salona hakim o soğukluk nedeniyle eski atmosferi yakalamak zor. En köklü çözüm, yeni salon inşaatının bir an önce başlaması ve “bize ait” bir basketbol arenasının olması ki bu, şubemiz için hayati önem taşıyor. Galatasaray basketbolunda çıtanın yukarılara taşınmasının simgesi de olacak yeni salonumuz için ilk kazmanın vurulmasını taraftarımız heyecanla bekliyor. Yeni salon; şubede kurumsallık, yeni gelir kaynakları ve yeni başarılar için atılacak ilk adım demek.

4-) Yazının ana fikrinden de anlayacağımız üzere, basketbol şubemiz sınırsız mali kaynaklara sahip değil. Avrupa’nın en formda basketbolcularına veya NBA’den kopup Avrupa’da oynama kararı alan yıldızlara istedikleri kontratı verebilecek imkanlarımız yok. Özellikle Çin piyasasının basketbolda etkili olmaya başladığı ve oyuncuların yıllık ücretlerinin yükseldiği şu dönemde “scouting”in anlamı da önemi de bizim için artıyor. Şubemizin, Türkiye, Avrupa ve ABD’de “parlamaya başlayan” veya bu potansiyeli olan isimleri takip edecek bir ekip kurması, oyuncular konusunda bir veritabanı oluşturması gerekiyor. Yıllardır “orta karar” denebilecek bütçelerle yola çıkan ve tabir-i caizse madeni işlemesini iyi bilen Baskonia modeli bizim için örnek olabilir. Potansiyel sahibi olduğu belirlenen bir basketbolcuyla (bir basketbolcunun kendini öne çıkaran değişik özellikleri olabilir. Örneğin atletizmi, saha görüşü, şutu, ribaund sezgisi, savunması, ayak çabukluğu, kol/kulaç uzunluğu gibi) 2 ya da 3 sezonluk sözleşme yapmak, hem basketbolcunun takımla birlikte/takıma katkı vererek büyümesini hem de göze çarpan bu basketbolcudan buy-out (bonservis) kazanmamızı sağlar. Değişik parametreler dahilinde oluşturulacak basketbolcu veritabanının Galatasaray basketbol şubesini besleyen hayat damarlarından biri olacağı muhakkak.

5-) Son yıllarda internetin ve sosyal medyanın hayatımızda iyiden iyiye yer etmesiyle basketbol şubemizle taraftarımız arasında da takdire şayan bir iletişim kanalı oluşturuldu. Fakat daha iyisinin başarılabileceği de ortada, basketbol hakkındaki her gelişmenin resmi hesaplarımızdan duyurulması gerek. Yönetim ve şubenin bu konuda şeffaf olması taraftarın şubeyi daha çok benimsemesini sağlayacaktır. (Basit bir örnek: Yaklaşık iki ay önce Odeabank’ın Galatasaray basketbol şubesi sponsorluğunu uzatmayacağı ve 2018 itibarıyla sonlandıracağı haberi çıktı, ki sözleşme imzalanırken Dursun Özbek yönetimi anlaşmanın 2018’e kadar olacağından bahsetmişti. Odeabank ise habere dair yaptığı açıklamada mevcut sponsorluk anlaşmasının 2020’ye kadar devam edeceğini ve sponsorluktan mutluluk duyduklarını açıkladı. Kimse olan bitenden bir şey anlamadı elbette. Sözleşme süresi hakkında ya yanlış bilgi verilmişti ya da sözleşme uzatılmış ama şubemiz bu gelişmeyi taraftara açıklamamıştı). Ayrıca, basketbola olan ilgiyi arttırabilecek ve şubeye gelir getirebilecek işlere imza atılabilir. Basketbol takımımızın ürün satışlarının Store’lardan her sezon düzenli olarak yapılması ve ürün yelpazesinin geliştirilmesi (şu an gsstore.org’da basketbolla ilgili sadece 4 ürün var); bunun yanı sıra resmi hesaplarımızdan maç bileti, bir basketbolcumuzun imzalı forması ya da basketbol topu gibi ödüller içeren yarışmalar düzenlenmesi taraftar ile şubemiz arasında daha güçlü bir bağ kuracak ve basketbola olan ilgiyi canlı tutacaktır.

Semih Nişancı

 

 

About Semih Nişancı

Check Also

Oyuncu Listesi

Oktay Mahmuti’yi zor bir yaz dönemi bekliyor çünkü Galatasaray basketbolu büyük bir itibar kaybı yaşıyor. …