Dün maç sonunda yaşanan olayların sebebi, Ünal Aysal'ın ayrılığının ardından Andrea Gardini seviyesinde; bir baba keza yönetici figürü olabilen başkan eksikliği. Ünal Aysal vurgusu yaptığımda, Dünya'nın son 53 yılını 10-15 yıla sıkıştıran insanlardan dar kapsamlı reaksiyonlar alıyorum. Faruk Süren'i de bu modellemeye ekliyorum. Keza ben yaş itibariyle yetişemesem de, Ali Uras ve Selahattin Beyazıt söz konusu Galatasaray başkanı olabilir. Üst yaş grubundan anlatan olsa can kulağıyla dinleriz de, gündelik içerikler temelli boş muhabbetler ve havanda su dövmekten fırsat bulamıyorlar. Dün yine ciğerim yandı teranesiyle kapanıp gidiyor içerik.
2014 yazından bu yana, sadece Mustafa Cengiz o Andrea Gardini benzetmesiyle anlattığım Galatasaray başkanı olabilmeye çabaladı. Kendisi de konjonktür ve yetilerin sınırlılığı üzerinden başarılı olamadı. Tüm bu yapısal açmazın keza başıbozukluğun sonucunda; Andrea Gardini dün esas işi olan sonucu doğal olarak alamadı ve oyuncu-oyuncu, oyuncu-taraftar kavgası ayırarak akşamı bitirdi. Ünal Aysal döneminde performansını beğenmediğimiz takımların dahi; Halkbank'ta Leal'in krize dönüşmesi üzerinden ilk 2 maçta bitirebileceği gruptan çıkamayacağız. Gardini'nin de sezonun yarısında geldiği bu ortamı kafası çekmeyecek ve sezon sonunda ayrılacaktır yaptığı katkıların haklı ifadesiyle.
Bir insandan, bir yeni jenerasyon mensubundan sadece verdiğiniz şeyleri isteyebilirsiniz. Zamanın doğası gereği, deneyimlerinin başındadır. Bu noktada, reşitliğe dek bir ülkedeki eğitim sistemi belirleyici. Zira jenerasyon, yapısal çerçevede insan yetiştirmek demek. 1973, 24 Ocak 1980 ve 12 Eylül 1980'in sonrasında burada s.kim sokum yaprak test çözerek eğitim alan; 2011-2012 Galatasaray-Fenerbahçe derbisinden sonra Gsbasket'in 2 eskisiyle birlikte yüz yüze dakikalarca küfürleştiğimiz kımıl zararlısı pasörden, üst seviyede süreklilik gerekli olduğunda Gardini ve dolaylı olarak pasörün ittirmesine kaktırmasına bakan Gökçen'den, olaylar esnasında aman ağzımızın tadı kaçmasın diyen Hasan'dan yabancı oyunculara kalkıp da Avrupa'daki 3 jenerasyon Türklerin sosyolojisini anlatması beklenemez.
Kulübün geri 11-12 yılı dahilinde, kulüp adına sezonun sayısına evrilen 3. set 23-23'te; Gökçen'le birlikte s.çıp batıran Alonso'yu pasör-Gökçen-Hasan üçlüsünden ayırıyorum. Bir Sosyalist şehir devleti olan, bugünlerde Amerikan Cumhuriyetçilerin 1945-1973 aralığının defterlerini hiç açmadan Kapitalist üretim ilişkilerine tereyağından kıl çeker gibi geçirmesi gereken Küba'da; 1964'te Türkiye'nin Avrupa'nın muhtelif ülkelerine bu işçileri sattığını öğrenebileceği bir eğitim aldı. Zira aynı yıl, ABD ve SSCB arasında Küba füze krizi yaşandı. ABD'nin nükleer silahları İzmir Çiğli'deydi. O sebeple, bu takımın Türk oyuncularının aksine uA Avrupa'daki 3. jenerasyonla empati kurabilmesi keza ona göre bir beklenti yaratması beklenirdi.
2020'lerde Küba füze krizine dair SSCB dediğimizde, bugüne dair Küba ve Kuzey Kore dediğimizde, Rusya-Ukrayna savaşına dair Ukrayna dayatması yapıldığında Sosyalist Yugoslavya ve SSCB dediğimizde; bize önüne gelen istediğini söyleyebiliyor keza bürokraside ya da fiziken olmasa da, psikolojide moderniteyi de çiğneyerek istediğini yapabiliyor. Bu ortamda, Küba'da hali hazırda hain statüsünde olan Alonso'ya işini çok iyi yaptığından biz bunu hiç dillendirmiyorduk. Dün akşam itibariyle bu takımın maksimum ederi daha önce hepsini deneyimlediğimiz şekilde 3 kupada final kaybetmeye evrildiğinden; işin de artık bir esprisi kalmadı. Alelade bir sezon yaşanıp noktalanacak Gardini gibi büyük bir şansa rağmen. Kültürün merkezi olan ABD'ye bugün itibariyle gitse, Marco Rubio'ya saygı ve bağlılık bildirmediği takdirde; ICE kendisine uA Avrupa'nın dün attığı torpili mumla aratacak.
Türkiye, 2020'lerde tarafsız kalabilmek için göbeğini çatlatıyor. Dünya'da vaziyet böyleyken, Türkiye'ye gelen oyuncuların yediği önünde yemediği arkasında. Paralar geç ödeniyorsa ki doğrudur, yarısına 2 katı performans isteyecek İtalya, 3'te 1'ine 3 katı performans isteyecek Polonya orada. Yalnız son haftada, formalite vari konuk olacağımız Lublin; Batı Ukrayna sınırında.
Dünya'nın son 53 yılında, bir insana her yapılanı söylemek keza her verileni istemek gerekiyor. Gardini'ye Galatasaraylılar için sunduğu baba sıcaklığına dair çok teşekkürler, unutulup gitmişti 12 sezondur.