BSL 24. Hafta | Türk Telekom 81-77 Galatasaray

Kusura bakmayın da küme düşünce bilgisayara format atılmış gibi yeniden küllerimizden doğacağımızı falan mı sanıyoruz? Biraz Tbl bilen bir insan şunu yazmaz. Orası da gayet zorlu bir lig. Sadece iki yabancı alıyorsun ve elin yerlilere mahkum olduğu için saçma ücretler alıyorlar. Yine belli bir para harcaman lazım. Öyle futbolda Juventus'un düşüp geldiği gibi bir şey hayal ediyorsanız çok iyimsersiniz demektir.
 
Yazılacak çok şey var ama iş artık çığrından çıktı. Ekrem hocanın kenarda yönetimine bakıyorum ama ne hırs , ne tepki koyma , ne de bir isyan var. Hocam antrenman maçı değil küme düşüyoruz kendinize gelin! Dekker’in steps yapıp sayı bulduğu pozisyonda, bench değil sen alıcaksın teknik faulü. Üzülerek söylemek istiyorum ama Ekrem hocaya bu görev baya eğreti durmuş. Resmen kaldıramıyorum bu görevi diye bas bas bağırıyor.
Oyunculara zaten diyecek söz yok. Maça iyi başlayınca tam dedik kıpırdanma var ama yok arkadaş birden bire skandal basketbol oynamaya başladık. Hepsi çözüldü birden. Marei katletti takımı. Crowford hırslı bir oyuncu ancak sokak basketbolu oynamıyoruz. Düzen içinde kalması lazım.
Diyecek çok şey var ama insan şu maça üzülüyor. Elimizdeki maçı verdik.Gerçekten oyuncular al dedi Telekom maçı sana veriyoruz. Kalp kırıcı bir maç oldu. Artık kendinize gelin rezaletsiniz.
 
2005 kadın basket küme düşme, 2009 kadın basket Eurocup, 2014 EL
Kusura bakmayın da küme düşünce bilgisayara format atılmış gibi yeniden küllerimizden doğacağımızı falan mı sanıyoruz? Biraz Tbl bilen bir insan şunu yazmaz. Orası da gayet zorlu bir lig. Sadece iki yabancı alıyorsun ve elin yerlilere mahkum olduğu için saçma ücretler alıyorlar. Yine belli bir para harcaman lazım. Öyle futbolda Juventus'un düşüp geldiği gibi bir şey hayal ediyorsanız çok iyimsersiniz demektir.
 
Kusura bakmayın da küme düşünce bilgisayara format atılmış gibi yeniden küllerimizden doğacağımızı falan mı sanıyoruz? Biraz Tbl bilen bir insan şunu yazmaz. Orası da gayet zorlu bir lig. Sadece iki yabancı alıyorsun ve elin yerlilere mahkum olduğu için saçma ücretler alıyorlar. Yine belli bir para harcaman lazım. Öyle futbolda Juventus'un düşüp geldiği gibi bir şey hayal ediyorsanız çok iyimsersiniz demektir.
Önemli olan ligde olmak değil, Galatasaray'ın adına layık şekilde temsil edilmek. 2 senedir Ertuğrul hocayla bu takım iyiydi diyoruz, imkanlarına göre iyiydi de gerçekten, peki ezeli rakibimiz dediğimiz takımın yanında şampiyonluk ihtimalimizi %1 olarak gören var mıydı? Son yılların bütçesine göre en iyi Galatasaray'ının bile ligde tavanının Play-off yarı finali olduğu herkesin malumuydu. Yine en büyük rakiplerimiz Gaziantep Basketbol, Tofaş'tı. Bu yıl gıdım gıdım bütçeyle piyango transferler de gelmeyince iğne ipliğe bağlı başarı istikrarımızda 2 sene üst seviyeyi yaşarken bu yıl dibi gördük. Seneye de yine komik bütçe ve piyango transferlerle farklı bir kaderi yaşamayacağımız aşikar. Küme düşersek belki taraftar spor kulübü olduğumuzu hatırlar, dernekten ayrılmasın diye senede 1 maçını izlemeyen liseliler ar eder de bu branşlar profesyonellere emanet edilip Galatasaray şanına layık şekilde yönetilir.

Bu biz eskaza ligde kalsak da yapılması gereken bir işlem ama şubeyi yakından takip edenler öyle bir öğrenilmiş çaresizliğe maruz kalmışlar ki kalmamız durumunda seneye farklı bir senaryonun yaşanmayacağına Galatasaray'ın bu yıl ligde kalmasından daha fazla inanmış durumdalar. Galatasaray yarıştığı her branşta, en azından yerel liglerde şampiyonluk adayı olmalıdır, aşağısına tamah etmek kültürümüze ters. Bunu yapacak adamlar başa gelene, o görevi doğru isimlere verecek yöneticilere göreve gelene dek de kötüyü yaşamak Galatasaray'ın geleceği adına daha evla bir durum olacaktır. Çünkü kötünün iyisiyken ders çıkarmadığımız tarihimizin her anında yazılı.
 
2005 kadın basket küme düşme, 2009 kadın basket Eurocup, 2014 EL
Bülent Bey, kadın basketbolunun o dönemki alt ligini, Galatasaray'ın o dönemki mali konularını da iyi ele almamız lazım. Bu verdiğiniz örnek sıfırlanma ve sonrasında yükselişi vaat ediyor. Ama o senelerde sadece kadın basketbol değil bütün şubelerde yatırım arttırılmıştı. Kur farkını zaten açıklamaya gerek yok, malumunuz. Bir de o dönem biz düşsek de kadın basketbolundaki en büyük iki kulüpten biriydik. Şimdi ise erkek basketbolunda öyle bir durumumuz yok. Koyduğumuz hiçbir akıl da yok. Sene sonunda yönetime gelecek insanların bu şubeyi küçük tutma ihtimali de hala yüksek maalesef.
 
Ne küme düşmesi yahu şaka misiniz ? Şampiyonlar liginde mücadele eden bir takımız ve küme düşersek baya irtibar kaybederiz. Şu sene ligde kalalım seneye sıfırdan başlayabiliriz. Düşersek 1 sene kaybederiz ve irtibarımızı da kaybederiz.
 
yanlış hatırlamıyorsam basketbol takımı 2005 yılında ligi 15 bitirmiştik düşme play offu gelmişti o sene biraz araştırdım erkek basketbolda fb bjk da ligi düşme hattında bitirip federasyonun düşmeyi kaldırdığı sezonlar var erkek basketbolda 3 büyüğün düşmesine izin vermemiş federasyon en yakın örnek 2001 2002 sezonu bayan basketbol da bizim dışımızda bjk da küme düştüğü sezonlar var takımlar ikinci ligde mücadele etmiş
 
yanlış hatırlamıyorsam basketbol takımı 2005 yılında ligi 15 bitirmiştik düşme play offu gelmişti o sene biraz araştırdım erkek basketbolda fb bjk da ligi düşme hattında bitirip federasyonun düşmeyi kaldırdığı sezonlar var erkek basketbolda 3 büyüğün düşmesine izin vermemiş federasyon en yakın örnek 2001 2002 sezonu bayan basketbol da bizim dışımızda bjk da küme düştüğü sezonlar var takımlar ikinci ligde mücadele etmiş
Bu sezon o şekilde birşey yapacaklarını zannetmiyorum. Hele hele devletin gücünü arkasına alan bir kulüp bu ligde varken.Bir de şuan şansımız nedir ligde.
 
Beyler bugün kazanacagimizi gösterdik. Bence bugün ki maç öbür maçlar için umut oldu. 3.per skoru ve son dakikalardaki şanssızlıklar yüzünden kaybettik ama kaybettiğimiz maç telekom deplasmanıydı. P.jackson olsaydı kazanabilirdikte.
 
Küme düşersek belki taraftar spor kulübü olduğumuzu hatırlar, dernekten ayrılmasın diye senede 1 maçını izlemeyen liseliler ar eder de bu branşlar profesyonellere emanet edilip Galatasaray şanına layık şekilde yönetilir.
Gökhan Bey işte bunun karşılığının böyle bir şey olacağı kesin değil, sorun bu. Öyle bir basketbol aklı yok ki bizde şu an. Bu takım zaten düştü gerekli parayı veririz, çıkartırız artık kendi yağında kavrulur kıvamına gelme ihtimalini ben daha yüksek buluyorum maalesef. 2003-2005 arası da böyle bir dönemimiz olmuştu ama sonrasında kademe kademe yükselen bir şube olmuştu. Bu bana kesinlikle daha yatkın gelen.
 
Gökhan Bey işte bunun karşılığının böyle bir şey olacağı kesin değil, sorun bu. Öyle bir basketbol aklı yok ki bizde şu an. Bu takım zaten düştü gerekli parayı veririz, çıkartırız artık kendi yağında kavrulur kıvamına gelme ihtimalini ben daha yüksek buluyorum maalesef. 2003-2005 arası da böyle bir dönemimiz olmuştu ama sonrasında kademe kademe yükselen bir şube olmuştu. Bu bana kesinlikle daha yatkın gelen.
Doğru söylüyorsunuz onun bile garantisi yok ama ligde son anda kalıp seneye aynı mağduriyeti yaşamama ihtimalimizden daha fazladır her şeye rağmen. Heralde bu camiada bile Galatasaray'ı spor kulübü olarak görüp o tarz bir durumdan utanacak 1-2 tane yüksek sesli adam vardır. O da yoksa biz bu branşta, bu seviyede temsil edilmeye layık değiliz demektir zaten. Futbolda her ŞL'ye gittiğimizde rezil olup döndükten sonra ''şampiyon olalım ama ŞL'ye keşke gitmesek'' demek ne kadar tutarlıysa yerel ligde şampiyonluğun yanından geçmeyeceği kesin Türkiye'nin en büyük 2 spor kulübünden birinin layık olduğu seviyeye getirilene kadar hiç o seviyede mücadele etmemesini dilemek de o kadar tutarlıdır. En üst seviyede temsil edilmek tabii ki iyidir ama o seviyenin, daha da çok kulübün mazisinin hakkının verilmemesi kadar da prestij kaybettiren bir olay da yoktur.
 
Son yıllarda Tbl'den Bsl'ye çıkan birçok takım Tbl için çok kaliteli olan oyuncularla yükseldiler ve birçoğu yine yükseldiği oyuncuları Bsl'de mücadele ederken kadroda tutmaya devam ettiler.Bizim Tbl'ye düşmemiz demek Bsl'ye çıkmak için iyi yerli oyuncularla ve 2 tane skora sürekli katkı yapacak yabancı oyuncu almamız demek.
Düşersek 24 yaşındaki Yiğit bizde kalır mı mesela,bence kalmaz.Ancak genç yaştaki yerlileri iyi bir yapılanmaya ikna edebilirsek kadromuza katabiliriz.

Tbl'den Bsl'ye yükselir yükselmez kısa sürede Eurocup'a giden takımlarımız oldu.Biz o yapıda olabilecek miyiz sanmıyorum.Düşersek önümüzdeki sene ile birlikte 3 senemizin heba olacağını düşünüyorum.
 
Bu durum tek maçla, tek sezonla açıklanabilecek bir olay değil. Yani Galatasaray markasının yıllarca bir Banvit, bir Karşıyaka kadar sistem oluşturamamış olması tek kelimeyle skandal.. Sorsalar rakip fb, efes deriz.

Yakın gelecekte basketbola gerekli ehemmiyeti gösterecek bir yönetim görebileceğimize de pek inanmıyorum zira taraftarın sallamadığı takım, yönetimin hiç umrunda olmaz. En basit tabiriyle arz-talep meselesi. Türkiye’de bir avuç kişiyiz belki şu an üzgün olan. O yüzden bu takım düşerse, gelecek sezon tbl’den de düşebilir.

Ertuğrul Erdoğan gibi deneyimli bir koçun sezon başında böyle bir kadroyu nasıl kurduğu da ayrı bir tartışma konusu.

Ekrem Memnun gibi bir efsanenin bu kadar tepkisiz kalması, maç göz göre göre ellerimizden kayıp giderken kenardan izlemesi inanılır gibi değil. Hayalkırıklığı yaşamadım desem yalan olur.

Göksenin, Trice vb. wonderkidleri izlediğimiz yetmezmiş gibi Crawford’dan kariyer performansı(!) izlemek zorunda bırakılıyoruz.

Kalan maçlar vs. demeyeceğim benim gözümde zaten düştü takım. Şu an düşmeyi hakeden üç takım varsa, biri de kesinlikle biziz. Romantizm yapmaya gerek yok.
 
Bu yazıyı yazarken, suni bir sinirin hakimiyetinde yazıyorum. Suni bir sinir dememin sebebi, olacakları daha önceden biliyor olmam ve buna karşı beynimi hazırlamam. Ama yine de, içimdeki Galatasaray taraftarı çocuk bu yenilgiyi ve bu maçın getireceği sonucu, tuttuğu kulübe yakıştıramıyor ve içimde yine belli bir sinir oluşuyor.
Bu sinirin, stresin gerçekten bir açıklaması yok. Türk spor kulüplerinde genel sorun, hiçbir yönetimin yahut hiçbir üst düzey görevlinin, görevini yapmaması ve kimsenin bu konuyu irdelememesi. Ki, konu basketbol olunca durum daha da vahimleşiyor. Hele takımınızın adı Galatasaray ise, durum iyice içler acısı bir hal alıyor.

Galatasaray 5 sene önce EuroCup'ı alıp EuroLeague vizesi kazandığında, takımın başında Ergin Ataman vardı. Kulüpte, şu an bile Avrupa basketbolunda yer tutan oyuncular vardı. Errick McCollum, Vladimir Micov, Sinan Güler gibi basketbolcular hala daha kulüplerinde ciddi süreler alarak oynuyorlar. Bu bile, kurulan yapının ne kadar ümitvar olduğunun göstergesi. 2017'de EuroLeague'e normal sezonda veda ederken de, o sezon takımda bulunan oyuncular hala Avrupa'da iyi seviyede basketbol oynuyorlar.

17/18 sezonunu takip etmedim, yalan yok. O sezon tamamen futbola kanalize bir taraftardım. Basketbolu göz ucuyla takip ediyordum. Dolayısıyla o sezon hakkında bir bilgim yok. Ancak 18/19 ve 19/20'de belli seviyede bir bilgi sahibi oldum takımım hakkında. Ertuğrul Erdoğan ve onun kurduğu kadro gerçekten başarılı sonuçlara imza atıyordu. Avrupa'da iyi değildik ancak zaten Galatasaray basketbolu Mustafa Cengiz yönetiminde "şube dönsün, tantana çıkarmasın yeter" mantığıyla yönetildiği için bu performanslara başarı demek normaldi.

20/21'de pandeminin de etkisiyle yeni sezona girilirken aslında isim isim baktığında güzel, ancak bütüne baktığın zaman sorunlu bir kadro vardı. Fakat burası Galatasaray'dı, ölüsü bile en azından 8. sıradan play-off yapar, BCL'de de Top 16 görürdü. Görürdü. Görürdü, ama dedik ya burası Galatasaray'dı ve söz konusu basketbol olunca her şey ters gitmek zorundaydı.

Burada zaten bu sezonun başından beri takımın bütün sorunları tartışılıyor. Gidenler, gelenler falan filan hiçbiri bu yaraya merhem olmuyor. 3 koç ile çalıştığımız, 10'un üzerinde transfer yaptığımız ve kadroyu sil baştan kurduğumuz sezonda, küme düşme tehlikesi artık burnumuzun dibinde. Bu gerçeği, Galatasaraylılar olarak sindirmeli ve ona göre hareket etmeliyiz. Artık, Galatasaray basketbolu, 2010'lu yılların ilk yarısındaki başarılı yıllarından çok ama çok uzakta. Bir şeyler ters gidince hemen kötümser senaryolar yazan bir insanım, ancak bu gerçekten bir senaryo olmaktan çıkıp bir gerçeklik olma yolunda hızla ilerliyor.

Bu durumdan kaçış yok. Bu durumu içselleştirmemiz gerek ve artık Galatasaray basketboluna gönül vermiş insanlar olarak bu kulüpten umudumuzu uzun bir süre kesmeliyiz. Evet Galatasaray adının olduğu her yerde umut vardır, ama umut olması için o takımın bir şeyler vaat etmesi gerekir. Şu anda ne takım, ne de şube hiçbir şey vaat etmiyor. Ne zaman ki Ergin Ataman gibi bir koç, ve Ünal Aysal gibi bir finansör gelir, o zaman bu kulüp dipten kurtulur. Korkulu bir rüya maalesef gerçek oluyor. Bu kabustan uyanmak da, yine Galatasaray SPOR Kulübü'nün iç dinamiklerine bağlı. Eğer yine futbolun arkasında devam eden, basketbolu angarya olarak gören, Galatasaray ismini Avrupa'nın üçüncü sınıf turnuvalarına, kendi ülkesinin ikinci ligine yakıştırmaya devam eden yöneticiler olduğu sürece, Galatasaray basketbolu sadece müessese takımlarının değil; artık küçük gördüğümüz Beşiktaş'ın bile altında kalacak. Bu rezaleti bile isteye izleyen ve bu şubeyle zerre ilgilenmeyen "görevli" ve "yöneticiler" nedeniyle işte benim bu şubeden ümidim kalmadı.

Bu insanlar yüzünden, şikecilerin, Sırp basketbolunun lokomotifinin, 12-13 yaşındaki bebelerin, Rambo Okan gibi insanların ağzına düştük. Küme düşmek temizlenir, bir sene sonra tekrar çıkılır. Düştüysek kalkarız, ölmedik ya. Ama işte bu tür insanların ağzına sakız olmak benim gerçekten kanıma dokunuyor. Toplasan hepsini Anete Steinberga'nın kılı bile etmeyecek tiplerin kalkıp koskoca Galatasaray camiasıyla maytap geçiyor olmasını gerçekten kabullenemiyorum. Kulübün ise bunlara sessiz kalmasını, kendime yediremiyorum.

Sonuç olarak, hepimize geçmiş olsun. Bundan sonra artık umut da, kazanma arzusu da; sarı-kırmızılı bu camianın artık çok uzağında. Kulübüme, seneye Karesispor, Semt 77 Yalovaspor gibi Avrupa devleri karşısında gelecek sezon başarılar diliyorum.
 
Dün akşamdan beri bu maçın stresiyle yattım kalktım. Birçok insanın özellikle pandemi döneminde evde hazırlanan kahvaltıya oturdum maça 30 dakika kala. Stresten ne kahvaltı yaptım ne bişey. Her attığımız 3lükte 'bu sefer olacak gerçekten' dedim ama hep içimde bi şüphe vardı. Televizyondan izlemeye dayanamayacağım için maçı telefondan canlı takip ettim. İlk çeyrek 15 sayıda tutunca telekom'u bi gariplik var dedim ancak 2. Çeyrekte iyi durumdaydı taa ki telekom'un devreye 1.40 kala aldığı molaya kadar arka arkaya yediğimiz sayılarla dedim gidici maç.. Sonra 3.çeyreğe 0-4 ile başladık ve fark çift hanelerdeydi... Sonra ne oldu ne bitti hiçbir şey anlamadım 0-4 başladığımız ve 13 sayı önde olduğumuz çeyreği 32-15 ve 8 sayılık farkla kaybettik. Bu 3.çeyrek çok vahim bir durum. Böylesine kritik maçta böyle 2 çeyrek oynamışsın ve 1 çeyrekte maçı nerelere getirdin. Sanki karşımızdaki nba takımı biz amatörmüşüz gibi bir çeyrek oldu. Bu maça çok inanmıştım artık burdan sonra kümede kalmamız bence mucize ötesi. Bursaspor'u yenebileceğimizi hiç düşünmüyorum. Alt ligi çok yakından takip eden biri olarak söylüyorum. Alt lige düşüp ordan geri gelmek çok zor iş ne kadar büyük kulüp olursanız olun. Bugün bütün ümitlerim tükendi benim umarım tersine döner bazı şeyler ama çok zor görüyorum. Ayrıca düşmeyi sonuna kadar hakeden bir takımız. Ligde tutsun diye getirdiğimiz adam son 4 saniyede 2 serbest atışı kaçırıyorsa pek konuşmaya gerek yok. Bu takımı bu hale getirenler mutludurlar şimdi. Herkese mutlu günler diliyorum.
 
Bu iş bütçeyle yapılır, bu iş akılla yapılır. Bütçesi olmayıp aklı olan da zaman zaman başarır. Aklı olup bütçesi olmayan zaman zaman başarılı olur. GS Basketbolunda akıl olup bütçenin olmadığı zamanlar da, bütçenin olup aklın olmadığı zamanlar da oldu. Şimdi ne bütçe var, ne de akıl var.

Ataman dönemini ele alırsak, basketbol aklı olmayan ancak bütçesi olan bir dönemdi. İyi sporcular geldi, kötü sporcular geldi İyiydik, şampiyon olduk. Kötüydük, Ligde Play Off'a zor girdik. 10 milyon euronun kötülüğü play off'a zor sokar, 1 milyon euronun kötülüğü de böyle küme düşme potasına sokar. Kim gelir, kim gider bilemem. Kimseyi de tanımam etmem. Tek bildiğim şey bu kulüpten bu şubeden hiçbir zaman ümidimi kesmeyeceğim. Ümidimi kestiğim gün birilerini eleştirmem. Her ne kadar burda bu olay çok yanlış anlaşılsa da.

Bütçeniz varsa iyi oyuncular alırsınız, yoksa kumar oynarsınız. Tutmuş kumarı sürekli bozmak da haliyle bir yerde patlatır. Neticede bu iş rus ruleti oynamaya benziyor. 3 senedir bu konuda şansımızı çok fazla zorluyorduk netice silah bir yerde ateş aldı.

Bizim sorunumuz burda kulüp olarak taraftar olarak. Sürekli bir geçmişe bağlı yaşamak, sürekli geçmiş üzerinden romantizm yaratmak. Büyük başarıya ulaşmış insanlar bile bunu sürdürülebilir bir yapı içinde yapmadılar o anda para vardı ve oldu. Gidin sorun, şampiyon olurken dahi çektikleri sıkıntıları anlatsınlar sizlere. Yarın öbür gün para olur. Olur olmaz orasını bilemem. Sorunun kanalı belli ama herkes bunu es geçip sürekli farklı yerlere giriyor.

Geçen gün de yazmıştım, hala taraftarın %70-80'i basketbol branşının futbol kulübünün parasıyla döndüğünü zannediyor. Yani bu insanlara laf anlatmak imkansızken, bunu kendilerine kalkan yapıp amatör branşları siyasetlerine alet edenlerin elinden nasıl kurtulacak ki bu şube. Taraftara kim ne anlatıyor, orası da ayrı bir mesele. Bugün Galatasaray kümede kalsın, yarın 7-8 milyon euro bütçe ver başarılı olma ihtimali daha fazla. Bu şubeyi kurtarmış mı olacak?
 
BASKETBOL ŞUBESİNİN SON 10 YILINDA GELİRLER BELLİ İDİ BUGÜNE KADAR DA ARTMADI 20 MİLYON TL BASKETBOL ŞUBESİNİN KENDİ GELİRİ İDİ HALEN DE ÖYLE 10 MİLYON TL CİVARINDA DA SPONSORLUK GELİRİ VARDI 7-8 SENE ÖNCESİNİN KURUNA GÖRE BU GELİR 15 MİLYON DOLAR GİBİ CİDDİ BİR YATIRIMA GÖNÜŞÜYORDU ŞİMDİKİ BÜTÇEMİZ KORONA ONCESİ 20 MİLYON TL İDİ BENİM BİLDİĞİM KADARIYLA SPONSORLUK GELİRİ BORCA GİDİYORDU SON 10 SENE FUTBOLDAN PARA AKTARILMADI BU BRANŞA
 
Craword'un son kaçırdığı serbest atışlar hatta maç boyunca berbat oynaması tamam da topu bizim yarı sahadan alıp pg bizim henüz yarı sahada topu istediği halde topu vermeyip sonra 5'e tek hücüm yapması bundan sonrası için de epey can sıkıcı idi.
 

Üst