Keremlerin gelmesi demek Efes'in fiilen kapanması demek, Efes zaten bu duruma düştüyse zamanında Ömer, Mirsad, Kerem Tunçeri (hatta Kaya) gibi oyuncularının değerini bilmemesinden, gitmelerine göz yummasındandır. Türkiye ne yazık ki Sırbistan değil her jenerasyonda üst düzey onlarca genç oyuncu yetişmiyor. Cenk'i geri getirmeleri, oynatmamalarına rağmen Ender'i göndermemeleri bunun farkına vardıklarını gösterir, geç kaldılar ama. Bu yüzden Cenk dışında herhangi önemli bir yerli oyuncularını bırakacaklarını sanmam, belki Cenk'i bile bırakmazlar. (Ben olsam bırakmazdım.)
Kısa-dış rotasyonunu bütün olarak düşünmek gerekir. Buradaki yapılanmanın temeli hangi tip pg seçileceğine bağlı olarak değişkenlik gösterecektir diye tahmin ediyorum. Eski tip takımı oynatan pg'lerden artık pek yetişmiyor, Tutku ve Engin var, bir de oyun görüşü yaratıcılığı onlar kadar iyi olmasa da savunması ve zayıf noktasının bulunmayışıyla öne çıkan Kerem. Yabancı olarak da birkaç farklı tipte pg seçilebilir. Kabaca savunma, oyun kurma ve skorer-sutor becerileri gelişmiş oyuncuları ayrı ayrı sınıflandırabiliriz. Bu 3 temel özellikten ikisini belirli bir düzeyde ve istikrarda uygulayabilen pg seçilebilir konumdadır.
Savunmacı combo guard denebilecek oyuncular, Evren'e yakın tipte yani, İ.Paunic, S.Markovic, Kalnietis tipi oyuncular. Yine aslen 2 numara olup da combo guarda evrilebilecek Saso Ozbolt, Robert Hite vari oyuncular da var. Tutku'nun yedeğinde Tutku kadar oyunu kurabilen bir guard bulamıyorsan, hiçbir şeyi ust duzey yapamayan ortalama skorer pg/sg yerine hiç olmazsa bu tip oyuncular seçilip, Tutku'nun yanı Evren-Göksenin-Markovic(Ozbolt, vb.) ile güçlendirilip guard savunmasında ve ön alan baskısında fark yaratılır. Milli takımda bunu Sinan-Ömer'le yaptı, Siena'da yapıyor, F.Bahçe'de. Hatta F.Bahçe'nin Ukic haricinde dış rotasyonu bu anlamda örnek Tomas-Kinsey-Ömer. Başarının yolu üst düzey yaratıcılığın ya da becerin yoksa mobilite ve sertlikten geçiyor bence.
Bir diğer seçim, saf oyuncu kurucu seçip, ki bunların genelde skor katkısı pg/sg'lerden düşük olur ve savunmaları genelde yetersizdir, yanına dış rotasyona bir sert oyuncu daha yerleştirerek, Tutku olmadığında Tutku'nun işlevini sürdürmek. Rok Stipcevic, Marcus Williams(top kayıpları yüksektir ama yaratıcıdır) gibi.
Skorer-sutor pg'lere geçmeden önce bu üçlünün karması diyebileceğim bazı oyuncularda var; Delininkaitis gibi. Hiçbir zaman üst düzey takım oyuncu olmadı Delininkaitis, çogu zaman dalga malzemesi bile oldu, jasi sonrası sonrası Milli takımda. Ama iyi bir sutor, fena olmayan bir savunmacı, tipik skorer pg/sg amerikalılara göre ise daha disiplinli. Alınması da daha kolay. Zalgiris kalnietis'le yeni sözleşme yeniledi ve kolay kolay bırakmaz ama Delininkaitis rahatlıkla alınabilecek bir guard. Asla ideal guard değil ama doğru dürüst bir adam bulamıyorsan ehven-i şerdir. Yine Avustralya Milli takımı guardı A.Miles de pg/sg ve sutu da zayıftır ama oyun görüşü yeterlidir. Miles'ı Stipcevic-Williams sınıfına koyamadım tıpkı Delininkaitis'i skorer-sutor pg/sg'ler sınıfına sokamadığım gibi.
Bir diğer tip pg, skorer-sutor pg/sg Taylor vari bol bulunan oyuncu tipi. İlievski en tipiği herhalde. Amerikalı combo guardlara göre daha iyi bir oyun görüşü ve zekasına sahip ama yaşı gereği savunması ve enerjisi iyice düşmeye başladı. Alba'nın sembol ismi J.Jenkins, benetton ve Cantu macerası saonrası sakatlıklarla boğuşan Dashaun Wood, eski Erdemir'li Ramel Curry, Trabzon'lu A.Rasic (Efes'teki halinden çok daha iyi, son haftalarda kötü ama nedeni formsuzluk değil sanırım takımdan ayrılmak istiyor ama Trabzon bırakmak istemiyor bu yüzden de seriyor, iş ahlakı sorgulanır neyse) vb. Bu listede öne çıkanlar Justin Gray, 2008 yazında ilgilendiğimiz alamadığımız Lionel Chalmers başka birkaç isim daha eklenebilir.
Guard tipine göre Shipp konusunda karar alınır herhalde. Diğer koşulları yok sayarsak, devşirme kuralı ve Shumpert'ın yaşı dolayısıyla Shipp'in takımda tutulması gerekiyor. Fakat bir yandan da Bornova'daki yaratıcılığından oldukça uzaklaşan(asıl fark bu), şutu istikrarsız(Bornova'dayken de sutu böyleydi) savunması ve ribaundlarıyla katkı veren yabancı bir dış oyuncusu. Dengesiz ve eksik uzun rotasyonumuzda Shipp'in ribaundları işimize çok yaradı açığımızı kapattı ama seneye daha dengeli ve geniş bir uzun rotasyununda ribaund katkısı bu kadar elzem olmayacaktır. Bu yuzden kararsızım, diğer parçalara göre karar vermek gerekir. Yine bir başka neden, alternatiflerin durumu. Belki de en kolay bulunabilecek pozisyon 2-3 numaralar. Bir çırpıda 10'a yakın isim sayılabilir ki oldukça iyi sg ya da sf'ler. Ama bu yıl ki Shipp olacaksa, pg için Stipcevic vari oyuncular yerine sutor-skorer pg/sg seçmek zorunlu hale gelir. Ya da Shumpert'tan açılan kontenjanı Jasaitis vari bir dış oyuncudan yana kullanmak gerekir. Bu da uzun rotasyununda 4 uzunlu Ermal-Andric-İlkan ve XX bir tercih anlamına gelir. Cemal gelse bile Ermal, Cemal ve Andric'in ribaund becerisinden ötürü butun atletizm ve ribaund yükü İlkan'a kalacağından mecburen tipik atlet, sert, ribaundcı bir uzun alınır. Sakatlık vb. bir durum olmadıktan sonra 5 uzunlu bir rotasyona karşıyım, oyuncuların süre bulması ve form tutması açısından. 4 uzun ve ayakları çabuk, oyun bilgisi yuksek bir 3.5 daha efektif olabilir.