Genç Milliler (U18)

Bu arada İlkan Karaman'ın alınmayış sebebini buldum sanırım :)
Şu anda Kadroda 3 Tofaş'lı var. İlkan gelirse 4 olacaktı. İkinci olan Karşıyaka'dan ise kimse yok :?
Sanırım bunu düşünerek almışta olabilir Tamer Günay..

Ben 7 Numara Volkan İncekara'ya takmış durumdayım dualarım onunla :) !
 
Genç Milli Takım (U18) Avrupa Şampiyonası'nı 8. Sırada Bitirdi
12.08.2007 18:33

İspanya'da düzenlenen Avrupa Şampiyonası'nda Hırvatistan'a 90-81 yenilen Genç Milli Takım, turnuvayı 8. sırada bitirdi.




İspanya?nın Madrid şehrinde devam eden Genç Erkekler (U18) Avrupa Şampiyonası?nda 7.?lik maçına çıkan Genç Milli Takım, Hırvatistan ile karşılaştı. Mücadeleyi 90-81?lik skorla kaybeden Genç Milli Takım, Avrupa Şampiyonası?nı 8. sırada tamamladı.

Mücadeleye Can Özcan?ın basketi ile başlayan Genç Milli Takım, üst üste bulduğu basketlerle skoru 6-2?ye getirdi. Hırvatistan Bilan ile basketler bulsa da, Deniz Kılıçlı ve Volkan İncekara ile etkili olan ay yıldızlılar, Birkan Batuk?un da skora katkısı ile farkı 7 sayıya kadar çıkardı (13-6). Boyalı alandan Deniz Kılıçlı ve Eyüp Aydoğan ile basketler bulan milliler 5. dakikayı 17-9 önde geçti. Can Özcan ve Eyüp Aydoğan?ın sayıları ile Genç Milli Takım farkı 14?e kadar çıkardı (26-12). Ancak son 3:30 dakikada Radic ve Bilan ikilisi ile 11-0?lık seri yakalayan Hırvatistan farkı kapattı. Genç Milli Takım ilk periyodu 26-23 önde tamamladı.

İkinci periyoda Hırvatistan Sarlija?nın basketi ile başladı. İlk sayılarını Tufan Önen ile bulan Genç Milli Takım 12. dakikayı 30-25 önde geçti. Marcinkovic, Vragovic ve Radic ile etkili olan Hırvatistan ise üstünlüğü ele geçirdi ve ilk yarının son 5:46 dakikaya 32-30 önde girdi. Can Özcan ve Tufan Önen ikilisi ile maçtan kopmayan Genç Milli Takım 16. dakikayı 36-36 eşitlikle geçti. Birkan Batuk ve Can Özcan ikilisi ile sayılar bulan milliler ilk yarıyı da 44-42 önde tamamladı.

İkinci yarıya Deniz Kılıçlı?nın basketi ile başlayan Genç Milli Takım, Vragovic ve Bilan?ın sayılarına engel olamadı ve 22. dakikayı 46-46 eşitlikle geçti. Can Özcan ile dış atışlarda isabet bulan Genç Milli Takım skoru 54-48?e getirdi. Sarlija ve Vragovic ile millilerimize karşılık veren Hırvatistan ise farkı eriterek 29. dakikaya 64-62?lik skorla girdi. Delas?ın üçlüğü ile öne geçen Hırvatistan karşısında Can Özcan ile basket bulan Genç Milli Takım üçüncü periyoda 67-67 eşitlikle girdi.

Final periyoduna Bilan?ın basketi ile başlayan Hırvatistan, Marcinkovic ve Delas?ın sayıları ile 33. dakikayı 71-75 önde geçti. Delas ve Radic?in sayıları ile farkı açan Hırvatistan normal sürenin son 5dakikasına 71-80 önde girdi. Melih Mahmutoğlu?nun basketi ile uzun süren suskunluğunu bozan Genç Milli Takım, Tufan Önen ve Volkan İncekara?nın sayıları ile son 3 dakikaya 77-84?lük skorla girdi. Ancak son 3 dakikada Hırvatistan potasında 3 sayı üretebilen Genç Milli Takım farkı da eritemedi ve mücadeleden 81-90 yenik ayrıldı.

GENÇ MİLLİ TAKIM (81): Tufan Önen 11 (6 ribaund), Deniz Kılıçlı 2, Volkan İncekara 3 (3 ribaund, 3 asist), Birkan Batuk 20 (6 ribaund), Melih Mahmutoğlu 2, Melih Yıldız 8, Erdinç Balto (3 ribaund), Eyüp Aydoğan 8 (3 asist), Can Özcan 27 (6 ribaund)

HIRVATİSTAN (90): Radic 12, Vragovic 21, Delas 16, Ostric, Hajdic, Marcinkovic 9, Sarlija 16, Rikic, Bilan 16

1.PERİYOT: 23-26
2.PERİYOT: 19-18
3.PERİYOT: 25-23
4.PERİYOT: 23-14
 
Re:

Murat Polat' Alıntı:
İlkan KARAMAN?A MEKTUP
Ülkeyi yada kulüpleri yönetenlerin çoğu farkında değil ama, ülkemiz sporcu madeni aslında. Nereye el atsanız bir spor branşında dünya çapında yıldız olabilecek yetenekler yatıyor bir kenarda. Bir kısmı halen altyapılarda iyi birer sporcu olabilmek için çaba sarf ederken, pek çoğu da hala keşfedilmeyi bekliyor.

İlkan KARAMAN?da onlardan biri. Daha önce Efes Pilsen ve İTÜ kulüplerinde oynamış olan, şimdi de Bursa?da Tofaş forması giyen 17 yaşındaki bu gencimizi son olarak Karadeniz Oyunları?nda seyretme fırsatı yakaladım. Daha önceleri de seyredebilme şansına erişmiş olduğum bu kardeşimde büyük gelişim gözledim. Sanıyorum bunun mimarı geçmiş yıllarda formasını giydiği Efes Pilsen ve İTÜ?deki antrenörlerinin yanı sıra Tofaş?taki antrenörü Mustafa DERİN olmalı. Çünkü İstanbul?dan Bursa?ya uzanan yolda inanılmaz bir gelişim göstermiş. Bu yazımı okuyan herkese de fırsatını bulduğu anda İlkan?ı seyretmesini öneririm.

Ancak İlkan?da gördüğüm bazı eksiklikleri, bu kardeşime bir faydası dokunur düşüncesiyle, uzun süre, kendisiyle ilgili veri toplayarak (yanlış şeyler yazmamak için) bir yazı yazmaya karar verdim. Kendisini seyrettiğim maçların neredeyse hiçbirinde birbirine benzer performanslar ortaya koyamadığı ilk gözüme çarpan eksikliği oldu. Halbuki inanılmaz bir yetenek var bu çocukta. Bunun nedenini mental sorunlara bağlamıştım. Belki okulu ya da çevresindeki arkadaşlarıyla ya da ailesi ile olan diyalogları onu bu istikrarsızlığa yönlendiriyor olabilirdi. Ardından kulübündeki ve milli takımdaki antrenörleriyle yaptığım görüşmelerde de kendisi hakkında genel bir izlenim edinme şansı buldum. Hak verirsiniz ki birlikte çalıştığı antrenörler onu en iyi tanıyan kişiler olacaklardır. Sakatlığını öğrendiğim zaman ise gerçekten çok üzüldüm.

A milli takım antrenörümüz Bogdan TANYEVIC ve yardımcısı Nihat İZİÇ?in de yakından takip ettikleri bu oyuncunun dizinde tendinit sorunu olduğunu, dün (27 Ağustos 2007 Pazartesi) bu sorun sebebiyle bir operasyon geçirdiğini ve sağlığına kavuşmak için çabaladığını öğrendiğimde ise bir basketbolsever olarak derinden yaralandım. Bir basketbol antrenörü, bir basketbol seyircisi ve bir ağabeyi olarak İlkan?a bir mektup sıcaklığında bazı tavsiyelerim olacak. Umarım bu mektubun kendisine faydası olur. Ve umarım İlkan gibi genç yeteneklerde bu mektubumdan kendilerine bazı dersler alırlar.


Sevgili kardeşim İlkan; Umarım sana kardeşim diye hitap etmemi yadırgamazsın. Ancak, senin gibi büyük bir yeteneğe böyle hitap etmek bana onur veriyor.

Öncelikle belirtmeliyim ki seni seyrederken büyük keyif almakta ve basketbola bir kez daha aşık olmaktayım. Bu sebeple, senin bu günlere gelmende emeği geçen tüm antrenörlere, o isimsiz kahramanlara binlerce kez teşekkür etmek istiyorum. Ancak eğer yanlış anlamazsan sana, senin gibi yüzlerce yeteneğin yitip gittiğini görmüş bir basketbol adamı olarak bazı tavsiyelerde bulunmak isterim.

Sevgili İlkan; Mutlaka sana anlatmışlardır, yada birileri kulağına fısıldamıştır. Ama bir kez daha, istikrarsız oyuncuların sonunun ne olduğunu hatırlamanı isterim. Bu aşamada bilmen gereken en önemli şey, sende büyük bir yetenek olduğu. Dua etmen ve şükretmen gereken şey ise bu yeteneğinin keşfedilmiş olmasıdır. Senin gibi nice yetenekli genç, keşfedilmeden bir ömür tüketirken, sen bu şansı küçük yaşlarda yakalamış ve bir basketbol oyuncusu olarak bu seviyelere gelmişsin. Ancak şükrederken yapman gereken bazı şeyler olduğu inancındayım. Allah herkese bu şansı vermez, şansı verdiği insanın da bu şansı doğru değerlendirmesini bekler. Ama sana bu şansı vermiş ve son olarak Tofaş kulübü de sana kapılarını ardına kadar açarak tüm imkanlarını ayağına sermiş. Bu fırsatı yakalayamayan binlerce oyuncu olduğunu, pek çoğunun küçücük kulüplerde yıllarca süründükten sonra basketbola ve hayata küstüklerini hiçbir zaman aklından çıkarma. Bazı keşfedilmiş yetenekler ise, birinci lig, Avrupa ligleri yada NBA yolunda ilerlerken yanlış kararlar verdiklerinden unutulup gitmişlerdir. Bunların bir kısmı ise yanlış antrenörlerin elinde kaybolmuşlardı. O yüzden bundan sonra yapman gereken ilk şey, o süper starlığa uzanan yolda her zaman doğru kararları vermen olacak.

Hayatının bundan sonraki kısmı hep göz önünde geçecek. Basketbol, hayatının neredeyse tamamını kaplayacak. Özellikle okul hayatın bittiğinde, sadece antrenman yada maç çıkışında özel hayatın olacak. Bunların hepsini bu camiada kalıcı olduğunda, yani gelecekte yaşayacaksın. Şimdiden kendini bunlara hazırla. Hayatını planla, programla ve hep bu programa göre yaşa. Gerek üniversite eğitimini, gerek özel yaşamını nasıl şekillendireceğinle ilgili kafanda en az 5 yıllık bir plan yap ve bu plana sadık kal. Bu planı oluştururken ailene mutlaka danışacaksın. Ancak ailende profesyonel oyunculuk yaşamı olmamış biri yoksa, antrenörüne, A takım oyuncusu olan ağabeylerine yada kulüp başkanın Efe AYDAN?a da danış. Onlar sana gerçek bir profesyonelin nasıl yaşaması gerektiğini, kafasının nasıl çalışması gerektiğini, hayata ne yönden bakması gerektiğini anlatacaklardır. Bu yoldan sakın sapma, hatta gerektiğinde seni en çok seven insanların bile sana hata yaptırmasına izin verme.

Bu yaşama devam ettiğin ve benimde umduğum gibi yeteneklerin doğrultusunda üst düzey bir oyuncu olduğun taktirde, sosyal yaşamın renklenmeye, kızlar ve diğer arkadaşlar peşini bırakmamaya başlayacaklar. Bu anda da sakın ?BEN NE OLDUM? deme. Yine aynı programına, aynı yaşam standardına, aynı çalışma temposuna devam et. Çünkü hayatın boyunca çalışarak, tırnaklarınla kazıyarak elde ettiğin değerlerini, sadece bir tek hatanla kaybetmek istemeyeceğini düşünüyorum.

Basketbolcu olmak belki kolaydır, ama sporcu olmak çok zordur. Gerçek profesyoneller ise iyi birer sporcudur ve bunun bilincinde olarak buna göre yaşarlar. Geçirdiğin operasyona çok üzüldüğümü belirtmek isterim. Ancak sakatlık asıl şimdi başlıyor. Sakatlanmak bir kaderse eğer, tedavi ve rehabilitasyon süreci ise asla kaderine bırakamayacağın kadar önemli zaman dilimleridir. Bunlar senin elinde olan ve şekillendirebileceğin süreçlerdir. Ancak bu süreç zarfında bir saniye bile kaybetmemelisin. Mutlaka kulübün seni en iyi doktorlara tedavi ettirmiştir. Ancak tedavi sonrası geçireceğin rehabilitasyon, yani geri dönüş süreci tedaviden daha da önemlidir bunu sakın unutma. Asıl çalışma şimdi başlıyor. Basketbola olan sevdan, aşkın ve tutkun sana topu yeniden eline alman için gereken desteği verecektir. Bu operasyon süreci tamamlandığında kulübün sana yine en iyi rehabilitasyon uzmanı eşliğinde çalışma imkanı sunacaktır. Bu aşamaya normal zamandan daha fazla özen göstermeni rica ediyorum senden. Dizlerini güçlendirmen ve rehabilitasyon sürecini doktorunun söylediklerinden çıkmadan geçirmen, seni bir an önce ve eskisinden daha güçlü olarak sahalara döndürecektir.

Sana, seni seyretmekten büyük keyif alan biri olarak bu satırları yazarken, son bir tavsiye de daha bulunmak isterim. Şunu unutma ki hiçbir antrenör oyuncusu söz konusu olduğunda kendisini yada kulübünü düşünmez. Bu sebeple basketbolla ilgili kararlarını alırken yada kendine, basketbolu birinci önceliğin olarak düşünüp bir yaşam programı hazırlarken, antrenörünün, kulüpte yada camiada sevip saydığın basketbol adamlarının sözlerini kulak ardı etme. Onlar sana doğru yolu mutlaka göstereceklerdir.

Sen de mutlaka her oyuncu adayı gibi kendini NBA?de görmek istersin. Merak etme sevgili İlkan. Sabırlı ol, uzun vadeli planlarını oluştur ve çalış, çalış, çalış, herkesten çok çalış. Kendi kendine ?Ben zaten yetenekliyim, diğerleri kadar çalışmama gerek yok? dediğin anda, yada kendini bu tip düşüncelerin içine soktuğun anda, basketbol yaşamının sonuna geldin demektir. Sırf bu yüzden, yani yetenekli olduğun için, diğerlerinden daha fazla çalışmalısın. Onlardan daha fazla antrenman yapmalısın.

Drazen PETROVIC isimini duymuşsundur. Duymadıysan yaşı yetenlere sor, soruştur. Rahmetli, NBA?e giden ilk Avrupalı yıldızdı ve müthiş bir oyuncuydu. Oda en az senin kadar yetenekliydi. Ama buna rağmen sinemaya bile elinde topla gittiği, filmin ilk yarısında sağ eliyle, ikinci yarısında da sol eliyl,e oturduğu yerde dripling yaptığı hala anlatılır. Yada İbrahim KUTLUAY. O da senin yaşlarındayken çok yetenekli, milli takımlarda oynayan bir oyuncuydu. Ama Fenerbahçe?nin emektar malzemecisi Erkan?ı her antrenmanın sonunda yarım saat daha salonda tutup, onun verdiği paslarla şutunu geliştirmek için kendi kendine şut atardı. Bu insanları kendine örnek al ve en az onlar kadar çalışkan ol. Hiçbir zaman yeterli çalışmayı yaptığını düşünme. Her gün, hatta bir NBA yıldızı olduğun gün bile daha fazla çalışmak için kendine zaman ayır. Çünkü her antrenör çalışkan oyuncu sever. ?Ben oldum? diyen oyuncu çalışmaz. O yüzden de yıldız oyuncular antrenörleri tarafından sevilmez.

Sana bu satırları yazarken tek dileğimin seni bir gün NBA?de görmek olduğunu aklından bir an olsun çıkarmamanı diler, en derin saygı ve selamlarımla gözlerinden öperim. En kısa zamanda seni tekrar sahalarda görmek ümidiyle geçmiş olsun;




Çok beğendiğim bir oyuncuyu başkasının ağzından bu kadar güzel yorumlanması çok hoşuma gitti.SAkatlıktan dolayı kadroya alınmamış bizde hocanın günahını almıştık :)
 
Üzerinden çok vakit geçmiş ama gerek Madrid'de gerekse sonrasında gittiğim yerlerde internete ulaşımım çok olmadığı için yazamamıştım, Türkiye'ye dönünce de unutmuştum açıkçası. Sorusu olan varsa aklımda kaldığınca cevap veriyim.
 
Abi bu Volkan İncekara hakkında soru sormak istiyorum :) Bu nasıl bir oyuncu sence ve performansı nasıl ? Trabzon'da ki olimpyatlarda dökülmüştü ve antipatimi kazandı.Ayrıca Kısaca Turnuvayı anlatabilir misin ? Şampiyon kim oldu bu arada :)
 
Letonya macinda pek sure almadi, Estonya maci bastan kopunca Dogus da oynamadi o arada baya bir sure buldu. Senin gibi bir grup da takmisti ona, zaten salonda bir avuc insan vardi o saatte, benim karsi potanin arkasindaki grup ile enteresan bir diyaloga girdi. Iddiasiz bir macta guzel bir seydi aslinda, o grup top her VOlkan a geldiginde destek oluyordu ona, bu arada da VOlkan ozellikle sayilar bulunca da "sizin icin yaptim" tarzi jestlerde bulunuyordu. Fark olmus bir macta kucuk bir keyifti acikcasi. Onun disinda oyunu hakkinda kelam edebilecek kadar izlemedim kendsini.

Bu yaz her jenerasyonda oldugu gibi Sirplar aldi turnuvayi. Ev sahibi ve Rubio'lu Ispanya son 4e kalamadi. Litvanya Sirp maci yakismicak sekilde "bitirildi". Bunun bir nedeni de uzun yazimda yazdigim Ispanya-Litvanya macindaki neredeyse kavgaya varacak sertliklerdi. Tabiiki bu olay o anti fair playi ortadan kaldirmaz ama yine de Ispanyollar da sutten cikmis ak kasik degillerdi turnuvada.

Izledigim oyunculardan bizden Dogus, Ispanyadan Rubio ve Aguilar, Litvanyadan ismini hatirlamadigim 11 numarali ince bir uzunlari goze carpanlardi. Ayrica maalesef izleyemedigim Yunan Kouffos MVP secildi. Ohio dogumlu bu genc liseyi yeni bitirdi ve Oden'in yerini alacak Ohio State'te. Baska bir uzun Macvan da U19 Dunya Sampiyonasinin MVP'si secilmisti, o da en iyi lik 5te yerini aldi.

Salon bizim 2. tur maclarini yaptigimiz Telefonica Arena idi. Estudiantes maclarini orada oynuyormus, pek kimsenin bilmedigi bir salondu sehirde. 2 saha vardi ama 2.si idman sahasindan beter ufacik bir yerdi.
 

Üst