Maçın ikinci yarısını izleyebildim, geriden gelip farkı 21'e kadar çıkardığımız o çok keyifli bölüm. Anderson'un harika performansı ile bu performansları standarda dökmüş Moriah Jefferson'u izlemesi büyük şanstı. Oyunculardan başlamışken takımımızın underrated parçası Masha'yı unutmayalım ve tabii bugün sonunda ribaund katkısı ile galibiyette pay sahibi olan Vitola. Deniz'e de değinelim, ilk olarak bu konuya Önder Abi dikkatimi çekmişti, bugün Furkan da twitter'da paylaşmış, Deniz yetenek açısından bu seviyenin oyuncusu olduğu soru işareti olsa da sahadayken hep takım daha iyi oynuyor. İlginç bir durum olsa da iyi coaching bu benim gözümde, takım sporlarında en iyi oyuncuları tahtaya alt alta yazmakla iyi takım olunmuyor, doğru parçaları birleştirmekle olunuyor.
Staff açısından bugüne çok özel hazırlanıldığı TV'den izlediğim bir yarıda bile kendini belli ediyordu. Sezon başından beri fazla fazla sahaya konulan enerji, müdale ve emek bugün farklı bir derbi galibiyeti ile taçlanması emektarlar adına beni mutlu etti. Lakin içinde bulunduğumuz şartlar altında bu başarının bu sezon için sürdürülebilir olması mümkün değil. Bu maçı Ergin Ataman'a laf sokmak için kullananlar, Marina Hoca'nın YDÜ maçı sonrası röportajını izleyebilirler. Kendi de içinde bulunduğu durum ve elindeki bütçeden rahatsızlığını dile getirdi. Aynı açıklamalarda, sadece tercüme olan kısma denk geldiğim için tam anlam veremediğim şekilde şu şekilde bir cümle kurdu; "Sezon çok kötü gitmiyor. Bizden Eurocup'ta gruptan çıkmamız, ligde ise kalmamız istendi." Sahiden ilginç bir istek, eğer bir tercüme hatası (veya benzer manaya gelebilecek yakın kelimeler yüzünden anlam bozulması) olmadıysa koca bir skandal var ortada. Koç tarafında değil, ondan bunu isteyenler için tabii ki.
Galatasaray'da 100 gr akıl kaldıysa, bunun 50'si Marina Maljkovic'te, 40'ı da Ergin Ataman'da. Buradaki konumuz Marina Maljkovic olduğu için oradan devam edelim. Eurocup'tan elenince sızlanmalar başladı. Anderson konusunda ben de yanlış yaptığını düşünsem de rasyonel bakışla öyle ya da böyle bu eşleşmeden çıkmamızın imkanı olmadığı belliydi. Kimse bu kadının sihirbaz olduğunu iddia etmedi. Elindeki imkanlarla en iyisini vadeden ve bunu Sırbıstan Milli Takımı ile 2 kez vura vura göstermiş kabileyetli, özel bir koç. "Haydi bize bir Eurocup, bir de gelirken şampiyonluk kap o zaman" demek için kulübümüzün de ona bir şeyler vermesi lazım. Kesinlikle sahip çıkılması gereken, şubenin anahtarı gönül rahatlığı ile teslim edilebilecek bir isim Marina Maljkovic. Galatasaray'ı seven kim varsa yönetimde bu kadın için elini taşın altına sokmak, kol kanat germek mecburiyetindedir. Biz taraftarlar da tabii.
Sahip çıkılması gereken bir diğer isim Moriah Jefferson. Resmen bir elmas gibi parlıyor takımda. Kadın basketbolunda biz alışkınız, ezeli rakipler, ülkeler, kıtalar arasında seyyah olan oyunculara ama bu kız yaşı da itibariyle uzun yıllar bırakılmaması gereken bir isim. Keşke bu branşta da sözleşmeler, kadro planlamaları futboldaki gibi olsa da şimdi ne alıyorsa +1 ekleyip 5 senelik sözleşme yapsak. Karikatürlerde, çizgi filmlerde üstün teknoloji robot çizimi vardır, Hani bir eliyle yemek karıştırır, öteki eliyle çocuğu besler, ayağının biriyle yerleri silerken ötekisiyle toz alır; işte öyle bir üstün teknoloji Moriah. Yvonne Anderson da bugün bu teknolojinin bir alt modeli gibiydi, umarım Avrupa pasaportu ayarlanıp onu elimizde tutarsak sınıf atlarız.
Işıl olsaydı bu maçı büyük ihtimalle kazanamazdık. Takımı inanılmaz yavaşlatıyor kendisi bu maçta da görmüş olduk. Jefferson ve Anderson ikilisiyle yağ gibi akıyoruz hücumlarda.
Afaki şeyler hakkında yorum yapmayı pek sevmesem de bence çok haksız bir yorum değil Yasin Yıldırım'ın yorumu. Işıl sahada olsa bugün için en iyi oyuncumuz Anderson'dan bu kadar faydalanamayacaktık öncelikle. Eh Işıl'ın ne vereceğini de kestiremiyoruz, farkın açıldığı dakikalarda takım arkadaşlarına, hakeme, başka bir şeye tutulup moral-motivasyona da zarar verebilirdi.
Işıl'ın basın tarafından hep kalkanı var, ben belki abartarak eleştiriyorum kimi zaman ama eleştiri iyidir, biraz "comfort zone" dışına çıkmak, gerçek dünyaya iniş yapmak iyi gelir herkese. Galatasaray bugün, rakibinin Parker'lı kadrosuyla F4 takımı olarak geldiği maçta farklı kazandı, Işıl yokken şampiyon da oldu 2 sene önce. Hayat bitmez ama Işıl giderse güç kaybederiz, bunu da görmek lazım o yüzden takımda kalmasını istiyorum eleştirsem de, ona da Sinan Güler'e de Galatasaray'ın kaptanı olarak yakışan sözleşmelerinde indirime gidip, bu görevlerine devam etmeleridir. Rakibimiz Birsel'e ne veriyor beni ilgilendirmiyor açıkçası, güçlü kadrolar kurmak için bu kulüp için önemli şeyler ifade eden oyuncuların fedakarlık yapmaları gerekiyor. Ne Galatasaray'ın kasası, ne de kaptanlarımızın mevcut performansları o derece kontratları karşılamıyor.
Ülke sporunda, benim için de, futbol varken başka bir branşın lokomotif olması imkansız elbette. Buna rağmen kadın basketbolu Galatasaray için hep özel bir şube olmuştur. Camiaya mutluluk, motivasyon kazandırdı çoğu zaman, bazen de bu bayrağı erkek basketbol şubesi ele aldı. Misal Fenerbahçe'de de bir dönem kadın voleybol, şimdilerde erkek basketbolu bu rolde. Bu sporlar önemli camialar için. Dediğim gibi kadın basketbolu, Sarayın Sultanları bizim için her zaman çok özel, derbilerde, lig tablolarında çok kötü bir sezon yaşarken yine yüzümüzü güldürdüler. Bizim için keyifli, takım için emeklerinin karşılığını aldıkları gururlu bir gün oldu. Bu sezon için umut duymak için hala karamsar olsa da son mermimize kadar teslim olmayacağımızı görmek sevindirdi. Az tüketip, çok yukarılara bayrağımızı diken Sarayın Sultanları'nı yine o seviyelerde görmek istiyoruz. Bu yüzden de Marina Maljkovic çok önemli bir isim ve de piranhaları.
Tebrikler Hanımlar!