Öncelikle JJJ Laka'ya tercih ediliyor demişsiniz, kendisi gereken kişiler tarafından Laka'ya tercih edilseydi şu an takımda olurdu.
Johnson - Lyday gibi oyunculara baktığınızda Amerika'dan gelen, bire biri kuvvetli oyuncular. Emir Alkaş hocamızın soru - cevap bölümündeki yazılarını okursanız "Bir kişinin oynayıp dört kişinin izlediği NBA düzeninin temsilcisi değiliz." diyor. Zaten bu düzenin temsilcisi olmadığımız için Lakoviç guardımız. Yoksa McCaleb, JJJ, Lyday gibi delici özelliği olan milyon tane guard var NBA D-League'de falan. Birini getirir koyarız takıma, ama öyle bir oyun tarzını istemiyoruz. Ayrıca Kazan'dan örnek verdiğiniz için söylüyorum, bugün Lakoviç yerine Lyday değil de Shipp yerine Domercant (Shipp'i beğenmediğim için değil, Domercant'in winner ve şutör özellikleri daha ön planda olduğu için) olsaydı hem Laka hem de Domercant çok farklı durumda olurdu, emin olun.
Bizim için Laka hamlesi, Ülker'in Saras hamlesi gibiydi. Çaylak sezonundaki bir takımın tecrübe farkını kapatması için yapılan bir hamleydi bu. Ender ve Songaila'nın da aynı mantıkla takıma katıldığına inanıyorum ben. Tuttular tutmadılar bir şey diyemem ama amaç oydu en azından.
Laka bizim için önemli bir değerdir, umarım önümüzdeki sezon yapılacak hamlelerle önemi daha da iyi anlaşılacaktır. Gündelik performanslarına bakarak oyuncu kaybedeceksek dükkanı kapatalım daha iyi.
Emir Hocanın cevaplarını yakından takip ediyorum ve beni oldukça tatmin ediyor. Sizin de dediklerinize katılıyorum, herkesin tek tabanca takıldığı ortamları geçmişte kendi takımımız dahil çok gördük. En yakın örneği Blatt dönemi Efes gösterilebilir. Ama bu tip genellemeler biraz seksenlerde kaldı. Artık all-around oyuncuların revaçta olduğu bir dönemdeyiz. Ancak sorun şu ki her yer Kirilenko kaynamıyor. Dolayısıyla siz yetenekleri belli alanlarda yoğunlaşmış, sınırlı oyuncuları uyum içinde oynatmak zorundasınız. Biz de zaten 5 tane atlet alalım demiyoruz, takım kuralım diyoruz. JJ tipi oyuncu çok, haklısınız ama Lyday ile Johnson bir olmadığı gibi D-League den de milyonlarca bulunmyor dediğiniz gibi malesef. Her sene onlarcası gidip geliyor ve çoğu da Almanya ve Fransa da ikinci liglerde geziniyor. Rashid Atkins diyor ve susuyorum burada
JJ on üzerinden 4 lük bir oyuncuysa, mesela onun yerine Rytas ta Tyrese Rice var şu an; o 6 dır, Lyday 7, McCalebb ise 9. 9 luk olanlar çok az zaten ve belli kulüplerin elindeler. Dolayısıyla siz 4 lük olanı gönderip 7 lik olanı aldığınızda bir gömlek yukarı çıkıyorsunuz. Ayrıca oyuncuların deri rengine ve kökenine takılmamak lazım, on küsür senedir Avrupa da oynayan pek çok Amerikalı var ve birçoğu da uyum sağlamış durumda. Dee Brown ile JJ aynı kefeye konabilir ama mesela pek çok Amerikalı guard var ki Teodosic den daha Avrupalıdır.
İtiraz ettiğim ve sizin de aslında kendi içinizde çeliştiğinizi düşündüğüm durum şu:
Elimizde Tutku ve iyi kötü Ender var, kendinden beklenenler ve verebilecekleri belli olan Shipp var, takımda zaten organizasyon sıkıntısı yok. Uzunlar Avrupalı, Shumpert bile rengi siyah olmasa Avrupalı sayılır. Bize gereken savunma düzeyimizi aşağı çekmeden takım içinde varolabilen, organizasyon içinde skora katkı verecek, eline güvenilir, tecrübeli ve sıkıştığımızda insiyatif alabilen, gerektiğinde potaya gidebilen bir oyuncuydu(Lyday örneğini bu yüzden verdim, pek tuttuğum oyuncu değildir normalde). Hakkını yemeyelim Lakovic tecrübelidir, son saniye bile olsun eli titremez ama diğer saydıklarımın yanından geçmiyor malesef. Sağolsun beni ilk defa oyuncu yorumlaması konusunda Kaan Kural ile aynı noktada buluşturdu. Ayrıca çelişkiye düştüğünüz bir nokta var ki biz Lakovic i alıp üzerine takım kurmadık. Gelirken belliydi zaten Shipp ile oynayacağı. Hayır bir de yanındakilerde iş yok Lakovic ne yapsın diyenler var onlara diyecek laf bulamıyorum, kimse neden Lakovic i aldık demiyor nedense!
Ayrıca Lakovic e de yazık çünkü hayatımda airball attığını görmediğim adamın 5-6 maçta airball attığını gördüm, ki birinde 2 tane atmıştı. Top üzerine kaldığında insiyatif kullanmayı beceremiyor malesef. Kariyeri boyunca rahat şut kullanmış, baskılı maçlarda da sinmiş bir oyuncudan bahsediyoruz. Burada yanında bolca şut kullanan Alex Acker, Basile ya da Smodis, Nachbar gibi oyuncular yok.
Sonuçta Lakovic her maç 20 sayı bile atsa organizasyona ciddi bir katkı yapmadıkça pek yarar sağlayabilecek bir oyuncu değil, çünkü ciddi savunma zaafları var. Kimse çıkıp demesin ki çok gayretli, maç sonu çok üzülüyor filan! Ender Aslan da çok üzülüyor, çok gayret ediyor ama insanın ismi Lakovic olunca farklı oluyor demek ki! Zamanında 96 yılından beri takip ettiğim Frank Rijkaard için de çok kelam etmiştim ama adamın sırf ismi çıkmış diye 2 sene sonra anlaşılmıştım. Lakovic in de sadece ismini duyup büyük beklenti içine girmemek lazım.
Elbette tecrübe açığını kapamak ve tanınırlık açısından iyi bir hamleydi. Euroleague e kalmamızda da etkili olduğunu düşünüyorum. Ama bunlar kadroya uymayan bir oyuncuyu kadroda tutma lüksü ve ihtiyaç olanın devre dışı kalmasını haklı çıkarmaz diye düşünüyorum. Geçtiğimiz yıl aynı şekilde pota altında savaşan ve rebound kovalayan Wilkinson u gönderip Rancik ile çıkmıştık yola. Bu sezon da bu durum çıktı. Ya kadro mühendisliğinde sorun var ya da Oktay Hoca gerçekten de planını 3 yıllık yapmış ve önümüzdeki sezon başı tüm soru işaretlerini giderecek; hangisi bilemiyorum ama Oktay Hoca nın vardır bir bildiği diyorum.
Gündelik performansa göre adam göndermeye sonuna kadar karşıyım. Lakovic bu takımın hala en büyük skor opsiyonu ve yarın 40 sayı da atabilir, ama görüşüm değişmeyecektir. Eleştirim Lakovic e değil, onun sınırlarını iyi bilen biriyim, eleştirim ihtiyaçlarımızla uyuşmamasına. Hayırlısı neyse o olsun diyelim.