ELW | Sopron 69-66 Galatasaray, Sopron 70-58 Galatasaray

Sopron gibi vasat bir takıma karşı oyunun hiçbir bölümünde maça ortak olamadık ne yazık ki. Kadromuz EL için çok yetersiz. Her molada “cim bom bom” diye bağırıyoruz ama parkede etkisini göremedik maalesef. Kalp kıran bir mağlubiyet oldu.
 
İlk maç sonrası biz daha iyi önlem alırız derken onlar bizi daha iyi çözdüler. Courtney'e hiç nefes aldırmadılar üstüne Anete'in erken 2 faul almasıyla ritim bulamaması da elimizi kolumuzu iyice bağladı hücumda. 3 uzun ve alan savunması işine de bu sefer dış şutla da cevap verince kötü bir mağlubiyet aldık. Mercedes ise bizim gibi bütçeli takımlar için lüks. Hücumda bir getiriyorsa savunmada iki götürüyor. Şu maçlarda Courtney yerine Hartley olsa çok farklı şeyler konuşuyor olabilirdik ayrıca.
 
Rakip ilk maçtan sonra daha iyi analiz eden dersine daha iyi çalışan taraf olmuş. Bu seviyedeki maçlarda Işılın değerini daha çok anlayıp eksikliğini daha çok hissediyoruz. Teknik kadroda iki maç sonunda sınıfta kaldı.
 
Efe Güven geldiği günden bu yana kısıtlı bütçesinin üzerinde takımı oynattı. Ancak bu maçta sınıfta kaldı. 3 sayı farkla yenildiğimiz hemen hemen dengimiz olan bir takıma 2 gün sonra fark yiyerek mağlup oluyorsak burada bizim coach oyunu okuyamamış, rakip coach ise dersine iyi çalışmış demektir.

Skor olarak maçın kısır geçeceği ilk maçın son çeyreğinden belliydi. Bu tarz maçlarda hızlı hücum sayıları ilaç gibi gelir. Özellikle ilk maçta dipten isabet kaydedemediğimiz şutların birçoğunda rakip hızlı hücum buldu ve ilk maçı da buradan bulduğu sayılarla fark yaratarak kazandı.

Bu maçın daha ilk çeyreğinde iki isabetsiz dip şutu sonrası rakibe 4 sayı verince maçı kazanmaktan yana pek ümidim kalmadı. En azından şuna önlem alınabilinirdi ama ilk maç iyi analiz edilmemiş belli ki
 
Sezonun ilk ciddi sınavlarında her yanımızla sınıfta kaldık. İlk maç bir derece tahammül edilebilir ama ikinci maçta bu kadar yetersiz kalmak hiç olmadı. Kenar yönetim ilk maçtan sonra uyumuş herhalde hep. İşler kötü giderken sahada bir liderimiz yok. Sadece Pelin isyan etti onun da kapasitesi ve yetenekleri sınırlı. Gözler Işıl kaptanı aradı.

Efe hoca istediği oyuncuları aldırdı. Bundan sonrası ona yazar.
 
Maçı izlemedim, rakip hakkında da bilgim yok ama karşı taraf 4'te 4'le gidiyor sanırım. Bütçeleri ne alemdedir hiçbir fikrim yok ama bizden çok daha aşağıda olmadıkları kanaatindeyim. Kesinkes bizden daha istikrarlı kadro ve ev sahibi avantajları da var. Bu şartlarda mağlubiyetler çok mu sürpriz kestiremedim. Hücumda tek ele bakan, savunmada günlük gayretle oynayan bir takımız. Bu seviyelerde sırıtmamız çok şaşırtıcı olmasa gerek.
 
2 gün önce "kök söktürdük" diye düşündüğümüz maçta 69 sayı yedik, bugün daha devre olmadan biten maçta 70 sayı yedik. Bu bakımdan çok enteresan oldu.

Kuanitra, Mercedes, Zofia derken umarım takımı sezon başından beri buraya getiren; hatta Efe Güven'in 3 sezondur oynatıp çok verim aldığı oyunu ve dinamikleri kaybetmeyiz umarım. 2016-2017'de Maljkovic benzer bir felsefeyle adeta şapkadan tavşan çıkardı. 2017-2018'de alakasız bir kadroyla aynı oyunu denedi neredeyse küme düşecekken bazı oyuncuların insiyatif ve fedakarlığıyla o sezon kurtuldu. 2018-2019'da yine yeni bir kadroyla aynı oyunu oynadık. Geçen sezon daha isabetli takviyelerle oyunu ileriye taşıyarak oynadık. Bu sezon malesef bambaşka bir takımla başladık ama yine belli bir seviyeye geldi aynı oyun.

Önce Bella-Mercedes değişikliği. Şimdi de Kuanitra... Şu an için bizi geriye götüren iki hamle oldu. Belki koç ve takım bir şekilde bir çözüm bulacak, bu isimlerin de optimumu verdiği bir oyunu oturtacak. Ama o arayış, deneme ve alışma döneminin kayıplarla geçme ihtimali var. Sopron gibi bir takma karşı bu oyunu ilk defa denemek de talihsizce oldu.

İlk maçta takımın skoreri olarak Courtney'e karşı tedbiri vardı rakibin. Courtney'in formsuzluğuyla da başarılı oldular. Geçen maç biraz kafasını çıkaran Anete'ye de bugün bir şekilde çözüm buldular. Jelena gibi rakip kadro sayılınca ilk anılmayan oyunculardan birinin varlığı bile yetti Anete'yi kitlemeye. 3 faul almış sanırım, spiker 3 faul dediğinde ben faul hakkını doldurdu sanmıştım, o derece dominasyon kurdu Anete'nin üzerinde.

Yine de tüm olumsuzluklara rağmen Pelin'in üçüncü çeyrekteki gayretine takım biraz ayak uydursa son çeyrekte başka bir senaryo izleyebilirdik. Pelin'in iki basket sonrası kapıp da verdiği topta Courtney acemice bir hücum faul yapmasa oradan belki de 4-5 sayı farkla girmek mümkün olacaktı son 10 dakikaya. O hücum faul döndü üçlük yedik, bu defa Pelin bitirmeye çalıştı blok tehdidi arasında zorlama bir turnike denedi olmadı, onun dönüşünde de basket ve teknik faul yedik. 2 dakikada farkı 4-5'e indirebilecekken 15'e çıkardık. Maç zaten orada bitti...

Bu takımı ligde buraya kadar getiren Courtney-Pelin-Asena üçlüsünün hatta zaman zaman bunlara katılan Sude'nin yaptığı ölümcül pres, takımdayken Bella'nın onun dışında Anete'nin tempolu hücum-defans varyeteleri oldu. Sopron maçlarında bunun çok dışında bir şey denedik, tutturamayınca bunları parça parça kullanmaya çalıştık o da olmadı. Bunar da mükemmel basketboldu demiyorum ama bizim yapabildiğimiz ve sahada büyüdüğümüz bu oyundu.

Senin kısaların önde kendini yırtarken pota altına giden topu senin uzunun ağzı açık seyrederse bu oyunu oynayamazsın, kısaların temposu ister istemez düşer. Kısaların temposu düşerse de senin yeni setler, yeni hücumlar bilmemneler bulman gerekir. Onda da elindeki kısaların hepsi büyük skorer yıldızlar olmadığı için çok zorlanırsın. 2017-2018 sezonu başında da aynı sıkıntıları çektik, takımın uzunları o tempoya adapte olana kadar da çözemedik. Şimdi tekrarını yaşayacağız diyemiyorum, yaşamaya başladık bile...

Umarım en azından ligde çok kayıp yaşamayız ama Nesibe Aydın ve Fenerbahçe maçları var arka arkaya. Nasıl olacak hiç bilmiyorum...
 
Kuanitra, Mercedes, Zofia derken umarım takımı sezon başından beri buraya getiren; hatta Efe Güven'in 3 sezondur oynatıp çok verim aldığı oyunu ve dinamikleri kaybetmeyiz umarım. 2016-2017'de Maljkovic benzer bir felsefeyle adeta şapkadan tavşan çıkardı. 2017-2018'de alakasız bir kadroyla aynı oyunu denedi neredeyse küme düşecekken bazı oyuncuların insiyatif ve fedakarlığıyla o sezon kurtuldu. 2018-2019'da yine yeni bir kadroyla aynı oyunu oynadık. Geçen sezon daha isabetli takviyelerle oyunu ileriye taşıyarak oynadık. Bu sezon malesef bambaşka bir takımla başladık ama yine belli bir seviyeye geldi aynı oyun.

Önce Bella-Mercedes değişikliği. Şimdi de Kuanitra... Şu an için bizi geriye götüren iki hamle oldu. Belki koç ve takım bir şekilde bir çözüm bulacak, bu isimlerin de optimumu verdiği bir oyunu oturtacak. Ama o arayış, deneme ve alışma döneminin kayıplarla geçme ihtimali var. Sopron gibi bir takma karşı bu oyunu ilk defa denemek de talihsizce oldu.
Eurocup şampiyonluğu beklenen bir şey değildi belki o dönem ama oralara ciddi fazla oyuncu vardı Quigley gibi. Quigley'in seviyesi Hartley'den bile yukardayken Courtney ile kıyaslayamayız bence. Courtney saf skorerken Quigley toplu topsuz iyi yaratıcıydı ki bir de Işıl faktörü vardı o zaman. Gerçi o takımın yetenek tavanı Quigley hariç şu takımın 2 kat falan gerisindedir muhtemelen.

Quanitra da bence bu 3 güne dair yegane olumlu şeylerdendi. Courtney baskıdan kurtulamayınca kısalar bir türlü onu kullanmayı beceremedi ama iyi savunma yaptı bence. Onlar fizikli kısalarla çok üstün geldiler bize karşı.
 
Eurocup şampiyonluğu beklenen bir şey değildi belki o dönem ama oralara ciddi fazla oyuncu vardı Quigley gibi. Quigley'in seviyesi Hartley'den bile yukardayken Courtney ile kıyaslayamayız bence. Courtney saf skorerken Quigley toplu topsuz iyi yaratıcıydı ki bir de Işıl faktörü vardı o zaman. Gerçi o takımın yetenek tavanı Quigley hariç şu takımın 2 kat falan gerisindedir muhtemelen.

Quanitra da bence bu 3 güne dair yegane olumlu şeylerdendi. Courtney baskıdan kurtulamayınca kısalar bir türlü onu kullanmayı beceremedi ama iyi savunma yaptı bence. Onlar fizikli kısalarla çok üstün geldiler bize karşı.
Oyuncu kıyaslamadım, taktik ve oyun felsefesinden bahsediyorum.
 

Üst