Aras öncelikle maç öncesi yazın harika olmuş bunu söylemek istiyorum. Eline sağlık. Ben bu başlığı kaçırmışım ancak maç sonrası okuyabildim. Ki maç sonrası okuyunca dahada anlıyor insan yazının güzelliğini.
Bizim takımda takım ayrımı yaptığım sanılmasın burada. Hepsi bizim kızlarımız ama kabaca bir ayırım yaparsak FB'li olarak sayabileceğimiz oyuncular (Nevriye-Nevlin-Birsel-Şaziye) oyunun hücum yanını, GS'lı olarak sayabileceğimiz oyuncular (Işıl-Tuğba-Bahar-Şaziye) oyunun defans yönünü oynayan başlatan direnci yükselten unsurlar. Şaziye'nin bu iki grupta da yer alması, ironik ama bir o kadarda muazzam.
Bu takım üstüste kritik denilecek Rusya ve Çek maçalrını kaybetti. O üstüste iki maçı kaybettikten sonra ayakta kalabilmek direnci inancı dahada yukarı çıkarmak büyük oyuncuların yapacağı bir iş. Bizim takımın büyük oyuncu sayısı ise bence çok fazla. yukarıda saydığım 7 oyuncu dışında Nilay Yiğit Yasemin ve Gülşah Akkaya da bu sınıftan oyuncular. Yani oyunun tecrübe kokan anlarında elleri titremeyecek, nispeten bundan daha önemli daha sert ve daha stresli maçları kariyerleri içinde oynamış oyuncular. Bu da bizim takımımızı her rakibe karşı avantajlı kılıyor. Direk önde olmasak da maçı kazanma anlamında her zaman şansı olan bir takım olmamızın etkileri burada. Bu inançları direnişleri için bir kez daha teşekkür ediyorum ve saygı duyuyorum bu takıma. Büyük ve idialı bir ligde taraftar baskısı ile oynamalarının karşılığını alıyorlar şu anda bu turnuvada.
Fransa turnuva öncesi bir numaralı favoriydi. Şu anda da öyle. Bu yüzden yarı final maçımız çok zorlu gececeği aşikar. Ama bu kızların "yenilseniz de helal olsun" laflarına karınları tok. Ya yeneceğiz ya yeneceğiz diye çıkacaklardır maça. Bu da inancımı arttırıyor..