Üst

BSL 2. Hafta | Karşıyaka - Galatasaray Mct Technic

Ergin Ataman tarzı büyük 1 koç gelmediği sürece bu şubeye harcanan maddi ve manevi emek minimumda olmalı ciddi 1 Galatasaraylı olarak.
 
Yine loser bir koç önderliğinde yeteneksizler, kolsuzlar, umarsızlar takımı kurulmuş. Bu takıma dair bir umut beslemeyi ve bu rezil takımı takip etmeyi reddediyorum. Allah sizi bildiği gibi yapsın...
 
Ligin en zayıf takımı, ilk düşme adayı falan dedikte ama geçen hafta deplasmanda Türk Telekom'a 1 sayı farkla kaybettiler o maçta ayrıca Starks yoktu. Ligde maddi sebeplerden erken havlu atan takım olmazsa son senelerin en rekabetçi ligi olacak gibi. Şu basketboldan sonra ligdeki tüm takımlara teker teker baktığımda deplasmanda rahat yeneriz dediğim bir takım yok
 
Geçen hafta da Telekom'u deplasmanda geçiyordu KSK. Ölüp bitmeye gerek yok. İlk hafta yüz küsür sayı atıp ikinci hafta 65'te kalmak ciddi sorun, beklenen kısanın gelmediği düşünüldüğünde bile...

Beni düşündüren şey takımın savunması ve kadro kimyası. Pozzecco'yu genel anlamda beğeniyorum, kupalı ve belli bir yere kadar kariyerli bir koç ama Mitrovic de öyleydi. Kadro kurulurken müdahale etmemiş veya kendi kadrosunu kurmak yerine kendisine verilen kadroya talim etmişse fazla geçmeden yarışmacı birini getirmek doğru olur diye düşünüyorum.
 
GS bildiğimiz gibi ! Son derece vasat oyunculardan kurulu, düşük bütçeli ve en büyük küme düşme adaylarından biri olan Karşıyaka'yı bile hem de en büyük silahı olan seyircisinden yoksun yakalamışken yenemiyorsan bırakacaksın bu işleri. Çok kötü bir takımız. Faul atamıyoruz, şut sokamıyoruz, savunma yapamıyoruz, boş turnike kaçırıyoruz. yani anlayacağınız basketbol sporuna yabancı bir takımız. Bir takımda kısalar, uzunlar, hepsi ama hepsi kötü mü olur? 3 sayı öndeyken 9 saniye kala kullanılan rakip hücumunda faul bile yapmayı akıl edemeden veya yapamadan bomboş üçlük yemek nasıl olur yahu, akıl alacak iş değil !!! Son saniyede kazanma şansı yakalamışken pota dibinde bomboş bir şut kaçırmanın izahı olabilir mi? Şehmus'un kaçırdığı o şutu ben bu yaşımda rahat sokarım. Bu kötü takım için kombine alıp maçlara gidecek arkadaşların hepsi için çok ama çok üzgünüm, her sene olduğu gibi bu sene de yine kahır senesi olacak gibi görünüyor.
 
Ligin en zayıf 3 takımından birine yenildik
 
Ligin en gereksiz para harcayan ve en yeteneksiz kadrosu biziz…
 
İnsanlari umutsuzluga sokan sey, macin ilk dakikasindan itibaren kocun ve oyuncularin yüzündeki "evde koltuga yayilmak varken ne isimiz var bizim basketbol macinda" tavırları. Oyuncular belki kocu istemiyor, memnun olmaya da bilirler ama sen en azindan koc olarak bir set cizer; mac topunu karavana attirmazsin, attiramazsin. Gecen hafta adamlarin pili bitmese o mac da sallantıda gidecekti de daha sonrasında farka gidince iyi gorunduk.

Erkek basketbol subeyi sirf "spor kulubuyuz" demek icin acik birakmiyorlarsa ben baska birsey bilmiyorum. Spor kulübü olmak bu degildir. Sen zihniyeti degiştirmedigin surece salon da yapsan, milyonlarca euro bütçen de olsa dibi görmeye, boyle rezil olmaya devam edersin.
 
Geçen hafta 3 periyot 70 yiyip , bu hafta 5 periyot 70 küsur yemek de tuhaf geliyor bana. Üstelik KSK da bireysel olarak şutör bir takım.
 
Seyircisiz oynanan maçta ligin en zayıf takımlarından birine yeniliyoruz.Adamlar ciddi maddi sıkıntıdalar biz ise futbolda kolayca bir transfere 30 - 40 Milyon € harcayan kulübüz.
 
Geçen hafta Karşıyaka'nın oynadığı 73-72 yenildikleri Türk Telekom maçında maçı Karşıyaka kendi elleriyle vermişti. Türk Telekom da hiç hazır görünmedi, ancak Karşıyaka sınırlı bütçesine rağmen inatçı ve fiziksel bir takım olduğunu gösterdi.

Khalid el-amin'in oğlu Ishmael el-amin en büyük silahları gibi duruyor. Birebir savunulması gereken ve mutlaka switch yapılması gereken bir kısa.

Briante Weber ve Kelly en çok süre alan diğer Amerikalıları. Maçta bunlar benim dikkatimi çekmemişti. Baskı altında Weber birkaç hata yaptı. Bu denenebilir.

Üstte yazan Markel Starks geçen hafta oynamadı. Kadroya yeni mi katıldı, bilmiyorum; ancak eğer öyleyse Weber'den daha etkili olacağını düşünüyorum.

İnatçı yapısı olan bir takım, Telekom maçında da kötü mücadele etmediler.

Bütün bunlara karşı bütçe ve güç olarak onların ne yapabileceğinden ziyade bizim nasıl oynayacağımız önemli. Geçen hafta bazı anlarda boyalı alan savunmamız kötüydü, Metu'nun bazı şut tercihleri kötüydü. Bunların daha iyi olması ve tabii ki galibiyet sezonun gelişimi açısından bizim için önemli olan konular.

Son olarak: Bleijenbergh oynasın, Nikolic gitsin.
MAÇ SONU ANALİZİ

Maç öncesi yazdığım kısa analizden çok farklı bir maç olmadı, Karşıyaka özelinde. Bizim nezdimizde ise kötü oynayan bir takım değil, oynayan bir takım değil, mücadele etmeyen bir oyuncu topluluğu gördük. Başlayalım.

Karşıyaka geçen haftaki kadrosuna ek olarak Marcel Starks ve Xavier Munford eklemeleriyle geldi. Munford'dan çok bir katkı alamasalar da Marcel Starks sadece 5 (BEŞ!) gün önce katıldığı takımda liderliği üstlendi ve uzatmada oyunu yönlendiren, takımı sakinleştiren ve takımının değil MAÇIN temposunu ayarlayan oyuncuydu. Karşıyaka maçın başından sonuna kadar mücadele etti. İnatçı yapısını gösterdi. Bence geçen hafta da Telekom maçını kazanmayı net bir şekilde hak eden taraftı. Geçen hafta yaptıkları hatalardan ders alarak bu maç sonunu bizde daha iyi oynadılar.

Galatasaray analizi konusunda oturup şunu yaptık, bunu yapmadık, şu oyunlarda daha iyiydik vs. gibi beyhude açıklamalar yazmayacağım. Zira, takım herhangi bir oyun oynamadı, parkede bir takım yoktu. Profesyonel ve maç kazanmak için para alan oyuncular görevini yerine getirmedi. Pek çoğumuzun yıllarca çalışıp kazandığı parayı bir sezonda taş çatlasın 50-60 maça çıkıp kazanan bir oyuncunun sahaya çıkıp 1 maç böyle oynaması ile bizim iş yerine gidip 3-5 ay işimizi yapmamamız arasında hiçbir fark yok bence. O yüzden basketbol değil takımdaki sorunları konuşmak lazım.

1- Metu: Vücut dilini Çayırova maçında da beğenmemiştim ve yazdığım kısa yazılarda kendisinin şut tercihlerine değinmiştim. İlk maçta da maç kopmamışken saçma şut tercihleri ile (maçın ve üçüncü çeyreğin başında tüm şutları kendisinin kullanması ve bunların zorlama pozisyonlar olması), garip stepbackler fadeawayler denemesi, en ufak bir hırs göstermemesi gibi sorunlar vardı. Ancak ilk maçlar, kondisyon ve fizik durumunu görece zayıf bir rakibe karşı zorlamak istememesi, sağlığını düşünmesi vb. iyi niyetli sebeplerle daha detaylı bir şey yazmadım.

Buna karşın, bu maç emin oldum ki bu arkadaş burayı küçük görüyor. Umursamıyor, paramı alayım gideyim kafasında da değil. Ben burada hiçbir şey yapmayayım en kısa zamanda beni kovsunlar, böylelikle onun kendi seviyesinde gördüğü takımlara çıkışı hızlansın. Yüksek ihtimalle geldi ve kulübü beğenmedi. Bu maç belki değil ama bir maç daha aynı oyunu göstermesi durumunda kadro dışı bırakılmalı, ufak bir buy-out ile gönderilmeli. Böyle oynayacak bir oyuncudansa Karşıyaka'daki Yavuz Gültekin'i, altyapıdaki Şekeroğlu'nu tercih ederim.

2- Pozzecco: Forumda kendisini savundum ama hocam biz ne oynuyoruz. Ne yapıyoruz biz? Çayırova maçını da rakip dar rotasyon ve yıldızları yaşlı diye son çeyrekte kopardık. Ayrıca, üçlük performansımız da çok iyiydi ama sezonun ilk maçı dedik geçtik. Bu oyun nedir?

İlk olarak, biz bu maçın uzatmaya gitmesini de hak etmedik. 62-60 öndeyken Karşıyaka'nın hücumunda Ballo, El-Amin'in turnikesinde panyaya bariz bir şekilde vurmasına rağmen (barizliğini şöyle söyleyeyim Ballo'nun dirseği panyanın alt sınırındaydı ve o cam panyanın üstünde 2 15lik bir adamın tüm alt kolunu hayal edin) hakemler fahiş bir hata yapıp basketi vermedi ve 62-62 olacak skor Karşıyaka itiraz ederken adamları hazırlıksız yakaladığımız hücum ile 64-60 oldu. Maçın bitimine 1 dakika kala böyle bir avantajın varken bile skoru tutamıyorsun.

Ayrıca, oyuncu değişikliği konusunda hamleler kötü. Hadi çok iyi niyetli olalım oyuncu değişikliğini oyuncuların antreman performansı hazır olması vs ile sen biliyorsun diyelim. Sahada ne oynanıyor ya? Hücumda takım koca maç boyunca 60-65 sayı atsın diye mi geldi bu kadar oyuncu? 2-3 tane düzgün set oyunu oynadık da onu liseyi bırak ilkokul takımları da 2-3 saat set çalışınca oynuyor. Savunmada bir düzen yok, hücumda ne oynandığı belli değil ve senin elinde Smailagic gibi şutör uzun ve Ballo gibi fiziksel üstünlük varken yapamıyorsun bunları. Bu adamlar bu seviyedeki rakipler için tüm matchupları dengesiz hale getirebilecek adamlar. Ona rağmen bir şekilde korkunç başladığın maçta öne geçiyorsun tutamıyorsun. Maç sonlarında hakem hataları ile çok ciddi bir avantaj kazanıyorsun koruyamıyorsun. Bu rezilliktir. Cibona maçı bence son maçı olacak. Çünkü Yugoslav takımları en yeteneksiz halleri bile olsa disiplinlidir ve sahada basketbol oynarlar.

3- Şehmus: Bu başlığı maç sonunda kaçırdığı bariz turnike sebebiyle açmıyorum. Çünkü basketbol oynayanlar bilir, yeri gelir neler kaçar. Bu da öyle bir pozisyondu. Bu başlığın açılma sebebi maç içinde (en kritiği son dakikalarda olan pozisyon olmak üzere) kendisinin açık olduğu pozisyonda şut atmayıp pas vermesi. Bunların hepsi de ya bir önceki şutu kaçırdığı pozisyon sonrasında, ya bir önceki pozisyonda savunmada hata yaptığı pozisyonda geliyor. Sen bu takımın yıldızı olmaya geldin. Biz seni tahtaya ilk beş guardı olarak yazıyoruz. Bu sorumluluğun sende olduğunu bilmen lazım. Pozzecco'nun maçta yaptığı tek mantıklı değişiklikti belki de maçın sonunda Şehmus'un benche alınması. 2 dk kala o şutu atmadığın için seni kenara aldı ve maç topunu Ivanovic kullandı. Atacaksın Şehmus, girmese de atacaksın ama o topları kullanacaksın. Oyun içindeki mentalin de bir önceki pozisyondaki başarına/başarısızlığına bağlı olmayacak.

4- Herkes: Takımda Nikolic'in son çeyrek başındaki hırsı ve genel olarak Ballo'nun mücadelesi dışında bir tane oyuncunun ekstra hamlesini görmedik. Hadi bir de Smailagic'in hart-hurt oynayan bir uzun olmaması ve seri yakaladığı dönemi sayalım en azından kendi yetenekleri doğrultusunda oynadığı ve geri dönüşte katkısı olan sekans nedeniyle. Karşıyakalı oyuncuların top için yere atladığı, uçtuğu 5 pozisyon sayarım şu an. Basketbol her an mücadele isteyen bir spor. Futboldaki gibi 90 dakikanın çoğunda yatayım bir ara baskı kurar istediğimizi alırız yapamazsınız. Koşacaksınız, sertlik göstereceksiniz. Oyuncuların bu ölçüde gevşek olması da koç başarısızlığıdır. Bunu Saras'ın Obra'nın Ataman'ın takımında yapamadıkları için o takımlar Euroleague şampiyonu oldu. Herkesin bildiği Obra-Datome sekansında o moladan sonra Datome'nin hücumda sayı savunmada harika savunma yaptığını hatırlatalım.

Özetle hepimizde olduğu gibi gün içinde maç için heyecanlanıp maçı izlerken sadece hüsran yaşadığım bir maç oldu. Maç öncesi yazımda da belirttiğim gibi Karşıyaka düşük bütçesi sebebiyle direkt düşme adayı olarak lanse ediliyor ama ben onları Telekom maçında beğenmiştim. Bu maçta kazansaydık da yine beğenecektim. Geçen sene de Büyükçekmece böyleydi, bir ara üst üste 6-7 maçı en fazla 3-4 sayıyla kaybediyorlardı sonra zaten düşecekleri belli olmaya başlayınca guardları da düştü. Karşıyaka bu galibiyeti ile onlardan ayrıldı, umarım ligde kalırlar. İşleri kolay değil, çünkü bu sene her takımın belli bir tehdidi var.

Cibona maçında da böyle bir takım görürsek sezonu takip işi sıkıntıya girer. Ayrıca, hakemlerin bu kadar bariz hata yapmasının önüne geçilmesi lazım. 3 tane hakem o pozisyonda Ballo'nun dirseği cam panyanın üzerinde sertçe vuruyorken bunu görmemek imkansız. Bu sporun etiğine, ruhuna ve eğlencesine aykırıdır. Bu hakemlerin o kararının da resmi olarak sorgulanması gerekir.
 
Erkek basketbol subeyi sirf "spor kulubuyuz" demek icin acik birakmiyorlarsa ben baska birsey bilmiyorum. Spor kulübü olmak bu degildir. Sen zihniyeti degiştirmedigin surece salon da yapsan, milyonlarca euro bütçen de olsa dibi görmeye, boyle rezil olmaya devam edersin.
Alakası yok. Amatör şubelerin bir maliyeti yok ve daha önemlisi getirdikleri her türlü gelir kılçıksız kâr. Bu şubelerin maliyet tarafı futbol şubesinin oyuncu sözleşmelerinin gelir vergisinden karşılanıyor. Az buz bir rakam da değil bu. yıllık 5,3 milyon TL üzeri kazananlar için toplam sözleşme bedelinin %40'ına kadar. 150 milyon maaş bütçesi var ise takımın; oyuncuları ödeyeceği toplam gelir vergisi 60 milyon Euro'ya kadar çıkabilir. Tabii burda kazanç dilimine göre vergi ödeniyor. Futbolcuların tamamı maksimum dilime ulaşmıyordur ama %90 u ulaşıyordur.. 60 milyon çıkmasa da 55 milyon euro gelir vergisi rahat çıkar. Vel hasılı kelam amatör şubeler kapansa ve maliyetlerden kurtulunsa bile harcanacak para futboldaki vergiden geldiği için o para bu sefer amatör şubeler yerine paşa paşa devlete ödenecek. Yani yine harcanacak ama bu sefer karşılığında bir gelir ekde edilemeyecek.

Sonuç olarak amatör şubeleri kapatmak güven, özveri ve tecrübe ister. :D
 
MAÇ SONU ANALİZİ

Maç öncesi yazdığım kısa analizden çok farklı bir maç olmadı, Karşıyaka özelinde. Bizim nezdimizde ise kötü oynayan bir takım değil, oynayan bir takım değil, mücadele etmeyen bir oyuncu topluluğu gördük. Başlayalım.

Karşıyaka geçen haftaki kadrosuna ek olarak Marcel Starks ve Xavier Munford eklemeleriyle geldi. Munford'dan çok bir katkı alamasalar da Marcel Starks sadece 5 (BEŞ!) gün önce katıldığı takımda liderliği üstlendi ve uzatmada oyunu yönlendiren, takımı sakinleştiren ve takımının değil MAÇIN temposunu ayarlayan oyuncuydu. Karşıyaka maçın başından sonuna kadar mücadele etti. İnatçı yapısını gösterdi. Bence geçen hafta da Telekom maçını kazanmayı net bir şekilde hak eden taraftı. Geçen hafta yaptıkları hatalardan ders alarak bu maç sonunu bizde daha iyi oynadılar.

Galatasaray analizi konusunda oturup şunu yaptık, bunu yapmadık, şu oyunlarda daha iyiydik vs. gibi beyhude açıklamalar yazmayacağım. Zira, takım herhangi bir oyun oynamadı, parkede bir takım yoktu. Profesyonel ve maç kazanmak için para alan oyuncular görevini yerine getirmedi. Pek çoğumuzun yıllarca çalışıp kazandığı parayı bir sezonda taş çatlasın 50-60 maça çıkıp kazanan bir oyuncunun sahaya çıkıp 1 maç böyle oynaması ile bizim iş yerine gidip 3-5 ay işimizi yapmamamız arasında hiçbir fark yok bence. O yüzden basketbol değil takımdaki sorunları konuşmak lazım.

1- Metu: Vücut dilini Çayırova maçında da beğenmemiştim ve yazdığım kısa yazılarda kendisinin şut tercihlerine değinmiştim. İlk maçta da maç kopmamışken saçma şut tercihleri ile (maçın ve üçüncü çeyreğin başında tüm şutları kendisinin kullanması ve bunların zorlama pozisyonlar olması), garip stepbackler fadeawayler denemesi, en ufak bir hırs göstermemesi gibi sorunlar vardı. Ancak ilk maçlar, kondisyon ve fizik durumunu görece zayıf bir rakibe karşı zorlamak istememesi, sağlığını düşünmesi vb. iyi niyetli sebeplerle daha detaylı bir şey yazmadım.

Buna karşın, bu maç emin oldum ki bu arkadaş burayı küçük görüyor. Umursamıyor, paramı alayım gideyim kafasında da değil. Ben burada hiçbir şey yapmayayım en kısa zamanda beni kovsunlar, böylelikle onun kendi seviyesinde gördüğü takımlara çıkışı hızlansın. Yüksek ihtimalle geldi ve kulübü beğenmedi. Bu maç belki değil ama bir maç daha aynı oyunu göstermesi durumunda kadro dışı bırakılmalı, ufak bir buy-out ile gönderilmeli. Böyle oynayacak bir oyuncudansa Karşıyaka'daki Yavuz Gültekin'i, altyapıdaki Şekeroğlu'nu tercih ederim.

2- Pozzecco: Forumda kendisini savundum ama hocam biz ne oynuyoruz. Ne yapıyoruz biz? Çayırova maçını da rakip dar rotasyon ve yıldızları yaşlı diye son çeyrekte kopardık. Ayrıca, üçlük performansımız da çok iyiydi ama sezonun ilk maçı dedik geçtik. Bu oyun nedir?

İlk olarak, biz bu maçın uzatmaya gitmesini de hak etmedik. 62-60 öndeyken Karşıyaka'nın hücumunda Ballo, El-Amin'in turnikesinde panyaya bariz bir şekilde vurmasına rağmen (barizliğini şöyle söyleyeyim Ballo'nun dirseği panyanın alt sınırındaydı ve o cam panyanın üstünde 2 15lik bir adamın tüm alt kolunu hayal edin) hakemler fahiş bir hata yapıp basketi vermedi ve 62-62 olacak skor Karşıyaka itiraz ederken adamları hazırlıksız yakaladığımız hücum ile 64-60 oldu. Maçın bitimine 1 dakika kala böyle bir avantajın varken bile skoru tutamıyorsun.

Ayrıca, oyuncu değişikliği konusunda hamleler kötü. Hadi çok iyi niyetli olalım oyuncu değişikliğini oyuncuların antreman performansı hazır olması vs ile sen biliyorsun diyelim. Sahada ne oynanıyor ya? Hücumda takım koca maç boyunca 60-65 sayı atsın diye mi geldi bu kadar oyuncu? 2-3 tane düzgün set oyunu oynadık da onu liseyi bırak ilkokul takımları da 2-3 saat set çalışınca oynuyor. Savunmada bir düzen yok, hücumda ne oynandığı belli değil ve senin elinde Smailagic gibi şutör uzun ve Ballo gibi fiziksel üstünlük varken yapamıyorsun bunları. Bu adamlar bu seviyedeki rakipler için tüm matchupları dengesiz hale getirebilecek adamlar. Ona rağmen bir şekilde korkunç başladığın maçta öne geçiyorsun tutamıyorsun. Maç sonlarında hakem hataları ile çok ciddi bir avantaj kazanıyorsun koruyamıyorsun. Bu rezilliktir. Cibona maçı bence son maçı olacak. Çünkü Yugoslav takımları en yeteneksiz halleri bile olsa disiplinlidir ve sahada basketbol oynarlar.

3- Şehmus: Bu başlığı maç sonunda kaçırdığı bariz turnike sebebiyle açmıyorum. Çünkü basketbol oynayanlar bilir, yeri gelir neler kaçar. Bu da öyle bir pozisyondu. Bu başlığın açılma sebebi maç içinde (en kritiği son dakikalarda olan pozisyon olmak üzere) kendisinin açık olduğu pozisyonda şut atmayıp pas vermesi. Bunların hepsi de ya bir önceki şutu kaçırdığı pozisyon sonrasında, ya bir önceki pozisyonda savunmada hata yaptığı pozisyonda geliyor. Sen bu takımın yıldızı olmaya geldin. Biz seni tahtaya ilk beş guardı olarak yazıyoruz. Bu sorumluluğun sende olduğunu bilmen lazım. Pozzecco'nun maçta yaptığı tek mantıklı değişiklikti belki de maçın sonunda Şehmus'un benche alınması. 2 dk kala o şutu atmadığın için seni kenara aldı ve maç topunu Ivanovic kullandı. Atacaksın Şehmus, girmese de atacaksın ama o topları kullanacaksın. Oyun içindeki mentalin de bir önceki pozisyondaki başarına/başarısızlığına bağlı olmayacak.

4- Herkes: Takımda Nikolic'in son çeyrek başındaki hırsı ve genel olarak Ballo'nun mücadelesi dışında bir tane oyuncunun ekstra hamlesini görmedik. Hadi bir de Smailagic'in hart-hurt oynayan bir uzun olmaması ve seri yakaladığı dönemi sayalım en azından kendi yetenekleri doğrultusunda oynadığı ve geri dönüşte katkısı olan sekans nedeniyle. Karşıyakalı oyuncuların top için yere atladığı, uçtuğu 5 pozisyon sayarım şu an. Basketbol her an mücadele isteyen bir spor. Futboldaki gibi 90 dakikanın çoğunda yatayım bir ara baskı kurar istediğimizi alırız yapamazsınız. Koşacaksınız, sertlik göstereceksiniz. Oyuncuların bu ölçüde gevşek olması da koç başarısızlığıdır. Bunu Saras'ın Obra'nın Ataman'ın takımında yapamadıkları için o takımlar Euroleague şampiyonu oldu. Herkesin bildiği Obra-Datome sekansında o moladan sonra Datome'nin hücumda sayı savunmada harika savunma yaptığını hatırlatalım.

Özetle hepimizde olduğu gibi gün içinde maç için heyecanlanıp maçı izlerken sadece hüsran yaşadığım bir maç oldu. Maç öncesi yazımda da belirttiğim gibi Karşıyaka düşük bütçesi sebebiyle direkt düşme adayı olarak lanse ediliyor ama ben onları Telekom maçında beğenmiştim. Bu maçta kazansaydık da yine beğenecektim. Geçen sene de Büyükçekmece böyleydi, bir ara üst üste 6-7 maçı en fazla 3-4 sayıyla kaybediyorlardı sonra zaten düşecekleri belli olmaya başlayınca guardları da düştü. Karşıyaka bu galibiyeti ile onlardan ayrıldı, umarım ligde kalırlar. İşleri kolay değil, çünkü bu sene her takımın belli bir tehdidi var.

Cibona maçında da böyle bir takım görürsek sezonu takip işi sıkıntıya girer. Ayrıca, hakemlerin bu kadar bariz hata yapmasının önüne geçilmesi lazım. 3 tane hakem o pozisyonda Ballo'nun dirseği cam panyanın üzerinde sertçe vuruyorken bunu görmemek imkansız. Bu sporun etiğine, ruhuna ve eğlencesine aykırıdır. Bu hakemlerin o kararının da resmi olarak sorgulanması gerekir.
Her kelimesine katıldığım mükemmel bir yorum olmuş. Ellerine sağlık. Sadece tek bir maddeye ekleme yapmak istiyorum, o da şudur; Metu burayı küçük görüyor ve kovulsun da kendi seviyesinde gördüğü bir takıma gitsin istiyor yazmışsın, bence fazlasıyla abartılan çok da fazla özelliği olmayan bir oyuncu Metu ve üst seviye takımlarda asla forma giyemeyeceğini bildiği için Galatasaray'ı tercih etti ama burada da yetersiz kapasitesini ilk 2 maçta belli etti. Adamın maç içinde doğru yaptığı tek bir iş yok, ne şut ne mücadele ne savunma ne takım oyunu ne set oyununa iştirak, hiçbir şey ama hiçbir şey yok. Bir şube yöneticileri sürekli olarak bu kadar boş beleş adamları nasıl buluyorlar, gerçekten inanılır gibi değil !!! Diyorum ya erkek basketbol şubesi, Galatasaray kulübünün sürekli kanayan bir yarasıdır...
 
Geri