Eyüp Özkaya
Kayıtlı Üye
Dünyanın 4 yıl boyunca dönüp döngüsünü tamamlamasına ve 1 ay boyunca durmasına sebep kupa başlıyor. Bu sadece bir kupa değil ama aşktan da öte ya da tanrıların birbirine aşkıyla karşılaştırılabilecek bir olay. Zira futbolun da milli duyguların da ötesinde hisleri bahşediyor bize. En sıkıcı maçları heyecanla beklememize sebep olup en basit olayları efsaneleştirmemize neden olabiliyor. İşte biz böyle bir büyülü dünyaya nihayet başat aktör olarak da 24 yıl sonra katılıyoruz.
Dünya kupasında elbette önemli favorilerin kupa yarışı oalcak ancak Dünya Kupası vesilesiyle izleyeceğimiz birçok takım ve futbolcu da olacak. Üstelik takım sayısı 32'den 48'e çıkmışken bunun rekabete yansımasının nasıl olacağını da merakla bekleyeceğiz. En iyi 3.lerin devreye girmesi eurolarda olduğu gibi son maça kadar heyecanı diri tutacaktır ama bir yandan da yenilmemeye çalışmak özellikle daha düşük profilli takımlar için daha önemli bir hal alabilir.
Milli takımımızın Montella ile birlikte çıkışı sonrası beklentiler oldukça büyüdü. Abartıya kaçmadığı müddetçe bu beklentilerin mantık çerçevesinde bir zemine oturduğunu söyleyebilirim. Özellikle ABD önünde grup lideri olabilirsek diğer gruplar ve eleme maçlarında beklenen sonuçlar da olması durumunda son 32 turunda en iyi 3.lerden birini eleyip son 16da Belçika ile eşleşeceğiz. Çeyrek final çıtası için son 16da Belçika ile oynamak gayet kabul edilebilir bir eşleşme oalaktır. Sonrasında da çeyrek finalde İspanya ile oynuyoruz ve burada kaybetsek de güzel anılarla ayrılmış oluruz. Grup 2.si olursak ise muhtemelen son 32de Mısır veya İran ile eşleşip son 16da Arjantin'in kucağına düşüyoruz. Bunun yerine ABD üstüne Belçika geçmek daha kolayken içimizde ukte kalacak bir grup etabı olmaz umarım. elbetteki Messi'li bir takıma karşı ilk kez bir türk takımının resmi maç yapması da güzel olur ama yine de gerek yok, sonraki turlara saklayalım. Grup 3.sü olmaksa gözümde grupta elenmekle benzer seviyede çünkü 32 takıma zar zor irip orada da Fransa seviyesinde bir takımla eşleşip elenmek başarı değil.
Şampiyonluğun en büyük favorileri piramidinin tepesinde İspanya ve Fransa var. Hem oynadıkları oyun hem de kadro genişliği ile kalitesi düşünüldüğünden gayet normal. Onları Arjantin, İngiltere, Almanya gibi ülkeler takip ediyor. Açıkçası benim de favorim İspanya. Son 20 yıla oyunlarıyla damga vuran İspanya'nın 2010'daki dünya kupası sonrası kupada final dahi oynayamadığını düşünürsek kupaya da aç olduğunu söyleyebiliriz.
Kupa birçok skandalla başlayacak ve işin kötüsü bu skandallar artarak devam edecekmiş gibi görünüyor. Savaş çıkaran bir ülkenin sıfatı "Dünyanın en güçlü ülkesi" olunca ona herşey mübah oluyor. FIFA'ya göre "Barış tanrısı" faşişt Trump öyle buyurduki kendini savunan İran maçlara günübirlik gelip gidecek. İşin komik tarafı ABD bizim grupta 2.olur ve İran da Belçika, Mısır, Yeni Zelanda arasında 2.olursa 2.turda birbirleriyle Dallas'ta oynamak durumunda kalacaklar. Hiç de azımsanacak bir ihtimal değil ve bu gerçekleşirse seyreyleyin cümbüşü. Hele İran bir de kazanırsa -tabi maç nasıl oynanacak o da sorun- neler yaşanabileceğini düşünemiyorum. Özbeklere ABD'ye girişinde yapılan eziyet, Somalili hakemi ülkeye almamaları filan da derken tarihte görülmemiş rezillikleri şimdiden yaşadığımızı söyleyebilirim. Bakalım tüm bu rezilliklere rağmen konu iyi futbol olursa Katar'daki gibi herşeyi unutabilecek miyiz göreceğiz.
Dünya kupasında elbette önemli favorilerin kupa yarışı oalcak ancak Dünya Kupası vesilesiyle izleyeceğimiz birçok takım ve futbolcu da olacak. Üstelik takım sayısı 32'den 48'e çıkmışken bunun rekabete yansımasının nasıl olacağını da merakla bekleyeceğiz. En iyi 3.lerin devreye girmesi eurolarda olduğu gibi son maça kadar heyecanı diri tutacaktır ama bir yandan da yenilmemeye çalışmak özellikle daha düşük profilli takımlar için daha önemli bir hal alabilir.
Milli takımımızın Montella ile birlikte çıkışı sonrası beklentiler oldukça büyüdü. Abartıya kaçmadığı müddetçe bu beklentilerin mantık çerçevesinde bir zemine oturduğunu söyleyebilirim. Özellikle ABD önünde grup lideri olabilirsek diğer gruplar ve eleme maçlarında beklenen sonuçlar da olması durumunda son 32 turunda en iyi 3.lerden birini eleyip son 16da Belçika ile eşleşeceğiz. Çeyrek final çıtası için son 16da Belçika ile oynamak gayet kabul edilebilir bir eşleşme oalaktır. Sonrasında da çeyrek finalde İspanya ile oynuyoruz ve burada kaybetsek de güzel anılarla ayrılmış oluruz. Grup 2.si olursak ise muhtemelen son 32de Mısır veya İran ile eşleşip son 16da Arjantin'in kucağına düşüyoruz. Bunun yerine ABD üstüne Belçika geçmek daha kolayken içimizde ukte kalacak bir grup etabı olmaz umarım. elbetteki Messi'li bir takıma karşı ilk kez bir türk takımının resmi maç yapması da güzel olur ama yine de gerek yok, sonraki turlara saklayalım. Grup 3.sü olmaksa gözümde grupta elenmekle benzer seviyede çünkü 32 takıma zar zor irip orada da Fransa seviyesinde bir takımla eşleşip elenmek başarı değil.
Şampiyonluğun en büyük favorileri piramidinin tepesinde İspanya ve Fransa var. Hem oynadıkları oyun hem de kadro genişliği ile kalitesi düşünüldüğünden gayet normal. Onları Arjantin, İngiltere, Almanya gibi ülkeler takip ediyor. Açıkçası benim de favorim İspanya. Son 20 yıla oyunlarıyla damga vuran İspanya'nın 2010'daki dünya kupası sonrası kupada final dahi oynayamadığını düşünürsek kupaya da aç olduğunu söyleyebiliriz.
Kupa birçok skandalla başlayacak ve işin kötüsü bu skandallar artarak devam edecekmiş gibi görünüyor. Savaş çıkaran bir ülkenin sıfatı "Dünyanın en güçlü ülkesi" olunca ona herşey mübah oluyor. FIFA'ya göre "Barış tanrısı" faşişt Trump öyle buyurduki kendini savunan İran maçlara günübirlik gelip gidecek. İşin komik tarafı ABD bizim grupta 2.olur ve İran da Belçika, Mısır, Yeni Zelanda arasında 2.olursa 2.turda birbirleriyle Dallas'ta oynamak durumunda kalacaklar. Hiç de azımsanacak bir ihtimal değil ve bu gerçekleşirse seyreyleyin cümbüşü. Hele İran bir de kazanırsa -tabi maç nasıl oynanacak o da sorun- neler yaşanabileceğini düşünemiyorum. Özbeklere ABD'ye girişinde yapılan eziyet, Somalili hakemi ülkeye almamaları filan da derken tarihte görülmemiş rezillikleri şimdiden yaşadığımızı söyleyebilirim. Bakalım tüm bu rezilliklere rağmen konu iyi futbol olursa Katar'daki gibi herşeyi unutabilecek miyiz göreceğiz.