2017-2018 Galatasaray Erkek Voleybol Takımı

Olay Fenerbahçe'ye, Halkbank'a kaybetmek değil. Önemli olan bugün kazansak da kaybetsek de geleceğe dair hiçbir umudun olmaması. Öncelikle şube ne kadar zayıf olursa olsun başına getirdiğiniz adamın oyunun gelişimini takip eden, başarıya aç ve kulübün kaynaklarını iyi bilen bir isim olması lazım. Nedim Özbey'in İBB'de yaşadığı başarılara lafımız yok, tecrübeli bir koç ama bu kadar küllerinden doğan bir şubenin başına yukarıda saydığım kriterlere uygun bir adam getirmeniz lazım. Bu yüzden Sedat İncesu, Ataman Güneyligil, Marina Maljkovic gibi isimler hiçbir beklenti yokken dahi yoktan iş yapabilen isimler oluyorlar.

Sedat İncesu ilk geldiğinde sadece Beşiktaş'ın hükmü geçen, yerel ligde varlığı bilinen bir Tekerlekli Sandalye Basketbol Ligi'miz vardı. İncesu'nun Galatasaray'ı getirdiği noktada ligde sürekli altımızda kalan Beşiktaş dahi Avrupa'nın 2. kupasını oyun bahçesi haline getirdi. Sürekli o kupayı domine etti ve 1-2 doğru transfer hamlesiyle Galatasaray'la ve Avrupa'nın daha üst düzey seviyelerindeki takımlarla baş edebilir hale geldi. Maljkovic yıllardır Ceyhun Yıldızoğlu'yla milyonları boşa atan şubeyi Ekrem Memnun'un bıraktığı yerden, belki de daha da geleceğe umutla bakacak bir hale taşıdı. Bir daha Avrupa arenasında esamesi okunmayabilir denilen şubeyi ilk senesinde Euroleague'e taşıdı. 22 yaş ortalamayla oynayan takımı bugün 1-2 doğru transferle yeniden hatrı sayılır noktaya getirdi. Güneyligil ise aynı Yıldızoğlu-Kadın basketbol takımımızın ilişkisi gibi yıllarca Barbolini'nin başarısızlığı altında özkaynaklarını tüketmiş şubeyi 9 altyapı oyuncusuyla lig finaline taşıyan ve ilk kez hakikaten bileğinin hakkıyla Şampiyonlar Ligi oynayacak bir konuma getirdi.

Bu şubenin de kötü niyetli yönetildiğini düşünmüyorum. Ama aynı kulübün diğer şubelerindeki örnek yönetimlere karşılık çok daha çağdışı ve primitif bir şekilde yönetilmeye çalışılıyor. Her sene daha fazla yaşlanan, bulabildiği anda büyük paraları içi geçmiş yabancılara harcayan ve başarıya doymuş oyunculardan kurulan takımlar ortaya çıkartılıyor. Bu şekilde bir süre kazanarak da gitseniz geleceğe dair umutla bakmanız için gerçekçi bir nedeniniz olamıyor. Hele de bizim gibi kulübe üyelik aşamasında bile 100 tane teferruat isteyen ve doğal olarak diğer takımlar gibi içten maddi yardım alamayan bir kulübün şartlarında. Doğru yöntem sadece bu kulübün içinde bile birden fazla şubenin özünde örnek olarak duruyor. Ancak nedense Erkek Voleybol takımımız her sene yaptığı yanlışları sürekli tekrarlayarak doğru sonucu alma uğraşını devam ettiriyor. Bu şekilde tatmin edici bir başarının gelmeyeceği ortada. O yüzden fazla beklentiye girmeye de gerek yok. Bu kadar yanlış yönetilen şubede iki doğrunun bir araya gelmesini beklemek hayal kırıklığına davetiye çıkarmak olur.
 
Galatasaray'ın 10'dan fazla şubesi var ve içlerinde en başarısız ve en gereksizi açık ara bu şube. Bu tür şubelerde müessese takımlarıyla mücadele etmek için en az onlar kadar yatırım yapmak gerekiyor. Ama biz kurum takımı değiliz, sponsor da alamıyoruz. Ve haliyle başarısız oluyoruz. Başarısız olduğumuz için de sponsor gelmiyor. Bu döngü yıllardır böyle devam ediyor. Ne zaman kadın voleybol takımı gibi finale çıkar o zaman hatırlanır. Ama gereği yok kapatılmalı. Çünkü erkek voleybol Türkiye'de popülaritesi en düşük branş. Kadın voleybol takımları bile Şampiyonlar Ligi şampiyonu oluyor ama 1-2 gün sonra unutuluyor. O yüzden bu takım bizim için zarar teşkil ediyor.

Onun yerine futsal, kadın futbol takımları kurulsa veya e-sportsa destek verilse daha iyi olur.
 


Galatasaray HDI Sigorta Erkek Voleybol Takımı, 2017-2018 Voleybol Sezonu Efeler Ligi 2. hafta maçında Fenerbahçe’yi konuk etti. Filenin Aslanları, TVF Burhan Felek Voleybol Salonu’nda oynanan mücadeleden 3-0 mağlup ayrıldı.

Karşılaşmaya iyi bir başlangıç yapan takımımız, üst üste bulduğu sayılarla set sonuna kadar üstünlüğünü korudu. 20-20’de eşitliği yakalayan konuk ekip Fenerbahçe ise ardarda sayılar bularak ilk seti 22-25 üstün tamamlandı.

Maçta 1-0 geriye düşen takımımız, ikinci sete güzel bir başlangıç yaptı. Fenerbahçe 9-9’da eşitliği yakalasa da Filenin Aslanları, etkin servislerle farkı 4 sayıya kadar çıkardı. (16-12)

17-17’de skoru eşitleyen Fenerbahçe, ilk sette olduğu gibi ikinci setin sonunda da üst üste sayılar bularak farkı kapattı. İkinci seti de 20-25 kazanan konuk ekip karşılaşmada 2-0 öne geçti.

Mücadelede üçüncü set ise karşılıklı sayılara sahne oldu. Üçüncü sette de eşitliği bozan taraf Fenerbahçe oldu. Takımımız seti 23-25, karşılaşmayı da 3-0 kaybetti.

Galatasaray HDI Sigorta, Efeler Ligi 3. haftasında Maliye Piyango ile karşılaşacak. Mücadele 4 Ekim 2017 Çarşamba günü saat 17.30’da Galatasaray Park Voleybol Salonu’nda oynanacak.
 
Son düzenleme:
Galatasaray'ın 10'dan fazla şubesi var ve içlerinde en başarısız ve en gereksizi açık ara bu şube. Bu tür şubelerde müessese takımlarıyla mücadele etmek için en az onlar kadar yatırım yapmak gerekiyor. Ama biz kurum takımı değiliz, sponsor da alamıyoruz. Ve haliyle başarısız oluyoruz. Başarısız olduğumuz için de sponsor gelmiyor. Bu döngü yıllardır böyle devam ediyor. Ne zaman kadın voleybol takımı gibi finale çıkar o zaman hatırlanır. Ama gereği yok kapatılmalı. Çünkü erkek voleybol Türkiye'de popülaritesi en düşük branş. Kadın voleybol takımları bile Şampiyonlar Ligi şampiyonu oluyor ama 1-2 gün sonra unutuluyor. O yüzden bu takım bizim için zarar teşkil ediyor.

Onun yerine futsal, kadın futbol takımları kurulsa veya e-sports'a destek verilse daha iyi olur.
Galatasaray tarihininin en gereksiz branşına destek verme fikri güzelmiş, oldu olacak atari takımı kuralım!

Voleybol önemli bir branş, Efeler Ligi'nde başarılı olmak Sultanlar Ligi'nde başarılı olmaktan çok daha zor. Sıradan kadrolar kurarak başarılı olmamız imkansız. Ortada bir yatırımda yok. Eleştirilmesi gereken Erkek Voleybol'una üvey evlat muamelesi yapanlar!

Galatasaray yönetiminin sizinle aynı fikirde olduğundan eminim, Basletbol ve voleybol'a ayrılan bütçelerden belli oluyor zaten.

Galatasaray Spor Kulübü'dür. Basketbol ve Voleybol gibi branşların sizin zihniyetinizdeki kişiler tarafından yok edilmesine izin vermeyeceğiz!
 
Son düzenleme:
Galatasaray tarihininin en gereksiz branşına destek verme fikri güzelmiş, oldu olacak atari takımı kuralım!

Voleybol önemli bir branş, Efeler Ligi'nde başarılı olmak Sultanlar Ligi'nde başarılı olmaktan çok daha zor. Sıradan kadrolar kurarak başarılı olmamız imkansız. Ortada bir yatırımda yok. Eleştirilmesi gereken Erkek Voleybol'una üvey evlat muamelesi yapanlar!

Galatasaray yönetiminin sizinle aynı fikirde olduğundan eminim, Basletbol ve voleybol'a ayrılan bütçelerden belli oluyor zaten.

Galatasaray Spor Kulübü'dür. Basketbol ve Voleybol gibi branşların sizin zihniyetinizdeki kişiler tarafından yok edilmesine izin vermeyeceğiz!
En gereksiz derken? En azından erkek voleybol gibi Türkiye'de 0 prestiji olan bir şubeden daha iyi e-sports. Şu an ülkenin gençleri arasında popülaritesi en yaygın olan branştan bahsediyoruz. Gelecekte olimpiyatlarda bile yer alması düşünülen branştan bahsediyoruz. Şu an Faker kim diye sorsan ülkenin gençlerine en az yarısı bilir. Ama Ivan Zaytsev'i sor bir elin parmak sayısını geçmez. Dünya çapındaki yeri 0 olan erkek voleybola gerekli deyip de son yılların yükselişte ve daha da büyümesi beklenen branşa atari takımı demek sizin adınıza talihsizlik olmuş.
 
Ayrıca kadınlar voleybolda başarılı olmanın erkeklerde başarılı olmaktan daha kolay olduğuna nasıl karar verdiniz anlamadım. Ligde her sezona ŞL şampiyonluğu parolasıyla başlayan 3 takım var. Bu 3 takım ligdeki iyi yerlilerin ve diğer takımların oynattığı iyi yabancıların her an alıcısı konumundalar. Buna rağmen ligin klasik 5.'si son 3 sezonun 2'sinde iyi kötü bir Avrupa kupası kazanmış. 4. Galatasaray iyi para harcamasına rağmen geçen sezona kadar final yüzü göremiyordu. Ki bunda Vakıfbank'ın fikstür dezavantajının rol oynamasını da her zaman kabul ediyorum. Bu yıl kadronun hakkından fazlasını oynayan bir takım olamazsak o finali görmemiz de yine birkaç tesadüfün bir araya gelmesinden başka bir şartta pek mümkün olmayacaktır. Bunlara rağmen kim bu şubenin son 2 yıldaki yapılanmasını hor ve başarısız görebilir? Galatasaray yıllar sonra milli takıma (ki bence Türkiye'deki en istikrarlı ve potansiyelli milli takımı) yeniden genç oyuncu veriyor, altyapısındaki oyuncular ligin iyi takımlarına transfer yapıyor ve elde tutmak için de ekstradan çaba harcıyoruz. Doğru yapılanmanın sonuçları bu. Yukarıda saydığım nedenler bir yana da öyle ya da böyle bu takım 40 yıl sonra ligde final oynadı ve hayatında hiç olmadığı kadar çok hak ederek gitti ŞL'ye.

Erkek voleybolda son 2 yıldır bütçesinden çok düşüren bir Fenerbahçe var örneğin. Arslan Ekşi, Leonel Marshall, Ivan Miljkovic gibi ağır toplarını kaybettikten sonra hem kendi yetiştirdiği, hem de daha ucuza mal ettiği oyuncularla geçen yıl 2 kupa kaldırdı Fenerbahçe. Hem de kendisinden çok daha bütçeli Halkbank ve Arkas'ın önünde. Kadro ne kadar çaptan düşse de başlarında daha önce Fransa Ligi'nde çalışmış, önemli takımlarda ŞL tecrübesi bulunan Veljko Basic var. 16 kişilik kadrolarındaki oyuncuların 6'sı 94 ve sonrası doğumlu. Adamlar kimse inanmazken ellerindeki değere sahip çıkıp ligin en iyi yerli pasör çaprazı haline getirdiler. (Metin Toy) Voleybol kültürünü bir şekilde ayakta tutunca da kadrodan beklenilenin üstüne çıkıyorlar. Pek tabii ki karşılarında kadınlardaki Vakıfbank, Eczacıbaşı kadar da dünya çapında başarılı bir yerel kulüp olmayınca kupaya da uzanabiliyorlar. Bunu erkekler liginde yapmak çok daha olasılıklı zaten. O kadar yapılanmayı yapamazsın da denk bütçenizdeki takımlar karşısında bile Play-Out takımı gibi görünmeye mecbur kalırsın.
 
En gereksiz derken? En azından erkek voleybol gibi Türkiye'de 0 prestiji olan bir şubeden daha iyi e-sports. Şu an ülkenin gençleri arasında popülaritesi en yaygın olan branştan bahsediyoruz. Gelecekte olimpiyatlarda bile yer alması düşünülen branştan bahsediyoruz. Şu an Faker kim diye sorsan ülkenin gençlerine en az yarısı bilir. Ama Ivan Zaytsev'i sor bir elin parmak sayısını geçmez. Dünya çapındaki yeri 0 olan erkek voleybola gerekli deyip de son yılların yükselişte ve daha da büyümesi beklenen branşa atari takımı demek sizin adınıza talihsizlik olmuş.
Zaten bu cümleniz her şeyi anlatıyor, neden 2 milyon nüfusu olan Slovenya Avrupa şampiyonu oluyor, neden 80 milyona dayanan nüfusu olan Türkiye'de hiç bir branşta doğru düzgün oyuncu yetişmiyor. 24 saatinin 12-14 saatini bilgisayar başında geçiren Ergenler mi belirliyor hangi sporun önemli olduğunu?

Dünya çapında yeri sıfır erkek voleybolu demekde ayrı bir komiklik olmuş, ABD-Brezilya-İtalya-Rusya vs Dünya'nın en önemli ülkelerde erkek voleybolunda milli takım seviyesi ortada zaten.

Türkiye'de 0 dediğiniz branşta her yıl büyük yatırım yapan 6-7 takım var, kadın voleybol ve kadın basketbol'da bu rakam 3-4 evet baya haklıymışsınız :)

Galatasaray'ın Spor Kulübü olduğunun farkına varmanızı tavsiye ederim, Galatasaray Erkek Voleybol'una rakipleri kadar yatırım yapmalı, ondan sonra başarısız olursak neden diye sormasını bizde biliriz merak etmeyin!
 
Ayrıca kadınlar voleybolda başarılı olmanın erkeklerde başarılı olmaktan daha kolay olduğuna nasıl karar verdiniz anlamadım. Ligde her sezona ŞL şampiyonluğu parolasıyla başlayan 3 takım var. Bu 3 takım ligdeki iyi yerlilerin ve diğer takımların oynattığı iyi yabancıların her an alıcısı konumundalar. Buna rağmen ligin klasik 5.'si son 3 sezonun 2'sinde iyi kötü bir Avrupa kupası kazanmış. 4. Galatasaray iyi para harcamasına rağmen geçen sezona kadar final yüzü göremiyordu. Ki bunda Vakıfbank'ın fikstür dezavantajının rol oynamasını da her zaman kabul ediyorum. Bu yıl kadronun hakkından fazlasını oynayan bir takım olamazsak o finali görmemiz de yine birkaç tesadüfün bir araya gelmesinden başka bir şartta pek mümkün olmayacaktır. Bunlara rağmen kim bu şubenin son 2 yıldaki yapılanmasını hor ve başarısız görebilir? Galatasaray yıllar sonra milli takıma (ki bence Türkiye'deki en istikrarlı ve potansiyelli milli takımı) yeniden genç oyuncu veriyor, altyapısındaki oyuncular ligin iyi takımlarına transfer yapıyor ve elde tutmak için de ekstradan çaba harcıyoruz. Doğru yapılanmanın sonuçları bu. Yukarıda saydığım nedenler bir yana da öyle ya da böyle bu takım 40 yıl sonra ligde final oynadı ve hayatında hiç olmadığı kadar çok hak ederek gitti ŞL'ye.

Erkek voleybolda son 2 yıldır bütçesinden çok düşüren bir Fenerbahçe var örneğin. Arslan Ekşi, Leonel Marshall, Ivan Miljkovic gibi ağır toplarını kaybettikten sonra hem kendi yetiştirdiği, hem de daha ucuza mal ettiği oyuncularla geçen yıl 2 kupa kaldırdı Fenerbahçe. Hem de kendisinden çok daha bütçeli Halkbank ve Arkas'ın önünde. Kadro ne kadar çaptan düşse de başlarında daha önce Fransa Ligi'nde çalışmış, önemli takımlarda ŞL tecrübesi bulunan Veljko Basic var. 16 kişilik kadrolarındaki oyuncuların 6'sı 94 ve sonrası doğumlu. Adamlar kimse inanmazken ellerindeki değere sahip çıkıp ligin en iyi yerli pasör çaprazı haline getirdiler. (Metin Toy) Voleybol kültürünü bir şekilde ayakta tutunca da kadrodan beklenilenin üstüne çıkıyorlar. Pek tabii ki karşılarında kadınlardaki Vakıfbank, Eczacıbaşı kadar da dünya çapında başarılı bir yerel kulüp olmayınca kupaya da uzanabiliyorlar. Bunu erkekler liginde yapmak çok daha olasılıklı zaten. O kadar yapılanmayı yapamazsın da denk bütçenizdeki takımlar karşısında bile Play-Out takımı gibi görünmeye mecbur kalırsın.

Kadınlarda bizden daha yüksek bütçeye sahip 3 takım var, bu yıl 2, Erkeklerde 5-6 takım var, bu yıl daha fazla.

Kadınlarda Avrupa voleybolu çok kötü durumda olduğu için her yıl bahsettiğiniz gibi 3 tane takımımız şampiyonlar ligi şampiyonluğuna aday.

Eskiden İtalya-Rusya-İspanya-Polonya-İsviçre takımları çok büyük yatırımlar yaparken, günümüzde Türkiye haricinde bu seviye yatırım yapan ülke yok. Biraz yatırım yapınca zaten Şampiyonlar ligi şampiyonluğu için adaysın, aynı şuan bizim kadın takımının şampiyonlar ligi şampiyonluğuna aday olduğu gibi. Erkeklerde bu durum söz konusu değil.

Bahsettiğiniz Fenerbahçe'de lig finallerinde diğer bütçesi yüksek takımlara rakip olmadı. Yatırım yaptığı dönemlerde durum tam tersiydi.
 
Son düzenleme:
Efeler Ligi'nde 2. Haftanın Sonuçları, Puan Durumu ve 3. Haftanın Maç Programı:


2. Haftanın Sonuçları:

Afyon BLD 3-1 Halkbank

Maliye Milli Piyango 0-3 Arkas Spor

Ziraat Bankası 3-0 Gümüşhane Torul

İnegöl BLD 3-1 Kula BLD

Beşiktaş 0-3 İstanbul BŞB

Galatasaray 0-3 Fenerbahçe






3. Haftanın Maç Programı:

Kula BLD - Ayfon BLD

Halkbank - Beşiktaş

Güşmüşhane Torul - İnegöl BLD

Galatasaray - Maliye Milli Piyango

Fenerbahçe - İstanbul BŞB

Arkas Spor - Ziraat Bankası
 
Son düzenleme:
Yalnız kadın voleybolda üst seviye 3 takımla geri kalanlar arasında fahiş bir bütçe ayrımı var. Erkeklerde 2 yıl önceki Halbank kadrosu dışında son yıllarda hiç takımlar arasında o kadar fahiş bütçe farkları olmadı. Tabii ki ligdeki en büyük bütçe bizde değil ama geçen yıl bahsettiğim Fenerbahçe de Halkbank, Arkas veya Ziraat'ten daha fazla para harcayamadı transfere. Sonuçta yapılanma ve kültür diye etmenler de var. Ve her şeyden önemlisi bir takım maksimunu ancak başındaki doğru adamla bulabilir. Esasında Galatasaray genel olarak kötü işler de yapsa hep iyi koçlar bulmasıyla ünlüdür. Sedat İncesu, Marina Maljkovic, Ekrem Memnun, Ataman Güneyligil gibi. Galatasaray kimseyi bulamadı mı da kadroyu 30 yıldır koçluk yapan Nedim Özbey'de buldu anlamadım. Ki genel erkek liginin kaderi gibi Nedim hoca da koçluk kariyerinde hep yerel liglerde kalmış bir adam. En basitinden koçluğa bu kulübün kadın takımında başlayan Ferhat Akbaş gibi bir adam var. Daha 31 yaşında olmasına rağmen kariyeri ve başarıları da ortada. Böyle bir adamla sıfırdan başlamak varken sanki her şeyi halletmiş gibi kariyerinin doyumuna ulaşmış bir koçla çalışmanın nedeni nedir hiç bilemiyorum. Sadece bir dönem bizim kulübümüzde forma giymesi mi?

Kadınlardaki bütçe kullanımına nispeten katılabilirim. Hakikaten bilhassa Vakıfbank ve Eczacıbaşı yıllardır inanılmaz yatırımlar yapıyor voleybola. Ancak bu takımlardaki olağanüstü yerli kadrosunu ve kadın milli takımımızın muazzam başarılarını da unutmamak lazım. Bunu sadece ithal oyuncuyla gelen başarıya indirgemek bu kızlara haksızlık olur. En basitinden hiç değilse geçen yıl lig şampiyonluğunu Eczacıbaşı ve Galatasaray'a karşı neredeyse tek başına alan bir Eda Erdem gerçeği var. Türk voleybolu kadınlar kategorisinde neredeyse gelecek 20 yılı ipoteklenmiş bir yapı. Bu ülkede nasıl beceriyorlar bilmiyorum ama muazzam oyuncular yetişiyor Türkiye'den. İnşallah böyle de devam eder. Ki bunda Aslı Kalaç, Gamze Alikaya gibi Galatasaray'ın altyapısından yetişirdiği kızlarımızın da olması çok hoşuma gidiyor. Yanına 1-2 iyi yabancı transferini de hemen herkes yapıyor zaten. Önemli olan önce yerel oyuncuları yerleştirmek. Bunu en iyi milli takımlar seviyesinden kavrayabilirsiniz zaten. İtalya-Rusya gibi ağır topların altyapı konusunda ne kadar sıkınıtlı oldukları milli takım seviyelerinden de belli. Kızlar son 2 Avrupa Şampiyonası'nda son 4 görmese bu dediğinize katılabilirdim ama o başarıları olayın sadece dışardan oyuncuyla ilgili olmadığını kanıtlar nitelikte zaten.

Fenerbahçe geçen yılın en yüksek bütçeli takımı Arkas'a elendi geçen sene. Halkbank'ı son 2 kupa finali eşleşmesinde yendiler zaten. (Kupa Volley, Şampiyonlar Kupası) Tüm zaafiyetlere rağmen de böyle zayıf erkek oyuncu altyapısı olan ülkede Cev Cup'ta bir yarı final çıkardılar. Ben onları geçen yıl Maljkovic'in Galatasaray kadın takımına benzetiyorum. Sadece bizim kadın voleybol veya kadın basketbol ligimizdeki kadar fahiş bütçe farkları olmadığı için sezonu kupayla kapatmayı da başardılar. Galatasaray erkek voleybol takımının bunu yapmaması için de ciddi bir sebep göremiyorum ben. Ama önce koçtan başlayarak doğruyla yanlışı ayırmak lazımdı. Biz ne yazık ki yine o hataları düzeltmekten çok uzak seyrettik ve yolumuzun sonunu görmek için de kahin olmaya gerek yok. Fenerbahçe ise yine 3. büyük bütçe olarak başladığı sezonda bir taraftar takımı da olmasından mütevellit sezonu kupalarla kapatmak için ciddi adaylardan biri olacaktır. 25 milyon Galatasaraylı'nın olduğu ülkede taraftarı 1 gram umutlandıracak kadar dahi kadro kuramayanlar utansın.
 
İyi de bunlar yeni değil ki. Bu gözler ne seriler gördü fb-gs voleybol maçlarında. Arka arkaya 10 ace mi dersin, saçma sayılar mı dersin ... Artık fener balı mı basiret bağlanması mı bilmiyorum. İzlemiyorum rahatım.


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
 
Yalnız kadın voleybolda üst seviye 3 takımla geri kalanlar arasında fahiş bir bütçe ayrımı var. Erkeklerde 2 yıl önceki Halbank kadrosu dışında son yıllarda hiç takımlar arasında o kadar fahiş bütçe farkları olmadı. Tabii ki ligdeki en büyük bütçe bizde değil ama geçen yıl bahsettiğim Fenerbahçe de Halkbank, Arkas veya Ziraat'ten daha fazla para harcayamadı transfere. Sonuçta yapılanma ve kültür diye etmenler de var. Ve her şeyden önemlisi bir takım maksimunu ancak başındaki doğru adamla bulabilir. Esasında Galatasaray genel olarak kötü işler de yapsa hep iyi koçlar bulmasıyla ünlüdür. Sedat İncesu, Marina Maljkovic, Ekrem Memnun, Ataman Güneyligil gibi. Galatasaray kimseyi bulamadı mı da kadroyu 30 yıldır koçluk yapan Nedim Özbey'de buldu anlamadım. Ki genel erkek liginin kaderi gibi Nedim hoca da koçluk kariyerinde hep yerel liglerde kalmış bir adam. En basitinden koçluğa bu kulübün kadın takımında başlayan Ferhat Akbaş gibi bir adam var. Daha 31 yaşında olmasına rağmen kariyeri ve başarıları da ortada. Böyle bir adamla sıfırdan başlamak varken sanki her şeyi halletmiş gibi kariyerinin doyumuna ulaşmış bir koçla çalışmanın nedeni nedir hiç bilemiyorum. Sadece bir dönem bizim kulübümüzde forma giymesi mi?

Kadınlardaki bütçe kullanımına nispeten katılabilirim. Hakikaten bilhassa Vakıfbank ve Eczacıbaşı yıllardır inanılmaz yatırımlar yapıyor voleybola. Ancak bu takımlardaki olağanüstü yerli kadrosunu ve kadın milli takımımızın muazzam başarılarını da unutmamak lazım. Bunu sadece ithal oyuncuyla gelen başarıya indirgemek bu kızlara haksızlık olur. En basitinden hiç değilse geçen yıl lig şampiyonluğunu Eczacıbaşı ve Galatasaray'a karşı neredeyse tek başına alan bir Eda Erdem gerçeği var. Türk voleybolu kadınlar kategorisinde neredeyse gelecek 20 yılı ipoteklenmiş bir yapı. Bu ülkede nasıl beceriyorlar bilmiyorum ama muazzam oyuncular yetişiyor Türkiye'den. İnşallah böyle de devam eder. Ki bunda Aslı Kalaç, Gamze Alikaya gibi Galatasaray'ın altyapısından yetişirdiği kızlarımızın da olması çok hoşuma gidiyor. Yanına 1-2 iyi yabancı transferini de hemen herkes yapıyor zaten. Önemli olan önce yerel oyuncuları yerleştirmek. Bunu en iyi milli takımlar seviyesinden kavrayabilirsiniz zaten. İtalya-Rusya gibi ağır topların altyapı konusunda ne kadar sıkınıtlı oldukları milli takım seviyelerinden de belli. Kızlar son 2 Avrupa Şampiyonası'nda son 4 görmese bu dediğinize katılabilirdim ama o başarıları olayın sadece dışardan oyuncuyla ilgili olmadığını kanıtlar nitelikte zaten.

Fenerbahçe geçen yılın en yüksek bütçeli takımı Arkas'a elendi geçen sene. Halkbank'ı son 2 kupa finali eşleşmesinde yendiler zaten. (Kupa Volley, Şampiyonlar Kupası) Tüm zaafiyetlere rağmen de böyle zayıf erkek oyuncu altyapısı olan ülkede Cev Cup'ta bir yarı final çıkardılar. Ben onları geçen yıl Maljkovic'in Galatasaray kadın takımına benzetiyorum. Sadece bizim kadın voleybol veya kadın basketbol ligimizdeki kadar fahiş bütçe farkları olmadığı için sezonu kupayla kapatmayı da başardılar. Galatasaray erkek voleybol takımının bunu yapmaması için de ciddi bir sebep göremiyorum ben. Ama önce koçtan başlayarak doğruyla yanlışı ayırmak lazımdı. Biz ne yazık ki yine o hataları düzeltmekten çok uzak seyrettik ve yolumuzun sonunu görmek için de kahin olmaya gerek yok. Fenerbahçe ise yine 3. büyük bütçe olarak başladığı sezonda bir taraftar takımı da olmasından mütevellit sezonu kupalarla kapatmak için ciddi adaylardan biri olacaktır. 25 milyon Galatasaraylı'nın olduğu ülkede taraftarı 1 gram umutlandıracak kadar dahi kadro kuramayanlar utansın.
Bahsettiğimiz konu genel olarak aynı, bu dediklerinizi yapamayan Galatasaray'ın Spor Kulübü olduğunun bilincinde olmayan yöneticiler.
 
Ben erkek voleybol takımımızı maçların D Spor'dan yayınlandığı, sahamızın kartondan seyircilerle yapılan 50. yıl spor salonunun olduğu sezonlardan beri takip ederim. Yani 8-9 senedir. Ankara'da olduğumdan dolayı takım senede 2-3 kere gelir. Onda da eğer işim yoksa uzak yakın demeden gitmeye çalışırım.

Bu kulüpte bu şubeyi bu kadar çok takip eden az kişilerden biriyim, belki de tek kişiyim. Genel olarak sporu severim ama amatör branşlara karşı daha fazla ilgim vardır. Çünkü o yıllarda hem kulübün hem de taraftarın sadece futbol takımına önem vermesi, bu şubelerin üvey evlat gibi görünmesi, hatta basketbol takımlarımızın kümeye düşmesi veya son anda kalması, yani kısacası Galatasaray armasının futboldan ibaret olarak görüldüğü yıllar. Şimdi de öyle görülüyor büyük çoğunluk tarafından ama son yıllarda amatör şubelerin peşinde koşan, sıradan bir maça gitmeyip derbi maçı olduğu zaman amatör takımları akla gelen taraftarların olmadığı bir tribün geliyor. Eskiden bunu çokça görüyorduk. En basitinden Kadın basketbol takımımız 2014 ELW şampiyonluğu sonrası ilk İpekçi maçında boş tribünlere oynadı. 1-2 hafta sonra Fb final serisinde tribünler full çekti. Yani aslında amatör branşlara destek veren bir taraftar yapımız yok, münferit bir yapımız vardı. E-bilete karşı olan ve futbol maçlarına gitmeyen taraftarlarımızın kadın voleybol maçlarına gitmesiyle bu algı kırıldı gibi gözüktü. Ama e-bilet protestosu olayı olmasaydı o taraftarlarımız hala voleybol maçlarına gider miydi? Ben sanmıyorum, tamamen şans eseri bir birliktelik oldu. Kadın voleybol takımımız da taraftarı arkasına alarak başarılı sonuçlar alınca vazgeçilmedi.

Şimdi konuyu nereye bağlayacağım. Kulüp olarak zamanında maalesef amatör branşlara destek vermedik. Bu branşlar hep üvey evlat olarak görüldü. Birçok kez derbi kaybettik, küme düştük, son anda kaldık... Adnan Polat döneminde branşlar geri vitesten 1. vitese geçtik. Ünal Aysal gelince de 4-5'e taktık bütün branşlarımız Şampiyonlar Ligi gördü hem de 1 sezonda 5 takımımız aynı anda ŞL'de yer alarak Türkiye rekoru kırdık. Şimdi yine Özhan Canaydın zamanındaki gibi branşlarımız düşüşe geçmekte.

Bir taraftar olarak ben de bütün şubelerin ayakta kalmasını, yüksek bütçelerle oynayarak sadece Türkiye değil Avrupa çapında da iddialı olmasını isterim. Aslında çok da zor değil. Sağlam sponsorların olacak aynı fenerinki gibi. Veya proje takımı olacaksın ama doğru isimlerle çalışacaksın. 1 sene başka bir sistemle diğer sene başka sistemle mücadele etmeyeceksin. Kadın voleybolda 2 yolu da denedik. Sağlam bütçelerle Dünya yıldızlarını aldık ama olmadı, bu sefer de proje takımı olalım dedik. İlk 2 sezon çok iyi geçmedi ama en son sezonda turnayı gözünden vurduk. Hem de kadromuzun çoğunluğunu altyapı oyuncularımızın oluşturduğu takımla.

Erkek voleybolda bu durum biraz daha farklı. Bu branşta altyapımız kadın voleybol kadar iyi değil. Ülke olarak futbolu ve basketbolu erkeklere, voleybolu kızlara uygun görmüşüz. Beden derslerinde futbol ve basketbol dururken voleybol oynayan erkeklere farklı bakmışız. Dünya çapında da voleybol denince akıllara kadın voleybol geliyor. Bu sadece ülkemize ait olan bir durum değil. Ve 5 ana branşta (futbol-erkek basketbol-kadın basketbol-erkek voleybol-kadın voleybol) açık ara en az popülaritesi olan branş bu. Hatta ve hatta genel olarak voleybol dünyada o kadar önem sarfetmiyor. Kıtalararası şampiyon bile olsan yine hatırlanmıyorsun. Geçen sene Dünya şampiyonu kimdi hatırlayan var mı? Veya bu sene? Voleyboldefteri gibi 7/24 voleybolu takip eden kişiler dışında kimse bilmiyordur.

Benim erkek voleybol takımımıza biraz soğuk bakmam hem bu konudan (yani dünyada voleybola karşı ilgisizlikten) hem de alınan başarısızlıklardan. Belki bu zamana kadar 10 tane lig, Avrupa şampiyonlukları olsaydı bu kadar soğuk bakmazdım. Ama 40-50 senedir 3. sınıf kupa bile alamayan, her sene derbileri kaybeden bir şubeden bahsediyoruz. Zaten destek versek bile bu müessese takımlar varken başarılı olmak zor. Evet destek verilse iyi olabilir, kupalar alabiliriz ama destek verilmeyecek kadar gereksizler. Çünkü kimsenin ilgisini çekmediği bir şubede 2 tane kupa almak beni mutlu etmez. Fenerbahçe'nin bir sürü masa tenisi şampiyonlukları var her sene şampiyon oluyorlar ama onları mutlu ediyor mu? Etmiyor hatta başarılı olmalarına rağmen kapatılsın diyenler var.

Dünya çapında yeniliklere, trendlere uyum sağlamak zorundayız. Geleceğin branşlarına uymak zorundayız. O branşları ülkeye ilk getiren, ülkede en iyisi olan biz olmalıyız. Bundan 100 sene önce basketbol diye bir şey icat edildi. Bu ne biçim spor, çöpü sepete atarak spor mu olunur, bu tutmaz dediler. Ama 100 sene sonra dünyanın futboldan sonra en bilinen ve en çok oynanan branşı oldu. Yeni keşfedilmiş ve bulunacak sporların da bundan sonrasında tutmaması için bir sebep yok.

Aslında bu kadar önemsiz bir konu için bu kadar uzun yazmayacaktım ama başlamışken uzun uzun yazmayı seviyorum :) Bu konu hakkındaki son yorumum olur zaten.
 
Erkek voleybolda bu durum biraz daha farklı. Bu branşta altyapımız kadın voleybol kadar iyi değil. Ülke olarak futbolu ve basketbolu erkeklere, voleybolu kızlara uygun görmüşüz. Beden derslerinde futbol ve basketbol dururken voleybol oynayan erkeklere farklı bakmışız. Dünya çapında da voleybol denince akıllara kadın voleybol geliyor. Bu sadece ülkemize ait olan bir durum değil. Ve 5 ana branşta (futbol-erkek basketbol-kadın basketbol-erkek voleybol-kadın voleybol) açık ara en az popülaritesi olan branş bu. Hatta ve hatta genel olarak voleybol dünyada o kadar önem sarfetmiyor. Kıtalararası şampiyon bile olsan yine hatırlanmıyorsun. Geçen sene Dünya şampiyonu kimdi hatırlayan var mı? Veya bu sene? Voleyboldefteri gibi 7/24 voleybolu takip eden kişiler dışında kimse bilmiyordur.

Benim erkek voleybol takımımıza biraz soğuk bakmam hem bu konudan (yani dünyada voleybola karşı ilgisizlikten) hem de alınan başarısızlıklardan. Belki bu zamana kadar 10 tane lig, Avrupa şampiyonlukları olsaydı bu kadar soğuk bakmazdım. Ama 40-50 senedir 3. sınıf kupa bile alamayan, her sene derbileri kaybeden bir şubeden bahsediyoruz. Zaten destek versek bile bu müessese takımlar varken başarılı olmak zor. Evet destek verilse iyi olabilir, kupalar alabiliriz ama destek verilmeyecek kadar gereksizler. Çünkü kimsenin ilgisini çekmediği bir şubede 2 tane kupa almak beni mutlu etmez. Fenerbahçe'nin bir sürü masa tenisi şampiyonlukları var her sene şampiyon oluyorlar ama onları mutlu ediyor mu? Etmiyor hatta başarılı olmalarına rağmen kapatılsın diyenler var.

Dünya çapında yeniliklere, trendlere uyum sağlamak zorundayız. Geleceğin branşlarına uymak zorundayız. O branşları ülkeye ilk getiren, ülkede en iyisi olan biz olmalıyız. Bundan 100 sene önce basketbol diye bir şey icat edildi. Bu ne biçim spor, çöpü sepete atarak spor mu olunur, bu tutmaz dediler. Ama 100 sene sonra dünyanın futboldan sonra en bilinen ve en çok oynanan branşı oldu. Yeni keşfedilmiş ve bulunacak sporların da bundan sonrasında tutmaması için bir sebep yok.

Aslında bu kadar önemsiz bir konu için bu kadar uzun yazmayacaktım ama başlamışken uzun uzun yazmayı seviyorum :) Bu konu hakkındaki son yorumum olur zaten.
Dünya çapında erkek ve kadınlar arasındaki popüleritenin en yakın olduğu branşlardan biridir voleybol. Ama yinede erkek voleybolu tüm dünyada daha fazla ilgi çeker. -Türkiye üzerinden dünyayı görebilmek için daha fazla bilgi sahibi olman gerekirdi-Erkek voleybolunun sertliği, rekabeti kadın voleybolunda yoktur. Daha çok ralli olur kadın voleybolda ama bu da topun hızının çok daha yavaş olmasıyla ilgilidir. Uzun rallilerinde kalitesi önemlidir. Ne kadar bitirici top karşılanmış mesela. Tenisteki toprak kort misali top bir o sahaya bir diğer sahaya gider ama sonunda sabırlı olan daha az risk alanın kazanma ihtimali daha fazladır.Erkek voleybolda smaç dışında topu karşı sahaya atmak en büyük risktir. Bitirici vuruşları izlemek ve olabiliyorsa bu zor topların çevrilişini görmek çok keyiflidir. Zaten bu yüzden avrupa'da bu kadar üst düzey yatırımlar yapılıyor erkek voleybola. Dünya voleybolunda süper yıldız seviyesinde oyuncuların sayısı erkeklerde her daim fazla olmuştur.

Kadın voleybolunun başarılarının öneminin farkında olan biri olarak kesinlikle kadın voleybolcuları küçümsemek değil amacım.Ama ortada da bir gerçek var birbirimizi kandırmayalım.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:


Galatasaray HDI Sigorta, Efeler Ligi 3. hafta maçında Ankara ekibi Maliye Piyango’yu 3-0 mağlup etti ve ligdeki ilk galibiyetini elde etti.

Maliye Piyango karşısında maça etkili başlayan Galatasaray HDI Sigorta, ilk seti 25-22 kazanarak setlerden 1-0 öne geçti. Karşılaşmanın ikinci setine de iyi başlayan taraf Filenin Aslanları oldu. Set sonuna doğru farkı kapatan konuk ekip mücadelede bir ara skoru eşitlese de üst üste sayılar bulan takımımız seti 29-27 üstün tamamladı.

Mücadelede 2-0 öne geçen sarı kırmızılılar, üçüncü sete etkin servislerle başladı. Farkı bir ara 10 sayıya kadar çıkarmayı başaran takımımız üçüncü seti 25-17, maçı da 3-0 kazandı.

Filenin Aslanları, Efeler Ligi’nin 4. haftasında Ziraat Bankası’nın konuğu olacak. 8 Ekim 2017 Pazar günü Ankara Başkent Voleybol Salonu’nda oynanacak mücadele saat 14.00’te başlayacak.
 
Efeler Ligi'nde 3. Haftanın Sonuçları, Puan Durumu ve 4. Haftanın Maç Programı:


3. Haftanın Sonuçları:

Kula BLD 3-1 Ayfon BLD

Halkbank 3-0 Beşiktaş

Güşmüşhane Torul 1-3 İnegöl BLD

Galatasaray 3-0 Maliye Milli Piyango

Fenerbahçe 3-2 İstanbul BŞB

Arkas Spor 1-3 Ziraat Bankası





4. Haftanın Maç Programı:

Maliye Milli Piyango - Fenerbahçe

Ziraat Bankası - Galatasaray

İnegöl BLD - Arkas Spor

Beşiktaş - Kula BLD

İstanbul BŞB - Halkbank

Afyon BLD - Gümüşhane Torul
 
Son düzenleme:

Üst