Giden oyuncuların yerlerinin doldurulamaması, sezon başı kadro planlamasında yapılan yanlış yabancı tercihleri, çeşitli sebeplerle henüz Ocak ayında 10 yabancı sınırının doldurulmuş olması, Furkan gibi sistemin ve kadrodaki yerli - yabancı dengesinin en kritik parçalarından birinin sezon içinde kaybedilmiş olması, oyuncuların aylarca maaşlarını alamadıkları ve yarın ne olacağını da kestiremedikleri bir şubeye sahip oluşumuz gibi ciddi sıkıntılarımız var. Ve yeni bir şampiyonluk beklentisiyle başladığımız Türkiye Ligi'nde de an itibariyle 14 maçta 7 galibiyet, 7 mağlubiyetlik bir hayal kırıklığı tablosu var önümüzde.
İşin şu anki saha içi kısmına bakarsak rotasyonumuz şu şekilde;
- Arroyo, Ender
- Pocius, Sinan
- Micov, Carter
- Erceg, Kerem
- Young, Maric
En büyük sıkıntımız durumunda olan TBL'de bu yabancılarından birini daha kesip 9 kişiye düşüyoruz, kim kesilirse o bölgenin rotasyonunda bir delik daha açılmış oluyor, süreler ve yıpranmalar daha da artıyor. Rakiplerimiz FB ve Efes'in rotasyon imkanlarını yazıp ekstradan moral bozmaya gerek yok şimdi, herkesin malumu. Öyle ki; Fenerbahçe'nin yüzüne bakmayıp gönderdiği İzzet'i, oynatmadığı Serhat Çetin'i pek çoğumuz -ben dahil- imkan olsa şu an havada kapmaya hazırız. Çünkü ihtiyaç var.
Kabul edelim ki eldeki bu kadro, Türkiye Ligi ile Euroleague gibi son derece yıpratıcı bir organizasyonu aynı anda götüremiyor. Euroleague gerçekten apayrı bir yer. Bu dar rotasyonla bu fiziki ve psikolojik yıpranmanın altından kalkılamıyor. 10 yabancı sınırımızı erkenden doldurarak yeni hamle hakkımız da kalmamışken uzun zaman sonra ilk kez şampiyonluk için bu kadar umutsuz hissediyorum kendimi. Bu şartların üzerine daha bir de aşina olduğumuz sezon için sakatlık belası hortlarsa tam felaketimiz olur. Maalesef bu sezon lig şampiyonluğu için tünelin ucu aydınlık görünmüyor, her sezon üzerine koyarak ilerlemeyi umut ederken bunları konuşmak cidden çok üzücü.