Üst

2026-2027 Galatasaray Erkek Futbol Takımı

Lesley Fransa u21'e çağrılmış ama burada yedek kulübesinde çürüyor.
Sane'yi Almanlar bile istemiyor. Klopp davet göndermemiş ama bizde 50 maça yakın oynamasına rağmen hala umutla bekleniyor.
Atlet, genç , yetenekli stoper alındı , daha sahaya ayağını bile basmadı. Kenarda çürüyecek. Yerine miadı dolmuş Abdülkerim oynuyor.
30 milyona Batrakov alındı ama kanat oyuncusu Yunus oraya atılıyor.
10-12 milyona yedek santrafor alındı ama futbol fukarası Barış'ı denedi. :D Tepkiler gelince korktu, iyi de oynayınca Deniz'e döndü.

Anlamıyorum psikolojik problemleri mi var. Kimi aldırsa yedek kulübesine hapsediyor. 10 tane yeni adam da alınsa biz niye hala 2023-2024 kadrosuyla devam ediyoruz kafayı yiyeceğim.
 
Sıcağı sıcağına duygusal bir paylaşım yapmamak ve maçı tekrar seyredip yorum yapmak için bekledim. Öncelikle rakibe hiç saygı duymadan hazırlanmışız. İlk golün başka bir izahı yok. Salah rakibin hiç kimsenin tanımadığı oyuncusu olsa gözden kaçmış diyebilirsin. Ancak bu gol öncelikle Salah'a yapılan saygısızlığa bir cevap. Bu kibir geçen seneden beri büyüyerek devam ediyor. Gelinen nokta ;Salah kim ki, ona önlem alalım noktası. Hocanın formsuzluğunu, saha kenarındaki fevri davranışlarını ve ne yazık ķi sevimli karakterden, burnundan kıl aldırmayan kibirli karaktere dönüşümünü izlemek üzücü. Geçen hafta yazmıştım. Dünya da hiçbir teknik direktör kazandıkları maç sonunda ilk defa oynayan hatta iyide oynayan santraforunu kutlamak varken, Osimhen olsa 3-4 gol atardı demez. Bu eşyanın doğasına aykırı. Bu sorun arkadaşlar. Bu kişilik sorunu. Gelelim işin teknik taktiğine. Açık açık yazalım. Çok zayıf bir orta sahamız var. Yunus 10 numara değil. 30 milyon euro verdiğimiz oyuncu oynamıyor, Yunus oynuyor. Galatasaray 30 milyon euroya Yunus'u transfer eder mi? Eğer Yunus oynayacaksa bu çocuğa niye 30 milyon verildi? Rezalet bir transfer sezonunun sonunda takımın geçen sezondan gelen bütün zaafları devam ediyor. Sağ bekimiz yok. Orta sahamız yumuşak karnımız. Sol stoper diye alınan oyuncu ortada yok. İlkay gibi 5 milyon alan ve İstanbul tatili yapan bir oyuncumuz var. Lemina ve Singo gibi müzmin sakat oyuncularımız var. Nhaga gibi niye oynatılmadığı bilinmeyen, oynatılmayacaksa gelişsin diye kiralanmayan bir oyuncumuz var. 18 maç oynarsa 30 milyon verip transfer edeceğin ama transfer etmek istemediğin bir oyuncumuz var. Gamsızlar kralı Sane isimli bir oyuncumuz var. En iyi oynadığı bölge sağ açık olan ama o bölge dışında her yerde oynayan Barış isimli bir oyuncumuz var. Çok kuvvetli bir takımımız olduğunu zanneden futboldan bihaber yönetim kurulumuz var. Ve en sonunda yönetim içinde kaleminin kırılması gerektiğini düşünen önemli sayıda insanin olduğu teknik direktörümuz var. Ki teknik direktörümüz kimsenin onu görevden almasına gerek olmadan kendi kendini imha etmeye çalışıyor. Durum bu. Salah'ın dün gece attığı ilk gol, Galatasaray'da futbol organizasyonunun mental olarak yıkımda olduğunu gösteriyor.
 
Şöyle biraz içimi dökesim geldi.

Bence Galatasaray taraftarının en büyük problemi artık başarısızlık değil, başarıya doymuş olması.

4 sene üst üste şampiyonluk, Şampiyonlar Ligi'nde son 16... Bunlar normal başarılar değil.

Ama işin komik tarafı şu: Bu başarılar taraftarın mutluluk eşiğini o kadar yükseltti ki artık şampiyonluk bile bazılarına sıradan geliyor.

Galatasaray maçı kazanıyor: "Ama oyun kötü."

3 puan alıyor: "Ama set oyunu yok."

Şampiyon oluyor: "Zaten kadro çok iyi."

Şampiyonlar Ligi'nde son 16 yapıyor: "Daha ilerisi lazım."

Bence bu taraftarın gerçekten 2-3 sene başarı görmemeye ihtiyacı var. 2-3 sene ciddi anlamda başarısızlık yaşansın. Yeni bir hoca gelsin, "Acaba bu ne yapacak?" diye bekleyelim. Bir sezon şampiyon olamasın, hoca tartışılsın. Sonra başka hoca gelsin. Avrupa'da bir şeyler denensin, yine olmadı gönderilsin.

Çünkü taraftarın yeniden aç olması gerekiyor.

Beşiktaş taraftarına bakın. Yıllardır doğru düzgün başarı göremedikleri için bir Marsilya galibiyeti bile insanları ayağa kaldırıyor.

Galatasaray taraftarı ise böyle bir maçı artık "normal" görüyor.

Hatta belki Barcelona'yı yensek bile birkaç saat sonra biri çıkıp "Ama ikinci yarıda oyunu verdik" diyecek.

Çünkü biz bu heyecanı son dört yılda defalarca yaşadık.

Geriden gelip maç çevirdik.

Son dakika golüyle şampiyonluk aldık.

Derbi kazandık.

Şampiyon olduk.

Şampiyonlar Ligi'nde büyük takımları yendik.

Juventus'u eledik, Liverpool'u yendik, son 16'ya kaldık.

Artık bunların hiçbirisi bazı taraftarlar için yeterli değil.

İşte bu yüzden sürekli "yabancı hoca gelsin" muhabbeti dönüyor.

Aslında insanların bir kısmı teknik direktör aramıyor, yeni heyecan arıyor.

Yeni isim.

Yeni sistem.

Yeni başlangıç.

Yeni umut.

"Acaba bu hoca ne yapacak?"

Çünkü mevcut başarı artık heyecan vermiyor.

Okan Buruk'un dört sene üst üste şampiyon yapması, Galatasaray tarihinde sadece Fatih Terim'in daha önce başardığı bir şeyi tekrar etmesi demek. Üstelik kulüp, Buruk'un göreve geldiği 2022-23 sezonundan itibaren ligde galibiyet ve puan toplamında da açık ara önde.

Ama taraftarın bir kısmı artık bunu başarı olarak bile algılamıyor.

İşte tehlikeli olan nokta bu.

Başarı standart olmaya başladığında, başarı olmaktan çıkarak beklentiye dönüşüyor.

Sonra da "Niye heyecanlanmıyoruz?" diye soruyoruz.

Heyecanlanmıyorsun çünkü doydun.

Bence Galatasaray taraftarının biraz yeniden aç kalması lazım.

Bir maç kazanmanın yeniden mutluluk vermesi lazım.

Bir derbi galibiyetinin yeniden günlerce konuşulması lazım.

Şampiyonluğun son haftaya kaldığında yeniden heyecanlandırması lazım.

Yeni hocanın ilk maçında "Acaba ne olacak?" diye merak etmemiz lazım.

Çünkü şu an bazıları şampiyonluğu bile hak edilmiş bir başarı değil, Galatasaray'ın doğal hakkı gibi görüyor.

Ve bu kafa devam ederse yarın 5. şampiyonluk da yetmeyecek.

Şampiyonlar Ligi son 16 yetmeyecek.

Çeyrek final yetmeyecek.

Yarı final yetmeyecek.

Sonra da sürekli hoca değiştirip "bir sonraki hoca bizi Avrupa'da uçuracak" diye yeni bir heyecan arayacağız.

Belki de Galatasaray taraftarının ihtiyacı yeni bir hoca değil, biraz yeniden açlık.
 
Geri