Home / Kadın Takımı / Köşe Yazısı | Alt Yapı mı, Üst Yapı mı?

Köşe Yazısı | Alt Yapı mı, Üst Yapı mı?

“Belki eskiden daha idealist bakıyordum ama 25 yıl uğraştım ve sonuç hiçbir zaman en üst düzeyde olmadı. Artık kabul etmeliyim ki, Galatasaray bir üstyapı takımı. Başkaları yetiştirsin, biz alalım…” diyordu Koray Mincinozlu Şubat ayında Slam dergisi için yapılan röportajda. Altyapıya uzun yıllar emek vermiş bir teknik adamın bu sözlerinden yola çıkarak, Enes Kanter ve Beril Binoğul gibi iki örnek hafızalarımızda henüz çok taze iken kadın basketbolunda altyapıda ne durumdayız bir bakalım istedim.

Geçen sezonun kadrosunda altyapıdan gelen üç oyuncu vardı: Yasemen Saylar, Beril Binoğul ve Sevda Esenler. Yasemen az süreler aldı, Beril çok çok az süreler aldı, Sevda ise hiç oynamadı sezon boyunca. Bir oyuncuyu hele ki altyapıdan gelen genç bir oyuncuyu oynatmıyorsanız eğer idmandaki performansından memnun değilsiniz demektir. Bizim olayımız da tam olarak burada başlıyor, hem Cem Akdağ, hem de Okan Çevik bu oyuncuları idmanlarda tam anlamıyla izleme şansı bulamadılar. Hafta içinde izleyemediği bir oyuncuyu da haftasonu oynatmadı diye coachlara yüklenmek haksızlık olur. Bu genç oyuncular bir yandan okul bir yandan basketbol derken idmanlara randımanlı şekilde katılım gösteremiyorlar. Bunun doğal sonucu olarak da altyapılardan isim yaparak gelseler dahi A takım seviyesinde gerekli süreleri bir türlü alamıyorlar.

Ana sorunumuz bu. Altyapılarda ne kadar başarılı olursanız olun A takım seviyesi kesinlikle çok farklıdır ve yapılan idmanın üstüne özel idmanlar yapmanız gerekir eğer kalıcı olmak istiyorsanız. Genç oyuncular regular idmanlara katılamazken daha özel idman yapmalarını beklemek de hayalcilik oluyor tabii ama aynı ölçüde gelişim göstermelerini beklemek de realistliğini kaybediyor. Okul sebebiyle idmana katılamayan genç oyuncuların bir tercih yapması gerekiyor tam da bu noktada. Çünkü hem okulu, hem basketbolu bir arada yürüteyim derken işler iyice arapsaçı oluyor. Basketboldan kazanılacak paraların bir kesinliği yok tabii, sonuçta, yaptığınız spor hareket odaklı ve her türlü sakatlığa açık. Oyuncular da geleceklerini düşünmek zorundalar, hiçbir şekilde yargılamıyorum onları; ama bir tercih yapılması gerekliliğini bir çok örnekte defalarca görmüş biri olarak, bu noktada bir karar almaları gerekiyor. Ya parkeler üzerinde şekillenecek bir gelecek, ya da eğitim gördükleri alanda inşa edecekleri bir mesleki kariyer. İkisi birden olmuyor ne yazık ki.

Yarı final serisinde Işıl Alben’in sakatlandığı son maçta gözlerimiz bir anda benchde Yasemen’i aradı fakat Yasemen üniversite takımı ile kamptaydı o sırada. Galatasaray takımının bir oyuncusu, sezonun en önemli maçı oynanırken, üstelik Işıl’ın back-up’ı olarak gerçek anlamda takımda 1 numara yok iken kadroda tutulamıyorsa, bunun büyük bir ihmalkarlık olduğunu söylemek gerekir. Sorumsuzluk bu, başka bir şey değil. Yasemen benchde olsaydı o sırada sahaya girer miydi, girmez miydi orası sorunun başka bir boyutu ama Yasemen orada olmalıydı. Eğer oyuncuyu oraya oturtamıyorsanız coach şans verir miydi, vermez miydi tartışmaları da suya yazı yazmak oluyor bir yerde.

Buraya kadar genç oyunculara gerekli şansı veremediğimizden ve onların da idmanlara tam olarak katılım gösteremediğinden bahsettik. Bunun çözüm yolları var elbette, eğer çözmek istiyorsanız tabii.

Genç oyunculara A takım seviyesinde forma şansı veremiyorsanız fakat bu oyuncuların potansiyelli olduğunu düşünüyorsanız eğer yapılması gereken işlerden biri de bu oyuncuları forma şansı bulabileceği takımlara kiralayarak en az bir sezon ligde tecrübe kazanmalarını sağlamak olmalı. Fakat bu konuda da sıkıntılar var. Şöyle ki İstanbul’da özel üniversitelerden burslar alarak eğitimlerine devam eden bu oyuncular aldıkları burslardan vazgeçip başka bir şehire gitmek istemiyorlar doğal olarak. Gitmeyi kabul eden azınlık kesimin karşısına ise yeni bir sorun çıkıyor bu noktada: Hangi takımı tercih etmeliyim? Kiralık gittiği takımda sezon boyunca gerekli süreyi ve sorumluluğu alabilmeli oyuncu, tercihin yapılmasının ana sebebi bu zira. Fakat Burcu Erbaş örneği gibi de pek çok örnek var bu konuda. Gittiği takımda benchi ısıtan genç oyuncuları sıklıkla izledik geride kalan dönemde. Bu şekilde yapılan bir tercihin oyuncunun kariyerinden bir sene daha çalmak dışında bir anlamı yok, gittiği takımlardaki oyuncu rotasyonuna, kendi bölgesindeki oyunculara bakarak karar verilmeli ki bunu sağlayacak olanlar da kulüplerin idarecileri ama ülkemizde bu düzenin işlediğini söylemek zor. Anadolu takımına gidip de çıkış yakalayan oyunculardan bir tek Esra Şencebe var son dönemde, onun haricinde bir isim hatırlamıyorum. Kayseri’de geçirdiği başarılı bir sezonun ardından yeniden yükselişe geçti Esra. Yine taze örneklerden biri Kübra Siyahdemir var, geçtiğimiz sezonu Kayseri’de kiralık tamamladı. Ve bu sezonda da Tarsus forması giyecek kiralık olarak. Geçtiğimiz sezonu belki çok çok iyi rakamlarla tamamlayamadı ama forma şansı buldu, bütün maçlarda sahadaydı. Bu bile önemli bir gelişme bu tarz oyuncular için, zaman zaman yüksek sayılar da yaptı orada her ne kadar düşük yüzde ile şut kullanmış olsa da sezon genelinde. Kübra demişken o bacaklarını ve genel olarak vücudunu güçlendirmesi gerekiyor, sıfır beden basketbolcu mu olurmuş?

Galatasaray özelinde örneklerden gidiyoruz şimdilik, öyle devam edelim. Yasemen Saylar milli takımlarda asist kraliçelikleri kazanmış, bu sene oynanan Avrupa şampiyonasında da A takım kadrosunda kendine yer bulmuş bir oyuncu. Ki Ceyhun Yıldızoğlu onu benchde otursun diye kadroya dahil etmediğini, ona kimsenin vermediği şansı vererek gösterdi geçtiğimiz aylarda. Kendisini basketbol misyoneri ile olarak tanımlayan ve oyuncuların gelişimini maç kazanmaktan daha değerli gören bir teknik adamın Yasemen’e bu şansı vermesi bizim de Yasemen konusunda sarı kırmızı gözlüklerle bakmadığımızı gösteriyor. Zira zaman zaman yanılgıya düşebiliyoruz bu altyapı çıkışlı oyuncularda, bizlerden biri olmalarının verdiği duygu ile olsa gerek. Fakat Yasemen’in durumu söylediğim gibi farklı. Oynadığı bütün seviyelerde kendini yeterince ispatlamış bir oyuncu artık Yasemen. Fakat bu sezon yine Yasemen’den faydalanamayacaksak eğer kadroda tutulmasının bir anlamı yok. Bana en gerekli olduğu anda yararlanamadığım bir oyuncuyu neden rotasyonuma dahil edeyim ki? Üstelik 20 yaşında artık Yasemen, oynayacaksa eğer tam zamanı şu anda.

Ne bizdeki altyapı durumları oyuncuların kendini geliştirmesine yönelik ne de eğitim ile basketbolu birarada idare edebilmeyi sağlayacak eğitim kurumlarımız mevcut. Bu yapı Amerika’da sağlıklı bir şekilde işliyor, bir yandan eğitimini tamamlayıp bir yandan da basketbol takımlarında oynayabiliyor oyuncular. Bizim bu yapıyı oturtabilmemiz için yıllar geçmesi gerek bile diyemiyorum zira öyle bir sistem pek mümkün değil bu topraklarda. Bunu Galatasaray özelinde değil ülke genelinde söylüyorum. İstanbul’da yapılanmalarının yanı sıra ekonomik durumları da gözönünde bulundurduğumuzda altyapılardan en fazla yararlanması gereken üç büyüklerde ciddi süreler alıp önemli katkılar veren, altyapı çıkışlı en son oyuncuyu hatırlayan var mı ?

Altyapıdan gelen bu oyuncular haricinde kadromuzda yer alan çok genç bir isim daha var: Bahar Çağlar. Bahar’ı bu yazıya dahil etmemin sebebi onu altyapılar ve altyapılardan gelen geleceğimiz konusunda çok önemli bir yerde tutmam. Ceyhan Belediyesi’nde maç başına 30 dakika süre alıp 11 sayı, 6.8 ribaund, 1.6 asist, 1.5 top çalma ortalamaları ile oynayan ve henüz 19 yaşında olan bir oyuncu olarak geldi Bahar bize. Ayrıca Ümit Milli takımla katıldığı Avrupa Şampiyonası’nda turnuvanın beşine seçildiğini ve geçtiğimiz sezon FIBA tarafından ‘’Avrupa’da Yılın Genç Bayan Basketbolcusu ‘’ ödülüne aday gösterildiğini de eklemek lazım. Bu kadar potansiyelli bir oyuncuyu ki bu potansiyelini de artık sahaya fazlasıyla yansıtır durumda iken Fenerbahçe ile bir kapışmaya girip, oyuncunun Galatasaraylıyım diyerek sizi tercih etmesi ile transferini gerçekleştirdiğiniz bu genç yeteneği sezon boyunca garbage time olarak nitelendirilen süreçte oyuna sokmanız altyapıya ve oradan gelen gençlere de bakış açınızı tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor demektir zaten. Fazla söze gerek yok..

Takımda altyapıdan gelen, gelişimini adım adım takip edebildiğimiz bir oyuncunun takımın anaparçalarından biri olmasını isteyenlerin başında geliyorum fakat aradan geçen bunca zamandan ve tecrübeden sonra, bizim artık bir üstyapı takımı olduğumuzu kabullenmemiz gerekiyor sanırım.

Yazan: Çağlar Torun

About GSbasket.Org

GSbasket.Org
Son topa kadar!

Check Also

Özel Röportaj: John Patrick

Merhaba koç. Röportaja hızlı bir giriş yapalım. NCAA-NBA asistan koçluğu gibi fırsatlar varken neden Avrupa’da …