Özgün, kolay kolay doğmayacak bir Galatasaray-Fenerbahçe maçına ramak kalmışken Halkbank maçına dair birkaç cümle. Orta-üst düzey pasör çaprazının önüne devre arasında Leal'i getiren, kadrosu geçtiğimiz sezonlar ölçüsünde parlamasa da Şampiyonlar Ligi oynayarak sertleşen bir takıma normal sezon maçı kaybedilebilir. Bu bölüm ilk bakışta normal.
Büyük anormallikse şurada, Umut Çakır'ın kenarda dövündüğü sayılarda ne istediğine ya da kafasındaki idealin ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yok. Sezon başından bu yana yok. Kadın takımında Hernandez'in hangi sayıya ne reaksiyon vereceğini de, takıma dair düzenini de bütünüyle anlayıp yorumlayabiliyorduk. Burada ne yer savunması var, ne üst seviyeye göz kırpan bir blok düzeni var, ne de 20'li sayılara kafa kafaya gelip uzayan bir set var. Patry kaynaklı hücum gücümüzle var oluyoruz, bir smaçörü buraya ekliyoruz, yemezse de karşılıklı sayılar formalite olup maç anında bitiyor.
TRT'nin komedi türündeki tiyatro metinlerine göz kırpan, renkli muhabirinin de maçtan sonra sorduğu üzere Zaytsev'in zamanı geldi. Kovar'ı eleştriye açık olarak kariyeri boyunca olumlasam da, Zaytsev'in ilk 6'da olması voleybol izleyen hemen herkesin ortak beklentisi artık.