Genel Menajer Ömer Yalçınkaya

Galatasaray Başkan yardımcısı Yusuf Günay’ın, A Takım’la antrenmana dahi çıkmayan yeğeni Tarık Günay’a 108 bin liralık sözleşme yapıldığı ortaya çıktı. (Ajansspor)

Transferi gerceklestiren malum isim yalcinkaya ;)
 
Yapan kadar yaptıranın içi nasıl rahat ediyor. Ulan aşağı yukarı aynı yaştayızdır, düşünüyorum hayal edemiyorum çocuğun kafayı. Bunun adam kayırmayla da alakası yok ki, bu düpedüz HIRSIZLIK. Net para çalma.
 
Sen oyna Ömer sen oyna. Işılı da ne yaptın ne ettin gönderdin artık meydan sana kaldı. Allahın belası üstünden ayrılmasın senin. Hayatında bir işin bile düz gitmesin inşallah.
 
Galatasaray Basketbol Şubesi Genel Menajeri Ömer Yalçınkaya'nın görevine son verildi. (via @DorukGolbasi)

Allahım inşAllah doğrudur 🤲

Sportando da haberi girdi 😀
 
Son düzenleme:
Ömer Yalçınkaya'dan genel bir memnuniyetsizlik vardı bu aşikar ama şimdi önemli olan Galatasaray'da basketbol şubesinin nasıl ayağa kalkacağı. Ortaya gerçekten bir program konulması gerekiyor. Beşiktaş'ta gördüğümüz üzere en zor şartlar altında dahi bir temel atabilmek mümkün.

(via@semihnisanci89)
 
Donemin programi belli. Temiz eller kampanyasi.
Yoneticisi, menajeri ve kaptani ile pespese yollar ayriliyor. Hangisi ne icin yollandi?
 
Güzel oldu resmen bir hainden kurtulduk. Şimdi tek bir temennim var oda bu şubenin yıllardır başına gelen kötü günleri geride bıraktık sıradakinin daha kötü günler olmaması.
 
Geçmiş sayfalara baktım ama kendisi hakkında yorum yapmamışım. Kendilerine tepkiyi daha çok salonda göstermişim sanıyorum epey göz göze geldik salonda yıllardır.

Bana kalırsa geç kalınmış bir ayrılık. Erkek takımına daha pozitif bir kişi iken, kadın takımında daha çok süreçleri zorlaştıran ve oraya karşı negatif tutumları olan birisi olduğu artık hepimizce bir gerçek. Ekrem Memnun - Marina Maljkovic - Efe Güven - Ömer Yalçınkaya - Nevriye Yılmaz - Işıl Alben. Bu eksende çok farklı hikayeler var ancak herkesin bildiği kendine diyerek buraya çok fazla girmek istemiyorum. Ekrem Memnun'u bir kenara koyarsak gerisi hakkında konuşmamız gereken çok fazla şey var aslında.

Öncelikle Galatasaray gibi kurumsallıktan bihaber bir kulüpte "Genel Menajerlik" kavramının fazlaca "gladyolaştırıldığını" düşünüyorum. Öyle ki bu pozisyon şubelere alınacak oyunculardan tutun, şubelerin bütçelerine kadar her şeyi veriyor. 10 seneyi aşkındır 5 tane başkan gelmiş geçmiş ama hep genel menajer aynı kişi. Ya bu kişinin yetenekleri gerçekten hepimizin düşündüğünden fazla ya da biz buraya biraz takılmış gibiyiz.

Girişi fazla da uzun tutmadan, 8 yıllık bir dönem daha kapandı sonunda. iyi anılmayacağı kesin. salonda kendisine yıllarca çokça tepki gösterebilmiş biri olarak eleştirilecek onca olay varken en az eleştirileceği konular gidişine sebep oldu.

Ahmet Dedehayır, Murat Özyer, Can Topsakal, Ömer Yalçınkaya derken yıllardır sistematik şekilde kötü yönetilen bir basketbol branşımız var. Yıllardır kimseye isteğimizin büyük ve kontrol edilemez bütçeler değil doğru şube yönetimi olduğunu kimseye anlatamadık. Şube yönetimi üzerine, atanmışlardan başlayan bir kötü yönetim var ortada. şubeden istifa eden, şubenin bütün sırlarını anlatıp üstüne yönetimi suçlayanlar ne garip ki suçladığı yönetimden istifa etmeyerek sadece şubeden elini çekiyor. İstifa etmeye yakın sağa sola ‘’cebimden para verecektim, ben yapacaktım’’ diyen şahıslar zamanında yönetici olduğu şubedeki paraları ödemeyince lige katılamamıştı takım. orada da ömer yalçınkaya mı engel olmuş kendisine onun cevabını versin.

Ömer'i gider, Ahmet'i gelir. Ahmet'i gider Ali'si Veli'si gelir hiç fark etmez. Kulübü yönetmeye gelenler bir branşa bu kadar düşman olmuşsa, onların atadıkları artık ne kadar düşman olur o yorumu size bırakıyorum.

Öyle bir durumdayız ki. Yazılarında basketbol kelimesini geçiren yöneticiye kendisinin bile şaşıracağı misyonu yüklüyoruz. Öncelikle yeni şube yönetiminin görevi hayırlı olsun. Oytun Bey'e de Bahçeşehir kariyerinden daha başarılı bir kariyer diliyorum ki o takımın lige çıkamama nedenleri uzun uzun tartışılır aslında.

Ömer Yalçınkaya, sadece bir Genel Menajer değil. Galatasaray yönetimlerinin şubeye bakışının bir tezahürü aslında. Şimdi konuşuluyor mesela, geçmişte yapılmayan her şeye Ömer Yalçınkaya engel olmuş. Birkaç sayfa arkada bir haber vardı. "Galatasaray kadın takımında transfere Ömer Yalçınkaya ve ÖMER CANSEVER" vetosu diye. Şimdi o haberden Ömer Cansever de kesilip Ömer Yalçınkaya'ya yükleniyor her şey. Sorsan Galatasaray'ın koca şube sorumlusu cebinden para verecek, ama bir genel menajer çıkıp tek başına transfere engel olacak. Bu hikayeyi vallahi nerede anlatırsanız anlatın gülerler. Daha çıktığınız ilk programda Türk oyuncularla oynayacağız derken, YDÜ maçında koridorda biz bunları yeneriz diyip sahada 50 fark yiyen takımı gördükten sonraki aksiyonlarınızda biz zaten anladık sizin bu şubeyi yönetemeyeceğinizi.

Hepsini geçiyorum. 19 yaşında bir çocuğun sözleşmesini el altından Fener medyasına sızdıran kim. Bence bunun cevabını hepimiz iyi biliyoruz.

Benim sorum açık. Her konuda cebimizden verecektik diye ortaya haberi salanlar sizlersiniz. Yönettiğiniz takım maaş ödemeleri geciktiği için Kış Ligi'ne katılamadı. Orada size kim engel oldu da o paraları ödemediniz ben soruyorum.

Yazdıklarımdan savunduğum anlamı çıkmasın. Zaten kendisine salonda yıllarca tepki gösteren birisi olarak sorunun Ömer Yalçınkaya'dan daha büyük olduğunu anlatmak istedim. Önümüzdeki yılın bütçesini gördüğümüzde zaten göreceğiz asıl sorunun kimler olduğunu. Hepimize hayırlı olsun. Bu şube çok daha güzel günleri hak ediyor.

Doğa Sigorta'dan alınan parayı, amatöre yapılan vergi iadelerini futbol takımına ödeyip basketbolu ay ay döndürürüz diyenlerin oyunculara 2-3 ay maaş ödemeyip idman protestosuna sebep olanlar bence Ömer Yalçınkaya'dan daha büyük sorun teşkil ediyor. Muhalefetin de çok farklı olduğunu düşünmüyorum. Basketbol ile ilgileneceğini söyleyen bir adayın, Oytun Özer'in şubeye atanmasını "geleneklere aykırı" olarak yorumlayıp, Hakan Üstünberk'in 2 yıl boyunca Aysal yönetimine dışarıdan şube sorumlusu olarak destek verdiğini bilmiyor olması da ayrı bir dava. Kişisel kavgalarınıza basketbolu karıştırmamanızı rica ederim. Zaten yeterince hırpaladınız.
 
Son düzenleme:
Geçmiş sayfalara baktım ama kendisi hakkında yorum yapmamışım. Kendilerine tepkiyi daha çok salonda göstermişim sanıyorum epey göz göze geldik salonda yıllardır.

Bana kalırsa geç kalınmış bir ayrılık. Erkek takımına daha pozitif bir kişi iken, kadın takımında daha çok süreçleri zorlaştıran ve oraya karşı negatif tutumları olan birisi olduğu artık hepimizce bir gerçek. Ekrem Memnun - Marina Maljkovic - Efe Güven - Ömer Yalçınkaya - Nevriye Yılmaz - Işıl Alben. Bu eksende çok farklı hikayeler var ancak herkesin bildiği kendine diyerek buraya çok fazla girmek istemiyorum. Ekrem Memnun'u bir kenara koyarsak gerisi hakkında konuşmamız gereken çok fazla şey var aslında.

Öncelikle Galatasaray gibi kurumsallıktan bihaber bir kulüpte "Genel Menajerlik" kavramının fazlaca "gladyolaştırıldığını" düşünüyorum. Öyle ki bu pozisyon şubelere alınacak oyunculardan tutun, şubelerin bütçelerine kadar her şeyi veriyor. 10 seneyi aşkındır 5 tane başkan gelmiş geçmiş ama hep genel menajer aynı kişi. Ya bu kişinin yetenekleri gerçekten hepimizin düşündüğünden fazla ya da biz buraya biraz takılmış gibiyiz.

Girişi fazla da uzun tutmadan, 8 yıllık bir dönem daha kapandı sonunda. iyi anılmayacağı kesin. salonda kendisine yıllarca çokça tepki gösterebilmiş biri olarak eleştirilecek onca olay varken en az eleştirileceği konular gidişine sebep oldu.

Ahmet Dedehayır, Murat Özyer, Can Topsakal, Ömer Yalçınkaya derken yıllardır sistematik şekilde kötü yönetilen bir basketbol branşımız var. Yıllardır kimseye isteğimizin büyük ve kontrol edilemez bütçeler değil doğru şube yönetimi olduğunu kimseye anlatamadık. Şube yönetimi üzerine, atanmışlardan başlayan bir kötü yönetim var ortada. şubeden istifa eden, şubenin bütün sırlarını anlatıp üstüne yönetimi suçlayanlar ne garip ki suçladığı yönetimden istifa etmeyerek sadece şubeden elini çekiyor. İstifa etmeye yakın sağa sola ‘’cebimden para verecektim, ben yapacaktım’’ diyen şahıslar zamanında yönetici olduğu şubedeki paraları ödemeyince lige katılamamıştı takım. orada da ömer yalçınkaya mı engel olmuş kendisine onun cevabını versin.

Ömer'i gider, Ahmet'i gelir. Ahmet'i gider Ali'si Veli'si gelir hiç fark etmez. Kulübü yönetmeye gelenler bir branşa bu kadar düşman olmuşsa, onların atadıkları artık ne kadar düşman olur o yorumu size bırakıyorum.

Öyle bir durumdayız ki. Yazılarında basketbol kelimesini geçiren yöneticiye kendisinin bile şaşıracağı misyonu yüklüyoruz. Öncelikle yeni şube yönetiminin görevi hayırlı olsun. Oytun Bey'e de Bahçeşehir kariyerinden daha başarılı bir kariyer diliyorum ki o takımın lige çıkamama nedenleri uzun uzun tartışılır aslında.

Ömer Yalçınkaya, sadece bir Genel Menajer değil. Galatasaray yönetimlerinin şubeye bakışının bir tezahürü aslında. Şimdi konuşuluyor mesela, geçmişte yapılmayan her şeye Ömer Yalçınkaya engel olmuş. Birkaç sayfa arkada bir haber vardı. "Galatasaray kadın takımında transfere Ömer Yalçınkaya ve ÖMER CANSEVER" vetosu diye. Şimdi o haberden Ömer Cansever de kesilip Ömer Yalçınkaya'ya yükleniyor her şey. Sorsan Galatasaray'ın koca şube sorumlusu cebinden para verecek, ama bir genel menajer çıkıp tek başına transfere engel olacak. Bu hikayeyi vallahi nerede anlatırsanız anlatın gülerler. Daha çıktığınız ilk programda Türk oyuncularla oynayacağız derken, YDÜ maçında koridorda biz bunları yeneriz diyip sahada 50 fark yiyen takımı gördükten sonraki aksiyonlarınızda biz zaten anladık sizin bu şubeyi yönetemeyeceğinizi.

Hepsini geçiyorum. 19 yaşında bir çocuğun sözleşmesini el altından Fener medyasına sızdıran kim. Bence bunun cevabını hepimiz iyi biliyoruz.

Benim sorum açık. Her konuda cebimizden verecektik diye ortaya haberi salanlar sizlersiniz. Yönettiğiniz takım maaş ödemeleri geciktiği için Kış Ligi'ne katılamadı. Orada size kim engel oldu da o paraları ödemediniz ben soruyorum.

Yazdıklarımdan savunduğum anlamı çıkmasın. Zaten kendisine salonda yıllarca tepki gösteren birisi olarak sorunun Ömer Yalçınkaya'dan daha büyük olduğunu anlatmak istedim. Önümüzdeki yılın bütçesini gördüğümüzde zaten göreceğiz asıl sorunun kimler olduğunu. Hepimize hayırlı olsun. Bu şube çok daha güzel günleri hak ediyor.

Doğa Sigorta'dan alınan parayı, amatöre yapılan vergi iadelerini futbol takımına ödeyip basketbolu ay ay döndürürüz diyenlerin oyunculara 2-3 ay maaş ödemeyip idman protestosuna sebep olanlar bence Ömer Yalçınkaya'dan daha büyük sorun teşkil ediyor. Muhalefetin de çok farklı olduğunu düşünmüyorum. Basketbol ile ilgileneceğini söyleyen bir adayın, Oytun Özer'in şubeye atanmasını "geleneklere aykırı" olarak yorumlayıp, Hakan Üstünberk'in 2 yıl boyunca Aysal yönetimine dışarıdan şube sorumlusu olarak destek verdiğini bilmiyor olması da ayrı bir dava. Kişisel kavgalarınıza basketbolu karıştırmamanızı rica ederim. Zaten yeterince hırpaladınız.
Basketbol şubesinde sorunun bu adamdan daha büyük olduğunu bir siz bilip bizi aydınlattığınız için çok büyük bir alkış ve teşekkür.
 
Görevi bırakan yönetici arkadaşların gerçekleri açıklaması çok yerinde oldu. Geçen sene Angel McCoughtry transferini kişisel imkanlarıyla yapmak isteyen Erol Özmandıracı ve Özgür Savaş Özüdoğru'yu engelleyip maddi destekte bulunmak istiyorsanız erkek takımına harcayalım diye diretmesiyle suylar iyice ısınmaya başlamıştı. Uzun zamandır göndermek istediği Işıl Alben'in nihayet pes etmesi, Tarık Günay ve Nevriye Yılmaz'a verilen fahiş kontratların otaya çıkması artık ipini iyice çekti. Nitekim son koruyucusu asbaşkan Yusuf Günay da yeğenine verilen kontrat ile iyice zor durumda kalıp artık sesini çıkaramamaya başlayınca sonu geldi.

Hepimizin bildiği üzere sadece onun gitmesiyle basketbol şubesi şaha kalkamayacak ama en azından bir kanser hücresinden kurtulduk. Gelecek yeni yönetiminde bu şubeyle gerçekten ilgilenip fedakarlıklar yapacak Ahmet Dedehayır ve Hakan Üstünberk gibi insanların olması tek temennim.

Saygılar.
 
Son düzenleme:
Tarık meselesini daha önce yazmamıştım buraya ama bu konuda da bildiklerimi paylaşayım. Geçen yıl GS gelişim takımı final grubuna kalamamıştı mevcut kadrosuyla. O kadroya biri sezon başı olmak üzere 2 ekleme yapıldı. O eklemelerden biri de Tarık Günay’dı.

Kurallar gereği gelişim takımında oynayan oyuncular minimum 5 yıl ve asgari ücret almak şartıyla kulüpte bulunmak zorunda. Yani en kötü oyuncunun bile kazandığı bir para var. Bu şartlarda bakacak olursak potansiyelli bir oyuncunun kazandığı 4 bin lira çok da fahiş bir ücret değil diye düşünüyorum. Kendisini canlı da izlemiş biri olarak bugün gündem olma sebebinin ne olduğu malum.

Niyet okuma kısmına gelirsek. Yönetim tarafından baskı ve para meselesi olduğunu düşünmemekle beraber bu hamlenin Yalçınkaya tarafından yapılmış tek taraflı bir ‘’kendini korumaya alma’’ hamlesi olduğunu düşünüyorum.
 

Üst