Home / Erkek Takımı / RAKİP STRASBOURG

RAKİP STRASBOURG

Sezon başında “Eurocup’ı kazanıp Euroleague’e geri dönmek” motivasyonuyla çıktığımız macerada artık son adıma geldik. 24 maç oynadık buraya gelebilmek için. Şu an ise önümüzdeki tablo: “İki maç bir kupa.”

Bu yazı kimseyi havaya sokmak için yazılmıyor, nitekim ben de süslü motivasyon cümlelerin adamı değilim. Zaten herkes yeterince havaya girmiş durumda, çünkü Galatasaray bir Avrupa kupasını daha Türkiye’ye getirmenin eşiğinde. Ben ise bu yazıda finaldeki rakibimiz Strasbourg’u incelemeye çalışacağım. Bu yazıda da Canaria maçında olduğu gibi pek istatistiğe girmeyeceğim.

Strasbourg’un koçu Fransa Milli Takımı’ndan da tanıdığımız tecrübeli koç Vincent Collet. Eurobasket 2011’de gümüş madalyanın sahibi olan Collet ve Fransa’sı, EuroBasket 2013’te ise şampiyon olma başarısını gösterdi. Vincent Collet, 2014 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda Fransa’yı üçüncülük kürsüsüne çıkardıktan sonra son olarak EuroBasket 2015’te Fransa’ya bronz madalya kazandırdı.

Şöyle kısaca aktif rotasyonlarına bakacak olursak, NBA’de Dallas forması giydiği dönemden de bildiğimiz ve takımın en önemli potansiyeli olarak gözüken Rodrigue Beaubois oyun kurucu pozisyonunda göze çarpıyor.  Guard rotasyonunu  37 yaşındaki tecrübeli Louis Campbell ve  Fransız Paul Lacombe tamamlıyor. Kanatlarda ise takımın en önemli isimlerinden, ülkemizde bir dönem Bornova Belediye forması giyen Mardy Collins’in yanında Jeremy Leloup var. 4  numara rotasyonunda ise takımın en skorer ismi Kyle Weems ve Olympiakos’tan da tanıdığımız Matt Howard yer alıyor. Takımın pivot pozisyonunu ise 2.18’lik boylarıyla Bangaly Fofana ve Romain Duport dolduruyor.

Strasbourg’un oyununu incelemeye geçelim yavaş yavaş.

Strasbourg hücumda ne yapar?

Strasbourg’un hücumda dört tane top yönlendirici ismi var: Rodrigue Beaubois, Mardy Collins, Louis Campbell ve Paul Lacombe. Bunlardan en az ikisi çoğunlukla maçın tamamında sahada bulunuyor. Esasında onlar da bizim gibi safkan bir oyun kurucuya sahip değiller. Nitekim takımın en çok asist yapan oyuncusu 4.3 asist ile Mardy Collins. Bu noktada yapmaya çalıştıkları şey, p&r oyunlarını daha çok potaya gitmek üzerine oynayıp dışarıdaki şutörü bulmak. Çünkü maçın çoğunluğunda dört şutörle sahada bulunuyorlar. Oyun tamamen bu dört kısanın yaratıcılığı üzerine kurulmuş durumda. Takımda herhangi bir sırtı dönük uzun oyuncu tehdidi yok. Dönem dönem  Mardy Collins’i bu şekilde topla buluşturmaya çalışsalar da bize karşı Mardy Collins’in o pozisyonda fiziki üstünlük sağlaması çok kolay olmadığından pek bir tehdit oluşturmayacak. Yani durum bu dörtlünün topu yere vurup ne üreteceğine bakacak. Özellikle maçın çoğunluğunda bir arada bulunan Beaubois-Collins-Campbell üçlüsünün her biri topu elinde isteyen oyuncular olduğu için bunlardan birinin hücumları forse etmeye çalıştığını bolca göreceğiz. Bu onların ritmini bozan önemli bir etmen. Esasında Kyle Weems’le birlikte small-ball oynadıkları için onlar için hücumun tempoyu kaybetmemesi çok önemli. Zaten istikrarsız da olsa iyi oynadıkları dönemlerde genelde oyunu kimsenin forse etmediği, topun daha çok döndüğü, penetre&pas oyununu oynadıkları dakikalar. Bu dakikalar da genelde Paul Lacombe’un sahada olduğu dakikalara tekabül ediyor, çünkü oyunu forse etmek isteyen oyuncu sayısı bir azalıp, biraz da olsa akıl koyan oyuncu sayısı bir artıyor.

Fofana, Duport ve Matt Howard’ın kullanımı da direkt olarak bu oyuncuların insiyatifine kalıyor. Esasında topu döndürdüklerinde bu üç oyuncunun üçü de bitirme kabiliyetine sahip oyuncular. Zaten Fofana ve Duport’un 2.18 olduğunu varsayarsak potaya yakın topu aldıklarında bitirme yüzdeleri haliyle yüksek oluyor. Duport’un ayrıca hatrı sayılır da bir dış şut tehdidi söz konusu. Kısaların topu döndürmeye ve oyunu az forse etmeye meyilli oldukları maçlarda zaten bu üçlünün de performansı artıyor, bu üçlünün performansı arttıkça dört şutörlü sistemde şutörler kapanan savunmalara karşı şut imkanı buluyor.

İsim isim bir iki oyuncuya değinmekte fayda var. Rodrigue Beaubois, Mardy Collins ve Kyle Weems bu takımın en önemli üç oyuncusu. Koç Vincent Collet süreleri oldukça dengeli dağıtıyor ve 27-29 dakikalar arası oynayan dört oyuncu var ve üçü bu saydığım isimler. Diğeri ise Louis Campbell. Bu üç isim Strasbourg’un genel planını üzerine kurduğu üçlü. Beaubois ve Collins’indeliciliği ve topa yön vermesi üzerine şekilleniyor hücumlar. Kyle Weems ise bu noktada bitirici rolünde. Pivotlarla oynanan p&r’lardan sonra ya içeri devrilen uzunu buluyorlar, ya içeri cut eden kısayı bulmaya çalışıyorlar ya da direkt potaya gitmeye çalışıyorlar. Bununla beraber rakibi kapanmaya zorluyorlar, dışarıdaki şutörlere alan açılmış oluyor böylece. Bu yüzden p&r savunmasında kısanın penetresini durdurmamız ve kanatlardan gelecek cutlara dikkat etmemiz lazım. Çok iyi pasörlere sahip olmadıkları için p&r’larda uzunları kolayca bulabileceklerini tahmin etmiyorum.

Strasbourg savunmada neler yapar?

Strasbourg genel itibariyle sert savunmacılara sahip olan bir takım değil. Nitekim maçlarını izlediyseniz yumuşak bir takım olduklarını ve bu noktada potayı bir süre kapatmak için başvurdukları tek bir yol olduğunu görmüşsünüzdür. O yol ise çok ciddi riskler içeriyor. Kaostan beslenen bir takım savunma tarafında Strasbourg. Bu yüzden topu hemen almak istiyorlar, rakibin oyun aklını bozup onların yanlış karar vermesini sağlamaya çalışıyorlar. Bunun için çok fazla sayıda switch yapıyorlar, çok riskli yardımlara gidiyorlar. Hücumda arka arkaya basket buldukları birkaç hücum sonrası direkt tam saha presle beraber üzerimize mutlaka çökmeye çalışacaklardır. Ama bunu belli bir plana sadık kalarak yaptıklarını düşünmüyorum çünkü inanılmaz açıklar veriyorlar bu sayede. Sürekli kaçan adamları switchliyorlar, topun olduğu yerde toplaşıp yerleşim hataları yapıyorlar. Savunma fundamentalı takım olarak iyi gözükmedi bana Strasbourg’un.

Bire birde güçlü savunmacıları yok fakat potaya giderken karşımızda 2.18’lik bir uzun bulacağımızı unutmamamız lazım. Fakat hem Fofana, hem Duport hareketli uzunlara karşı ciddi sorun yaşıyorlar yavaş olmalarından ötürü. Nitekim Trento maçlarında Pascolo’nun çok ciddi problem yaratması da onun hareketliliğinin sonucuydu.

Strasbourg savunmasını kısaca toparlamak gerekirse, arkada bulundurdukları 2.18’lik pivotun pota koruyuculuğuna güvenerek öndeki dörtlüyü devamlı hareketli tutup, yardımlara gönderip rakibin setlerini kaosa çevirmeyi planlıyorlar. Topa baskı bu noktada elbette esas faktör onlar adına.

Strasbourg’a karşı nasıl oynamalıyız?

İşin hücum tarafında Strasbourg’un aşırı riskli oynadığını söyledik. Bu noktada onların oyunu kaosa döndürme çabasını  boşa çıkarmak ana plan olmalı. Çok iyi pasörlerden ve tecrübeli isimlerden kurulu bir takım olduğumuzu varsayarsak onların bu riskli oyunlarını doğru paslarla doğru isimleri bularak cezalandırmamız oldukça kolay olacaktır.  Savunmada p&r’lardan sonra direkt kapanmaya meyilli oynuyorlar, o yüzden perdeden çıktıktan sonra ilk pasta kanatlardaki oyuncularımız çok rahat şut imkanı bulacaklardır, Trento maçlarında bunun bir çok örneğini gördük. Yine çok çabuk kapanmaya çalıştıkları için özellikle Errick ve Sinan’ın bol bol penetre&pas yapmaları çok işimize gelecektir.

Herkes savunmada topa konsantre olup adamını switchliyor demiştik savunmada Strasbourg için, bu noktada bu aradaki switch yapacakları süreyi iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Çünkü sanıyorum ki bu Collet tarafından oyunculara serbestlik tanınmış bir durum ve oyuncular bunu insiyatif kullanarak yapıyorlar. Çünkü maç içerisinde bir çok defa switch ve show-up arasında gidip gelip bir çok pozisyon kaybı ve yerleşim hatası yaptıklarını gördüm. Dediğim gibi topa konsantre oldukları için aynı zamanda cutları takip etmekte zorlanıyorlar, p&r sonrası veya Chuck’ın, Schilb’in oynadığı sırtı dönük oyunlarda onların pasörlüklerini kullanıp içeriye cut etmek bize kolay basket imkanı sağlayacaktır.

Yukarıda ayıca değindiğim Pascolo’nun hareketli oyununun Strasbourg uzunlarına sıkıntı çıkartmış olması Lasme için önemli örnek. Lasme de topu hareketli alıp potaya gidebilen, çabuk bitirebilen, bilekleri düzgün bir oyuncu. Potaya yakın hareketli şekilde topla buluşturduğumuz takdirde ciddi şekilde problem yaratacaktır Strasbourg savunmasına.

Hücuma son olarak ekleyeceğim şey, geri dönme konusunda inanılmaz problemli bir takım Strasbourg. Geri koşmayı sevmiyorlar, geri koşarken adamlarını bulamıyorlar, sahaya yerleşemiyorlar. Transition hücumları da bizim çok sevdiğimiz bir hücum tipi ve kesinlikle bunu değerlendirmeliyiz. Şu ana kadar izlediğim takımlar içerisinde en yavaş geriye koşan ve iyi yerleşemeyen takım Strasbourg olsa gerek.

Savunma tarafındaysa onlar üreten dört kısasına karşı önlem almak en mantıklısı gibi geliyor. Çünkü Kyle Weems iyi bir şutör olsa da kendi şutunu yaratabilen bir oyuncu değil. Herkesin verimi bu dört oyuncuya bağlı. Beaubois, Collins, Campbell potaya giden ve kendi şutunu daha çok isteyen isimler, o yüzden bunlara karşı bire birde yenilmemek önemli olacak. Beaubois çok çabuk bir oyuncu onu çoğunlukla Errick ile boğmamız gerektiğini düşünüyorum. Kısa sürelerde oyundan düşürmek için de Göksenin veya Jerrells iledaha çok temas sağlayabiliriz. Bu üçlünün hücum sahasında istediklerini yapabilmesini engellersek zaten oyunu forse etmeye çalışacakları için hücum daha statik bir hal alacak ve zorlama atışlara kalacaklar. Muhtemelen kenardan gelecek Paul Lacombe ile birlikte takım biraz daha topu döndürüyor hücum sahasında, Lacombe uzunlara daha iyi besleyen daha iyi pasör bir guard. Onu savunurken önceliğin p&r olduğunu unutmamamız gerekiyor.

Dönem dönem beş numarada Matt Howard’ın, hatta Kyle Weems’in olduğu çok çok kısa beşlere dönüp oyunu iyice kaosa çevirmeye çalışıyorlar beş şutörlü sistemle. Bu beşe karşı Canaria maçında kısa süre kullandığımız Caleb’in beş numara oynadığı beşle karşılık verebiliriz, veya Lasme’yi beşte kullanıp Micov’la dört numarayı geçebiliriz.

Toparlamak gerekirse; eşleşme tablosunun iki tarafı arasında uçurum gibi bir fark vardı ve biz zor taraftaydık. Strasbourg kolay taraftan buraya ulaştı. Bizim bulunduğumuz tarafta olsaydı muhtemelen bu noktaya dahi ulaşamayacaklardı. Bu noktada arada bariz bir kalite farkı olduğu aşikardı. Fakat ortada ciddiyeti kaybetmeden oynamamız gereken iki maç var ve bu iki maçın şifresi bana göre ciddiyet. Çünkü Strasbourg kaostan beslenen, keskin düzenleri olmayan bir takım ve biz sakin kalıp kendi oyunumuzu oynadığımız takdirde bizi kendi oyunumuzda yenme şansları yok. Kendi oyunumuzu oynadığımız takdirde umuyorum ki Çarşamba akşamı Abdi İpekçi’de hep birlikte o iple çektiğimiz kupayı kaldıracağız.

Son olarak bakmak isteyenler için Eurocup ve Fransa Ligi LNB’deki Strasbourg sayfasını bırakacağım.

Eurocup: http://www.eurocupbasketball.com/eurocup/competition/teams/showteam?clubcode=STR&seasoncode=U2015#!stats

LNB: http://www.lnb.fr/fr/Pro-A/200005/Equipes/665/Strasbourg

Eren AKIN

twitter.com/erenakin23

About Eren Akın

Check Also

RICHARD HENDRIX

İstikrarsız geçen 2016-17 sezonunun ardından, neredeyse “sıfırdan” bir kadro kurmaya başladı erkek basketbol takımımız ve …