Justin Carter

Gördüğüm kadarıyla bir süredir takımın ve taraftarların üzerine çöken kasvetli hava yavaş yavaş dağılıyor. Olumlu düşünelim, tadını çıkaralım hep beraber. :) ;)
 
Carter'da lisans işlemi tamam .. Önümüzde 5-6 maclık güzel bir lig fikstürü var .. Carter'ın da katılımıyla seriye hazır olun ..
 
Çok sevindim ya, Carter'ın takıma uyumu çok önemli, bu süreç de o yüzden çok önemli. Hayırlısı diyelim.
Bütün lisans haklarımızı kullanmış olduysak yani geçici lisans tarzı bişey yoksa bence büyük hata yaptık.Eğer geçici lisans yoksa önce marice sonra da cartera lisans çıkarmak tam manasıyla acemice bir durum olur ama geçici lisans söz konusuysa bilemem
 
Sakatlık olursa geçici hakkımız var bildiğim kadarı ile tabi eğer kural değişmediyse.
inşallah değişmemiştir ama yine de ben olsam son lisans hakkımı kullanmazdım.çünkü sana getirdiği ekstra bişey yok maric ya da carter kararını verip arkasında durmak lazımdı,bir hafta marice lisans çıkartıp onu oynatmak sonra yok olmadı carter daha iyi cartera lisans çıksın o oynasın demek bana pek mantıklı gelmiyor.Böylece atacak kurşunumuz kalmadı,bir hafta carter bir hafta maric mi oynayacak,maric ligde rotasyona girecek mi merak ediyorum
 
Destansı Yükseliş: Slovakya’dan Euroleague’e

Justin Carter, geçtiğimiz günlerde son 2 sezondur formasını giydiği Uşak Sportif’ten ayrılarak, onu uzun bir süredir isteyen Galatasaray Liv Hospital’a transfer oldu. İlk Euroleague maçına da geçtiğimiz günlerde Zalgiris Kaunas çıkan Carter’ın bu müthiş çıkışını yazmak ve onun hakkında kapsamlı bir yazı yazmanın da tam zamanı olduğunu düşünüyorum. En iyisi de hikayeye baştan başlamak…



Evet, fotoğrafta gördüğünüz Justin Carter’dan başkası değil. Sadece daha farklı bir saç stiline sahip. Bu fotoğraf, Creighton günlerinden. O zaman da aslında kötü bir oyuncu değildi fakat hiçbir zaman takımda büyük bir role sahip olmadı. Çoğunlukla daha çok 4 numara pozisyonunda oynayan Carter, maç başına da 25 dakika süre alıyordu. Koleje nazaran profesyonel basketbolda daha çok Tire ve Uşak’ta dış oyuncuya dönüşen Justin, kolejde de şu anda sahip olduğu becerilere sahip olsa da, orada daha çok takımın ihtiyaçlarına göre oynadı. Creighton günlerinde de aslında Avrupa basketbolu için büyük bir potansiyel gösterdi diyebiliriz. Atletizmi, basketbol zekasıyla birlikte neredeyse Creighton yıllarında bütün pozisyonları oynadı diyebiliriz ancak daha çok onu izleyenler 3 ve 4 numara pozisyonlarında oynarken hatırlayacaktır.



Carter, maçın öncesinde kendi ismi anons edildiğinde her zaman küçük bir dua ediyor. Amerikalı oyuncu bunun kendisinde etkisinin büyük olduğunu, mental olarak maça başlamasında çok önemli bir faktör olduğunu söylüyor.

Kolejden mezun olduktan sonra Carter’ın ilk durağı, Slovakya oldu. Vahostav-Zilina adlı takımda bir sezon geçiren Carter, çok yüksek seviyede olmayan bu ligi, çoğu kişinin beklediği gibi çaylak yılında domine etti: 19.7 sayı-7.9 ribaund-2.3 asist-3.1 top çalma.


Slovakya’nın ardından TB2L ekiplerinden Vestel’in yolunu tutan, burada 12 maça çıktıktan sonra Tire Gücü’ne geçen Carter, sezonu Tire’de 17.6 sayı-5.6 ribaund-2.5 asist gibi ilgi çekici istatistiklerle tamamladı. Bu rakamlar, Carter’ın TBL takımlarında iş bulmasına yeterli olmadı ve Amerikalı oyuncu, TB2L ekiplerinden Uşak’ın yolunu tuttu.


“Justin çok iyi bir oyuncu ve ayrıca çok da iyi bir insan. En içten söylüyorum ki o sizin tanışabileceğiniz en iyi insanlardan birisi ve her zaman yardımcı olabileceği insanlarla konuşan, taraftarlarla da keza ne olursa olsun iletişim kurmayı seven birisi. Şu anda evet Euroleague oynuyor fakat Justin’in kişiliği hiçbir zaman değişmeyecek. Bence Avrupa’daki kişilik olarak en iyi ve en aç oyunculardan birisi.” belki de onunla en çok iletişimde olan menajeri Adam Pensack, onu bu sözlerle özetliyor.

TBL takımları belki de onu istemedi veya biraz daha o seviye için hazır olmadığını ön gördüler, orası bilinmez. Fakat Carter, oynadığı takımı oraya çıkarttı. Benim hatırladığım çıkan takımlar arasında en dominant bireysel performanslardan birisiydi. Maç başına 20.5 sayı (%51.6 2 sayı, %42.9 3 sayı), 6.7 ribaund, 3.6 asist.


Her maçtan önce Justin’in özel bir boks rutini var. Havaya birkaç yumruk sallıyor ve bu onun aklen ve vücut olarak savaşmaya hazırlıyor. Bütün maçlara bir savaş olarak bakan Carter’a bu rutin her maçtan önce savaşı kazanmasında yardımcı oluyor.

Uşak da muazzam performansıyla birlikte ona güvendi ve TBL’ye çıkarken, Carter’ı da takımda tuttu. Çoğu kişi aslında onun TB2L için çok iyi bir oyuncu olduğunu, TBL için ise bu kadar iyi olmadığına inanıyordu. Fakat Carter, TBL’deki ilk sezonunda da her ne kadar rakamları TB2L kadar dominant olmasa da, çok iyi bir sezon geçirerek, Uşak mucizesinin baş rolündeydi.

Geçen sezon Uşak, ligde 7. Sıradan play-off’a kalırken herkesin büyük takdirini toplamıştı. Her ne kadar aradaki büyük kalite ve bütçe farkından 2. Sıradan eşleştikleri Fenerbahçe Ülker karşısında play-off serisinde beklenildiği gibi pek bir varlık gösteremeeler de, herkesin saygısını kazanan bir takımdılar. Bu takımda ön plana çıkan oyuncu ise Justin Carter’dı. Sezon ortasında kontratını yenileyen Amerikalı oyuncu, herkesi şaşırtarak Uşak’ta kalmayı seçmişti.

Sezona da Uşak’ta başlayan oyuncu, Galatasaray’ın ilgisinin ciddiye binmesiyle birlikte kontratı devam etse de, Uşak’tan ayrılmak istediğini bildirdi. Bu süreci, menajerinden dinleyelim:

“Galatasaray ile yaşanan durum, Justin için iyi bir şeydi. İlk maçında bildiğiniz gibi 25 dakika oynadı. Özellikle de ikinci yarıda çok iyiydi. Maçın ribaundlarda lideriydi. Bence ilk maçında da Euroleague’de üretken bir oyuncu olabileceğinin sinyallerini verdi. Türkiye Kupası’nda Carter, Galatasaray’a karşı çok iyi bir maç oynamıştı. Bu maçtan sonra birçok takım onunla ilgilendi. Maccabi Tel-Aviv Carter’ı çok izledi. Galatasaray ise Carter ile uzun bir süredir ilgileniyordu. Şu anda zamanlama ve durum herkes için uygundu. Top 16’da oynamak onun için büyük bir şans ve Justin Galatasaray’ın kazanması için elinden gelen her şeyi yapacaktır.”

Şimdiki zamana gelecek olursak, yazının başında da belirttiğimiz gibi Uşak Sportif’te geçirdiği sezonların ardından en çok da Ergin Ataman’lı Galatasaray Liv Hospital’ın ilgisini çeken Carter, istediği ve hak ettiği yerde.

Son olarak sözü yazının konusu olan adama, Justin Carter’a bırakalım…

“Slovakya’daki ilk profesyonel yılımdan beri bu benim hayalimdi. Euroleague’deki çoğu takımı gerçekten bilmiyordum çünkü bu konuya çok az önem vermiştim. Ama her zaman benim oynadığım seviyeden daha yüksek bir seviyenin olduğunu biliyordum. Vestel’deyken Galatasaray’ın bir Euroleague maçını izledim. Eşime o maçı seyrettikten sonra bir gün olmam gereken yerin orası olduğunu ve böylelikle dünyadaki en iyi oyuncularla yeteneğimi ölçebileceğimi söyledim. Şu anda buradayım, başarıya aç ve çalışmaya hazırım.”

H.C.Pelister...
 
B6noNtbIgAExsT2.png
 
İçeri her penetresinde darmadağın oldu. Hani şu begenilmeyen Shipp'in ilk El maçlarını izleyen biri olarak söyleyebilirim ki; Shipp'in tırnağı olamaz.
 
Galatasaray'da oynayabilecek seviyede kesinlikle degil. EL seviyesinde olmadigini dün gösterdi zaten. Ama kisitli rotasyonumuz oldugu icin bide savunmada enerji katacak birine ihtiyacimiz oldugu icin almak zorunda kaldik.
 
Bence 2 maçla kesin yargıya varmamak lazım. İlk maçta gayet etkili performans gösterdi ama ikinci maçta hayal kırıklığı yarattı. Carter'ın ve takımın biraz daha bir arada oynama ihtiyacı var.
 

Üst