Üst

BSL 3. Hafta | Pınar Karşıyaka 75-91 Galatasaray Odeabank

Takvime eklendi: 100 Tarihler

Puan 36
Çözümler 0
Katılım
19 Kas 2011
Mesajlar
3,442
Yaş
35
@Aykut Kadıoğlu
Basketbol Süper Ligi'nde 3. hafta başlıyor, Galatasaray Odeabank, İzmir deplasmanında:

Pınar Karşıyaka -
Galatasaray Odeabank

Tarih: 21 Ekim Cumartesi
Saat:15:15
Salon: Mustafa Kemal Atatürk Karşıyaka Spor Salonu
Yayın: Bein Sports 3



Pınar Karşıyaka ligin ilk haftasında konuk ettiği Anadolu Efes'i 82-75 mağlup etti, ikinci hafta Gaziantep Basketbol deplasmanında 74-73 mağlup oldu. FIBA Şampiyonlar Ligi'nde deplasmanda Dinamo Sassari'yi 88-87 mağlup eden İzmir ekibi, ikinci haftada sahasında Juventus Utena'yı 90-78 mağlup etti.

Alexsandar Trifunoviç önderliğinde sezona başlayan Pınar Karşıyaka'da DJ Kennedy, Dominic Waters, Scott Wood ve Jarrod Jones ön plana çıkan isimler, yeni transferlerinden Dostin Hogue'yi henüz oynatamadılar.


Zorlu Pınar Karşıyaka deplasmanında takımımıza başarılar diliyorum, henüz hazır olmadığımız süreçte en az kayıpla atlatmamız gerekiyor.
 
Son düzenleme:
Kazanmamıza uzaktan yakından ihtimal vermiyorum.. DaJuan Summers dökülüyor. Dwight Hardy bu takımın oyuncusu olmadığını söyleyen kaçıncı kişiyim bilmiyorum. Alex Renfroe sanki bu gelen Renfroe başka Renfroe anlayamıyorum. yazmak bile istemiyorum diğerlerini .. yani demem o ki bu kadro yapısı doğru kadro yapısı değil. Atamancı değilim ama Atamanın oyun yapısını beğeniyorum.(son senesi haric) . Ama bundan sonra anti Erman Kunter'ciyim onu çok iyi biliyorum.

#ErmanKunterİstifa
 
Kazanmamız sürpriz olur. Daha doğrusu dün akşamki takımın herhangi bir maçı kazanması sürpriz olur.
 
Maç seyircisiz olacak deniyordu bu önemli bir ayrıntı seyircisiz olursa es kaza kazanma ihtimali var (:
 
merakımdan soruyorum sadece curtis jerrels bizim eurocup sezonunda iyi değilmiydi?ayrıca geçen sezonuda çok iyi geçirdi diye biliyorumbizim şu takımı haline curtis jerrels neden beğenilmiyo merakımdan sordum tekrarlayımda
 
İlk yarıda son 4 dakikaya 10 sayı önde girip, devreyi 2 farkla geride bitirmeyi başardık. Müthiş!
 
Bu sene bir tek futbol takımımızı izlerken mest olacagız sanırım.Zaten yönetiminde öncelikli hedefi futbolda basarı sağlamak.

İlk yarıyı 7-8 biraz zorlasak 10 sayı önde kapayabilecekken 2 sayı geride kapamamız enteresan.
Demekki Hoque'da oynayabilse onlarda ya da seyircileri olsa dahada enteresan bir sey olurdu.
 
1. periyot 15-21
2. periyot 43-41

Bir ara 12 sayı öne geçmiştik halbuki Bu seneki takımla geçen seneki takımın en büyük benzerliği çift haneleri farkı yakalayıp ne yapıp edip geriye düşmeyi başarması herhalde...!
 
Savunma büyük hayal kırıklığı. 1'den 5'e kadar baskılı oynarız, atletik takım iyi savunma yapar dedik şu an takımın savunmada Ataman'ın Fitipaldolu 5'inden farkı yok. Bizim takıma içeri giren elini kolunu sallaya sallaya turnike atıyor, şanslıysa faulle +1 alıyor. Şu takımı hücum anlamında eleştirmek mümkün değil zira sene başında düşündüğümüz oyun tarzı da savunmada güç alıp çok hücumu fast break'le tam sahada bitirecek bir takım üzerineydi. Yarı sahada Emir, biraz da pick and roll'le Summers dışında hücum bitirecek adam yok zaten. O savunmayı gösterip hücumda iş bitiremesek sene başı deyip anlardık da bu kadar resmi maç oynayıp savunmada hala bir karakter gösterememek hakikaten büyük tedirginlik veriyor. Hafta içi İtalyanların genç oyuncusunu yıldız yaptıktan sonra bugün de Berk Uğurlu'ya 3 yıl sonra nefes verdik. Yalan yok, ben Erman Kunter'in gelmesine çok sevinen biri olarak geçen 3 haftalık süreçte ve oynanan 5 resmi maçta Gaziantep maçının 2. yarısı hariç şu takımın oynayabileceği doğru oyuna dair bir emareyi hiç göremedim. Öyle bir savunma yapıyoruz ki 20 sayı öne geçtiğimiz her maçı geri döndürecek, geri düştüğümüz hiçbir maçı döndüremeyecek hüviyetteyiz şu anda. Geçen sene bıraktığı yerden aynen devam ediyor takım.
 
Vasat altı kadrosu olan seyicisiz karşıyaka'ya bile üstünlük kuramıyoruz. Seyirci olsaydı kesin fark yerdik.

Bu takım insanı basketboldan soğutur. Ne savunma var ne hücum. Herkes kafasına göre takılıyor. Hiçbir taktiğimiz, oyun planımız da yok.
 
Summers eski takımına karşı şov yapıyor. Bugünü beklemiş herhal.
 
Son periyoda 66-54 önde giriyoruz.
 
Takım Renfroe'dan başlayarak biraz savunma üstüne düşünce şu ana kadar sezonun en iyi çeyreğini oynadık, 11 sayıya izin verdik. Bu takım biraz başarılı olmak istiyorsa bu savunmayı her maçın, her çeyreğine yayması şart, başka şekilde olmaz. Emir de bu takım için çok özel oyuncu. Oyun aklı ve yeteneğiyle çehreyi çok net değiştiriyor gerçekten. Takımın şu ana kadar ki en eğreti noktası Hardy gibi. Takımın genel portföyünde savunma azmini ve oyun konsantrasyonunu eksik görmüyorum ama bu kadar net ceza şutu kaçırması enteresan hakikaten. Adamın alameti farikası buydu halbuki. Bu takım her şeyi doğru yaparsa başarılı olur, 2 dk kafayı boşaltayım dediği anda her rakibe karşı sıkıntı çekecek bir kapasitede.
 
2 farklı devre ve neticede hedefe ulaşıp kazandık. Takım da eksikler aynen devam ediyor. Güzel gelişme ise Summers ikinci yarı kendini biraz buldu. Onun iyi oynaması çok önemli umarım bu başlangıç olur ve devamı gelir.
 
Maç sonucu; Karşıyaka 75 Galatasaray 91

Alex Renfroe sosyal medyayı bayağı okumuş
12 sayı
13 asist
4 top çalma
Ve de 1 top kaybı
 
ByrL2v.jpg
 
Renfroe bu sene ilk defa bu kadar iyi oynadı (Barça ve Bosna ile oynadığı maçlar da dahil) İşin organizasyon kısmında daha iyi ama önceki maçlarda sürekli skor bulmak için uğraşması özellikle Daçka maçında pahalıya mal olmuştu. Umarım bu maçtaki performansını sonraki maçlarda da görürüz çünkü her takım point guardı kadar konuşur misali maçları kazanmamız için ona büyük görevler düşüyor.
 
Takım belli bir başarıya ulaşmak için göstermesi gereken oyun karakterini bu maçın 2. yarısında gösterdi. Ancak Emir'in de dediği gibi bu oyunu tek devre oynayıp yetebilecek bir teçhizat yok elinde. Bilhassa dış sahada bugün ilk yarıda oynadığımız oyun gibi oynarsak her takıma mağlup olabilir bu takım. Savunma zaten günün basketbolunda es geçilecek bir nokta değil. Biz belki pace and space'in etkisiyle günün basketbolunda savunmaların düştüğünü düşünebiliriz ama o tarz bir oyunu efektif oynamak için de çok sağlam bir savunma takımı olmanız gerek zaten. En basitinden belki günün ve tüm tarihin en iyi takımı GSW, hücumda pek tabii ki NBA'de başı çekerken savunma efektifliğinde de 30 takım içinde normal sezonu 2. sırada bitirdi tüm NBA'de. Ki bu takım bizim kötü basketbol mantığımıza göre her takıma yediğinden fazlasını atabilecek bir takım. Ancak bu oyunu onlar oynarken dahi savunmadan kaçma gibi bir lüksü yok, kimsenin yok. Hele bizim gibi sınırlı takımların bunu bir kimlik haline getirmekten başka hiç çaresi yok. Bunu tüm sezona yayarsak geçen sezonki Beşiktaş gibi sürpriz bir lig finali çıkartabiliriz, bunu yapmazsak Ataman'ın çok eleştirilen takımından farkı kalmaz. Ki Ataman'ın hiç yoktan profilli takımını düşünürsek bu takımın kötüsü çok daha dipleri görür, onu da bu camia kaldıramaz.

Bugün maçın kırılma noktası 3. çeyreğin 2. dakikasında Hardy-Emir değişikliği oldu. Emir'in 2 üçlüğünden sonra ''lütfen'' savunmaya dönmemiz pek umut verici bir hamle olmasa da takımın ilk 1 aylık çehresinde bir savunma azmi görmek pek tabii ki umutları arttırdı. Bu takımın genel karakteri önce savunmayı yapıp sonra hücuma çıkmak olmalı. O zaman sürekli sen at, ben at oyunlarda Hardy'nin, Hopson'ın kaçırdığı şutlar da daha az göze batacaktır. Renfroe da 2. yarıda hiç yoktan geldiğinden beri en ''büyük takım oyuncusu'' kimliğinde oynadı. Ben ilk 1 ayda Renfroe'ya çok şaşırmıştım. Bu adam hiçbir şey yapamasa birebirde göğüs göğüse hakikaten iyi bir oyuncuydu, top çalma konusunda da Jamon Gordon kadar olmasa da yetkin bir oyuncu. O kendi adına o savunmasını biraz gösterince hücumda da rahatladı ve geldiğinden beri en efektik hücum katkısını yaptı. Yeni transferlerden takıma en çabuk adapte olan Hendrix ve Summers gibi görülüyor. Bilhassa Summers'ın formu bu takım için çok değerli; çünkü çaylak TJ Cline'ı da saymazsak dışardan şut atabilen hiçbir uzunumuz yok. Günün oyununda bu çok büyük bir zaaf oluyor açıkçası. Summers'tan o şutları aldığımızda 5 numaralarımızın da oyunu daha verimli hale gelecektir.

İşin özü bu takım doğru oynadığında neler yapabileceğini bugünkü maçın 2. yarısında gösterdi. Bu azmi bir oyun kimliği haline getirip başarılı olmak ya da bugünkü maçın ilk yarısı gibi 20 dakika koş koş şut atıp savunmadan da bihaber dolaşıp dibi görmek onların ve koçun elinde. Geçen hafta Darüşşafaka maçının ikinci yarısını da bu tarz bir azimle oynayıp kaybetsek de takıma iyi bir mesaj olduğunu düşünmüştüm. Ama hafta içindeki Reggio maçıyla açıkçası o mağlubiyetin hiçbir getirisi olmadığını gördüm. Umarım bugünkü o azimin getirdiği doğru galibiyet bu sefer bize olumlu yansır ve hafta içindeki Buducnost ile hafta sonundaki Fenerbahçe maçlarını da benzer bir karakterde 80 dakika oynayıp bizim neleri yapamadığımızdan ziyade rakiplerin bize karşı neler yapabildiklerini tartışmaya daha çok odaklanabiliriz.

Bu şube yaklaşık 10 yıldır ciddi iyi hocalar ve iş yapabilecek oyuncularla gidiyor. Çalışıp ve çalışmamanın, odaklanmayla tembelliğin bu takımlara nasıl yansıyabileceğini de ne yazık ki pek çok kez acı-tatlı tecrübe ettik. Ben arkasında böyle bir taraftara sahip olan, her gittiği deplasmanı ev sahibine çevirebilen takımların en iyilerini yaptıkları ölçüde her zaman tavanlarını görebileceklerine inanıyorum. Bilhassa 3 büyük takımın gerekli özveriyi gösterdiği çerçevede taraftarların nasıl bir destek olabildiklerini de biliyoruz zaten. Böyle bir avantaj ortadayken gerekli azmi ve konsantrasyonu sergilemeyen koç ve oyuncular da eleştirilerden herkesten fazla nasibini alıyor zaten. Futbolda da basketbolda da böyle. Büyük takımlar kendilerine denk ve aşağı kadrolarda her takıma karşı maçlara 1-0 önde başlarlar, bu kadarını yapamayan herkesin de büyük takımlarda koltuğu tehlikeye girer.
 
Skora bakılırsa KSK bu sene kötü :)
 
Geri