Bugün... - Sayfa 235
Tesekkürler Tesekkürler:  0
Begenilmeyenler Begenilmeyenler:  0
Bugün... isimli konuyu okuyorsunuz.
  1. #3511
    Durum
    Çevrim Dışı
    K.Tarihi
    May 2007
    Mesajı
    4.605
    Konusu
    47
    Teşekkür ve Beğeniler
    Bugün de sürücek siyahın temsilcileriyle beyazın temsilcilerinin birlikte yaşadığı ve genellikle siyahın temsilcilerinin kazandığı evrende hayat,peki ne zamana kadar,buna yürek mi dayanır ? Heyhat !

  2. #3512
    Durum
    Çevrim Dışı
    K.Tarihi
    Jul 2016
    Mesajı
    253
    Konusu
    2
    Yaş
    28
    Mekan
    Trabzon
    Teşekkür ve Beğeniler
    Dün gece YSK önünde bekleyerek bu kirli düzene karşı çıkan, tüm ülkenin sesi olan Prof. Dr. Ümit Özdağ'a teşekkürü borç biliriz.

  3. #3513
    Durum
    Çevrim Dışı
    K.Tarihi
    Apr 2011
    Mesajı
    2.327
    Konusu
    17
    Yaş
    37
    Mekan
    İstanbul
    Teşekkür ve Beğeniler
    Boşverin Evet verenler bir kaç yıl sonra eyalet referandumunda da evet oyu verecekler. Ardından bu eyaletlerden biri de ayrılma referandumu yapacak ve BOP nihayete erecek. Geçmiş olsun.

  4. #3514
    Durum
    Çevrim Dışı
    K.Tarihi
    Oct 2013
    Mesajı
    554
    Konusu
    0
    Yaş
    29
    Teşekkür ve Beğeniler
    Evet başaksehirli topçular muhabir dövdü. Dövülen muhabirin kanalında spiker sırıtarak haftaya basaksehir maçına gidelim dedi. Sözde duayen gazeteci şansal sırıtarak muhabirin nasibini aldığını söyledi. Etikçi başakşehir başkanı aile içinde halledicez diyerek hiçbir yaptırım yapmayacaklarının sinyalini vermiş oldu.

    Kurallara göre 1 yıl men alması gereken sözde topçuların tff tarafından da birşey yapılmayacağı düşünülüyor tabi şaşırmıyoruz.

    Sizin ben ahlak anlayışınıza, ikiyüzlülüğünüze tüküreyim be. Sıvacı , yalakacı basın pislik içine gömülmüşsünüz hepiniz.

    Daha birkaç gün önce GS uefa kupa resmi paylaşınca utanmadan ahlaktan,etikten bahseden basın muhabir döven kulüp hakkında 2 çift laf edemiyor ve sırıtarak olayı kapatmaya çalışıyor.

    Menfaatçi , paracısınız hepiniz.

    Şu olayda töbe est yanlışıkla GS'li 1 tane topçu olsaydı çarşaf çarşaf programlar yapar, ne klüp bırakırdınız ne topçu ne başkan.

    Kendi ahlaksızlıklarınız da boğulursunuz umarım.

    Sinirden yazım yanlışları olmuş olabilir k.bakmayın.

  5. #3515
    Durum
    Çevrim Dışı
    K.Tarihi
    Feb 2013
    Mesajı
    2.944
    Konusu
    29
    Yaş
    35
    Mekan
    Türkiye
    Teşekkür ve Beğeniler
    Ntv Spor'da haberi izledim. Emre Belözoğlu'nun ismini vermediler. Kavgaya karışan diğer Başakşehirli oyuncuların ismi ve saldırı görüntüleri girildi. Ancak olayları başlatan Emre'nin ne görüntüsü, ne ismi vardı.

    Türk futbol tarihinde bu adam kadar arkası kollanan başka biri yoktur.

  6. #3516
    Durum
    Çevrim Dışı
    K.Tarihi
    Oct 2013
    Mesajı
    554
    Konusu
    0
    Yaş
    29
    Teşekkür ve Beğeniler
    Evet cezalara şaşırdık mı tabiki hayır Melo RT yapar 2 maç ceza alır Volkan Babacan adam döver 1 maç ceza alır.

    Adaletini sevdiğimin ülkesi ne hale geldik. Yazıklar olsun hepsine.

    Dayan atan ile dayak yiyende güzel tiyatro yaptı tvde. Ne güzel memleket.

    Rıdvan Dilmen'de TFF Başkanı olucam diye ortalığı yangına çevirmeye çalışıyor da basında destek çıkan yok ona

  7. #3517
    Durum
    Çevrim Dışı
    K.Tarihi
    Oct 2013
    Mesajı
    554
    Konusu
    0
    Yaş
    29
    Teşekkür ve Beğeniler
    Emenike ırkçılık yapar tvler yine suspus. Ne kadar kötü bir ülke olduk biz.

  8. #3518
    Durum
    Çevrim Dışı
    K.Tarihi
    Jun 2006
    Mesajı
    3.157
    Konusu
    22
    Yaş
    27
    Mekan
    Bremen
    Teşekkür ve Beğeniler

  9. #3519
    Administrator
    Durum
    Çevrim Dışı
    K.Tarihi
    Apr 2011
    Mesajı
    1.116
    Konusu
    29
    Yaş
    25
    Mekan
    Antalya
    Teşekkür ve Beğeniler
    Follow Oğuzhan Günebakan On Twitter Add Oğuzhan Günebakan on Facebook
    Bugün 23 Mayıs 2017... Kim bilir, belki de bir gün bu yazdıklarıma bakar ve mutluluk gözyaşları dökerim. Zor, belki hiç olmayacak ve gsbasket'in tozlu rafları arasında eskiyecek yazdıklarım. Olur olmaz, neyse ne...

    21 Mayıs 2017 bitti, üzerinden an itibariyle 2 gün geçti. Üzerimde tuhaf bir anlamsızlık var, gerçekten bu ne bilmiyorum. Kıskançlık, hazımsızlık değil bu. Zaten hayatım boyunca hiç öyle birisi olmadım. Sadece tuhaf, garip bir boşluk.

    2 gündür dertleşecek birilerini arıyor zihnim. Dertleşmek derken konuşmak değil, zira konuşacak pek bir durum da yok galiba. Ne yapsam ne etsem derken, gece karanlığa da bürünmüşken 3-5 satır yazmak geldi içimden. Beni basketbolda ben yapan yere yazacaktım tabi ki, gsbasket'e. Bu siteye girmeden önce de basketbol aşığıydım ama ben kendimi buralarda geliştirdim. Manevi dostluklar edindim. Kendimi geliştirdim, bazı kapıları araladım. Buraya bakıp, "eski tadı kalmadı be buraların" desem de, söz konusu basketbolsa sığınağım burası.

    Evet, ezeli rakibimiz erkek basketbolunda en büyük kupayı aldı. İnanın bu yıl bunun olacağına emindim, finali Olympiakos ile yapacaklarını da sıkça dile getirdim. Olympiakos kısmı tahmindi, öyle de oldu. Hani birşeyin olacağını bilir de kendini hazırlarsın, hani o zaman beklentilerini ayarlar ve sonrasındaki duygudurum değişikliklerini kontrol edersin ya... Ben galiba edememişim.

    Kimseyi tebrik etmedim, kutlu olsun demedim en yakınımdaki dostlara dahi. Ne bileyim, içimden gelmeyen birşeyi yapmak ne kazandırırdı ki. Sahte gülücüklerden hiçbir farkı yok.

    Bugün 23 Mayıs 2017. Bir gün geriye bakıp bu post'u çerçeveletmek dileğiyle... Devam...

  10. #3520
    Durum
    Çevrim Dışı
    K.Tarihi
    Oct 2013
    Mesajı
    554
    Konusu
    0
    Yaş
    29
    Teşekkür ve Beğeniler
    Şikecisiniz , Irkçısınız.. 3Temmuz.

  11. #3521
    Durum
    Çevrim Dışı
    K.Tarihi
    Feb 2013
    Mesajı
    2.944
    Konusu
    29
    Yaş
    35
    Mekan
    Türkiye
    Teşekkür ve Beğeniler
    Harun Kolçak vefat etmiş. 90'ların bir güzel ismi daha bu dünyayı terk etti. Mekanı cennet olsun.




  12. #3522
    Durum
    Çevrim Dışı
    K.Tarihi
    Feb 2013
    Mesajı
    2.944
    Konusu
    29
    Yaş
    35
    Mekan
    Türkiye
    Teşekkür ve Beğeniler
    Bugün de Linkin Park solisti Chester hayata veda etti. Huzur içinde yatsın.



  13. #3523
    Durum
    Çevrim Dışı
    K.Tarihi
    Sep 2016
    Mesajı
    640
    Konusu
    55
    Yaş
    25
    Mekan
    Ankara
    Teşekkür ve Beğeniler
    Şu 2 gündür kabus gibi oldu resmen. Harun Kolçak, Chester gibi en sevdiğim sanatçılar hayatını kaybetti, Östersund denilen takıma elendik, bugün deprem olmuş Ege'de. Felaketler gelince peşpeşe geliyor.

  14. #3524
    Durum
    Çevrim Dışı
    K.Tarihi
    Jan 2007
    Mesajı
    314
    Konusu
    0
    Yaş
    29
    Mekan
    istanbul
    Teşekkür ve Beğeniler
    Follow Kaan Şencan On Twitter Add Kaan Şencan on Facebook
    Birer birer gidiyor güzel insanlar, geçmişimizin kahramanları. Chester ile birlikte belki de birçok anımız intihar etmiş oldu. Daha Mayıs'tı yakın arkadaşı , başka bir anımız Chris Cornell'ın cenazesinde şarkı söylediğinde. Harun Kolçak, Chester Bennington ikinizde huzur içinde uyuyun.

  15. #3525
    Durum
    Çevrim Dışı
    K.Tarihi
    Jul 2015
    Mesajı
    918
    Konusu
    0
    Yaş
    41
    Mekan
    Baku
    Teşekkür ve Beğeniler
    Hepimizin zafer bayramı kutlu olsun arkadaşlar.

    Kuvayi Milliye Destani, bu konu ile ilgili yazılmış en güzel eserdir bence. Satır aralarında bu zaferin nasıl kazanıldığını çok güzel anlatmış büyük usta. Okurken insanın gözleri doluyor. Bize bu güzel vatanı hediye ederken canlarını verenleri saygıyla ve minnetle anıyor ve Allahtan rahmet diliyorum. Nur içinde yatsınlar.
    Çok uzun olduğu için en sevdiğim kısmını (8. bap) kopyalıyorum. İsteyen, vakti olan google dan çok kısa bir aramayla tamamına ulaşıp okuyabilir.


    kuvay-ı milliye destanı


    ​​başlangıç

    onlar

    onlar ki toprakta karınca,
    suda balık,
    havada kuş kadar
    çokturlar;
    korkak,
    cesur,
    câhil,
    hakîm
    ve çocukturlar
    ve kahreden
    yaratan ki onlardır,
    destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.

    onlar ki uyup hainin iğvâsına
    sancaklarını elden yere düşürürler
    ve düşmanı meydanda koyup
    kaçarlar evlerine
    ve onlar ki bir nice murtada hançer üşürürler
    ve yeşil bir ağaç gibi gülen
    ve merasimsiz ağlayan
    ve ana avrat küfreden ki onlardır,
    destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.

    demir,
    kömür
    ve şeker
    ve kırmızı bakır
    ve mensucat
    ve sevda ve zulüm ve hayat
    ve bilcümle sanayi kollarının
    ve gökyüzü
    ve sahra
    ve mavi okyanus
    ve kederli nehir yollarının,
    sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı
    bir şafak vakti değişmiş olur,
    bir şafak vakti karanlığın kenarından
    onlar ağır ellerini toprağa basıp
    doğruldukları zaman.

    en bilgin aynalara
    en renkli şekilleri aksettiren onlardır.
    asırda onlar yendi, onlar yenildi.
    çok sözler edildi onlara dair
    ve onlar için :
    zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur,
    denildi.

    ........

    sekizinci bap


    26 ağustos gecesinde saatlar
    iki otuzdan beş otuza kadar
    ve
    izmir rıhtımından akdeniz'e
    bakan nefer



    saat 2.30.

    kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır,
    ne ağaç, ne kuş sesi,
    ne toprak kokusu vardır.
    gündüz güneşin,
    gece yıldızların altında kayalardır.
    ve şimdi gece olduğu için
    ve dünya karanlıkta daha bizim,
    daha yakın,
    daha küçük kaldığı için
    ve bu vakitlerde topraktan ve yürekten
    evimize, aşkımıza ve kendimize dair
    sesler geldiği için
    kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi
    okşayarak gülümseyen bıyığını
    seyrediyordu kocatepe'den
    dünyanın en yıldızlı karanlığını.
    düşman üç saatlik yerdedir
    ve hıdırlık-tepesi olmasa
    afyonkarahisar şehrinin ışıkları gözükecek.
    kuzeydoğuda güzelim-dağları

    yanıyor.
    ovada akarçay bir pırıltı halinde
    ve şayak kalpaklı nöbetçinin hayalinde
    şimdi yalnız suların yaptığı bir yolculuk var :
    akarçay belki bir akar su,
    belki bir ırmak,
    belki küçücük bir nehirdir.
    akarçay dereboğazı'nda değirmenleri çevirip
    ve kılçıksız yılan balıklarıyla
    yedişehitler kayasının gölgesine girip
    çıkar.
    ve kocaman çiçekleri eflâtun
    kırmızı
    beyaz
    ve sapları bir, bir buçuk adam boyundaki
    haşhaşların arasından akar.
    ve afyon önünde
    altıgözler köprüsü'nün altından
    gündoğuya dönerek
    ve konya tren hattına rastlayıp yolda
    büyükçobanlar köyü'nü solda
    ve kızılkilise'yi sağda bırakıp
    gider.

    düşündü birdenbire kayalardaki adam
    kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri.
    kim bilir onlar ne kadar büyük,
    ne kadar uzundular?
    birçoğunun adını bilmiyordu,
    yalnız, yunan'dan önce ve seferberlik'ten evvel
    selimşahlar çiftliği'nde ırgatlık ederken manisa'da
    geçerdi gediz'in sularını başı dönerek.

    dağlarda tek
    tek
    ateşler yanıyordu.
    ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
    şayak kalpaklı adam
    nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    güzel, rahat günlere inanıyordu
    ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
    birdenbire beş adım sağında onu gördü.
    paşalar onun arkasındaydılar.
    o, saatı sordu.
    paşalar : «üç,» dediler.
    sarışın bir kurda benziyordu.
    ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
    yürüdü uçurumun başına kadar,
    eğildi, durdu.
    bıraksalar
    ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
    ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
    kocatepe'den afyon ovası'na atlıyacaktı.

    saat 3.30.

    halimur - ayvalı hattı üzerinde
    manga mevziindedir.

    izmirli ali onbaşı
    (kendisi tornacıdır)
    karanlıkta gözyordamıyla
    sanki onları bir daha görmiyecekmiş gibi
    baktı manga efradına birer birer :
    sağda birinci nefer
    sarışındı.
    ikinci esmer.
    üçüncü kekemeydi
    fakat bölükte
    yoktu onun üstüne şarkı söyliyen.
    dördüncünün yine mutlak bulamaç istiyordu canı.
    beşinci, vuracaktı amcasını vuranı
    tezkere alıp urfa'ya girdiği akşam.
    altıncı,
    inanılmıyacak kadar büyük ayaklı bir adam,
    memlekette toprağını ve tek öküzünü
    ihtıyar bir muhacir karısına bıraktığı için
    kardeşleri onu mahkemeye verdiler
    ve bölükte arkadaşlarının yerine nöbete kalktığı için
    ona «deli erzurumlu» derdiler.
    yedinci, mehmet oğlu osman'dı.
    çanakkale'de, inönü'nde, sakarya'da yaralandı
    ve gözünü kırpmadan
    daha bir hayli yara alabilir,
    yine de dimdik ayakta kalabilir.
    sekizinci,
    ibrahim,
    korkmıyacaktı bu kadar
    bembeyaz dişleri böyle tıkırdayıp
    birbirine böyle vurmasalar.
    ve izmirli ali onbaşı biliyordu ki :
    tavşan korktuğu için kaçmaz
    kaçtığı için korkar.

    saat 4.

    ağzıkara - söğütlüdere mıntıkası.
    on ikinci piyade fırkası.
    gözler karanlıkta, uzakta.
    eller yakında, makanizmalar üzerinde.
    herkes yerli yerinde.
    tabur imamı
    mevzideki biricik silâhsız adam :
    ölülerin adamı,
    kırık bir söğüt dalı dikerek kıbleye doğru,
    durdu boyun büküp
    el kavuşturup
    sabah namazına.
    içi rahattır.
    cennet, ebedî bir istirahattır.
    ve yenilseler de, yenseler de âdâyı,
    meydânı gazadan o kendi elleriyle verecektir
    cenâbı rabbülâlemîne şühedâyı.

    saat 4.45.

    sandıklı civarı.
    köyler.
    sarkık, siyah bıyıklı süvari,
    çınar dibinde, beygirinin yanında duruyordu.
    çukurova beygiri
    kuyruğunu karanlığa vuruyordu :
    dizkapaklarında kan,
    kantarmasında köpük...
    ikinci süvari fırkası'ndan dördüncü bölük,
    atları, kılıçları ve insanlarıyla havayı kokluyor.
    geride, köylerde bir horoz öttü.
    ve sarkık, siyah bıyıklı süvari
    ellerinin tersiyle yüzünü örttü.
    karşı dağlar ardında, düşman elinde kalan
    bir başka horoz vardır :
    baltaibik, sütbeyaz bir denizli horozu.
    düşmanlar herhal onu çoktan kesip
    çorbasını yapmışlardır...

    saat beşe on var.

    kırk dakka sonra şafak
    sökecek.
    «korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak».
    tınaztepe'ye karşı kömürtepe güneyinde,
    on beşinci piyade fırkası'ndan iki ihtiyat zabiti
    ve onların genci, uzunu,
    darülmuallimin mezunu
    nurettin eşfak,
    mavzer tabancasının emniyetiyle oynıyarak
    konuşuyor :
    -bizim istiklâl marşı'nda aksıyan bir taraf var,
    bilmem ki, nasıl anlatsam,
    âkif, inanmış adam,
    fakat onun, ben,
    inandıklarının hepsine inanmıyorum.
    meselâ, bakın :
    «gelecektir sana vaadettiği günler hakkın.»
    hayır,
    gelecek günler için
    gökten âyet inmedi bize.
    onu biz, kendimiz
    vaadettik kendimize.
    bir şarkı istiyorum
    zaferden sonrasına dair.
    «kim bilir belki yarın...»

    saat beşe beş var.

    dağlar aydınlanıyor.
    bir yerlerde bir şeyler yanıyor.
    gün ağardı ağaracak.
    kokusu tütmeğe başladı :
    anadolu toprağı uyanıyor.
    ve bu anda, kalbi bir şahan gibi göklere salıp
    ve pırıltılar görüp
    ve çok uzak
    çok uzak bir yerlere çağıran sesler duyarak
    bir müthiş ve mukaddes mâcereda,
    ön safta, en ön sırada,
    şahlanıp ölesi geliyordu insanın.

    topçu evvel mülâzımı hasan'ın
    yaşı yirmi birdi.
    kumral başını gökyüzüne çevirdi,
    kalktı ayağa.
    baktı, yıldızları ağaran muazzam karanlığa.
    şimdi bir hamlede o kadar büyük,
    öyle şöhretli işler yapmak istiyordu ki
    bütün ömrünü ve hâtırasını
    ve yedi buçukluk bataryasını
    ağlanacak kadar küçük buluyordu.

    yüzbaşı sordu :
    - saat kaç?
    - beş.
    - yarım saat sonra demek...

    98956 tüfek
    ve şoför ahmet'in üç numrolu kamyonetinden
    yedi buçukluk şnayderlere, on beşlik obüslere kadar,
    bütün âletleriyle
    ve vatan uğrunda,
    yani, toprak ve hürriyet için ölebilmek kabiliyetleriyle
    birinci ve ikinci ordular
    baskına hazırdılar.

    alaca karanlıkta, bir çınar dibinde,
    beygirinin yanında duran
    sarkık, siyah bıyıklı süvari
    kısa çizmeleriyle atladı atına.
    nurettin eşfak
    baktı saatına :
    - beş otuz...
    ve başladı topçu ateşiyle
    ve fecirle birlikte büyük taarruz...

    sonra.
    sonra, düşmanın müstahkem cepheleri düştü.
    bunlar :
    karahisar güneyinde 50
    ve doğusunda 20-30 kilometredeydiler.

    sonra.
    sonra, düşman ordusu kuvâyi külliyesini ihâta ettik
    aslıhanlar civarında
    30 ağustosa kadar.

    sonra.
    sonra, 30 ağustosta düşman kuvâyı külliyesi imha ve esir olundu.
    esirler arasında general trikopis :
    alaturka sopa yemiş bir temiz
    ve sırmaları kopuk frenk uşağı...

    yaralı bir düşman ölüsüne takıldı nurettin eşfak'ın ayağı.
    nurettin dedi ki : «teselyalı çoban mihail,»
    nurettin dedi ki : «seni biz değil,
    buraya gönderenler öldürdü seni...»

    sonra.
    sonra, 31 ağustos günü
    ordularımız izmir'e doğru yürürken
    serseri bir kurşunla vurulan
    deli erzurumluydu.
    devrildi.
    kürek kemikleri altında toprağı duydu.
    baktı yukarı,
    baktı karşıya.
    gözler hayretle yandılar :
    önünde, sırtüstü, yan yana yatan postalları
    her seferkinden kocamandılar.
    ve bu postallar daha bir hayli zaman
    üzerlerinden atlayıp geçen arkadaşların arkasından
    seyredip güneşli gökyüzünü
    ihtiyar bir muhacir karısını düşündüler.
    sonra...
    sonra, sarsılıp ayrıldılar birbirlerinden
    ve deli erzurumlu ölürken kederinden
    yüzlerini toprağa döndüler...

    solda, ilerdeydi ali onbaşı.
    kan içindeydi yüzü gözü.
    bir süvari takımı geçti yanından dörtnala.
    kaçanı kovalamıyordu yalnız
    ulaşmak da istiyordu bir yerlere
    ve sadece kahretmiyor
    yaratıyordu da.
    ve kılıçların,
    nalların,
    ellerin
    ve gözlerin pırıltısı
    ardarda çakan aydınlık bir bütündü.
    ali onbaşı bir şimşek hızıyla düşündü
    ve şu türküyü duydu :
    «dörtnala gelip uzak asya'dan
    akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
    bu memleket bizim.

    bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
    ve ipek bir halıya benziyen toprak,
    bu cehennem, bu cennet bizim.

    kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
    yok edin insanın insana kulluğunu,
    bu dâvet bizim...

    yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
    ve bir orman gibi kardeşçesine,
    bu hasret bizim...»>

    sonra.
    sonra, 9 eylülde izmir'e girdik
    ve kayserili bir nefer
    yanan şehrin kızıltısı içinden gelip
    öfkeden, sevinçten, ümitten ağlıya ağlıya,
    güneyden kuzeye,
    doğudan batıya,
    türk halkıyla beraber
    seyretti izmir rıhtımından akdeniz'i.

    ve biz de burda bitirdik destanımızı.
    biliyoruz ki lâyığınca olmadı bu kitap,
    türk halkı bağışlasın bizi,
    onlar ki toprakta karınca,
    suda balık,
    havada kuş kadar
    çokturlar;
    korkak,
    cesur,
    câhil,
    hakîm
    ve çocukturlar
    ve kahreden
    yaratan ki onlardır,
    kitabımızda yalnız onların mâcereları vardır...
    Begeniler Önder Çiçekoğlu, Kaan Şencan bu mesajı beğendi.
     

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 2 kullanıcı var. (0 üye ve 2 konuk)

Benzer Konular

  1. Bugün Günlerden Galatasaray
    By GSbasket.Org in forum Galatasaray Kadın Basketbol Takımı
    Mesaj: 2
  2. Tarihte Bugün Galatasaray
    By Tugay Aktepe in forum Mola
    Mesaj: 24
  3. Murat Özyer Hocamız bugün NTV de...
    By Ethem Gürtepe in forum Galatasaray Erkek Basketbol Takımı
    Mesaj: 49

Giriş

Giriş