Efe Güven

Hiç sıcak bakmadım kendisine, sezon boyunca çalıştı didindi, elindeki her oyuncudan verim almaya çalıştı. Kendisine gerçekten helal olsun. Yanlış yönetimle çalışan doğru koçlarımızdan biri oldu. Monika yerine Gintare olsaydı şimdi Çukurova serisini bekliyordu.
 
  • Antrenörlük hayatınız nasıl başladı? Galatasaray ile yollarınız nasıl kesişti?
Antrenörlükten önce profesyonel basketbol oynuyordum. Oynadığım zamanlardaki maddi koşullar şu anki ile aynı değildi. Bende kendime hedef koymuştum, birinci ligde oynayamayacaksam basketbolu bırakacağım diye. Üniversiteyi kazanınca amatör olarak oynamaya devam ettim. İstanbul Üniversitesinde takımı çalıştıran antrenörüm Davut Güngör beni kulübün A takım antrenörüne tavsiye etmişti. 2006 yazında beni görüşmeye çağırdılar ve Galatasaray’ın hem genç hem yıldız takımı yardımcı antrenörü ve küçük takımlar antrenörü olarak göreve başladım. 2018’e kadar her kategoride çalışarak A takıma kadar geldim.

  • Galatasaray başantrenörü oluş sürecinde yaşadıklarınızı, duygularınızı öğrenebilir miyiz? Göreve geliş süreciniz ve daha önce başantrenör olarak bu seviyede çalışmadığınız için size karşı tepkiler oldu, bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Uzun bir süreç oldu. Mayıs ayının ortasında gelişim takımımız ile bölgesel ligden birinci lige yükselmiştik şampiyon olarak. Daha sonrasında gençler turnuvası oynayıp finalde kaybetmiştik. TKBL takımı için yeni bir proje düşünüyorduk yöneticilerimiz ve genel menajerimizle. TKBL takımı için oyuncu araştırırken bana A takım için de oyuncu izlememi ve koça yardımcı olmamı istediler. Haziran ayından itibaren iki takım içinde oyuncu araştırmaya başladım. Sonrasında Marina Maljkovic ile yollar ayrılınca A takımda görev alabileceğim ve hazırlıklı olmam gerektiği söylendi. Ben de zaten senelerdir bayanlar liginde olduğum ve Ekrem Memnun döneminden beri A takımlarda belli görevlerim olup analizlerde bulunduğum için ligdeki oyuncuların çoğunu tanıyordum. Altyapılarda çalıştığım için oradaki oyuncuları da tanıyordum. Süreç biraz yavaş ilerledi, transfer döneminde biraz geç kaldığımız için elimizde çok fazla seçenek yoktu. Takımı elimizdeki imkanlar doğrultusunda en iyi şekilde kurmaya çalışıp sezona başladık.

Benimle ilgili tepki ve eleştirilerin olması çok doğal çünkü insanlar beni tanımıyordu. Ayrıca Ekrem Memnun gibi çıtayı inanılmaz bir yere koymuş efsane bir hocadan sonra ve bir önceki sezon Avrupa Kupası kazanmış Marina Maljkovic gibi isimlerin arkasından gelince beklenti bambaşka oluyor. İnsanların beni, yaptığım işi, çalışma şeklimi ve takımımı gördükçe fikirlerinin değişeceğine inandığımı için çok umursamadan işimi yapmaya çalıştım.

  • Geçtiğimiz sezon EuroCup ve ligde hedeflere ulaştığımızı düşünüyor musunuz? Taraftar gözüyle Efe Güven sizce nasıl bir yıl geçirdi?
Son 15 sezonun en mütevazi kadrosuyla sezonu başladığımız için hedefleri tutturduğumuz düşünüyorum. Ama klişe bir laf vardır; Galatasaray’da şampiyon olmadığınız sürece başarılı sayılmazsınız. Geçen seneki mevcut kadro yapılanması ve maddi durumdan dolayı yapabileceğimiz en iyi işi yaptık. Daha iyisini yapabilir miydik? Belki yapabilirdik. Son 3 dakikada 10 sayı ile önde olduğumuz maçı kaybetmeyebilirdik. (Fenerbahçe)

İnsanların kafasında soru işareti olduğu ve beklentisi olmayan bir antrenörün bu işleri yapması bence taraftarların gözünde farklı bir bakış açısı yaratmıştır. Alttan yeni bir antrenör geliyor diye düşündürmüştür.

  • Fenerbahçe serisinde finali son 3 dakikada, belki de bir ribaund farkıyla kaçırdık, o an neler yaşadınız ne hissettiniz?
O maçın son 3 dakikasına kadar çok iyi gittik. Bir ribaund alabilsek, bir topu çemberden geçirebilsek, faul hakkımız vardı bir faul yapabilseydik çok fazla şey değişebilirdi. İlk ribaundu alamadık, ikinciyi alamadık, üçüncüyü de alamayıp sayıyı yediğimizde maçın gideceğini hissettim. Gayet iyi mücadele ettik, elimizde oyuncu kalmamıştı nerdeyse, sakat sakat oynayan oyuncularımız vardı. Moriah Jefferson da yoktu. Finale çıkabilirdik, ucundan döndük.

  • Yeni sezon öncesi transfer süreci nasıl geçti? Tam olarak istediğimi gerçekleştirdim diyebiliyor musunuz?
Geçen sene ve bu sene hep kendi istediğim ve çalışmak istediğim oyuncuları aldık. Geçen sene biraz geç başladığımız için seçeneklerimiz kısıtlıydı. Bu sezon Avrupa standardına göre geç, Türkiye standardına göre erken bitirdik transferi. Daha erken başladığımız için seçeneklerimiz daha fazlaydı. Silahları daha fazla olan oyunculara gidebildik.

  • Bu sezon nasıl bir takım izleyeceğiz?
Skor gücü yüksek bir takım olacak. Geçen seneki savunmayı yapabilmemiz için çok çalışmamız gerekiyor. Şu an istediğimiz seviyede değiliz, o seviyeye gelmek için biraz zaman gerekiyor. Çok skor atan takıma savunma yaptırmak kolay değildir. Bu da benim işim zaten. Sürekli savunma üzerine çalışıyoruz. Bu takım bu sezon geçen senekine yakın savunmayı yapacağına inanıyorum. Milli takım arasından sonra daha iyi olacaktır. Kötü oynayabilirsiniz, savunma yapamayabilirsiniz, attığınız top girmeyebilir ama kenardan ben yönetirken, sahada oyuncum oynarken, taraftar takımı izlerken şunu hissetmeli ki en azından biz elimizden geleni yapıp mücadelemizi yaptık.

  • Hazırlık döneminden ve yeni gelen oyuncularımızın performansından memnun musunuz?
Hazırlık dönemi gayet iyi ve verimli geçti. Geçen seneye oranla daha fazla maç yaptık ve eksiklerimizi görüp ona göre antrenman yaptık. Tam takıma yakın çalıştığımız için iyi oldu. Sadece Bria Hartley bir hafta öncesinde geldi. Çünkü Türkiye ligi biter bitmez Avrupa Şampiyonası ve WNBA oynadı. Fizikten ziyade mental yorgunluğunun geçmesi daha önemli.

Sürekli 90 sayıları bulan ama 70 sayının üzerinde yiyen bir takım var o açıdan memnun değilim. Zamanla daha iyi olacağız.

  • Geçen sene ve bu seneki bütçemiz arasında çok fark var mı?
Geçen seneye göre kayda değer bir artış oldu. Bu konuda başkanımız Mustafa Cengiz’e, yöneticilerimiz Erol Özmandıracı ve Ömer Cansever’e ve teşekkür ediyoruz. Erol Özmandıracı’ya ayrı bir parantez açmak istiyorum, transfer döneminde bizimle çok yakından ilgilendi ve çok destek oldu. Kendisine ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

Geçen seneye nazaran daha rahat hareket edebildik. Moriah Jefferson bütçemizin büyük bir kısmını oluşturuyordu. Ondan çıkınca daha rahatladık. Yine Galatasaray özelinde mütevazi bir bütçemiz var. Önemli olan bütçenin büyüklüğü değil doğru şekilde kullanmak. Ben de doğru kullandığımızı düşünüyorum.

  • Genç oyuncuların performansıyla ilgili düşünceleriniz ve onlardan beklentileriniz nedir?
Gençlerde şöyle bir mantalite var. Geçen sezon misyonumuz altyapıdan gelen oyuncularımıza süre vermekti. Ama gençlerimiz bunu muhtemelen yanlış algıladılar. Gençler oynayacak dediğimiz zaman çalışırsan, antrenmanları doğru şekilde yaparsan, efor sarf edersen, takımdaki yabancı ve tecrübeli oyuncular kadar hak edersen oynayacaksın anlamında söyledik. Ama bizim gençlerimizde bu olmadı maalesef.. Her oyuncunun karakteri aynı değil. Biri canını veriyor, sabah erken gelip idmandan sonra geç çıkıyor, diğeri idman biter bitmez salonu terk ediyor. Bunun birçok örneği oldu ve oluyor. Türkiye’de kime sorsanız Galatasaray’da ya da ezeli rakibimize oynamak isterler. Çünkü kadın basketbolunun iki lokomotifi. Buraya geldiğinizde ben oldum havasına girdiğiniz anda sonun başlangıcı oluyor ve düşüşe geçiyor. Buralarda kalabilmek önemli. İşte o zaman saygı görüyorsunuz. Senelerce böyle kalmış oyuncular var onları örnek almaları gerekir.

Benim gençlerimden beklentim fazla. Geçen sene baktığımızda İnci Fenerbahçe serisini, Eda Hatay serisini değiştiren oyuncuydu.

  • Alt yapımızdan yetişen ve herkesin ümitli olduğu İrem Naz Topuz ile yollar ayrıldı. Bu konu hakkında düşünceleriniz?
Geçen sezon ve Marina Maljkovic döneminde hak ettiği şanslar verildi ama değerlendiremedi Antrenör olarak böyle bir karar aldım.

  • Yeni sezon öncesi hedefleriniz nedir? Sezon sonu takımı nerede görüyorsunuz? Bizim için başarı şudur diyebiliyor musunuz?
Geçen sezon oynadığımız basketbolla beklentileri arttırdık. Sezon sonu nerede görüyoruzu konuşmak için biraz erken. Kadın basketbolunda çok fazla değişken oluyor. Play-Off’a bile giremez dedikleri takım son 3 dakikada finali kaçırdı. Geçen sezonun üstüne koymak için elimizden geleni yapacağız. Takımıma, ekibime ve oyuncularıma inancım tam. Sezon sonu nerede olacağımıza bakacağız

  • Gelecek planlarınız nelerdir? Erkek basketboluna geçme düşünceniz var mı?
Altyapıdayken erkek basketboluna geçmek çok istiyordum. Fırsatlarım da oldu ama kadınlarda önümün açık olduğunu düşündüm ve devam ettim. Bir erkek takım çalıştırmak, Galatasaray’ı çalıştırmak, Euroleague maçına çıkmak en büyük hayalimdir.

Kadın basketbolunda en büyük hedefim Ekrem Memnun’un almış olduğu kupaları alabilmek.

  • Türk kadın basketbolu hakkında düşünceleriniz?
Altyapıdan itibaren bütün kategorilerde çalıştığım için bu konu hakkında çok şey söyleyebilirim. 80-90 arası çok farklı bir jenerasyondu. Tırnaklarıyla kazıyıp bir yerlere gelen ve bulundukları yerin değerini bilen oyuncular vardı. Ondan sonrasında biraz değişti ve bence bu biraz da teknoloji ile ilgili. En büyük problem velilerin ve menajerlerin işin içine çok fazla dahil olması. Altyapıda bir oyuncunuza kızdığınız zaman, “sen iyisin, burada yapamazsan başka yerde yaparsın” diye diye iyilik yerine kötülük yapıyorlar. Bir oyuncun velisi gelip “Benim kızımın paraya ihtiyacı yok, mutlu olsun diye oynuyor, mutsuz olursa alıp götürürüm” diyebiliyor.

Eğitim ile basketbolu götürmek neredeyse imkansız. Komple sistemi değiştirip bir şeyler üretmemiz lazım. Yetenek olarak Avrupa’dan aşağı değiliz ama Ciddi şekilde özgüven eksikliğimiz var. Bayan basketbolu, böyle bir branş var diye yapılan bir spor haline geldi. İlgi ve alaka yok.

  • Oyuncularımız hakkında düşünceleriniz
Eda Şahin: Çok talihsiz bir sakatlık yaşadı. Ocak ayında inşallah aramızda olacak. Ama istediğimiz gerçek performansa önümüzdeki sezon başında ulaşacaktır.

Funda Nakkaşoğlu: NCAA’de 4 sezonda çift haneli sayıya ulaşan belki tek ya da ender Türklerden biri. Her ne kadar Türk olsa da Amerikan kolej basketbolundan sonra ilk kıta dışı deneyimi yaşayan her oyuncu gibi bir bocalama ve adaptasyon dönemi yaşıyor. Bunu aştığı zaman Türk kadın basketbol çok farklı bir yetenek kazanacak. Bayanlarda bu kadar net ve hareketli şut atıp kendi skorunu yaratan kısa uzun zamandır yok.

Claudia Cuic: İki senedir Türkiye liginde en verimli oyunculardan biri. Çok yönlü bir oyuncu, önemli parçalarımızdan biri olacaktır.

Meltem Yıldızhan: Türk kadın basketbolunun en ciddi gelecek vaat eden oyunculardan biri. Hayatını basketbolda adamış ve 7/24 çalışan, basketbol için canını verebilecek biri. Maalesef onun da çok talihsiz iki sakatlığı oldu. O yaştaki bir oyuncu için kolay değil iki çapraz bağı sakatlığı yaşayıp geri dönmek. Biraz da psikolojik bir oyuncu, o eşiği atladığı zaman eski Meltem olacaktır.

Alperi Onar: Geçen sezon bize adapte olmakta biraz sıkıntı yaşadı. Çünkü oynadığı takımlarda kendi skoruna oynuyordu, geçen sezon ortasından itibaren biraz daha playmaker gibi oynamaya başladı. Bu sezon da inşallah aynı şekilde devam edecektir. O da talihsiz bir sakatlık yaşadı. Alperi ve Eda ile özellikle Işıl çok yakından ilgilenip yardımcı oluyor ve kendi tecrübelerini aktarıyor. Sakatlığı tamamen geçti.

Sinem Ataş: Kendi yaş grubunun en yetenekli oyuncularından biri. Altyapılarda katıldığı her turnuvada ya sayı kraliçesi ya da MVP ödülü alıyordu. Skor meziyetleri hayli fazla. En büyük problemi istikrarsızlık ve konsantrasyon. Bunu aştığı zaman Türk basketbolu iyi bir 3 numara kazanacaktır.

Dragana Stankovic: İlk 2013 senesinde Romanya’da görmüştüm Avrupa Şampiyonasında. Çok dominant bir oyuncuydu. Her katıldığı Avrupa Şampiyonasında en iyi pivot ya da beşe seçildi. Fakat altyapılarda gösterdiği performansı çok ilerletemedi. Çıkış arayan ve başarıya aç olan bir yabancı olduğu için tercih ettik.

Işıl Alben: Onunla ilgili söyleyecek çok fazla bir şey ve onu anlatacak çok kelime de yok. Artık 33 yaşında geldi, burada 3-5 sene daha oynayacak. İnsanlar daha sonra çok gözleri arayacaktır onu. En azından onu izlemek için insanların tribünleri doldurması gerekiyor. Böyle sembol isimler çok fazla gelmiyor. Herkese yardımcı oluyor, çok pozitif ve istekli. Kulübünü ve takımını çok seviyor ve sahipleniyor.

Tilbe Şenyürek: Bundan iki sene önce FIBA’nın izlenmesi gereken en iyi 10 oyuncu arasında gösterdiği bir oyuncuydu. Eski kulübünde çok fazla hak ettiği süreleri alamadı, mutlaka kendi hataları da olmuştur. O da hatalarından ders çıkarmıştır. Bu sezon çok daha başarılı olacağına inanıyorum Antrenmanlarda gösterdiği performans bambaşka. Kabuk değiştirmiş bir Tilbe görüyorum. Çok çalışıyor, bundan iki sene önce Tilbe yerdeki topa atlıyor deseler gülerdim, ama şu anda yerdeki topa bile atlıyor.

Victoria Macaulay: Geçen seneki son transferimizdi. Uzun pozisyonunda tam kalıplı ve iyi bir 5 numara bulamadığınız sürece biraz daha mobil iki tane 4.5 numara ile oynamayı ben tercih ederim. Geçen sene beklediğimiz katkıyı verdi. Tanıdığımız oyuncu ile devam etmeyi tercih ettik, Burayı çok seviyor.

Sude Yılmaz: Basketbol aşığı ve basketbol için yaşayan bir oyuncu. Bu yaşında çok iyi işler yapıyor. Daha iyi yerlere gelebilmesi için daha çok çalışması gerekiyor.

İnci Güçlü: İstikrar sağlaması lazım. Avrupa’da böyle bir oyuncu yok. Oynadığı zaman neler yapacağını kendisi de biliyor. En basitinden 1-0 geride başladığımız Fenerbahçe yarı final serisinde İnci’yi oynatmaya başlayınca ve o da iyi katkı verince 2-1 önde geçtik. İstediği zaman bir maçı çevirebilecek bir uzun. Buna önce kendisinin inanması gerekiyor.

Bria Hartley: Moriah Jefferson’dan sonra bir skorer arıyorduk o bölgeye. Hem Türkiye ligini çok iyi biliyor hem de iyi bir skorer. Yapısı ve karakterinin de takımımıza uyum sağlayabileceğini düşündük.

Mısra Albayrak: Çalışmayı çok seven bir oyuncu. Gelişimini sürdürebilmesi için bu sezon çifte lisans olarak vermeyi düşünüyoruz.

  • Galatasaray taraftarına mesajınız?
Kadın basketbolu özelinde takımına çok destek veren, sahiplenen bir topluluk. Başarılı olun ya da olmayın her koşulda gelip destekliyorlar. Geçen seneki gibi izledikleri zaman bizim le beraber aynı heyecanı, mutluluğu yaşayacak takım yaratmak için elimizden geleni yapacağız. Her maçta bizi desteklemeyi bırakmayıp, yanımızda olsunlar.
 
.@GSBasketbol Başantrenörü Efe Güven: "Sürekli yönetimimizle transferi konuşuyoruz. Öncelikle 4 maçı geçmek istedik, bu bizim için çok önemliydi. Aceleci davranmak istemedik. Tabii ki gerekli müdahaleyi yapacağız. Elazığ maçını oynayıp, tekrardan oturup değerlendirme yapacağız."
 
Galatasaray Kadın Basketbol Takımımızın başantrenörü Efe Güven, GS TV’de İbrahim Demir’in hazırlayıp sunduğu Son Topa Kadar programına konuk oldu ve kadın basketbol takımımızın sezonunda şu ana kadarki gelişmeleri değerlendirdi.

“HAVAALANLARI EVİMİZ OLDU”

“Milli araya giderken şu anlamda rahatladık: Üç veya dört gün dışında eve dahi gidemediğimiz, bunun dışında sürekli deplasmanlar için seyahatlerin, uçuşların olduğu, havaalanlarının evimiz olduğu bir dönemden geçtik. Beş deplasman maçını üst üste oynadık ki bu sporda çok nadir rastlanacak bir şey. Ankara seyahatimiz dışında hepsi çok yorucu geçti. En az süreni 10 saat aldı. Eve dönmenin verdiği rahatlık bizim için daha fazla. Bu beş maçlık dönemde dört galibiyet almak ayrı bir özgüven ve konfor da getirdi tabii ki.”

“BİR ŞANSSIZLIK BULUTU ÜZERİMİZDEYDİ”

“Birevim Elazığ İl Özel İdare ligin en iyi kadrolarından birine sahip. Zaten bizim maça kadar dörtte dörtle gelmişlerdi. Bu maçta iki takımdan birinin namağlup unvanı gidecekti. Çok kaliteli oyunculara, özellikle de iyi yabancı oyunculara sahip bir takım. Bizim de sezonun başından itibaren yaşadığımız sakatlıklar, sakatlıkların yanında hastalıklar, hastalıkların yanında seyahatlerde yaşanan talihsizliklerle bir şanssızlık bulutu üzerimizdeydi. Elazığ maçına çıkarken de iki yabancıyla sahaya çıkabildik, ikisi sakattı. İsveç’ten geldiğimiz için maça çok hazırlanacak zamanımız da olmamıştı. Maç öncesi çok ufak, spesifik şeyleri konuştuk.”

“TAKIMDAKİ HERKES BİRBİRİNİ SAHİPLENDİ”

“Maç içerisinde gelişen bir durum sonrası tek yabancıyla kaldık. Ama benim için yabancı veya Türk oyuncu diye bir ayrım yok. Takımda kaç oyuncu varsa hepsi benim için bir. Bunun böyle olduğunu bu maçta da gösterdik. İnsanların ‘Dört Türk, bir yabancıyla oynadılar, yine kazandılar’ diye olumlu yorumları, bizi mutlu ediyor. Bu bizim ne kadar bir arada olduğumuzu ve ne kadar iyi bir takım olduğumuzu gösteriyor. Basketbolun da bir takım oyunu olduğunu gösteriyor. O maçta Bria Hartley takımın sayılarının yarısını attı ama biz sahada bir takım gibi oynadık. Takım olarak çok iyi savunma yaptık. Hepimizin kafasında geçen seneki kadar iyi savunma yapıp yapamayacağımızın soru işareti vardı. Milli takım arasına kadar istediğimiz seviyeye geleceğimizi söylüyordum. Ama milli araya kadar oyuncular eksildi, bazı değişiklikler zorunlu oldu. Ama son üç maçta takım daha da kenetlendi, o aile ortamını oluşturduk. Herkes birbirini sahiplendi. Oyuncuların maç sonunda verdiği tepkilerden de bu anlaşılıyor. Birevim Elazığ İl Özel İdare galibiyetini teknik taktikten çok ruhla ve forma sevgisiyle kazandık.”

“SUDE BAŞKA BİR SPORDA OLSA MANŞETLERİ SÜSLERDİ”

“Sude’ye bu maç özelinde ayrı bir parantez açmak gerek. Kendini hep hazır tutan bir oyuncu. Hiçbir şekilde geri adım atmıyor. 2002 doğumlu bir oyuncu olarak maçta 25 dakika görev aldı. Lulea maçında da 21 dakika süre aldı. Başka bir sporda olsa bu basında manşetleri süslerdi. Bence şu anki performansı Galatasaray için gurur kaynağı. Altyapıdan yetişmiş bir oyuncu... Kadronun geneline baktığınızda 11 kişilik ekibimizde beş altyapı oyuncumuz var. Meltem sakatlıktan döndüğü için yeni ritm yakalıyor ve yavaş yavaş süre alıyor. İnci süre alıyor ama biraz istikrar problemi var. Ama biz bu üç oyuncuya ciddi süreler vererek ciddi katkı almaya çalışıyoruz. Zaman zaman alıyoruz da. Bu bizim için ayrı bir gurur. Adeta milli takım kadrosu gibi bir kadromuz var. Dokuz Türk ve bir yabancıyla... Ama biz böyle bir ayrımla hazırlanmıyoruz. Türk oyuncularımız da her zaman hazır kalarak bunu gösteriyorlar. Sinem Ataş iki maçtır iyi performans gösteriyor, Alperi önceki gün hastalanmasına rağmen oynadı ve o nedenle daha az süre aldı. Daha önce geçen yılki Fenerbahçe serisinde de sakat sakat oynamıştı, o da sahaya ruhunu koyan, fedakar bir oyuncu.”

“GENÇ İSKELETİMİZLE GELECEĞİMİZ PARLAK”

“Türkiye Ligi’nin en genç ikinci kadrosuna sahibiz. EuroCup’ta grubumuzun en genç kadrosuna sahibiz. Bu da kadın basketbol şubemiz için çok önemli. Çünkü çok önemli bir iskeletimiz var. Bu iskeleti koruyarak gittiğimiz sürece uzun yıllar çok önemli başarılara imza atabiliriz. Bu birlik beraberliği, bu kadroyu olabildiğince korumamız gerekiyor. Elimizde daha iyileşme süreci devam eden Eda’yla, henüz oynatmadığımız Miray ve Mısra’yla çok değerli oyuncular var. Geleceğimiz parlak.”

“EDA’YI KORUYARAK HAREKET ETMELİYİZ”

“Eda’nın iyileşme sürecinde kısa bir oyuncu olmasının getirdiği bir avantaj var. Eda şu an koşulara başladı, topla çalışmalar da yapıyor. Bizim hesabımıza göre 1,5 ay içerisinde takımla beraber temassız antrenmanlara girebilir. Aralık sonu, Ocak başı gibi oynatabileceğimiz seviyeye gelebilir. Ama o dönem ligin ve sezonun en hararetli dönemi olacağından Eda’yı biraz koruyarak hareket etmemiz lazım. Çünkü o bizim için çok önemli bir değer. Herkesten çok o bir an önce oynamak istiyor. Ama bunu biraz daha sindirip doğru şekilde yöneterek gitmemiz lazım. Çünkü sakatlığın tekrarlama ve nüks etme ihtimali de bulunuyor. Mümkün olduğu kadar emin adımlarla ve temkinli gidiyoruz.”

“İNCİ DURDURULAMAZ BİR OYUNCU OLABİLİR”

“İnci’yle altı yıldan fazladır çalışıyorum. Altyapı seviyesinde de kendisiyle çalıştım. İnci bir şeyi yaptığı zaman en iyisini yapmak isteyen bir karakter. Bir hata yaptığında bütün gözlerin üzerinde olduğunu düşünüp doğrusunu yapması gerektiğini düşünüyor. Altyapılarda sahaya çıktığında korkusuz hareket ediyordu, A takım seviyesinde bu korkusuzluğun daha da fazlasını sahaya yansıtması lazım. Biz İnci’nin potansiyelini biliyoruz, o potansiyeli en iyi şekilde kullanmasını istiyoruz. Oyuna ilk girdiğinde başka bir insan, ikinci girdiğinde başka bir insan izliyormuş hissine kapılabiliyorsunuz. Bu durum biraz İnci’nin kendisinde bitiyor. İstediği zaman neler yapabileceğini çok iyi biliyorum, bu isteğini biraz da güvenle birleştirdiğinde durdurulamaz bir oyuncu olabilir. Duygularını çok göstermese de o da bunu çok istiyor. Ama o da mükemmeliyetçi bir insan, her şeyi en iyi şekilde yapmak istiyor.”

“BRIA HARTLEY OYUNU ÇİFT YÖNLÜ OYNAMAYA ÇALIŞIYOR”

“Bria Hartley’i transfer ederken takıma, bizim kültürümüze uyacak, burayı sahiplenip takım arkadaşlarına yardımcı olacak, bizim bu ailemizin parçası olacak bir oyuncu istiyorduk. O da bu şartlara çok uygundu. Bunu da gösteriyor. Canla başla mücadele ediyor, savaşıyor. Örneğin Elazığ ekibine karşı maçımızda rakibin en skorer isimlerinden birini tutmak istediğini gelip bana kendisi söyledi. Yani hem o maçta 36 sayı attı, hem de rakibin en iyi oyuncusunu savunmak istedi. Oyunu çift yönlü oynamaya çalışıyor. Bunu sezon başında onunla konuşup savunmada da en iyi oyununa ihtiyacımız olduğunu söylemiştik. Işıl’la çok iyi bir kimya yakaladılar. Birbirlerini tamamlamaları çok iyi oldu. Düşünün, Işıl bu maçta hastalığı sonrası biraz da başı dönerek oynadı ve maç içindeki gelişmeler sebebiyle normalden daha fazla süre alması gerekti. Evet, Bria bizi hücum olarak taşıdı ama onu yükselten de takım arkadaşlarının hem hücumdaki hem de savunmadaki çabaları oldu. Ona performansı için bu alanı sağladı. Bria’nın top kullanmadığı noktalarda da Tilbe’nin, Sude’nin, Alperi’nin, Işıl’ın, Sinem’in hücumda çok kritik hamleleri oldu. Burada da takımca bir çabamız vardı.”

“HER MAÇA KAZANMA HIRSIYLA ÇIKIYORUZ”

“Galibiyet sonrası sevincimiz de şunu gösteriyor: Takımın her mensubuyla biz her maçı yaşıyor, her maça kazanma hırsıyla çıkıyoruz. Hangi maç olursa olsun aynı hırs, aynı heyecanla sahaya çıkıyoruz. Ve galibiyetin mutluluğunu da hep beraber yaşıyoruz. Bizim için hiçbir maçın birbirinden farklı olmadığını da göstermiş olduk.”



“LİG SÜRPRİZ SONUÇLARA ÇOK AÇIK”

“Lige genel bir bakış atarsak; ligin sürpriz sonuçlara çok açık olduğunu görüyoruz. Bazı takımların oluşturduğu kadrolar ligin üzerinde gözükse de ligde her sonuç çıkabiliyor. Lig devam ederken takımların kadro değişimlerine gittiğini de görüyoruz. Yabancılar değişiyor, yerliler değişiyor, takviye yapan takımlar oluyor. Ligde çok fazla sezon içi değişim olacaktır bu sene. Bizim de tek ve ikinci yabancıyla kazandığımız maçlar da ligin dengesizliğini gösteriyor. Örneğin şu an Beşiktaş ligin sonunda gözüküyor ama lig bittiğinde Beşiktaş o pozisyonda olmayacaktır. Çukurova’ya baktığınızda yine yaptıkları takviyelerle ligin en üst noktasına aday olacaktır. Ormanspor, Hatay, BOTAŞ, Elazığ gibi takımlar yine ciddi kadrolara sahip. Yazın isteyip getiremediğiniz oyunculara bakıyorsunuz hiç tahmin etmediğiniz takımlardan çıkabiliyor.”

“ALMIŞ OLMAK İÇİN BİR OYUNCU ALMAK İSTEMİYORUZ”

“Canik Belediyesi maçında Victoria Macaulay’in oynamasını beklemiyoruz. Bir maç ceza alacaktır. Dragana Stankovic’in döneceğini düşünüyoruz ama bir hafta uzama ihtimali de var. Dragana bizimle olursa o maçta sadece iki yabancımız olacak. Sakatlıklar ilk yaşandığında biz aceleci davranmak istemedik. Bizim harcadığımız her kuruş çok önemli. Önümüzde dört maç vardı milli takım arasına kadar. Oraya kadar elimizdeki kadroyla nasıl gideceğimizi görmek istedik. Deplasmanda ligin en önemli takımlarından Çukurova Basketbol’u mağlup ettik. Artego maçını son iki dakikada kaybettiğimizi varsayarsak bu dönemi olabilecek en iyi senaryoyla geçtik. Tabii ki transfer yapacağız. Bununla ilgili görüşmelerimiz ve araştırmalarımız sürüyor. Bir yandan detaylı bir araştırma yapmaya çalışıyoruz ama bir yandan da çok fazla seçeneğimiz de yok. Bu dönemde takım bulamayan oyuncuların bazıları problemli oyuncular oluyor, sakatlıktan yeni dönen oyuncular oluyor ya da istediği kontratları bulamayan oyuncular oluyor. Sistemimizi ve takım kimyasını bozmayacak bir oyuncu bulmak istiyoruz. Eğer mevcut sistemimizi devam ettirebilecek bir oyuncu bulamazsak sistemimize farklılık katabilecek bir oyuncu bakacağız. Almış olmak için de bir oyuncu almak istemiyoruz. Şu an elimizdeki oyuncular onlara duyduğumuz güvenin karşılığını fazlasıyla verdi. Yeni gelen oyuncu da iyi bir takıma gelecek, yeri hazır olmayacak. Yakın gelecekte belli olacak bir kanun düzenlemesi var. Stopaj vergisinin kulüplere amatör branşlarda kullanılmak üzere iadesiyle ilgili bir düzenleme. Bu konuda bir değişiklik olma ihtimalinden söz ediliyor. Biz de daha reel hareket edebilmek için bunu bekleyeceğiz ki bütçemiz nedir görebilelim. Bu kısa bir süre içinde belli olacak. Netleştiği zaman da biz bu hamleyi yapacağız.”

“İSVEÇ VE ROMANYA SEYAHATLERİNDE BÜYÜK ZORLUKLAR YAŞADIK”

“Lulea Basket maçına gitmeden önce Işıl Alben’in vertigo atağı geçirmesiyle 10 kişi kaldık. Uçakta İnci Güçlü’nün yüksek ateş ve boğaz ağrısı vardı, idmanı da tamamlayamadı ve 9 kişiye düştük. Yardımcı antrenörümüz ve altyapı erkek takımından oyuncularla hep idmanları takviye ettik. İsveç’te maç sırasında öne geçmişken Alperi Onar bir turnike sırasında bileğini burktu ve oyundan ayrılmak zorunda kaldı. Kaldık 8 kişi. Alperi’nin oynamadığı sürede de geriye düştük. Daha sonra bandajla yeniden oyuna dönmek zorunda kaldı. Son periyotta ciddi karakter koyarak kazandık. Sepsi deplasmanı yolculuğu da çok sıkıntılı geçti. 3 saat rötar yapan uçak, arızalanan otobüs sebebiyle üç saat rötar yapan otobüs yolculuğu gibi ilginç şeyler yaşandı. Oyuncular tükenmiş haldeydi ancak o maçı çok kötü oynadık. Bahanesi olmayacak kadar kötüydük. Cuic’in sakatlığı da o maçtan sonra büyük kayıp oldu. Artık önümüzde Sepsi maçı var. Kazanmaktan başka bir seçeneğimiz yok evimizde. Taraftarlarımızı o maça bekliyoruz.”

“EKİBİMİZLE AYAKTA KALDIK”

“Bu yaşadığımız sıkıntılı dönemde takımın ayakta durmasını sağlayan herkese çok teşekkür ediyorum. Ulaştırma sorumlumuzdan malzeme sorumlumuza hepsinin emeği var. Bu bir ekip işi ve bu dönemde bu ekip hep birlikte kaldı. Sayın Erol Özmandıracı’ya da teşekkür ediyorum bu dönemde hiç yalnız bırakmadı. Her deplasmanda sürekli olarak bizi takip etti, motivasyonumuzu yukarıda tutmamızı sağladı.”
 

Üst