Savas Karadag Yazıları

Dün Banvit karşısında Tofaş'ı destekledim, sebebim Beşiktaş'ın 3. sırada kalmaya devam etmesini istememdi.
Bizim için muhtemel en iyi senaryo, 6. olup çeyrek finalde 3. sıradaki Beşiktaş ile eşleşmek.

Dolayısıyla bugün kazanmamız gerekiyor, zira arkadan Karşıyaka iyi zorluyor bizi 6.lik için.
Diğer taraftan Tofaş'ın dahi iyi bir 5 numara takviyesi ile bizi geçebilmesi riski var.

Önder, bana mutsuzluğun puan tablosunu çizebilir misin?
Cevap verir admin: ''Çizmeme gerek yok, başımızda Ergin var.''

Derbi sabahında şu hesapları yapmamız yetmiyor,
Bugün, bu sene kaçıncı farklı yabancı oyuncunun ilk defa forma giyeceğini hatırlamaya çalışıyoruz.
Zira yıllardır devam ettiği üzere Galatasaray'ın hala bir basketbol aklı yok.

Kalanlar, gidenler, kadro dışı kalıp dönenler,
Özellikle bu sonuncusu Galatasaray için neredeyse her branşta bir gelenek artık adeta,
Sırf şu durum bile başlı başına nasıl bir idari acziyet içinde olduğumuzun kanıtı.

Yine de enseyi çok karartmayalım,
Fener derbisi galibiyetini şampiyonlukla eş tutan hastalıklı zihniyete karşı olsak da,
Playoff'a doğru yayılacak bir ivmenin ilk adımı olabilir belki de bugün.

Ne yapalım, bir şekilde ümitvar olmak zorundayız, yoksa bu taraftarlık zor iş,
Hele ki sevdamızın itin elinde mundar olduğu şu günlerde.

Haydi Mccollum,
Üstüne büyük fedakarlıklarla 3 sevgili deneyip,
Aradığı mutluluğu bulamayınca eski yarine dönenler olur ya,
Tam o kıvamdayız biz de, bugün bizi bir daha pişman et.

Sen vuradur, Ergin Ataman gülümsesin.
Nasıl olsa hesap soran yok.
Ah ulan Galatasaray !
 
Son düzenleme:
Yapamazlar diyorum, bu kadarina cesaret edemezler.
Yapiyor adamlar, gozumuze sokarcasina, bakin bu kulup bizim oyuncagimiz, gidin otede oynayin diyorlar bize.

Fedaci Besiktas'in zaman gecirsin diye takimin basina getirdigi, sonra da ilk firsatta yolladigi,
akabinde 3 sene boyunca hem Fransa liginde, hem de Eurocup'ta rezilleri oynayan Le Mans'in hocaligi yapan Kunter'i seciyorlar.

Ezeli rakibinin Avrupa'daki en buyuk kupayi kaldirdigi sezon, koc olarak tartismasiz kitanin en buyuk ismi takimin basindayken,
Gelecek sezon icin daha buyuk bir sponsorluk anlasmasi yapip tekrar zirveyi hedeflerken,
Lokal ligde bile kimsenin istemedigi liseliyi bize hoca yapiyorlar.

Bu adamlar bizimle tassak geciyor beyler !

Gectigimiz gunlerde birkac elestiri aldim, uslubun degisti, sasirtiyorsun diye,
Bu adamlarla iki opsiyonu var insanin, ya uzak durmaya calisacak Galatasaray'dan, ya da delirecek.

Hadi futbola bir sekilde mesafe koymaya calisiyorum, fakat 10 yildir hayatimin en ozel parcalarindan biri olan Galatasaray basketbolunu da bitirmeye ant icmis bu herifler. Adim adim biriktirdigimiz, ustune koyarak ilerledigimiz, cok zor yollardan gecerek elbirligiyle bir noktaya getirdigimiz Galatasaray basketbolunun altina dinamit yerlestiriyorlar.

Kufur edecegim olmayacak, ne bize yakisiyor, ne de bu yuzsuz herifler icin degmez,
Ama icim sogumuyor resmen, sevdamizi yakip yikiyorlar ve ses edemiyoruz, ne can yakan bir donem.
 
sinan'ın takımdan ayrılmasını ben de bizim için olumlu bir gelişme olarak yorumluyorum.
kendisinin yeni adresi olarak ise efes yerine fenerbahçe'yi seçmesi karakterini analiz etmemiz açısından yeterli.
artık mazide hoş bir seda bile değil kendisi.

bize gelirsek, 4 milyon euro basketbol takımı kurmak için çok düşük bir rakam değil.
geçtiğimiz sezon bu civarda bir bütçe ile final oynadı beşiktaş, daha önemlisi her daim karakter koydu ve izleyenlere zevk verdi.
tabii ki bütçe farkı finalde kendini belli etti, fakat sezondan şikayetçi bir beşiktaşlı olduğunu sanmıyorum.

diğer taraftan, aynı ufuk sarıca 3 sene önce daha da düşük bir bütçe ile ligi kazandı.
sezon içerisindeki şanslı gelişmeler de önünü açtı tabii ve daha kolay bir final serisi yakaladı.
aynısının tekrarlanmaması için bir sebep yok.

benim kişisel olarak transfer sezonundan yegane beklentim, karakterli oyuncular ile ilgilenmemiz.
takımı için varını yoğunu ortaya koyacak, terinin son damlasına kadar akıtacak oyuncular.
öyle olsun ki, haftaiçi iple çekelim, haftasonu olsa da basketbol takımımızı izlesek diye.

buradaki zaten çoğu kişinin sıkıntısı da bütçeden ziyade, yönetilememezlik aslında.
şu bütçe hakan üstünberk yönetimindeki bir şubenin elinde olsa, tüm olumsuzluklara rağmen ümitvar olurdum ben mesela.
ya da sözüne güvenebileceğimiz bir şube yöneticisi veyahut maalesef başkan ile.

keşke en azından burayı rahat bıraksalar da, not düşecek gücümüz olsa hala her yazının altına;
ah ulan galatasaray! diye..
 
Son düzenleme:
Gündem seçim,
Doğrudur, genel olarak insanların önceliği futbol takımının akıbeti. Zira bir teknik direktör bulmaktan dahi aciz isimler yönetiyor koca Galatasaray camiasını.
Fakat gerçekleşecek seçimlerin, basketbolda da armaya gönül vermiş, yakından takip eden insanlar için ayrı bir önemi daha var.
Görünen o ki, Can Topsakal kişisinden kurtuluyor Galatasaray basketbolu.


2008 senesinden beri yakalanan ivmenin tepe noktasını Eurocup şampiyonluğu ile gördü Galatasaray.
Yöneticisinin tüm arkadan çekmelerine rağmen başardı bunu teknik heyet ve oyuncular.
Tabii ki sindiremedi mevzu bahis şahıs bu durumu, o günden beri de hızla aşağıya savrulan bir halde şube.


Nasıl ki, Dursun Özbek'ten kötüsü gelemez diye bakıyorsak başkanlık seçimlerine, basketbol için de aynısı geçerli.
Bize dibi gösterdi Topsakal ve sınıf arkadaşları.
Artık Galatasaray basketbolunun başını tekrardan yukarıya kaldırması zamanı.


Avrupa'nın en ateşli basketbol arenası olarak görüldüğü günlerden, taraftarının salona gitmeye imtina ettiği bir hale düşürdüler bizi.
10 sene önce Kanal 24'un linkini kovaladığı zamanlardan, maç izlemez hale getirdiler arma sevdalılarını.
Fakat artık yeter..


Bu senaryom, başkanın da gitmesi halinde geçerli tabii,
İyi bir başkan, görevlendirdiği doğru bir basketbol şube yöneticisi,
Hepimizin aklına ve gönlüne yatacak bir koç.
Son olarak biri pivot olmak üzere, iki doğru transfer.


Kötü başkan, skandal yönetici, yetersiz menejer, rezalet koç ile top16 görmek üzere bu takım.
Çünkü Galatasaray gölgesi bile bu adamların altından ışık verecek kadar büyük.
Yeter ki hep beraber farkında olalım.


Sonrası ise ikinci bir Eurocup neden olmasın, daha kaybedilmiş bir şey yok.
Sadece biraz vizyon, üstüne düzgün idare.


Haydi bizi tekrar koşturun salonlara,
Haydi yahu, 'yenilmez armada' peşinde olmanın gururunu yaşayalım tekrardan.
Haydi gençlik marşlarıyla inletelim kupa 2'yi.

Pek tabii, yüreğimizde, büyük aşkınla;
Galatasaray ulan !
 
Son düzenleme:
Galatasaray basketbol şubesinin erkek ve kadın basketbol takımları, tarihinde ilk defa bu sezon aynı anda ilk yarıyı sekiz takım arasında bitiremedi ve Türkiye kupası dışında kaldı.
Bu takımlardan birisi 2, diğeri 3 sezon önce Avrupa'da kupa kazandı.

Yani skandal bir sonuçlar bütünü var ortada.
Yarın öbür gün, üniversitelerin ilgili derslerinde 'başarısız yöneticilik' temalı konu başlıklarında özel olarak incelenebilecek kadar müstesna birisi yani ömer yalçınkaya.

Fakat hala o koltukta.
Neden kardeşim?

Çıkın bize demeç verin, ''Omer liseli bir abimizin hamili yakını, o yüzden gönderilmesi teklif dahi edilemez.''
Kamuoyu da bilsin.

Yoksa salak sanıyorlar çünkü.
Bu kadar başarısız adamları ısrarla görevde tuttuğuna göre, bu Galatasaray salak olmalı diye düşünüyorlar.
Sonra da, yetersiz bilumum yönetici (!), menejer, oyuncu vs. de Galatasaray'dan ekmek yiyebileceğine inanıyor.

Yani sadece bugünümüzü değil, yarınımızı da kirletiyorsunuz.
Kirletmeyin kardeşim, yolverin.

O liseli abiniz de şirketinde ise alsın sevgili ömer yalçınkaya'sını.
Fakat bari hangi şirketine alacağını önceden söyleyin de, borsada biraz al sattan para kazanalım.
Mazallah o şirketin de ömrü kısıtlı olacak sonuçta.

Ama bari Galatasaray yaşasın,
Bırakın da yaşasın yahu!
 
yarına kalmalı, ertesi güne kalmalı, bir süre daha konuşulmalı.
doğrudur en popüler spor değil, hatta ikincisi bile değil.
yahu evet, kadın basketbolu belki ilk beşe bile giremeyebilir.

ama bu her yerde böyle değil, gördünüz salamanca bu takımla yaşıyor.
futbolda ve basketbolda dünya şampiyonu bir ülkenin şehri,
çıkıyor bir kadın basketbolu maçında salonu tıklım tıklım dolduruyor,
hesapta bize cehennemi yaşatıyor.

ama işte bir de ali sami yen'in hesabı var,
dibimize kadar işlemiş bir 'bizden olmayanları yenme geleneği var.'
arma var, galatasaray var!

yine finaldeyiz, kısmetse 3. kupasını kaldıracak bu takım avrupa'da,
bu spora bizden çok daha fazla yatırım yapan karşı yakada ise bu rakam 0,
yazıyla sıfır, rakamla sıfır, hep sıfır.

içimizden bazıları küçümseyebilir, harcanan rakama üzülebilir,
bunların hiç geri dönüşü olmuyor diye eleştiride bulunabilir,
yöneticilerin işbilmezliği yüzünden şube kapansın, kilit vurulsun isteyebilir.

amma velakın,
bugün bir daha gördük ki,
galatasaray kadın basketbol takımı,
galatasaray spor kulübünün ana fikrini pek güzel özümsemiştir.

yaradan şahittir, canımızdan çok seviyoruz.
yürüyedur şanlı galatasaray,
galatasaray ulan!
 
Malaga’nın havalimanının adı “güneş sahili”, bir arş bile degil yani, adamların zirvesi güneş, bizimkisi sonsuzluk. Çok müşteri aramışlığım var orada, 2 kilometre uzakta bir organize sanayi bölgesi mevcut, depo gezip satış kovalıyordum, aralarda birkaç şubesi olan banka, Unicaja, adeta bir mierda.

Başka bir şey var da, biz mi hayat adamıyoruz? 2 hafta önce arma Santiago Barnebau´da, olmaz ya vip´teyiz, neler başarmışız 4 yılda İspanya´da kafasındayım. Çat 6 tane, her sabah İspanyol gazetelerine dile pratik olsun diye göz gezdiren ben 10 gündür yok saymaktayım, bu adamların spor tutkusunu.

Benim de kendime göre bir hayalim var; sizin yok mu?
Keyfim hiç yok, olmaz denilen hayallerimiz zaten güneş ile beraber batmış, hop oradan ses geliyor, gazetenin adı Marca, Madrid´in köpeği, koca harflerle yazıyor, Galatasaray Malaga´yı 15 dakikada cezalandırdı. Galatasaray benim kulübümün adı, Katalan enstitüsünde, onların hiç bilmediğim dilinin üzerinden Almanca ögrendiğim sınıfta herkesin Savaş’ı tarif ederken ilk kullandığı kelime; üstelik adanmış hayatların umudu.

PSG deplasmanına gitmeyecek miyiz, rakamlara mı takılıyoruz, 6´dan eksik mi fazla mı, Uefa Avrupa liginde kupa değil, daha fazla deplasman demiyor muyuz, branş, takım, top mu ayırıyoruz; Eurocup´ta sonraki turun 16 takımına da meydan okuyoruz! Korkma, ölmez sendeki bu büyük taraftarlar tadında hayat arıyoruz biz yahu, yaşam seçiyoruz, eksiğiz, daha da eksiliyoruz.

2008 senesinde mail atmışım kanal 24´e, adamsanız uleb cup’ı yayınlarsiniz diye, siliyorum her şeyi geçmişe dair, bu duruyor, zira bana hatırlatıyor, ticaret gelip gidiyor, akademi gidip geliyor, aşk bile gidip geliyor, fakat o her daim, o bize bazen tek iyiliği Galatasaray´ı çok sevdirmekten ibaret olan babalarımızdan yegane miras.

Bir periyot, sıfır saha içi basket, daha grubu belirsiz kanlarin kırmızısını analize geçmedik, fakat Avrupa basketbolunun bu renklere bir borcu var, almadan gitmeyeceğiz;
Galatasaray ulan!
 
Antik Yunan mitolojisine göre, Theseus´un gemisi, Girit´te şanlı bir zafer kazanıp, memlekete dönmek için yola çıkıyor. Sefer sırasında farkediyor ki, arkadan büyükçe bir gemi takip ediyor kendisini, zaten savaş yorgunluğu var, tekrar bir mücadeleye girip yıpranmamak için yelkenler fora diyip uzaklaşmaya çalışıyor, ağırlığı fazla diye her gün bir parçasını gemiden söküp atıyor. Yerine bir parça koyuyor tabii, fakat arkadan gelen geminin kaptanı durup, her gün o parçayı alıp kendi gemisine monte ediyor, bu kadar büyük bir zafer kazandığına göre, Theseus´un gemisinin mutlaka hikmeti vardır diye.

Kovalamaca bir sene sürüyor ve o sırada bütün parçalar değişmiş oluyor. Bunun üzerine şu soru sorulmaya başlanıyor, artık takip eden midir Theseus´un gemisi, yoksa kaçan mıdır? Gecenin bu vakti boşa değil bu atıf, Galatasaray bir gemi, rotası her daim Avrupa ise, Fenerbahçe ancak kovalamakta olandır Theseus´a ait olanı. Üstelik her bir kopan parçasını alsa da Galatasaray´ın, gemiyi Avrupa fatihi kılan o kültürü çekip çıkarması namümkündür. Galatasaray´ın gemisi anlık mühimmatına bakılmaksızın hep öndedir. zira, ruhudur yüzdüren gemiyi o derin okyanuslarda.

İşte o derin Galatasaray beşiğinin en güzel köşelerinden birinde sallanmaktadır Galatasaray Kadın basketbolu. Tarihi yazar, tarihi okutur, kaçar, kovalanır, bocalar, tekrar öne geçer, ama hiç durmaz. Çünkü anafikrini almıştır camiasının, tokadı önce ezeli rakibine vurur, sonra da ecnebilere. Mecra Avrupa, amaç kendisinden olmayan takımları yenmek düsturuyla. Yarın da o günlerden bir tanesi, üvey evlatların en sessizi için.

Birilerine ancak futbol Galatasaray, bazılarımıza ise armanın olduğu her yerde bayrağı göndere çekmek. Kimse diğerinden daha fazla seviyor yarışına girmeden, herkesin kendi yüreği dahilinde adımları. Ama bazen bir avuç, bazen salonlarca, maalesef ki uzun aralıklarla, bu takıma o parkede gönlünü düşürmüşler için, yarın düğün, bayram. An gelir mesela, Caferağa önünde elektrik direğine yaslanmışım, binlerce Fenerbahçe taraftarı arasında, seçebiliyorum bazı yüzleri, işaretliyorum, gizli gülüşler atılıyor orada, 15 kişi olacağız ancak. Hepimiz birbirimizi biliyoruz, kazanma şansımız az, zaten lokal liglerde bir Fenerbahçe hakemler kurulu, biz çıksak, onlar da giyecek sarı lacivert formayı, ama bizde de inat ya: Yaşa Galatasaray diye bağırmak için.

2014 senesinde, biz bu Ekaterinburg´u yenmesek iyiydi sanki düşüncesiyle, çünkü finalde rakip bizden güçlü Fenerbahçe, bazılarımız inanıyordu, devamını getireceğiz diye. Varşova´da küçük bir otel odasında izlemiştim o finali, şöyle düşünmüştüm son sekansta, alkolün de etkisiyle, sayın Ali Sami Yen maç sonu soyunma odasına iner, beraber ağlardı kızlarla, hüngür hüngür, ölumsüz olsaydı eğer, beni en iyi onlar anlamış övüncüyle.

Yapacak birşey yok, Ali Sami Bey´den emanet, sarı ile kırmızı, arma, bayrak, yürek ve niyet, ecnebilere gelmek için önce sırada bizi takip eden haydutlar var.
O vakit, yarın Fenerbahçe´yi, Ispanya´da yeneceğiz arkadaşlar.

Çünkü, biz doğru gemideyiz;
Galatasaray ulan !!
 
Son düzenleme:

Üst