Avustralya Açık 2021

Sezonun ilk Grand Slam'inin 2.haftası bitti ve teklerde tüm çeyrek finalistler belli oldu. Erkeklerde FEDERER'in yokluğunda DJOKOVIC ve NADAL favori kimliklerini yansıtarak yollarına devam ettiler. Özellikle DJOKOVIC'in 3.turun ortasında bel ağrılarından oyunu bırakacak noktaya gelip kendini 5.sete hazırlayacak şekilde aktif dinlenerek oynadığı bölümden sonra maçı alacak mental ve fiziksel seviyesini göstermesi turnuvanın dönüm noktasıydı belki de. Nitekim RAONIC'e karşı gayet iyi göründü. NADAL için Roland Garros neyse DJOKOVIC için de Avustralya biraz öyle ama covid-19 dönemi her şeyi altüst etmişken bu yıl o kadar da net favori olarak gözükmüyor kanımca. İlk turlar DJOKOVIC için daha zorlu eşleşmelerle geçti ama çeyrek final ve yarı finallerde zor eşleşmelere sahip olan taraf bu sefer NADAL olacak. Bakalım DJOKOVIC-NADAL finali tekrarlanacak mı?

Kadınlardaysa ana tablonun üst kısmıyla alt tarafı arasında büyük fark oluştu. BARTY kendi evinde belki de seyircisiz de olsa final yapacak gibi gözüküyor. Tablonun alt tarafındaysa OSAKA ve HSIEH arasındaki asya çekişmesinden sürpriz dahi çıkabilir. HALEP ve Serena arasındaysa yarın saat 11.00da başlayacak bana göre günün en ilgi çekici maçı oynanacak. Neticede şampiyonluk için en güçlü aday olarak ise kazandığı takdirde Grand Slam yapmaya bir Amerika Açık uzaklıkta olacak HALEP'i görüyorum.
 
Federer'in olmadığı hiçbir turnuva bana heyecanlı gelmiyor. Nadal da Djokovic de çok büyük oyuncular, kariyerleri bittiğinde belki Federer'den daha çok kupa kazanmış olacaklar ama en büyük saygıyı her zaman Federer görecek, bu kesin. Pandemi de var zaten, hiç zevki yok sonuçta turnuvanın. Djokovic o sıkıcı oyunuyla ne yapar eder kazanır büyük ihtimal.
 
Karatsev kolay yolu en iyi değerlendiren isim oldu ve yari finale çıktı. 1 senedir challegerda iyi işler çıkarırdı ama böyle büyük bir turnuvada yarı finale çıkması kolay yolda olsa müthiş iş. 2 sene önce 400. Sıralarda takılıyordu.
 
Kadınlarda Şampiyon Sert kortta rakipsiz bir görüntü çizen OSAKA oldu. Açıkçası geldiği yol da açık ara daha zorluydu BRADY'den. 22 numaralı seribaşı BRADY ise finale kadar sadece 2 seribaşıyla oynadı ve bu isimler kendi sırlamasından bile aşağıdaydı(25 ve 28). Yine de son US Open'da yarı final yapmasını düşünürsek-ki orada da OSAKA'ya kaybetmişti. Sert kort Grand Slam'lerinde OSAKA dışında kimse onu durduramadı denebilir- sert kortlarda kendisini fazlasıyla üst turlarda göreceğiz gibi görünüyor. Ayrıca rakipleri kendi seviyesi ve altında da olsa üst üste 6 maç kazanmak bir Grand Slam'de basite indirgenecek bir konu da değil. OSAKA ise her ne kadar diğer kortlarda çok rahat gözükmese de 2019 yılında Avustralya Açık'ı kazandıktan sonra zaten son US OPEN'a kadar sert kortlar dahil çeyrek final bile görememişti. O yüzden onu yaz sezonunda bir kez daha görmek lazım.

Erkeklerde yarın net favorisi olmayan müthiş bir final bekliyor bizi. Avustralya Açık'ta doğal favori olsa da DJOKOVIC bu yılki hali en iyi görüntüsü değil. Ayrıca gereksiz bir toplam Grand Slam şampiyonluk sayısı baskısı da var. MEDVEDEV ise şu an en formda isim. Sert kort sezonunda 21 maçtır yenilmiyor ve ilk 10daki tenişcilere karşı son 12 maçını kazanmış durumda. NADAL'ı eleyen TSITSIPAS'a karşı da çok iyi ve nispeten rahat bir maç oynadı. Çeyrek Finalde vatandaşı RUBLEV'in de başını kaldırmasına izin vermedi.

TSITSIPAS'ın çeyrek finalde NADAL'a karşı aldığı galibiyeti sanırım 3.set başından itibaren şahit oldum. Her ne kadar set başında servis kıramasa da NADAL, bir taraf servisni kırdıracaksa o TSITSIPAS gibi görünüyordu ama servisini korudu be tie-break'i alarak maça tutundu. Ama 4.setten itibaren NADAL'ın yorgunluğu her halinden belli oluyordu. Servis oyunlarını rahat alan halinden eser kalmamıştı ve TSITSIPAS biraz daha rahat olsa 9.oyuna bırakmadan servis kırardı. Son sette de NADAL son bir çaba gösterse de TSITSIPAS özellikle servis oyunlarında daha iyi gözüken taraftı ve maçı maç sayısından süper tie-break tehlikesine soksa da maçı aldı. DJOKOVIC'in de en azından bir omzundaki yük kalkmıştır NADAL'ın elenmesiyle. Zira artık kazanamasa bile farkın açılmayacağının garantisi var.
 
Osaka'nın kırılma noktası Muguruza maçı oldu. Konsantrasyonu maç içerisinde bu kadar değişen başka bir oyuncu görmedim. Dağıldı 5-4'ten üç maç puanı çevirmesiyle kendi kaderini de değiştirdi ve diğer iki maçı oldukça rahat kazandı. Medvedev de epey formda ama Djokovic o kadar iyi servis atıyor ki sakatlığına rağmen ayakta kalmayı başardı ve sanırım kişisel bir rekorunu da egale etti bu turnuvada. Ben Djokovic'in kazanacağını düşünüyorum ama sonuç ne olursa olsun keyifli bir final olacağını düşünüyorum
 
Bu avustralya açık seyircisi ne kadar kalitesiz. Her sene böyleler. Wimbledon ile kıyaslanmaz bile. Finali sabote ediyorlar resmen.

Finale gelince. Medvedev o baskıyı taşıyamıyor. Djokovic psikolojik olarak rakibini yine ezmeye başladı. Maçı da burdan rahat alır gibi geliyor. Aslında Medvedev gerçekten yetenekli, hatta saf yetenek anlamında Djokovic’ten yetenekli diyebilirim ama her sporda olduğu gibi teniste de sadece yetenek başarıyı getirmiyor. Djokovic başka seviyede.
 
Son düzenleme:
Tam beklediğim gibi rahat aldı Djokovic. Hiç final kalitesine yakışan bi maç olmadı. Pazar sabahı elime kahveyi aldım, zevkle maç izleyim dedim ama çekişme yoktu. Medvedev Nadal ve Djokovic sonrası dönemi domine edebilir ama bunlar bırakana kadar pek hayat yok ona. Djokovic için de bu Avustralya açık Nadal’ın Roland Garros’u gibi oldu. 20 Federer, 20 Nadal, 18 Djokovic oldu şimdi. Bırakana kadar ikisini de geçer Djokovic rahatça.
 
DJOKOVIC, finali beklentilerin aksine nefes aldırmadan kazandı. Sakatlığının izlerini tamamen silmiş gözükerek net bir galibiyet aldı. MEDVEDEV zaman zaman başını kaldıracak performansa ve dönüm noktalarına erişse de her seferinde umut kırıcı şekilde balyoz yedi. Artık DJOKOVIC önümüzdeki 2 yılda bence tarihin en iyisi tartışmasında bu işin içindekiler için çok önemli rol oynamaması gerekse de en çok grand slam şampiyonluğu kazanma yarışında liderliği belki de bırakmayacak şekilde ele geçirecek. Bunun için yaşı ve oyun stili de gayet müsait.

Yukarıda da belirtildiği üzere Avustralyalı seyirciler topluca psikolojik bunalıma girmiş gibiydiler. Avustralya seyircisi eskiden de futbol seyircisi gibi davranışlarla kendine has bir tavır sergilese de sayıca az oldukları bir yılda oynanan oyuna zarar verecek derecede tepkilerde bulundular. Bunu biraz da içinde bulunduğumuz süreçte, Batı toplumlarının ortalamasına göre bile çok daha rahat bir toplum olan Avustralya toplumunun içine düştüğü öfke denizine bağlıyorum. Zaten liberalizmin getirdiği bireysel özgürlük fikrinin nerelerde sınırlanması gerektiğinin çizgisini yumurta ağza dayanmadan çizememiş bir Batı dünyadaki mevcut problemlerinde en büyüklerini yaşamakla sınanıyor. Bireyi toplumun önüne koyan bu zihniyet belki her şey tıkırındayken topluma da fayda getiriyor ama en küçük krizde tüm yamaları ortaya çıkıyor. Şahsen toplumun her kesiminin yararına olacak eylemleri bireyselliğin önüne koyan sosyal devletlerin daha doğru yönde olduğunu düşünüyorum. Neyse, çok konu dışına çıkmayalım ama bence politikaya girmeden anlaşılamayacak bir durum bu.
 
Big 3 ile öbür tenisçiler arasında baya seviye farkı var. big3 sonrası erkek tenisi de kadınlar tenisi gibi ciddi düşüşe geçecek gibi.
Bence kastettiğiniz isimler zaten erkekler tenis tarihinin en tepesinde zaten. İlk 5 çok net ama İlk 3 de denebilir. Yani zaten çok özel bir dönemden geçtik. Bence kadınlardaki kadar yıldız eksikliği yok. Erkekler tenisinde rakebetin de verdiği güçle birbirini itekleyen 3 isim belki de tarihin en iyisi oldular. Erkekler tenisini onlardan önce 90lar sonu ve 2000ler başı gibi takip etmeye başlamıştım. O dönemde bence kadınlar tenisindeki rekabet daha üst seviyedeydi ama erkekler tenisi de yabana atılacak düzeyde değildi. SAMPRAS, IVANISEVIC ve AGASSI'nin son dönemleri; KEFELNIKOV, MOYA, KUERTEN, HEWITT, RAFTER, SAFIN, CORRETJA, HENMAN, FERRERO gayet izlenecek oyunculardı. Bence tenisin geldiği noktada 2020lerin 2.yarısından itibaren mevcutta contender seviyesindeki isimler bugünkü kadar olmayacak tabi ama idare edecek kadar heyecanlı deneyimler yaşatacaklardır.
 

Üst